<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Belçikalı Türklerin Günlük Haber Kaynağı</title>
        <link>https://www.belturkhaber.be/</link>
        <description>&quot;BelTürkHaber, Belçika,Türkiye ve dünyadan son dakika haberleri, güncel gelişmeler, ekonomi, siyaset, spor, teknoloji ve yaşam haberlerini tarafsız,doğru ve en hızlı bir şekilde sunar. &quot;</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>Kolay iyileşmiyor değer verdiğin insanların açtığı yaralar</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/kolay-iyilesmiyor-deger-verdigin-insanlarin-actigi-yaralar-389</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/kolay-iyilesmiyor-deger-verdigin-insanlarin-actigi-yaralar-389</guid>
                <description><![CDATA[Kolay iyileşmiyor değer verdiğin insanların açtığı yaralar]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">Kolay iyileşmiyor değer verdiğin insanların açtığı yaralar</p>

<p style="text-align:start">Bu dünyada hepimiz ayrı birer masalız aslında, “bir varmış” la başlayıp “bir yokmuş” la biten…</p>

<p style="text-align:start">Mezar taşında doğum tarihi ve bir( – )çizgi ile biten ölüm tarihi yazılır.</p>

<p style="text-align:start">Ölüm ve yaşam, insan varlığının birbirini tamamlayan iki önemli gerçekliğidir. Her şey o bir çizginin içinde gizlidir.</p>

<p style="text-align:start">Platon, “Hayatın amacı, ölümdür” demiştir</p>

<p style="text-align:start">İnsan hayatı, felsefi ve tasavvufi düşüncede sıklıkla bir "çizgi" veya "köprü" olarak tasvir edilir. Bu çizginin başlangıç noktası doğum, bitiş noktası ise ölümdür.</p>

<p style="text-align:start">Bu iki kesin gerçeklik arasında geçen süre, insanın varoluşunu anlamlandırdığı, anılar biriktirdiği, sevinçler ve hüzünler yaşadığı "yaşam" sürecidir.</p>

<p style="text-align:start">İnsanoğlu ne kadar büyüklenirse büyüklensin, oyun bitince şah ve piyon aynı kutuya konur. Zenginde fakirde iki metrelik alana gömülüyor sonuçta</p>

<p style="text-align:start">Yaşayıp gidiyoruz işte; bazen cümle âlemle birlikte bazen yapayalnız kendi içimizde.</p>

<p style="text-align:start">Hayatımızın kalitesini hayatımızdaki insanların kalitesi belirliyor. En büyük hırsızlık kendimizden çalmaktır, cezası ömür boyu pişmanlıktır.</p>

<p style="text-align:start">Kolay iyileşmiyor değer verdiğin insanların açtığı yaralar; “değer” ağırdır, taşıyabileceğinden emin olduğun kişilere vermeli.</p>

<p style="text-align:start">Beklenti ve güven duygusunun yıkılması nedeniyle fiziksel yaralardan daha derin izler bırakır ve iyileşmesi zaman alır.</p>

<p style="text-align:start">Lafa gelince “eş-dost” çoktur ama herkes tek başına direnir hayata.</p>

<p style="text-align:start">Unutmayınız ki, insanın yaşı ne olursa olsun ağlarken hep kimsesiz bir çocuktur.</p>

<p style="text-align:start">“Yaşam ince bir cam gibidir, beklenmedik bir anda kırılabilir.” Tolstoy</p>

<p style="text-align:start">Kalın sağlıcakla</p>

<p style="text-align:start">&nbsp;</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>

<p style="text-align:start">Uzman Psikolojik Danışman</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 15 Apr 2026 08:58:35 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Pişmanlık ve hayal kırıklığı</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/pismanlik-ve-hayal-kirikligi-388</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/pismanlik-ve-hayal-kirikligi-388</guid>
                <description><![CDATA[Pişmanlık ve hayal kırıklığı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">Geçmişe dönüp bazı şeyleri daha farklı yapmış olmayı düşündüğünüz oluyor mu?</p>

<p style="text-align:start">Bazen insan yorulur; yaşadıklarından, pişmanlıklarından, hayal kırıklıklarından. Pişmanlık hayatımızın belli dönemlerinde hepimizi ziyaret eden bir duygudur.</p>

<p style="text-align:start">Söz konusu ister küçük, ister büyük kararlar olsun, en büyük pişmanlıklarımız kaçırdığımız fırsatların altında yatar.</p>

<p style="text-align:start">Tıpkı yere düşüp parçalanan bir cam bardağın eski halini koruyamaması gibi. Kırılmayı da en iyi dile getiren sözcüklerin başında pişmanlık, vicdan azabı, hayal kırıklığı ve benzeri duygularımız yer alır.</p>

<p style="text-align:start">Ah, keşke yapmasaydım…</p>

<p style="text-align:start">Bugün hala vicdan azabı çekiyorum…</p>

<p style="text-align:start">Nasıl da umut etmiştim…</p>

<p style="text-align:start">Şimdi tam bir hayal kırıklığı…” ve daha başka sözcükleri, hemen herkes hayatında bir veya birkaç söylemiştir.</p>

<p style="text-align:start">Tilburg Üniversitesi’nden araştırmacı Marcel Zeelenberg, pişmanlığın, neler olabileceğine dair verilen bir tepki olduğunu anlatıyor. Zeelenberg’e göre, bu garip duygu neredeyse her zaman elimizde seçenekler olduğunda ortaya çıkıyor.</p>

<p style="text-align:start">Peki, pişmanlıkla nasıl baş edebiliriz?</p>

<p style="text-align:start">Eğer geçmişe çok takılı kalırsak, gelecekteki davranışlarımızı değiştirecek motivasyonu bulmak zor olabilir. Geçmişi tekrar tekrar hatırlamak yerine geleceğe bakmak gerekir. Çünkü pişmanlıkla baş etmenin yolu bazı gerçekleri kabul etmekten geçiyor. Bu bağlamda kabul, olumsuz bir duygudan kaçınmak yerine o duyguyla yaşamaya gönüllü olmak anlamına geliyor. Denver Üniversitesi’nden araştırmacı Amanda Shallcross ve meslektaşlarının yaptıkları çalışmalar olumsuz deneyimleri kabul etmenin insanları olumsuz duyguları deneyimlemekten koruduğunu gösteriyor.</p>

<p style="text-align:start">Unutmayınız ki hayatta her şey sırayla, önce gözyaşlarınızı silersiniz, sonra buna sebep olan duyguları ve insanları hayatınızdan çıkarırsınız.</p>

<p style="text-align:start">Yorgunluk, bezginlik, aldanma ve benzeri duyguları yaşamak istemiyorsak, dünün aklını bugünden, bugünün aklını yarından farklı kılmak gerekiyor.</p>

<p style="text-align:start">&nbsp;</p>

<p style="text-align:start">Kalın Sağlıcakla</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>

<p style="text-align:start">Uzman Psikolojik Danışman</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 07 Apr 2026 10:11:20 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Belçika’da Göçmen Gerçeği</title>
                <category>Serbest Kürsü</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/belcikada-gocmen-gercegi-387</link>
                <author>saglamsukru@1hotmail.com (Serbest Kürsü)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/belcikada-gocmen-gercegi-387</guid>
                <description><![CDATA[Belçika’da Göçmen Gerçeği]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bir ülke düşünün…<br />
Yıllar önce kapılarını açıyor, “Gelin, çalışın” diyor. İnsanları trenlerle, uçaklarla getiriyor. En ağır işleri onlara veriyor. Madenlerde, fabrikalarda, inşaatlarda…</p>

<p>Sonra aradan 60 yıl geçiyor.<br />
Ve aynı insanlara –ya da onların çocuklarına– dönüp şöyle deniyor:<br />
“Artık yük oldunuz.”</p>

<p>İşte bugün Belçika’da tartıştığımız mesele tam olarak bu.</p>

<p>Kimse kusura bakmasın, bu sadece ekonomik bir kriz hikâyesi değil. Bu, aynı zamanda bir hafıza ve vicdan meselesidir.</p>

<p>Göçmenler bu ülkeye turist olarak gelmedi. Davet edildiler. İhtiyaç olduğu için çağrıldılar. O dönem kimse “entegrasyon” kelimesini ağzına almıyordu. Çünkü mesele basitti: Çalışacak insan lazımdı.</p>

<p>Onlar da çalıştı.</p>

<p>Şart sormadılar. En zor işleri yaptılar. Kötü evlerde yaşadılar. Ayrımcılığa uğradılar. Ama yine de ses çıkarmadan üretmeye devam ettiler. Çünkü umutları vardı: Çocukları daha iyi bir hayat yaşayacaktı.</p>

<p>Peki bugün ne oldu?</p>

<p>Ekonomi daraldı. Kasalar boşalmaya başladı. Ve her zamanki gibi en kolay hedef seçildi: Göçmenler.</p>

<p>İşsizlik hakları tartışmaya açılıyor. Emeklilik zorlaştırılıyor. Sosyal haklar budanıyor. Ve satır aralarında şu mesaj veriliyor:<br />
“İsterseniz geri dönebilirsiniz.”</p>

<p>Bu cümle belki açıkça söylenmiyor ama herkes duyuyor.</p>

<p>Daha da çarpıcı olan şu: Aynı ülkeye gelen herkes aynı muameleyi görmedi, görmüyor. Dün ihtiyaç duyulan iş gücü “değerliydi”, bugün ise “yük” olarak görülüyor. Bu kadar basit.</p>

<p>Bu sadece ekonomik bir refleks mi?<br />
Hayır. Bu aynı zamanda siyasi bir tercih.</p>

<p>Çünkü siyaset zor zamanlarda karakterini gösterir. Gerçek liderlik, krizin faturasını en zayıfa kesmemektir. Ama bugün gördüğümüz tam tersi.</p>

<p>Üstelik sorun sadece ekonomi de değil.</p>

<p>Yerel yönetimler alarm veriyor. Belediyeler açık açık “para yok” diyor. Hizmetler daralıyor. Sistem zorlanıyor. Ama çözüm üretmek yerine, günü kurtaran politikalarla ilerleniyor.</p>

<p>Daha acısı ise siyasetin kalitesi.</p>

<p>Eskiden siyaset birikim işiydi. Bugün ise giderek bir kariyer kapısına dönüşmüş durumda. Koltuk için yapılan, vizyon üretmeyen bir alan hâline geldi. Böyle bir yapıdan uzun vadeli çözüm beklemek ne kadar gerçekçi?</p>

<p>Brüksel’de hükümet kurmanın aylar, hatta yıllar sürmesi tesadüf değil. Bu, sistemin tıkandığının açık göstergesi.</p>

<p>Ama asıl mesele şu:</p>

<p>Bu ülkeye 60 yıl boyunca emek vermiş insanlara daha adil bir yaklaşım geliştirilemez miydi?</p>

<p>Bugün yük olarak görülen o insanlar, bu ülkenin refahının bir parçası değil mi?</p>

<p>Belçika göçle büyüdü. Bu bir gerçek. Ama bugün gelinen noktada, geçmişin emeği ile bugünün politikaları arasında ciddi bir kopukluk var.</p>

<p>Bu nankörlük mü?<br />
Yoksa sistemin çöküşü mü?</p>

<p>Belki ikisi de.</p>

<p>Ama şundan emin olabiliriz:<br />
Bir toplumun gerçek yüzü, en zayıfına nasıl davrandığıyla ortaya çıkar.</p>

<p>Ve bugün görünen tablo, pek de iç açıcı değil.</p>

<p><strong>Halis Kökten-Brüksel</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 04 Apr 2026 06:20:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2019/10/sukru-saglam-1571525446.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sessiz ilerlemek</title>
                <category>Nerkız Şahin</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/sessiz-ilerlemek-386</link>
                <author>kaderkusu@hotmail.com (Nerkız Şahin)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/sessiz-ilerlemek-386</guid>
                <description><![CDATA[Sessiz ilerlemek]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Zaman bazen sessizce ilerler, bazen de hızını fark ettirmek istercesine içimizden bir şeyleri alıp götürür bizden. Günler, aylar, yıllar… Hepsi birbiriyle yarışır gibi akıp giderken, insan ancak dönüp baktığında ne kadar yol aldığını anlar.<br />
<br />
Oysa yaşarken çoğu an sıradan görünür; ta ki bir gün geçmişten bir kapı aralanana kadar.<br />
<br />
Yıllar önce gördüğümüz bir yüzle yeniden karşılaşmak, zamanın garip bir oyunu gibidir. On yıl önce bir köşede bırakılmış bir anı, bir anda canlanır. Yüzler değişmiştir belki, saçlara aklar düşmüştür ama bakışlarda tanıdık bir şey hâlâ durur. Bir selam, kısa bir duraksama, ardından gelen o tanıma hissi… Sanki zaman bir anlığına geri sarar. İnsan hem bugünde hem geçmişte olur aynı anda.<br />
<br />
Unutulduğunu sandığımız anılar yarışır birbiriyle. Ve bir bakarsınız ki zihninizin derinliklerinde saklı kalmış bir an, tüm canlılığıyla geri dönmüş. O an sadece bir hatıra değildir artık; duygularıyla, sıcaklığıyla yeniden yaşanır. Tekrar yalnız kalınca bir gülüş, bir iç çekiş bırakır ardından.<br />
<br />
İstanbul’da geçirilen o gün de tam böyle bir hikâyeydi. Kızım ve tiyatro ekibiyle yapılan bir gezi… Kalabalık sokaklar, tarihi dokunun içinde kaybolan adımlar, paylaşılan kahkahalar…<br />
<br />
Ve dün bir kutlamada, hiç beklenmeyen bir anda, aynı masada buluşulan ve ilk bakışta yabancı insanlar. Bir tesadüf gibi görünen o an, aslında hayatın ince dokunuşlarından biridir. Tanımadığınız insanlarla kurulan o kısa bağ, bazen yıllardır tanıyormuş hissi verir. Konuştukça aslında tanıştığın çıkar ortaya ve canlandıkça canlanır anılar. En ufak ayrıntıyı dün gibi hatırlarsın bir anda.<br />
<br />
Belki de hayatın en güzel yanı budur: Planlanmamış karşılaşmalar, beklenmedik anlar ve geçmişle bugünü birbirine bağlayan görünmez ipler… Zaman akıp gitse de, bazı anlar kendi yerini korur. Yad edersin özlediğini bile unuttuğun geçmişi. Ve insan, o anların içinde kendini yeniden bulur.<br />
<br />
Nerkiz Şahin</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 31 Mar 2026 10:49:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2020/03/nerkiz-sahin-1583485324.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Düşünce akıl ürünüdür</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/dusunce-akil-urunudur-385</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/dusunce-akil-urunudur-385</guid>
                <description><![CDATA[Düşünce akıl ürünüdür]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#212529; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Yaratılmış olan varlıklar içinde düşünen sadece insandır. İnsanın düşünen varlık olması onu varlıklar&nbsp; içinde en üst konumda olmasını sağlamaktadır. </span></p>

<p><span style="color:#212529; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Düşünce aklın ürünüdür. Akıl sadece insanda vardır. Aklın yaptırım gücü yoktur. Yaptırım gücünü sağlayan iradedir.</span><strong><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"> </span></strong></p>

<p><strong><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Şüphesiz yeryüzünde yürüyen canlıların en kötüsü aklını kullanmayan idraksiz canlılardır, onlar sağır ve dilsizlerdir.” (Enfal-22)</span></strong></p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Deniz üzümü (Polycarpa aurata), okyanuslarda yaşayan bir su canlısıdır, yaşamının başında yüzmek için bir beyne ihtiyaç duyan, ancak kök salıp kalıcı bir yuva bulduğunda hareket etmeyi bıraktığı için&nbsp;</span><strong><span style="color:#0a0a0a; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">kendi beynini yiyen</span></strong><span style="color:#0a0a0a; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">&nbsp;ilginç bir omurgasız deniz canlısıdır.</span></p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm"><strong><span style="color:#111111; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“Deniz Üzümü</span></strong><span style="color:#111111; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">” yumurtadan çıkınca sarmaşık gibi ince-uzun gövdesi ile salınır durur. Öyle aktif ve dinamiktir ki içine aldığı suyu, şiddetle fışkırtan bir su fıskiyesi olarak tanınır</span><span style="color:#0a0a0a; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"> Bu hayvanın en büyük gayesi, ölünceye kadar rahatını sağlayacak, düşmanlarından korunacak hareketsiz bir hayat, dayanacağı yaslanacağı bir kaya bulup sırtını ona dayayıp yaşamaktır. Ancak hareketsiz bir hayatın bir nevi ölüm olduğunu da unutmamak gerekir.</span></p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm"><span style="color:#0a0a0a; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Deniz üzümünün bu davranışı,, hareketsiz ve &nbsp;eylemsiz bir hayatı seçenlerin düşünme yeteneğine ihtiyaç duymadığına dair ibretlik bir tabiat dersi olarak yorumlanabilir.&nbsp;</span></p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm"><span style="color:#0a0a0a; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Deniz üzümü dertsiz mücadelesiz düşünmeye aklı kullanmaya ihtiyaç hissetmeden risksiz bir hayat arayışında olanlar için bir örnek teşkil etmektedir. Aklı kullanmaya ihtiyaç duymadan risksiz bir hayatı bulanlar düşünüp ekletmek için enerji harcamaya gerek duymadıkları için deniz üzümü misali beyinlerini de kullanmadıkları için bir bitkiye dönüştüklerinin farkına varamıyorlar.</span></p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm"><span style="background-color:#f8f8f8">Şöyle bir etrafınıza bakın bakalım, deniz üzümü misali kolay yoldan çalışıp çabalamadan beyinlerini çalıştırmadan rahat bir hayat düşleyen ne kadar da çok insan var değil mi? <strong>Unutmayalım ki,</strong></span><strong><span style="color:#212529; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"> başarının, mutluluğun ve sağlığın anahtarı akıldır.&nbsp;</span></strong></p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm"><span style="color:#444444; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Kalın sağlıcakla</span></p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm"><span style="color:#444444; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">&nbsp;</span></p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm"><strong><span style="color:#444444; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Sait ÖZDEMİR</span></strong></p>
<!--EndFragment-->

<p><span style="color:#444444; font-family:Segoe UI,sans-serif"><strong>Uzman Pisikolog</strong></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 30 Mar 2026 11:34:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ömür sermayesini iyi kullanmak</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/omur-sermayesini-iyi-kullanmak-384</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/omur-sermayesini-iyi-kullanmak-384</guid>
                <description><![CDATA[Ömür sermayesini iyi kullanmak]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">Şöyle bir hikâye anlatılmaktadır: Yaz sıcağında Bağdat sokaklarında buz satan biri olanca sesiyle şöyle bağırır: "Sermayesi erimekte olan bu zavallıya yardım edin!</p>

<p style="text-align:start">Satıcının Bu feryadı duyan büyük veli Cüneyd-i Bağdadî, olduğu yere çöker başını ellerinin arasına alıp düşünceye dalar.</p>

<p style="text-align:start">Yanında bulunan talebeleri telaşla, kendisine ne olduğunu sorduklarında, buz satan kişiyi işaret ederek, "Onun bu sözleri beni derinden sarstı, eriyenin yalnız buzlar değil, insan ömrünün olduğunu fark ettim. Yaz Sıcağının, adamın maddî sermayesi olan buzları eritip tükettiği gibi, zaman da bizim asıl sermayemiz olan ömrümüzü tüketiyor. Adamın buzlarının erimesine hayıflandığı kadar, ömrünün boşa tükenmesine karşı içi sızlamayanlara yazıklar olsun," der.</p>

<p style="text-align:start">Dünya sermayesini ahret sermayesine tebdil edemez isek, dünyadaki gayretler, hepsi boşa gider. Netice hüsran ve acı bir aldanıştır, israf çılgınlığı ve merhamet yoksulluğu, dünyada baş belası, ahrette azap sermayesidir.</p>

<p style="text-align:start">Ramazan ayı bunun için ne büyük bir nimettir.</p>

<p style="text-align:start">Ömür, doğum ile ölüm arasında geçen zaman dilimi olup, insanoğluna bahşedilen en büyük nimet ve paha biçilmez bir sermayedir. Bu kıymetli sermaye aldığımız her nefes, geçen her saniye, her saat, her gün, her ay ve her yıl güneşin karşısında eriyen buz misali devamlı eriyip tükenmektedir. Bizlere bir ömür sermayesi veren Allah Teâlâ, bu büyük sermayenin hayırlı alanlarda değerlendirilmesini istemektedir. Faydalı ve hayırlı alanlarda geçirilmeyen ömrün hesabının sorulacağı bilinmelidir.</p>

<p style="text-align:start">Peygamberimiz (s.a.v.) bu noktaya dikkat çekmektedir: "Kıyamet gününde bir insan, şu dört şeyden sorulmadıkça hiçbir yere gidemez: Ömrünü nerede tükettiğinden, gençliğini nasıl harcadığından, malını nereden kazanıp nereye sarf ettiğinden ve ilmiyle nasıl amel ettiğinden." (Tirmizî,Kıyâmet 1) İnsan dünyaya bir defa gelir. Kendisine verilen yaşama fırsatını iyi veya kötü bir şekilde kullanır, sonra da bu âleme veda' edip gider. Fırsat önümüzdedir. Ömrümüz tükenmeden, son nefesimizi Allah'a teslim etmeden kendimize gelelim.</p>

<p style="text-align:start">Bir defalığına kullanılmak üzere bize emanet verilmiş olan ömür sermayesini iyi değerlendirelim. Sorumluluğumuzu daima ön planda tutalım. Herkes huzur istiyor değil mi? "Kalpler ancak Allah'ı daima anmakla huzur bulur."</p>

<p style="text-align:start">&nbsp;</p>

<p style="text-align:start">Geçmiş günlerimizin dosyaları kapanmıştır. Bunlarda değişiklik yapabilmenin imkanı yoktur. Gelecek günlerimizin varlığı ise şüphelidir. An bu andır.</p>

<p style="text-align:start">Bu anımızın gönül ve alın terlerini hayat tarlamıza tohumlar isek, inşallah ahretimizin sırça sarayları olur.</p>

<p style="text-align:start">Şeyh Sadi‘nin ifade ettiği gibi “Yeryüzü Rabbin umumî sofrasıdır.”</p>

<p style="text-align:start">&nbsp;</p>

<p style="text-align:start">Kalın sağlıcakla</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>

<p style="text-align:start">Uzman Psikolojik Danışman</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Mar 2026 08:49:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mart ayı yeniden doğuştur</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/mart-ayi-yeniden-dogustur-383</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/mart-ayi-yeniden-dogustur-383</guid>
                <description><![CDATA[Mart ayı yeniden doğuştur]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">Mart ayı, toprakla insanın, insanla toprağın barışmasıdır.</p>

<p style="text-align:start">Mart ayı aynı zamanda toprakla beraber gönüllere düşen cemrelerin ayıdır.</p>

<p style="text-align:start">Mart ayı eskiler tarafından “Mart ayı dert ayı” gibi bir sitem ile anılsa da baharın coşkusu ile en sevilen aylardan biridir.</p>

<p style="text-align:start">Antik Roma’da mart ayının adı, savaş tanrısı “Martius”tan geliyordu ve bu ayın savaşa başlamak için şanslı bir dönem olduğu kabul edilirdi.</p>

<p style="text-align:start">Ancak tabiat bize bambaşka bir mesaj veriyor. Mart, bir savaş ayı değil, yeniden doğuşun, toprağın canlanışının, baharın habercisi olan bir zamandır.</p>

<p style="text-align:start">Mart ayı doğanın uyanışıyla birlikte insanın da ruhsal olarak yeniden doğuşunu da simgeler.</p>

<p style="text-align:start">Kışın soğuk ve karanlık günlerinden sonra gelen baharın getirdiği umut ve neşe, insanın içindeki karanlığı dağıtır, yeniden yeşertir. Bu yüzden Mart bir nevi, umudun, sevginin ve barışın ayıdır.</p>

<p style="text-align:start">Bu ayın ağırlığının bir diğer özelliği de baharı müjdelemesiyle ruhumuzun yeniden canlanmasıdır.</p>

<p style="text-align:start">Ayrıca bu ay içerisinde 12 Mart İstiklal Marşımızın kabulü, 18 Mart Çanakkale Zaferi ve Şehitlerimizi Anma Günü yer alıyor. Çanakkale`de kazanılan deniz zaferi, Çanakkale`nin geçilemeyeceğini tüm dünyaya göstermiş oldu.</p>

<p style="text-align:start">Çanakkale Zaferi, bir milletin birlik ve beraberlik içinde verdiği şanlı mücadelenin unutulmaz hatırası olması bakımından insanlık tarihinde eşine az rastlanır bir kahramanlık destanıdır.</p>

<p style="text-align:start">Bütün bu gelişmelerin yanı sıra Mart ayı baharı, devam eden Ramazan ayı ise huzuru getiriyor. Ramazan ayı aynı zamanda ruhlarımızı arındırma, nefsimizi terbiye etme ve paylaşmanın önemini hatırlama ayıdır.</p>

<p style="text-align:start">Hem tabiatın hem ruhlarımızın yenilendiği bu ayda, bereketin, paylaşımın ve maneviyatın kıymetini bir kez daha hatırlayalım. Veren el olmayı bırakmayalım. Sofralarımızı gönüllerimizi ihtiyaç sahiplerine açalım.</p>

<p style="text-align:start">Mart ayı, kışın sonu değil, tam tersi umudun başlangıcıdır.”</p>

<p style="text-align:start">Ramazan’ımız mübarek, Mart’ımız bereketli olsun!</p>

<p style="text-align:start">&nbsp;</p>

<p style="text-align:start">Kalın sağlıcakla</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>

<p style="text-align:start">Uzman Psikolojik Danışman</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Mar 2026 05:13:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yanlış üslup doğru sözün cellâdıdır.</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/yanlis-uslup-dogru-sozun-celladidir-382</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/yanlis-uslup-dogru-sozun-celladidir-382</guid>
                <description><![CDATA[Yanlış üslup doğru sözün cellâdıdır.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">Yanlış üslup doğru sözün cellâdıdır.’der, Sadi Şirazi.</p>

<p style="text-align:start">Haklı olsanız bile yanlış bir üslupla tartışma konusu kişiye karşı kendinizi savunmazsanız hale getirip sizleri haksız çıkarır..</p>

<p style="text-align:start">Adamın biri eşine çok kıymetli bir elmas yüzük alır. Akşam eve geldiğinde eşine: “Hele bak hanım sana ne aldım!” diye seslenir ve elindeki nadide elması eşinin önüne fırlatıverir.</p>

<p style="text-align:start">Bu durumda elmas elmaslığından bir şey kaybetmez elbette ama eşinin gözünde o elmas tüm değerini yitirir. Değerli olanı; değer verdiğimiz kişiye ona değer verdiğimizi gösterecek şekilde sunmaktır önemli olan.</p>

<p style="text-align:start">Sevdiklerimiz ile bir arada iken, düzelmesini istediğimiz yönünü pat diye ona söylemek hatasına düştüğümüz olur bazen. Daha sonra da böyle söylemesem daha iyi olurdu deriz kendimize. Bunu demek yerine söylemeden önce düşünmek daha anlamlı ve kıymetli olur. Peki, hocam hiç mi eleştirmeyeceğiz? Ağzımızı açıp hiçbir şey söylemeyecek miyiz?</p>

<p style="text-align:start">Tabii ki, söyleyeceğiz. Ama bunun bir yolu yordamı olmalı.</p>

<p style="text-align:start">Öncelikle eleştirimiz, şahsiyete değil davranışa yönelik olmalıdır. Eşimiz, çocuklarımız, çalışma arkadaşlarımız ya da diğer insanlar için: “Seni beğenmiyorum” demek başka bir şey. Bunun yerine “Senin şu davranışını beğenmiyorum” demek başka bir şey. Davranışa yapılan eleştiri kabul edilir. Ama kişiliğe yapılan eleştiri tolere edilmez.</p>

<p style="text-align:start">Ayrıca eleştiri, topluluk önünde yapılmamalıdır. Topluluk önünde yapılan eleştirinin, eleştirilen kişiye ya da eleştirene yararı olmaz. Topluluk önünde yapılan eleştirilerde, eleştiren kişi konu ile ilgili yetkinliğini ispat etmeye çalışırken, muhatabın noksanlığını göstermeye çalışır.</p>

<p style="text-align:start">Bu durum bir güç savaşına dönüşebilir. Samimi eleştiriler, muhatap yalnız iken özel ortamlarda yapılır. Nezaket kuralları ihlal edilmeden gerçekleştirilir.</p>

<p style="text-align:start">Eleştirilerimiz, çözüm önerisi sunmalı. Yanlış yapıyor, söyledik tamam. Eksik yapıyor, söyledik tamam. Peki, bunun doğrusu ne? Eksik veya hatalı olan söz ve davranışlar, nasıl düzeltilebilir. Bunun kaygısı ile eleştiri yapılmalı. Namazda yanlış okuyan imam efendiye, hatalı olduğu yer belirtilirken, doğrusu da söylendiğinde yararlı bir iş yapılmış olur.</p>

<p style="text-align:start">Son olarak eleştiride sandviç tekniği işe yarayabilir. Sandviçin altında ekmek yer alır. Ekmeğin üzerine domates, peynir, biber vs. konulur. Sonra tekrar ekmek ile kapatılır. Eleştiri yapılırken de direkt olarak eleştiriye konu olan söz veya davranış söylenmez. Önce güzel bir özelliği söylenir. Gönlü alınır. Bu hazırlıktır. Sonra eleştireceğimiz konu belirtilir. Hatalı kısım ifade edilirken doğru olanı da eklenir. Sonra tekrar güzel bir davranışı belirtilerek eleştiri, uzatılmadan sonlandırılır.</p>

<p style="text-align:start">Unutmayalım ki, bize hoş gelmeyen diğer insanlara da hoş gelmez.</p>

<p style="text-align:start">Ölçülü, dozu iyi ayarlanmış, önyargısız ve bize katkı sağlayan eleştiriyi hazmedebiliriz.</p>

<p style="text-align:start">O hâlde biz de başkalarını anlamalı ve eleştiri yaparken çok dikkatli davranmalıyız.</p>

<p style="text-align:start">Kalın sağlıcakla</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>

<p style="text-align:start">Uzman Psikolojik Danışman</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 27 Feb 2026 00:23:25 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>“Küçük Anadolu’da Ramazan Sessizliği</title>
                <category>Şükrü Sağlam</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/kucuk-anadoluda-ramazan-sessizligi-381</link>
                <author>saglamsukru1@hotmail.com (Şükrü Sağlam)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/kucuk-anadoluda-ramazan-sessizligi-381</guid>
                <description><![CDATA[“Küçük Anadolu’da Ramazan Sessizliği]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ramazan ayının gelişiyle birlikte Avrupa’nın birçok kentinde olduğu gibi Belçika’nın çeşitli şehirlerinde de manevi atmosferi yansıtan aydınlatma ve süsleme çalışmaları dikkat çekti. Özellikle Zele ve Gent şehirlerinde bazı cadde ve sokakların yanı sıra cami önlerinde gerçekleştirilen ışıklandırma çalışmaları, Ramazan’ın ruhuna uygun bir birlik ve beraberlik görüntüsü ortaya koydu.</p>

<p>Ancak aynı hassasiyetin Belçika’nın başkenti Brüksel’de, Türk toplumunun kalbi olarak adlandırılan Küçük Anadolu bölgesinde görülmemesi düşündürücü bir tablo ortaya çıkardı. Özellikle Chaussée de Haecht Caddesi üzerinde yüzlerce işyeri ve iki cami bulunmasına rağmen Ramazan’a dair herhangi bir süsleme ya da ışıklandırma çalışmasının yapılmaması, kamuoyunda soru işaretlerine neden oldu.</p>

<h3><strong><img alt="Chaussée de Haecht" src="https://www.belturkhaber.be/public/images/detay/Chauss%C3%A9e-de-Haecht1.jpg" style="float:left; height:429px; width:640px" />Küçük Anadolu’da Sessizlik</strong></h3>

<p>Yıllardır Türk toplumunun ticari, kültürel ve sosyal merkezi olarak bilinen Chaussée de Haecht, düğünlerden bayramlara, açılışlardan siyasi ziyaretlere kadar pek çok etkinliğe sahne oluyor. Ancak söz konusu Ramazan gibi manevi değeri yüksek bir ay olduğunda aynı hareketliliğin ve organizasyon kabiliyetinin ortada olmaması eleştirileri beraberinde getirdi.</p>

<p>Yaşadığımız ülkedeki belediyede görev yapan Türk ve Müslüman kökenli seçilmişlerin, diğer kültürlerin Noel ve yılbaşı etkinliklerinde cadde ve sokakların süslenmesini daha ciddiye alırken; Müslümanların kutsal aylarında, üstelik oruçlu olmadıkları hâlde Ramazan iftarlarında ellerinde mikrofonla baş köşelerde yer alırken; Türk mahallesinde Ramazan’ın geldiğine işaret eden birkaç sembolik süslemeyi dahi akıl edememeleri kamuoyunda eleştiri konusu oluyor. Bu durum, temsil sorumluluğu ile icraat arasındaki farkı bir kez daha gündeme taşıyor.</p>

<p>Bölgede faaliyet gösteren esnafın, sivil toplum kuruluşlarının ve yerel yöneticilerin bu konuda herhangi bir girişimde bulunmaması, “Söz konusu hizmet ve icraat olduğunda neden adım atılmıyor?” sorusunu da beraberinde getiriyor.</p>

<h3><strong>Sözde Değil, Özde Hizmet</strong></h3>

<p>Toplum önünde sıkça milliyetçilikten, maneviyattan ve millete hizmetten söz eden; düğünlerde ve işyeri açılışlarında en ön safta yer alan bazı isimlerin, somut bir çalışma gerektiğinde ortada görünmemesi eleştiri oklarının hedefi oluyor. Ramazan gibi toplumun ortak değerlerini güçlendiren bir ayda, sembolik de olsa bir ışıklandırma ya da süsleme organizasyonunun yapılamamış olması ciddi bir organizasyon ve vizyon eksikliği olarak değerlendiriliyor.</p>

<p>Oysa bu tür çalışmalar yalnızca estetik bir tercih değil; aynı zamanda toplumsal aidiyeti güçlendiren, genç nesillere kültürel mirası hatırlatan ve kamusal alanda görünürlük sağlayan sembolik adımlardır. Küçük Anadolu olarak anılan bir bölgede Ramazan’ın izlerinin kamusal alanda hissedilmemesi, hem toplumsal motivasyonu zayıflatmakta hem de birlik mesajını gölgelemektedir.</p>

<h3><strong><img alt="Chaussée de Haecht" src="https://www.belturkhaber.be/public/images/detay/Chauss%C3%A9e-de-Haecht.jpg" style="float:left; height:438px; width:640px" />Sorumluluk Kimin?</strong></h3>

<p>Bu noktada sorumluluk yalnızca belediyelere yüklenemez. Esnaf birlikleri, cami dernekleri, federasyonlar ve seçilmiş yerel temsilciler ortak bir inisiyatif alarak bu tür organizasyonları hayata geçirebilir. Zele ve Gent’te yapılabilen bir çalışmanın Brüksel’de yapılamaması, imkânsızlıkla değil, irade eksikliğiyle açıklanabilir.</p>

<p>Ramazan ayı, dayanışma ve ortak hareket etme kültürünü güçlendirme zamanıdır. Küçük Anadolu’da yaşayan ve faaliyet gösteren tüm kesimlerin, gelecek yıllarda bu eksikliği gidermek adına daha yapıcı ve somut adımlar atması beklenmektedir.</p>

<p>Sözün değil, icraatın konuştuğu bir anlayışla; sembolik de olsa atılacak küçük adımlar, toplumun büyük beklentilerine cevap verecektir.</p>

<p><strong>Şükrü SAĞLAM- 22 Şubat 2026 Brüksel</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 22 Feb 2026 16:22:36 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2025/05/sukru-saglam-1748531147.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ramazan’a cemre düştü</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/ramazana-cemre-dustu-380</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/ramazana-cemre-dustu-380</guid>
                <description><![CDATA[Ramazan’a cemre düştü]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><em><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#767676">Ramazan</span></span></span></span></strong></em><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#474747">, ayı bir&nbsp;</span></span></span></span></strong><em><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#767676">cemre</span></span></span></span></strong></em><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#474747">&nbsp;gibi düşer; kalplerin karanlıklarına, bedenin suskunluğuna</span></span></span></span></strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#282828"> Bugün Ramazan ayının ilk günü aynı zamanda ilk cemrenin havaya düştüğü gün.</span></span></span></span><span style="font-size:11.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#474747"> Kışın ardından gelen ilk&nbsp;</span></span></span></span><em><span style="font-size:11.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#767676">cemre</span></span></span></span></em><span style="font-size:11.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#474747">&nbsp;neyse,&nbsp;</span></span></span></span><em><span style="font-size:11.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#767676">Ramazan</span></span></span></span></em><span style="font-size:11.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#474747">&nbsp; ayı da odur.</span></span></span></span><span style="font-size:11.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black"> Baharın habercisi olarak kabul edilen cemreler,&nbsp; umudun yenilenmesini yeniden hayata adapte olmanın uyanışını simgeleyen bir dönemin başlangıcı gibidir adeta. <strong>Cemreler soğuk ve ayazların karlı günlerin ve insanın içine kapandığı bir mevsimin bitip sona erdiğini sıcak günlerin başladığının, &nbsp;&nbsp;baharın başlangıcının ilk adımıdır.</strong></span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Ramazan ayı da insanın dünya telâşe ve meşgalesine bir mola verip kendine, içine özüne,&nbsp; yönelerek arınma aydınlanma ve hayata çekidüzen vermesi zamanıdır.</span></span></span></span></strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#111111">Havaya suya toprağa düşen <strong>cemrelerin baharın gelmekte olduğunu</strong> haber vermesi gibi başlayan Ramazan ayı da bizlere insanlık için başı<strong> rahmet, ortası mağfiret, sonu günahlardan kurtuluş simgeliyor</strong>.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="font-size:11.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#282828">Atalar nur içinde yatalar demişler ki, <strong>Ramazan bekleyene gelir. Beklemeyene ne o kapıyı çalar ne de kapılar ona açılır. Bekleyen, neyi beklediğini bilir; beklenen de elinde hediyeleriyle kapıya gelirse, bu bekleyiş maksadına erer.</strong> </span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="font-size:11.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#282828">Onlar <strong>Ramazan’a “hoş geldin” demişler; onu sıradan bir misafir değil, kutlu bir yolcu bilmişler. </strong></span></span></span></span><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#111111">Peygamber Efendimiz(s.a.v)&nbsp; bir hadisi şerifinde şöyle buyurmuştur: "<strong>Bu ay evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennemden kurtuluşa vesiledir "</strong> <strong>Ey Rabbimiz! Bizleri evvelinde rahmete nail olanlardan, ortasında mağfirete uğrayanlardan sonunda da cehennemden azat olanlardan eyle. </strong></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#111111">Ramazan ayı, İslam dünyasında manevi derinliği, paylaşma ruhu ve toplumsal dayanışmayı en yoğun şekilde hissettiren müstesna bir zaman dilimidir. Hicri takvime göre yılın dokuzuncu ayı olan Ramazan, Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı ay olması sebebiyle Müslümanlar için ayrı bir öneme sahiptir. <strong>Bu ay boyunca tutulan oruç, yalnızca bedensel bir ibadet değil; aynı zamanda sabrı, iradeyi ve nefis terbiyesini amaçlayan kapsamlı bir manevi eğitim sürecidir.</strong> Unutmayalım ki, tüm kışların sonunda bir bahar vardır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#111111">Hayırlı Ramazanlar</span></span></span></strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#444444">Kalın sağlıcakla</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#444444">Sait ÖZDEMİR</span></span></span></strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#444444">Uzman Psikolojik Danışman</span></span></span></strong></span></p>
<!--StartFragment-->

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><strong><span style="background-color:white">Ramazan’a cemre düştü</span></strong></p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><em><strong><span style="background-color:white">Ramazan</span></strong></em><strong><span style="background-color:white">, ayı bir&nbsp;</span></strong><em><strong><span style="background-color:white">cemre</span></strong></em><strong><span style="background-color:white">&nbsp;gibi düşer; kalplerin karanlıklarına, bedenin suskunluğuna</span></strong><span style="background-color:white"> Bugün Ramazan ayının ilk günü aynı zamanda ilk cemrenin havaya düştüğü gün.</span><span style="background-color:white"> Kışın ardından gelen ilk&nbsp;</span><em><span style="background-color:white">cemre</span></em><span style="background-color:white">&nbsp;neyse,&nbsp;</span><em><span style="background-color:white">Ramazan</span></em><span style="background-color:white">&nbsp; ayı da odur.</span><span style="background-color:white"> Baharın habercisi olarak kabul edilen cemreler,&nbsp; umudun yenilenmesini yeniden hayata adapte olmanın uyanışını simgeleyen bir dönemin başlangıcı gibidir adeta. <strong>Cemreler soğuk ve ayazların karlı günlerin ve insanın içine kapandığı bir mevsimin bitip sona erdiğini sıcak günlerin başladığının, &nbsp;&nbsp;baharın başlangıcının ilk adımıdır.</strong></span></p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><strong><span style="background-color:white">Ramazan ayı da insanın dünya telâşe ve meşgalesine bir mola verip kendine, içine özüne,&nbsp; yönelerek arınma aydınlanma ve hayata çekidüzen vermesi zamanıdır.</span></strong></p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><span style="color:#111111; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:11.0pt">Havaya suya toprağa düşen <strong>cemrelerin baharın gelmekte olduğunu</strong> haber vermesi gibi başlayan Ramazan ayı da bizlere insanlık için başı<strong> rahmet, ortası mağfiret, sonu günahlardan kurtuluş simgeliyor</strong>.</span></p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><span style="background-color:white">Atalar nur içinde yatalar demişler ki, <strong>Ramazan bekleyene gelir. Beklemeyene ne o kapıyı çalar ne de kapılar ona açılır. Bekleyen, neyi beklediğini bilir; beklenen de elinde hediyeleriyle kapıya gelirse, bu bekleyiş maksadına erer.</strong> </span></p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><span style="background-color:white">Onlar <strong>Ramazan’a “hoş geldin” demişler; onu sıradan bir misafir değil, kutlu bir yolcu bilmişler. </strong></span><span style="color:#111111; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:11.0pt">Peygamber Efendimiz(s.a.v)&nbsp; bir hadisi şerifinde şöyle buyurmuştur: "<strong>Bu ay evveli rahmet, ortası mağfiret ve sonu cehennemden kurtuluşa vesiledir "</strong> <strong>Ey Rabbimiz! Bizleri evvelinde rahmete nail olanlardan, ortasında mağfirete uğrayanlardan sonunda da cehennemden azat olanlardan eyle. </strong></span></p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><span style="color:#111111; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:11.0pt">Ramazan ayı, İslam dünyasında manevi derinliği, paylaşma ruhu ve toplumsal dayanışmayı en yoğun şekilde hissettiren müstesna bir zaman dilimidir. Hicri takvime göre yılın dokuzuncu ayı olan Ramazan, Kur’an-ı Kerim’in indirilmeye başlandığı ay olması sebebiyle Müslümanlar için ayrı bir öneme sahiptir. <strong>Bu ay boyunca tutulan oruç, yalnızca bedensel bir ibadet değil; aynı zamanda sabrı, iradeyi ve nefis terbiyesini amaçlayan kapsamlı bir manevi eğitim sürecidir.</strong> Unutmayalım ki, tüm kışların sonunda bir bahar vardır.</span></p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><strong><span style="color:#111111; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:11.0pt">Hayırlı Ramazanlar</span></strong></p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><span style="color:#444444; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:11.0pt">Kalın sağlıcakla</span></p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><span style="color:#444444; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:11.0pt">&nbsp;</span></p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><strong><span style="color:#444444; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:11.0pt">Sait ÖZDEMİR</span></strong></p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><strong><span style="color:#444444; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:11.0pt">Uzman Psikolojik Danışman</span></strong></p>
<!--EndFragment-->]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 19 Feb 2026 07:45:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Umut yorgunu</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/umut-yorgunu-379</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/umut-yorgunu-379</guid>
                <description><![CDATA[Umut yorgunu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">Psikoterapist Lesley Alderman, 2022 yılında The Washington Post dergisinde yazdığı bir makalede umut yorgunluğu (hope fatigue) kavramına ilişkin bazı görüşler ortaya koymuştur.</p>

<p style="text-align:start">Alderman’a göre umut yorgunluğu kavramı temelde dünyada yaşanan ve insanların kontrolünün ötesinde olan olayların getirmiş olduğu bir bitkinlik durumuyla ilişkilidir. Buna göre umut yorgunluğu kavramı temelde yaşamın güvensiz olduğu ve insanların kendi yaşamları üzerindeki kontrolü kaybetmesiyle ilgili bir durum olarak değerlendirilebilir.</p>

<p style="text-align:start">&nbsp;</p>

<p style="text-align:start">Pandemi süreci, depremler, savaşlar, toplu öldürme olayları, infial yaratan cinayetler, ülkeler arası savaşlar, iklim değişikliği, nükleer savaş gibi çeşitli konular insanlarda yaygın bir korku hali meydana getirmekte, insanlarda dünyanın güvensiz bir yer olduğu algısı oluşmaktadır.</p>

<p style="text-align:start">Umut yorgunluğu umut ve umutsuzluk arasındaki geçiş dönemine ait bir ruh halidir</p>

<p style="text-align:start">Umut yorgunluğu taşıyan bir kişi başlangıçta umutludur, hayatında güzel şeyler olacağına inanır, iyi şeyler yapmak için çabalar.</p>

<p style="text-align:start">Ancak çabalarının sonuç vermediğini, hayatında beklediği olumlu değişimlerin olmadığını, dış dünyadaki engelleyici sorunların giderek arttığını ve hep aynı yerde takılıp durduğunu düşünmek kişinin umut yorgunluğuna doğru sürüklendiğini gösterir.</p>

<p style="text-align:start">Bu durumda birey iyi şeylere olan inancını yitirmeye başlar ve yaşama dair beklentilerini giderek azaltır</p>

<p style="text-align:start">Dolayısıyla umudun bittiği yer yaşamın bittiği yerdir.</p>

<p style="text-align:start">Varoluşçu filozof Kierkegaard (1973)’a göre umutsuzluk, ölümcül bir hastalıktır. Bu hastalık, benliğin, kendini bulamayışından doğan bir hastalıktır.</p>

<p style="text-align:start">Hayatın her alanında sağlıkta hastalıkta umut ederiz çünkü umut olmazsa umutsuzluğa kapılmak zorunda kalırız. Olumsuzluklara rağmen umudumuzu haklı çıkarmak ve sürdürmek için nedenler ararız.</p>

<p style="text-align:start">Umut yorgunluğunun kaynakları arasında hem bireysel hem de toplumsal deneyimler yer almaktadır.</p>

<p style="text-align:start">Bireysel boyut kişinin yaşadığı çeşitli başarısızlıklar, beklentilerinin karşılanmaması, bir şeylere olan inancının zayıflamaya başlaması gibi sorun alanlarıyla ilişkilidir.</p>

<p style="text-align:start">Umut yorgunluğu ile mücadele etmenin temel stratejilerinden birisi de umudu besleyecek kaynakları güçlendirmektir.</p>

<p style="text-align:start">Bu çerçevede insanların hedefler belirlemelerine, önceden planlar yapmalarına ve bu hedeflere ulaşmak için stratejiler belirlemelerine yardımcı olmak umudu besleyen önemli süreçlerdir.</p>

<p style="text-align:start">Bu süreçte etkili olan temel yöntemlerden birisi de bireye problem çözme becerilerini kazandırmaktır. Problem çözme becerileri bir yandan bireylerin</p>

<p style="text-align:start">hedeflerine ulaşmalarının önündeki engellerle mücadele etmelerini sağlarken, diğer yandan onların öz-yeterlik düzeylerini yükselterek umut düzeylerini de artırmaktadır.</p>

<p style="text-align:start">Umut yorgunluğu kavramıyla ilgili çeşitli görüşler ortaya koyan psikoterapist Alderman umut yorgunluğu ile mücadele etmede etkili olabilecek 8 yöntem önermektedir:</p>

<p style="text-align:start">Sosyal medya gündemine ve haberlere daha az maruz kalma,</p>

<p style="text-align:start">Uyku, sağlıklı beslenme, egzersiz gibi çeşitli etkinlikler yoluyla öz bakımı güçlendirme, Geçmiş veya gelecek yerine, şimdi ve burada olma becerisi kazanma,</p>

<p style="text-align:start">Kaygıyı düşürmek ve sinir sistemini rahatlatmak için nefes egzersizleri yapmak, Yaşamda yolunda giden veya sahip olunan güçlü yönleri düşünmek,</p>

<p style="text-align:start">Bizi umutsuz kılan durumlar üzerine düşünmek ve bunları daha rasyonel olarak yeniden işlemek,</p>

<p style="text-align:start">Harekete geçmek ve umudu ve iyimserliği artıracak meşguliyetlerin içinde olmak, Dünyadaki sorunlarla mücadele için bir sivil toplum kuruluşuna katılmak veya bağışta bulunmak olarak sıralamaktadır.</p>

<p style="text-align:start">Unutmayınız ki, umuttan vazgeçmek hayattan vazgeçmektir.</p>

<p style="text-align:start">Umudunuz ve ümidiniz hiç eksilmemesi dileğimle…</p>

<p style="text-align:start">Kalın sağlıcakla</p>

<p style="text-align:start">&nbsp;</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>

<p style="text-align:start">Uzman Psikolojik Danışman</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 11 Feb 2026 08:34:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Değerli Olmak</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/degerli-olmak-378</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/degerli-olmak-378</guid>
                <description><![CDATA[Değerli Olmak]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start"><strong>“Hayatta en büyük mutluluk sevildiğimize değerli olduğumuza inanmaktır,” der Victor Hugo.</strong></p>

<p style="text-align:start">Yaşamımızın ve kendi değerimizi belirleyen şey nedir?</p>

<p style="text-align:start">Değerimiz dıştan mı belirlenir?</p>

<p style="text-align:start">İçten kendimiz mi belirleriz?</p>

<p style="text-align:start">Başkalarının bize biçtiği değer mi, bizim kendimize belirlediğimiz değer mi?</p>

<p style="text-align:start">Dünya çapında ünlü bir konuşmacı konferansa 50 dolarlık bir banknotu göstererek başladı. 200 kişiyi bulan dinleyicilere, bu parayı kim ister diye sordu ve eller kalkmaya başladı. Ve konuşmacı;</p>

<p style="text-align:start">– Bu parayı sizlerden birine vereceğim fakat öncelikle bazı şeyler yapacağım.</p>

<p style="text-align:start">Parayı önce buruşturdu ve dinleyicilere sordu;</p>

<p style="text-align:start">– Hala bu parayı isteyen var mı?</p>

<p style="text-align:start">Eller yine havadaydı. Bu sefer, konuşmacı dedi ki;</p>

<p style="text-align:start">– Peki, bu paraya şunları yaparsam?</p>

<p style="text-align:start">50 doları yere attı onun üstüne bastı, ezdi, pisletti ve para şimdi pis ve buruşuktu, fakat eller yine havadaydı ve o parayı herkes istiyordu.</p>

<p style="text-align:start">Konuşmacı şöyle dedi;</p>

<p style="text-align:start">– Arkadaşlarım burada çok önemli bir şey öğrendiniz, burada paraya ne yaptıysam hiç önemli değil onu yine de istiyorsunuz, çünkü benim ona yaptığım şeyler onun değerini düşürmedi, o hala 50 dolar.</p>

<p style="text-align:start">&nbsp;</p>

<p style="text-align:start">Milan Kundera “Var Olmanın Dayanılmaz Hafifliği” eserinde dıştan bağımlandırılmış sevgi ve değeri şöyle dile getirir: “Olaylar nasıl gelişirse öyle yaşıyoruz, önceden uyarılmaksızın, rolünü ezberlemeden sahneye çıkan bir tiyatro oyuncusu gibi</p>

<p style="text-align:start">Kendi değerini bilmeyen insan, ona verilmiş hayatın da değerini bilemez.</p>

<p style="text-align:start">Dolayısıyla hayatın kendisine ait olan doygunluğuna ulaşamaz. İç dünyasında bir şeylerin eksikliğini hep hissederek yaşamak zorunda kalır.</p>

<p style="text-align:start">Doğar, büyür, çalışır ve ölür.</p>

<p style="text-align:start">Hayatımızda çoğu kez verdiğimiz kararlar veya hayat şartları nedeniyle hırpalanır, canımız acıtılır, yerden yere vuruluruz, kendimizi kötü hissederiz, fakat ne olduğu veya ne olacağı önemli değil, hiç bir zaman değerimizi kaybetmeyiz, temiz ya da pis, hırpalanmış ya da kırılmış, bunların hiçbiri önemli değildir.</p>

<p style="text-align:start">&nbsp;</p>

<p style="text-align:start">Unutmayınız ki, sizi sevenler sizin ne kadar değerli olduğunu her zaman bileceklerdir.</p>

<p style="text-align:start">Kalın sağlıcakla</p>

<p style="text-align:start">&nbsp;</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>

<p style="text-align:start">Uzman Psikolojik Danışman</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Feb 2026 10:36:38 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnsan ruhunda ihtiyaç duyduğu şeyin kölesidir</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/insan-ruhunda-ihtiyac-duydugu-seyin-kolesidir-377</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/insan-ruhunda-ihtiyac-duydugu-seyin-kolesidir-377</guid>
                <description><![CDATA[İnsan ruhunda ihtiyaç duyduğu şeyin kölesidir]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><!--StartFragment--></p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><span style="background-color:white">Carl Jung <strong>‘İnsan ruhunda gereksinim duyduğu şeylerin kölesidir’</strong>.der.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white">Kalbine dön de bir bak; ne eksikse bütün ömrün boyunca onun peşinden koşuyorsun. Hatalara da bu yüzden düşüyorsun, günahlara da. Fakat bu eksik, asla bu dünyada tamamlanmayacak. Çünkü daha en başında buraya ait değildi.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Arayışla başlar hayatı, arayışla nihayet bulur</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white">Geçmişten bugüne insanoğlu, dinî ve dünyevî planda hayatı anlamlandırma, sorgulama, tatminkâr cevaplar bulma&nbsp;<em><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">arayışı içerisindedir.</span></em></span><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İnsan, ruhunun dipsiz derinliklerinden çıkış arar. Hayatın amacını, nereden gelip nereye gittiğini arar. Tabiattaki nizam ve düzenin ardındaki sonsuz güç ve kudreti arar, arayışların en büyüğünün, en gerçek olanının peşine düşer: <strong>Rabbi, yaratıcısıdır aradığı.</strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Ana sütü, ana kokusu, ana kucağı, ana yüzü, ana sesi, ana sevgisi, ana şefkati, ana ninnisi arayarak adımlarını atar hayatın ilk basamaklarına. Annesine dokunabilmek, onun nefesini ve sıcaklığını hissedebilmek ilk arayışlarıdır. Bu ilk arayışların hedefine ulaşmasıyla birlikte ana kucağında yener korkularını. Sonra kendisine destek olacak, sahip çıkacak birini arar; sırtını yaslayacağı, başını omzuna dayadığında sükûnet bulacağı adamı arar; adam gibi adamı, koca çınarı, kocaman dağı arar. Yıllar art arda eklenirken, arayışları da birbirine kenetlenir âdeta. Birinden diğerine koşturur, yorulmak, usanmak nedir bilmeksizin. Biri bitmeden öteki başlar, aynı anda çok şey aradığı olur. Arayış çarkında kısır bir döngüye tutulmaktır insanın ki. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Hep arar, geceli gündüzlü, nefes nefese… </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Arayış bittiğinde bilin ki son nefesini vermiş demektir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Peki, daha neler arar? </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Neler neler aramaz ki… </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Sevgi arar; içinde huzur ve sükûnet bulacağı bir yuva arar, varlığıyla teskin olacağı bir eş arar. Varlık ve darlıkta, keder ve neşede, sağlık ve hastalıkta, zorluk ve kolaylıkta, iniş ve çıkışlarda hayatın patikasını birlikte adımlayacak, önlerine çıkan engelleri beraberce aşacak, helal lokmayı paylaşacak bir sadık yoldaş arar. Helal süt emmiş, kadir kıymet bilen, insanlıktan nasiplenmiş bir sevgili arar.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Sonuç olarak <span style="background-color:white">"</span><em><strong><span style="background-color:white">Her arayan bulamaz lakin bulanlar, arayanlardır</span></strong></em><strong><span style="background-color:white">."</span></strong><span style="background-color:white"> der. Bâyezid-i Bistamî Hz.&nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white">Kalın Sağlıcakla</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white">Sait ÖZDEMİR</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white">Uzman Psikolojik Danışman</span></p>

<p style="text-align:justify"><em><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">&nbsp;</span></em></p>
<!--EndFragment-->

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 25 Jan 2026 08:24:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yaranın olduğu yer ışığın sızdığı yerdir</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/yaranin-oldugu-yer-isigin-sizdigi-yerdir-376</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/yaranin-oldugu-yer-isigin-sizdigi-yerdir-376</guid>
                <description><![CDATA[Yaranın olduğu yer ışığın sızdığı yerdir]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">Adamın biri sabah kalkmış, aynaya bakmış ve kafasında yalnız üç tel saç görmüş... "Hımm" demiş... "Galiba bugün saçımı sağa tarayacağım" öyle de yapmış, günü de harika geçmiş... Ertesi gün kalkmış, aynaya bakmış... Kafasında iki tel saç kalmış. "Hımm" demiş "Bugün saçımı ikiye ayıracağım..." dediğini de yapmış, harika bir gün geçirmiş. Bir ertesi gün yine kalkmış ve aynaya bakmış. Kafasında tek tel saç var. "Tamam, tamam" demiş, "Artık bugün kendi haline bırakacağım." Öyle de yapmış ve çok çok güzel bir gün geçirmiş... Daha bir ertesi gün, aynaya baktığında, kafasında bir tek tel bile kalmamış... "harika " diye bağırmış</p>

<p style="text-align:start">Bugün saç derdim yok..."</p>

<p style="text-align:start">Mevlana’nın güzel bir sözü var: “Yaranın olduğu yer ışığın sızdığı yerdir.” Bu lafı düşünüyorum birkaç gündür.</p>

<p style="text-align:start">Psikiyatrist Jung’ da "İyi bir şifacı yaralı olmalıdır. Yarası olmayan şifacı iyileştirici olamaz” “Sana büyük acılar vereceğim, çünkü senin büyük sevinçler yaşamanı istiyorum." diye ekler. Tıpkı Mevlana’nın eserinde ifade ettiği ,‘’garibin hikâyesini dinlemek için yine bir garip kulağı gerek" demesi gibi.</p>

<p style="text-align:start">Nasrettin Hoca merhum ağaçtan düşmüş, oflayıp pufluyor. Yanına gelenler" Azıcık sabırlı ol Hoca! Sanki ne olmuş da bu kadar nazlanırsın?" demişler. Hoca: "Siz hiç ağaçtan düştünüz mü?" diye sorunca hepsi de "Hayır" demişler. Hoca:"Öyleyse, siz gidinde ağaçtan düşen biri gelsin benim yanıma." demiş.</p>

<p style="text-align:start">En çok yara aldığımız ancak başkalarına da en çok fayda sağladığımız, durumlar o kişiyi en iyi anladığımız zamanlardır.</p>

<p style="text-align:start">Hayatın kilidi insanın kendi içinde saklıdır. Güzel anları olduğu gibi, karanlık ve acı çektiği zamanları da yaşar insan. Bu anları yokmuş gibi saymak yerine onları fark edip anlamaya çalışmak ve karanlık yanlarımızı ortaya çıkarıp aydınlığa kavuşturmak gerekir. Bir nevi insan kendi terapisti psikologu olmalı. Yara almaktan, yaralanmaktan korkmamalı. Çünkü asıl ışık yara aldığınız yerden içeriye doğru girer. O ışık ısıtır yaranızı ve siz yine o acının ıstırabı ile sizi buluşturan o ışığa teşekkür edersiniz. O ışık sezin kalbinizin en derinlerine doğru tesir etmeye başlar, farkındalık oluşturmaya başlar.</p>

<p style="text-align:start">Son söz olarak, yara aldığınız yerden, her zaman yeşerebileceğini bilerek yaşayınız.</p>

<p style="text-align:start">Kalın sağlıcakla</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 12 Jan 2026 13:12:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gönlü cilalamak…</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/gonlu-cilalamak-375</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/gonlu-cilalamak-375</guid>
                <description><![CDATA[Gönlü cilalamak…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">Zamanın birinde Çinli ve Rumlardan oluşan bir grup ressam padişahın huzuruna varırlar.</p>

<p style="text-align:start">Padişahım der Çinliler “Biz çok usta ressamlarız çok iyi resim yaparız dediler. Bunun üzerine, Rumlardan oluşan grup da hemen öne atılıp : “Efendim biz onlardan daha üstünüz ..” dediler</p>

<p style="text-align:start">Padişah “ tamam o zaman sizleri imtihan edeceğim; bakalım hanginiz davasında haklı?” dedi.</p>

<p style="text-align:start">Çinlilerle Rum diyarı ressamları hazırlandılar; Rum diyarı ressamları ilimlerine daha vakıf kişilerdi. Çin ressamları “Bize bir hususi oda verin, bir oda da sizin olsun” dediler.</p>

<p style="text-align:start">Kapıları karşı karşıya iki oda vardı. Bir tanesini Çin ressamlar aldı. Öbürünü̈ de Rum ressamları.</p>

<p style="text-align:start">Çinliler, padişahtan yüz türlü boya istediler. Padişah bunun üzerine hazinesini açtı. Çinlilere her sabah hazineden boyalar verilmekteydi. Rum ressamları “Pas gidermekten başka ne resim işe yarar ne boya!” dediler. Kapıyı kapatıp duvarı cilalamaya başladılar. Gök gibi tertemiz, saf ve berrak bir hale getirdiler. İki yüz çeşit renge boyanmaktansa renksizlik daha iyi. Renk bulut gibidir. Renksizlikse ay. Bulutta parlaklık ve ziya görürsen bil ki yıldızdan aydan ve güneştendir. Çinli ressamlar işlerini bitirdiler. Hepsi de yaptıkları resimlerin güzelliğine sevinmekteydiler. Boyama işlemleri bitince padişah kapıdan içeri girip odadaki resimlere baktı. Hepsi akıldan, idrakten dışarı, fevkalade güzel şeylerdi. Ondan sonra Rum ressamlarının odasına gitti. Bir Rum ressamı, karşı odayı görmeye mâni olan perdeyi kaldırdı. Öbür odada Çin ressamlarının yapmış oldukları resimlerle nakışlar, bu odanın cilalanmış duvarına vurdu. Orada ne varsa burada daha iyi göründü; resimlerin aksi, âdeta göz alıyordu.</p>

<p style="text-align:start">Mevlana dedi ki; Oğul, Rum ressamları ezberlenecek dersleri kitapları yoktur. Ama gönüllerini adamakıllı cilalamışlar, istekten, hırstan, hasislikten ve kinlerden arınmışlardır. O aynanın saflığı, berraklığı gönlün vasfıdır. Gönle, hadsiz, hesapsız suretler aksedebilir. Gönüllerini cilalamış olanlar; renkten, kokudan kurtulmuşlardır. Her nefeste zahmetsizce bir güzellik görürler. Tasavvuf’ta hiç olmak, gönlü cilalamaktır.</p>

<p style="text-align:start">Mesnevi’de geçen bu hikâye bize gönlü cilalamanın; hırstan, istekten ve arzudan kurtulmak olduğunu anlatır.</p>

<p style="text-align:start">Gönül, bu isteklerden kurtulunca, içi tek bir şeyle dolar. Sadece güzellikle. Makam, zenginlik ve şöhret geçicidir. Önemli olan bunlara sahipken değerini ve her şeyin fani olduğunu bilmektir. Ne diyor şair: “Toprak, nasıl da eğmiş, nice mağrur başları Fatiha dileniyor, şimdi mezar taşları. Ya Allah’a baş eğer, hiç kimseye eğmezsin, Ya herkese baş eğer, hiç bir şeye değmezsin”“Kendini hiçe saymazsan hiçlikten kurtulamazsın.</p>

<p style="text-align:start">Mevlana ;“bizim varlığımız da yokluktur.” diyor.</p>

<p style="text-align:start">&nbsp;</p>

<p style="text-align:start">“Mal sahibi, mülk sahibi/Hani bunun ilk sahibi? Mal da yalan, mülk de yalan.Var biraz da sen oyalan!..” dememiş miydi Koca Yunus?..</p>

<p style="text-align:start">Âyet-i kerîmede insana hitâben buyrulur:“Seni hiçbir şey değilken yarattım!” (Meryem, 9) “Size ulaşan her nîmet, Allah’tandır. Sonra (hem) size bir sıkıntı dokunduğu zaman da yalnız O’na yalvarırsınız.” (en-Nahl, 53)</p>

<p style="text-align:start">&nbsp;</p>

<p style="text-align:start">Kalın sağlıcakla</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>

<p style="text-align:start">Uzman Psikolojik Danışman</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 07 Jan 2026 20:13:36 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kendinde kalmak, kendin olmak</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/kendinde-kalmak-kendin-olmak-374</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/kendinde-kalmak-kendin-olmak-374</guid>
                <description><![CDATA[Kendinde kalmak, kendin olmak]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="margin-right:5px; text-align:justify"><strong><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Kendinde kalmak, kendin olmak.</span></span></span></strong></p>

<p style="margin-right:5px; text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#444444">Bu dünyada en zor meseledir, kendin olabilmek, kendini bulabilmek, kendin kalabilmek.</span></span></p>

<p style="margin-right:5px; text-align:justify"><strong><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#474747">Seni diğerlerinden farksız yapmaya bütün gücüyle gece gündüz çalışan bir&nbsp;</span></span></span></strong><em><strong><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">dünyada kendin</span></span></span></strong></em><strong><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#474747">&nbsp;olarak kalabilmek&nbsp;</span></span></span></strong><em><strong><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">dünyanın</span></span></span></strong></em><strong><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#474747">&nbsp;en&nbsp;</span></span></span></strong><em><strong><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">zor</span></span></span></strong></em><strong><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#474747">&nbsp;savaşını vermek demektir.</span></span></span></strong><strong><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#202122"> Bu savaş başladı mı, artık hiç bitmez, der.E.E Cummings</span></span></span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#444444">Nereden geldiğini, kim olduğunuzu bilmek, bütün maskeleri bir kenara atıp kendin olup özüne dönmek ve kendini bulmak. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#444444">İşte budur bütün mesele.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#444444">İçine bakmayı öğrenmeli. Kendisiyle konuşmayı bilme­li. Kendisiyle baş başa kalıp kalbinin sesini dinlemeli insan.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Carl Gustav Jung, insan ruhunun bütünlüğünü sağlamak için bireyin sadece “iyi” ve “güzel” yönlerini değil, aynı zamanda bastırdığı, reddettiği ve yüzleşmekten kaçındığı yönlerini de kabul etmesi gerektiğini savunur.&nbsp;</span></span></span></span></strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#444444">Ne diyor Koca Yunus Emre “<strong>Hamdım, piştim, yandım</strong>” </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#444444">Bu sözünü birebir olmasa bile biraz bilip, anlayıp, &nbsp;sindirmek gerek. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="font-size:11.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#565656">Yıllar sonra arkanıza dönüp baktığınız da <strong>iyi kiler mi, yoksa keşkeler mi</strong>, çok olmasını isterdiniz?</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="font-size:11.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#565656">Belirlediğiniz hayatı yaşayan sizsinizdir. Belirlediğiniz bu hayatta da, karşılaştığınız sonuçlardan da günahıyla, sevabıyla, başarısıyla, başarısızlığıyla sizler sorumlu olacaksınız.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Bu hayatı ben seçtim, ben belirledim, bütün sorumluluklara ben katlanıyorum diyebiliyor musunuz?</span></span></span></span></strong></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#444444">Unutmayınız ki insanın kendi kendine yaptığı kötülüğü bütün dünya bir araya gelse yapamaz.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#444444">Özümüze dönelim. Kendimize yapıştırdığımız biz olmayan etiketlerden kurtulalım. </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#444444">Hem bu dün­yanın hem ahretin haritası var elimizde, tercih sizin, niçin faydalanmıyorsunuz ki? </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#444444">Kimden &nbsp;ne bekliyoruz? </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#444444">Platon </span></span></span><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#767676">‘</span></span></span></span></strong><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">İnsanın&nbsp;kendini&nbsp;yenmesi,&nbsp;zaferlerin en büyüğüdür</span></span></span></span></strong><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#767676">’ </span></span></span></span></strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#474747">der.</span></span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#444444">Unutmayın;</span></span></span><span style="font-size:11.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#1f1f1f"> <strong>Nefsini bilen, Rabbini de bilir. (İnfitar 6-8)</strong></span></span></span></span></span></p>

<p style="margin-right:5px; text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Kalın sağlıcakla</span></span></p>

<p style="margin-right:5px; text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Sait ÖZDEMİR</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 30 Dec 2025 19:38:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Brüksel Acayipleşti</title>
                <category>Serbest Kürsü</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/bruksel-acayiplesti-373</link>
                <author>saglamsukru@1hotmail.com (Serbest Kürsü)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/bruksel-acayiplesti-373</guid>
                <description><![CDATA[Brüksel Acayipleşti]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Brüksel gerçekten acayipleşti.<br />
Bir tarafta hâlâ kurulamayan bölge hükümeti… Normal aslında; beceriksizlere oy verirsen sonuç da bu olur. Diğer tarafta ise Flamand bölgesinin ekonomisini rahatlatmak için federal hükümetin aldığı tedbirler var. Buna karşılık, sadece iktidar koltuğuna yapışmayı hedefleyen, burjuvaziye hitap eden Fransız liberal partisinin çaylak yönetimi Brüksel’i yönetmeye çalışıyor.<br />
Zayıf halk kesiminin sırtına binmek en kolay yöntem olunca, Brüksel adım adım sosyal kaosa sürükleniyor. Avrupa direktifleri altında bocalayan bir yönetim, bir yandan da Avrupa normlarına hiç uymayan Ukraynalıları “kurtarma” çabasıyla didişip duruyor. Sistem öyle ayarlanmış ki buraya sonradan gelenler, daha gelmeden CPAS’ın nasıl bedava para dağıttığını bizden iyi biliyor.<br />
Gittikçe fakirleşen bir bölge Brüksel. Normal; çünkü yönetim, yalnızca parti militanlarını doyurmaya endeksli bir sistem kurmuş durumda.<br />
Yıllardır savundum: Brüksel’deki 19 belediye başlı başına birer fuzuli masraf. Politikaya soyunanların büyük kısmı bu işe sadece para için giriyor. Sosyal ya da toplumsal proje üreten yok; buna rağmen hiçbir üretimi olmayanları besleyen bir düzen var.<br />
Bugün ne yazık ki Amerikalıların bile Brüksel’e alaycı gözlerle baktığını görüyoruz. Kimi “fare çukuru”, kimi “Avrupa şehri bile değil” diyor. Şehrin nüfusunun yüzde 78’i yabancı, Belçika sisteminden bihaber olanların oranı ise yüzde 80’lere dayanmış durumda.<br />
Yaklaşık üç yıldır şiddet olayları neredeyse her gün yaşanıyor. Teksas’ı sollayan bir ortamda, narko trafiği ve fuhuş ya Marsilya’daki ya da Orta Avrupa’daki çetelerin kontrolünde. Şu ana kadar Brüksel’i bir “tampon bölge” olarak icat ettiler. Flaman–Valon çekişmesinin kurbanı ise yine Brüksel oldu.<br />
Brüksel’in neredeyse tek basılı gazetesi La Capitale, 2025 yılının en çok okunan ilk 5 haberini açıkladı:<br />
Anderlecht'in&nbsp; Peterbos mahallesinde, kokain trafiğinin merkezinde yıllık 6 milyon avro hasılat.<br />
Arnavut mafyasının 29 yaşında bir genci trafik levhasına asarak katletmesi.<br />
Wavre şehrinde David adlı bir Belçikalının, dişlerini yaptırdığı klinikte vampirimsi dişlere sahip olması.<br />
Bir Türk’ün (arkadaşımızın) evine, kapı eşiğine bırakılan meşrubat şişesiyle kimsenin eve girip girmediğini kontrol eden “şişeci hırsız” yöntemiyle yapılan ilginç soygun.<br />
Molenbeek Belediyesi CPAS sosyal yardım kasasından milyonluk vurgun. Fransa’da yaşayan bir kadının Belçika’dan yıllarca sosyal yardım aldığı ortaya çıktı. Daha da komiği, Fas’ta avukatlık yapan bir kadının aynı yöntemle yıllardır CPAS’tan para çuvallaması.<br />
Bu ilk 5 haberden yalnızca bir tanesi bir Belçikalıyı ilgilendiriyor; o da Wavre’den. Geri kalan dört haber şiddet, suç ve yolsuzluk. Yabancıların Brüksel’e nasıl baktığını açıkça ortaya koyuyor.<br />
Yıllardır emek veren biz “yeni Belçikalıların” sırtından geçinenlerin cenneti olmuş Brüksel… Ama farkında değiliz.<br />
Hadi mutlu yıllar, Zinekelerim.<br />
Halis Kökten<br />
Brüksel</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 30 Dec 2025 15:39:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2019/10/sukru-saglam-1571525446.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Memlekette Bir Köfte Molası</title>
                <category>Şükrü Sağlam</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/memlekette-bir-kofte-molasi-372</link>
                <author>saglamsukru1@hotmail.com (Şükrü Sağlam)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/memlekette-bir-kofte-molasi-372</guid>
                <description><![CDATA[Memlekette Bir Köfte Molası]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de tatilimi geçirdiğim zamanlarda yolumun düştüğü Aydın-Nazilli’de, Ankara-Polatlı’da, Eskişehir-Bozüyük’de&nbsp;ve Kocaeli güzergâhlarında mola verdiğimde uğramadan geçmediğim, kurumsal hizmet anlayışıyla adeta bir buluşma noktasına dönüşen bir adres vardır: Köfteci Yusuf.</p>

<p><img alt="Köfteci Yusuf-Emirdağ" src="https://www.belturkhaber.be/public/images/detay/20251226_182811.jpg" style="float:left; height:292px; width:480px" /><br />
Geçtiğimiz günlerde bu tanıdık markanın memleketimiz Emirdağ’da, eski otogar bölgesinde bir şube açtığını duydum. Merak edip uğradım. Açık söyleyeyim; “kuş uçmaz, kervan geçmez” diye tabir edilen bu bölgenin Köfteci Yusuf’la birlikte bambaşka bir çehreye kavuştuğunu görmek beni hem şaşırttı hem de sevindirdi.</p>

<p><br />
Sadece Emirdağ merkezinden değil, köylerden; çevre yolunu kullanarak komşu ilçelere ve Konya istikametine giden özel araçlar da yemek molasını burada veriyor. Akşam yemeği saatinde tüm masalar doluydu; adeta iğne atsan yere düşmeyecek bir kalabalık vardı.<br />
Son günlerde “Eski otogara Köfteci Yusuf açıldı, şehir içindeki esnaflar kan ağlıyor” şeklinde yapılan eleştirileri ise çok doğru bulmadığımı özellikle belirtmek isterim. İnsanımız temizliğe, uygun fiyata ve nezih bir ortamda yemek yemeye layıktır. Burada sunulan hizmet kalitesi, diğer esnaflar için bir tehdit değil; tam tersine örnek olmalıdır. Her esnaf, değişen beklentileri dikkate alarak kendini müşteri memnuniyeti odaklı geliştirmelidir. Rekabet, doğru okunduğunda bir şehrin ticari hayatını zayıflatmaz; aksine güçlendirir.</p>

<p><br />
İşte tam da bu noktada insanın aklına şu ifade geliyor: Bacasız sanayi. Emirdağ’daki Köfteci Yusuf, tam 45 kişiye istihdam sağlamış durumda. Memlekete gerçek katma değer de tam olarak böyle oluşuyor. Üreten, istihdam yaratan ve insanları bir araya getiren bu tür işletmeler çoğaldıkça ilçeler nefes alıyor.<br />
Ancak madalyonun bir de diğer yüzü var.<br />
Bu güzel tablonun tek eleştirilecek yanı, işletmenin hemen karşısında hâlâ hayvancılık yapılıyor olması. Kış günü küspe ve hayvan dışkısı kokusu bir nebze çekilebilir belki; fakat yaz sıcağında bu kokular eşliğinde yemek yemeyi düşünmek bile istemem.</p>

<p><br />
Buradan başta ilçe hıfzısıhha kurulu olmak üzere tüm yerel yöneticilere açık bir çağrıda bulunmak istiyorum. Modern şehircilik anlayışıyla, şehir içindeki hayvan besiciliği ve hayvan pazarları artık şehir dışına taşınmalıdır. Tarım köyü uygulamaları planlanmalı ve vakit kaybetmeden hayata geçirilmelidir.<br />
Emirdağ’ın gelişmesi, büyümesi ve cazibe merkezi hâline gelmesi için bu tür yatırımlar kadar, bu yatırımları destekleyecek doğru şehir planlaması da şarttır.<br />
Memleket bunu hak ediyor.<br />
Şükrü SAĞLAM- Emirdağ 26 Aralık 2025</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 26 Dec 2025 20:49:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2025/05/sukru-saglam-1748531147.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Taşınmanın Sessizliği</title>
                <category>Nerkız Şahin</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/tasinmanin-sessizligi-371</link>
                <author>kaderkusu@hotmail.com (Nerkız Şahin)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/tasinmanin-sessizligi-371</guid>
                <description><![CDATA[Taşınmanın Sessizliği]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="background-color:#faf8ff; color:#000000; font-family:sans-serif; font-size:12.8px">Bu aralar her şeyden biraz uzak kaldım. Sebebi basit ama yorucuydu: yeni bir eve taşındım. Tam taşınmış olmasam da, bir yarım burada, birazı ise eşyaları depoladığım yerde. Kutu kutu eşyalar, bitmeyen yerleştirme/guzelleştirme/düzenleme işleri derken telefon elimde değil, bir köşede duruyor. Bilgisayarım zaten uzun bir zamandır unuttuğum bir kutunun içinde bekliyor. Böylece yazmakta bir kenara itilmiş gibiydi. En çokta ona üzülüyordum. Özlemiştim ekran başında ilk kelimeyi yazıp gerisinin akışını beklemeyi.</span><br />
<br />
<span style="background-color:#faf8ff; color:#000000; font-family:sans-serif; font-size:12.8px">Taşınmak sadece eşyaları bir yerden başka bir yere götürmek değilmiş. İnsan alışkanlıklarını da topluyormuş, bazılarını geride bırakıyormuş farkına varmadan.</span><br />
<br />
<span style="background-color:#faf8ff; color:#000000; font-family:sans-serif; font-size:12.8px">Eski evdeki düzene, seslere, hatıralara, manzaraya veda ederken; yeni evin hallerine alışmaya çalışmak baya zaman aldı. Belki de tam zamanlı burada yaşamaya başlamadığım için böyle hissediyordum. Bu süreçte ekrana bakacak ne zamanım vardı ne de isteğim kalmıştı.</span><br />
<br />
<span style="background-color:#faf8ff; color:#000000; font-family:sans-serif; font-size:12.8px">Yoğunluk arasında sadeleştiğimi fark ettim. Dışarda neler kaçırdığımı değil, kolilerin arasından çıkan eski anıları düşündüm. Bir kutudan çıkan fotoğraf, bir kolide unutulmuş son bir kitap.</span><br />
<br />
<span style="background-color:#faf8ff; color:#000000; font-family:sans-serif; font-size:12.8px">Yeni eve alışırken bir de şunu fark ettim: Hayat bazen bizi yavaşlatmak için sebepler buluyor. Taşınmak da bunlardan biri. Belki de bu yüzden her şeyden uzak kaldım. Ve galiba bu uzaklık, bana iyi geldi.</span><br />
<br />
<span style="background-color:#faf8ff; color:#000000; font-family:sans-serif; font-size:12.8px">Ama bir taraftan da özlememek elde değil bazı eski alışkanlık ve arkadaşları. Yeni bir yılın eşiğinde, hayatımızda hep olmasını istediklerimizi sıralamamak olmazdı haliyle.</span><br />
<br />
<span style="background-color:#faf8ff; color:#000000; font-family:sans-serif; font-size:12.8px">Sağlık, mutluluk ve huzur hep yoldaşımız olsun.</span><br />
<br />
<span style="background-color:#faf8ff; color:#000000; font-family:sans-serif; font-size:12.8px">Nerkiz Şahin</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 26 Dec 2025 12:46:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2020/03/nerkiz-sahin-1583485324.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dünya dediğin üç gündür</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/dunya-dedigin-uc-gundur-370</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/dunya-dedigin-uc-gundur-370</guid>
                <description><![CDATA[Dünya dediğin üç gündür]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><!--StartFragment--></p>

<p style="margin-right:3.6pt"><strong><span style="background-color:white">Dünya dediğin üç gündür. Dün, bugün, yarın. </span></strong></p>

<p style="margin-right:3.6pt"><span style="background-color:white">Dünü geçtin, bugün ise senin her şeyindir. Kazanmak, &nbsp;kaybetmek ve yapmak istediğin tüm işlerin bu günün içinde gizli olduğunu unutma. Yarın ise sadece bir bilinmez muammadan ibarettir.</span></p>

<p style="margin-right:3.6pt"><span style="background-color:white">Ömür dediğimiz şey bu kadar kısadır işte, bir soluk, bir nefes kadar. Ne diyor atalar nur içinde yatalar, <strong>insanoğlu bir varmış bir yokmuş misali.</strong></span><span style="background-color:white"> Hayatımızda bazı insanlar girer dupduru pınarlar gibi sözleri, ipek gibi yumuşacık yürekleri olan. Merhametten örülmüş kalpleri, şefkatle dolu gönülleri olan. Bu hayatta şunu da anladım ki, esas olan yol değil, yolcuymuş, atalarımızın dediği gibi,</span><span style="background-color:white"> evvel&nbsp;<em><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">refik</span></strong></em>&nbsp;badel&nbsp;<em><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">tarik</span></strong></em></span><span style="background-color:white">&nbsp;· "</span><strong><span style="background-color:white">önce yoldaş, sonra yol</span></strong><span style="background-color:white">"</span><span style="background-color:white">&nbsp;</span><span style="background-color:white"> Bu süreçte anladım&nbsp; yoldaşın varsa yolun güzel olduğunu. </span></p>

<p style="margin-right:3.6pt"><strong><span style="background-color:white">Dünya dediğin şunun şurasında üç günmüş</span></strong><span style="background-color:white">, bildim! diyor, şiirinde Can Yücel.</span></p>

<p style="margin-right:3.6pt"><span style="background-color:#fffef9">Farkı fark etmeli, fark ettiğini de fark ettirmemeli bazen insan. Bir damlacık sudan nasıl yaratıldığını fark etmeli. <strong>Anne karnına sığarken dünyaya neden sığmadığını ve en sonunda bir metre karelik yere nasıl sığmak zorunda kalacağını fark etmeli.</strong></span><br />
<span style="background-color:#fffef9">Şu çok geniş görünen dünyanın, ahrete nispetle anne karnı gibi olduğunu fark etmeli.</span><span style="color:#212529; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"> <span style="background-color:#fffef9">Henüz bebekken <strong>'Dünya benim!' dercesine avuçlarının sımsıkı kapalı olduğunu, ölürken de aynı avuçların 'her şeyi bırakıp gidiyorum işte!</strong>' dercesine apaçık kaldığını fark etmeli. Kefenin cebinin bulunmadığını fark etmeli.. <strong>Azraillin her an sürpriz yapabileceğini, nasıl yaşarsa öyle öleceğini fark etmeli insan.</strong> <strong>Yaratılmışların en güzeli olduğunu fark etmeli ve ona göre yaşamalı. Gülün hemen dibindeki dikeni dikenin hemen yanı başındaki gülü fark etmeli.</strong> </span></span></p>

<p style="margin-right:3.6pt"><strong><span style="background-color:#fffef9">Evinde kedi, köpek beslediği halde çocuk sahibi olmaktan korkmanın mantıksızlığını fark etmeli. </span></strong></p>

<p style="margin-right:3.6pt"><strong><span style="background-color:#fffef9">Eşine 'seni çok seviyorum</span></strong><span style="background-color:#fffef9">!' demenin mutluluk yolundaki müthiş gücünü fark etmeli. Dolabında yiyemeyeceği kadar yiyecek olup, yandaki komşusunun o beğenmediği yemediği yiyeceklere muhtaç olduğunu fark etmeli.<strong> Zenginliğin ve bereketin sofradayken önünde biriken ekmek kırıntılarını yemekte gizlendiğini fark etmeli.</strong> Annesinden doğarken tertemiz teslim aldığı gırtlağını ve aşırı beslenme yüzünden sarkan göbeğini fark etmeli, fark etmeliyiz çok geç olmadan.</span><br />
<span style="color:#212529; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><strong><span style="background-color:#fffef9">Ömür dediğin üç gündür, dün geldi geçti yarın meçhuldür</span></strong><span style="background-color:#fffef9">. O halde ömür dediğin bir gündür, o da bugündür.</span></span></p>

<p style="margin-right:3.6pt"><strong><span style="background-color:white">Öyleyse kavgaları sevgiye, üzüntüleri sevince, ben’leri, biz’e çevirmenin zamanıdır. Gün bugündür ertelemeyelim. Yarının ne getireceği belli olmaz.</span></strong><br />
<span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Kalın sağlıcakla</span></p>

<p style="margin-right:3.6pt"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Sait ÖZDEMİR</span></p>
<!--EndFragment-->

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Dec 2025 12:19:12 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mizahın izahı olmaz</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/mizahin-izahi-olmaz-369</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/mizahin-izahi-olmaz-369</guid>
                <description><![CDATA[Mizahın izahı olmaz]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">Bir gün Nasrettin Hoca’ya sormuşlar: Hocam eski ayları ne yapıyorlar? Hoca, böyle bir soruyu sorana karşı akli ve mantıki cevabın verilemeyeceğinin bilincinde olduğundan dolayı şu cevabı vermiş: Kırpıp kırpıp yıldız yapıyorlar. Hocanın akıl ve mantıkla izah edilemeyen şeylere karşı verilebilecek en makul cevabı onu espriyle karşılayıp gırgıra almasıdır. Bu durum, milletimizin nezdinde, “İzahı olmayan şeylerin mizahı olur.” şeklinde ifade edilmektedir.</p>

<p style="text-align:start">Fıkralarını dinleyip de gülmeyen yoktur. Klasik söylemle yüzyıllardır hem güldürmüş hem de düşündürmüştür. Mizahın dünyanın en iyi iletişim araçlarından birisi olduğunu bilgeliğiyle bizlere kanıtlamıştır. Fıkralarında kimi zaman şark kurnazlarına, kimi zaman zekâsını kötü yolda kullananlara, kimi zaman da otoriteye göndermeler yapmıştır. İnsanları güldürerek de bazı şeylerin eleştirilebileceğini anlatmıştır.</p>

<p style="text-align:start">Mizah, sadece eğlenmek ya da başkalarını güldürmekten ibaret değildir. Duyguları düzenleyen, sosyal bağları güçlendiren ve psikolojik dayanıklılığı artıran işlevsel bir araçtır. Gülen bir kişide stres hormonları azalır. Bu nedenle çeşitli psikiyatrik hastalıkların tedavisinde “Kahkaha Terapileri”nin etkisi araştırılmaktadır.</p>

<p style="text-align:start">Mizah hızlı olumlu duygusal değişiklikler meydana getirir ve kişinin olumsuza odaklanmasını engeller. Barışçıl mizah baş etme becerilerini kuvvetlendirir, sosyal bağlar kurmayı kolaylaştırır, duygu ve düşünceleri ifade etmeyi kolaylaştırır, zor olanı kabullenme konusunda yol gösterir.</p>

<p style="text-align:start">Beyninizin yükünü kahkaha ile hafifletin diyor uzmanlar. Dilimize yerleşen “Bir kahkaha bir kalem pirzola” deyimi aslında bu gerçeği yansıtmaktadır.</p>

<p style="text-align:start">Mizah, toplumsal bilinç oluşturmak adına en önemli iletişim araçlarından biridir. Bazen gerçekleri doğrudan söylemek yerine espriyle karışık anlatmak daha etkilidir.</p>

<p style="text-align:start">Mizah, eğlenceli veya komik olanı algılama, keyif alma veya ifade etme yeteneğidir. Bir şeyler ters gittiğinde öfkelenmek yerine, durumun komik yönünü arayıp işi gırgıra vurmaya çalışırız. Bu, gerginliği azaltır ve olayları doğru perspektifte tutar. Bir görev sıkıcı hale geldiğinde mizah bize enerji verebilir. Mizah, en kötü durumları bile katlanılabilir hale getirebilir. Mizah, günlük yaşamın bir aracıdır ve bireyin ruh sağlığı üzerinde olumlu veya olumsuz bir etkiye sahip olabilir. Mizah, kişinin farkında lığını da ortaya koyar. Bu bakımdan bireyin hayatın eğlenceli ve olumlu yönlerini görebilmesinde yarar sağlar. Ayrıca kişinin kaygı düzeyini ve stresini alt seviyeye çeker.</p>

<p style="text-align:start">Son söz olarak hocanın bir fıkrası ile bitiriyorum. Bir gün köyde bir grup adam toplanmış sohbet ediyorlarmış. Önce havadan sudan sohbet etmişler. Konu sonunda sıcak ve soğuğa gelmiş ve içlerinden birisi: Şu insanoğlu haline şükretmesini hiç bilmez; kışın soğuktan, yazın sıcaktan yakınırlar, demiş. Konuşmaya kulak misafiri olan Hoca: Öyle deme cahil adam, bak bahara kimsenin bir şey dediği var mı? demiş.</p>

<p style="text-align:start">Kalın sağlıcakla</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 16 Dec 2025 00:09:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnsanlar kıyafetleri ile karşılanır, ilmiyle ağırlanır, ahlakıyla uğurlanır.</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/insanlar-kiyafetleri-ile-karsilanir-ilmiyle-agirlanir-ahlakiyla-ugurlanir-368</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/insanlar-kiyafetleri-ile-karsilanir-ilmiyle-agirlanir-ahlakiyla-ugurlanir-368</guid>
                <description><![CDATA[İnsanlar kıyafetleri ile karşılanır, ilmiyle ağırlanır, ahlakıyla uğurlanır.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">Akşehir'in beyleri Hoca'yı yemeğe davet etmişler. Hoca nereden bilsin; davete, günlük kıyafetiyle katılmış. Katılmış ama ne hoş geldin, ne sefa getirdin diyen var. Herkes, allı pullu kıyafetlilere el pençe duruyormuş. Hoca, bir koşu evine giderek, sandıktaki işlemeli kürkünü giyip yemeğe geri dönmüş. Az evvel hoş geldin bile demeyenler, önünde yerlere kadar eğilmişler. Hoca'yı, yere göğe sığdıramayıp başköşeye oturtmuşlar. Kuzunun en hasını önüne koymuşlar. Herkes Hoca'nın yemeğe başlamasını bekliyormuş. Hoca, bir taraftan kürkünün kolunu sofrada sallamaya, bir taraftan da "Ye kürküm ye, ye kürküm ye!" demeye başlamış. İlahi Hoca, demişler, kürkün yemek yediğini kim görmüş? Hoca taşı gediğine koymakta gecikmemiş: Kürksüz adamdan sayılmadık… İtibarı o gördü, yemeği de o yesin.</p>

<p style="text-align:start">Günlerden bir gün, Profesör emekli olmuş evine çekilmiş, bir gün talebeleri kendi aralarında kararlaştırırlar ve hocalarını evinde ziyaret ederler… Hoca Çocuklar biraz bekleyin size kahve getireyim der, ve mutfağa gider biraz sonra bir elinde sıcak su dolu çaydanlık diğer elinde bir tepsi ve tepsinin içinde kimi kristal, kimi plastik çeşitli bardaklar, Her biri Doktor, Avukat, Mühendis, olmuş, eski öğrencileri şaşırırlar, şaşkınlıkla hocalarını izlemektedirler, hoca durumu fark eder, ve Buyurun çocuklar, bardaklarınızı siz seçin, kendiniz kahveyi doldurun der, Öğrencileri Kristal bardaklardan başlayarak seçerler, geriye, eski ve plastik adi bardaklar kalır… işte o zaman hoca öğrencilerine döner ve unutmayacakları bir ders verir, -Çocuklar der, ben size bur şekilde ikram yapınca sizleri tahmin edebiliyorum, aklınızdan bu hocada bunamış dediniz değilmi de, hayır çocuklar ben bunamadım, bakın kalan bardaklara hepsi en adileri, yani sizler en kalitelilerini seçtiniz, iyi güzelde unuttuğunuz bir şey vardı… Mesela o bardaklara doldurup içtiğiniz kahve… İşte o kahve şu çaydanlığın içindeydi, hepiniz aynı kahveyi koydunuz ve içtiniz… Öğrencileri şaşırmıştır, hocayı dikkatlice dinler, -İşte der hoca hepimiz bu bardakların kaliteli olması için çalışırda, çalışırız ama unuttuğumuz bir şey var ki, o da içtiğimiz kahve, gördünüz ya kahve aynı kahve… Yani demem şu ki, bardakları boş verin, ister kristal olsun, isten plastik, sen içindeki kahveye bak, ondan tadı almaya çalış… Durdum ve düşündüm, arkadaşım çok haklıydı, hepimiz o kristal bardakların peşinden koşuyorduk, ama hiçbirimizin aklına kahvenin aynı kahve olduğu gelmiyordu. Yaşadığımız bu dünya da sizler de pek çok kişi tanırsınız; makam kürkünü çıkardıktan sonra kimsenin önünden geçerken selam vermediği, yüzüne bakmadığı. Kürk makama oturmayı sağlar ama o koltuktan kalktığında seni uğurlayacak birilerinin olması, kişinin bıraktığın ahlaki ize ve değere bağlıdır.</p>

<p style="text-align:start">Hoca’nın bizi verdiği dersi anladık mı? İlk izlenim önemlidir, evet. Ama asıl önemli olan, son izlenimdir. Gönüllerde baki kalan izdir.</p>

<p style="text-align:start">Yunus’un da yıllar önce söylediği gibi…“Gezdim Halep ile Şam’ı, eyledim ilmi talep, Meğer ilim bir hiç imiş, illa edep illa edep.”</p>

<p style="text-align:start">Son söz olarak; Şair diyor ki,“İnsanda yoksa edep, Neylesin medrese mektep, Okuyup âlim olsa da, Yine eşek yine eşek” .</p>

<p style="text-align:start">Kalın sağlıcakla</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 08 Dec 2025 10:35:41 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tefekkür zamanı</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/tefekkur-zamani-367</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/tefekkur-zamani-367</guid>
                <description><![CDATA[Tefekkür zamanı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">Tefekkür; herhangi bir mesele hakkında derin düşünme, zihni yorma ve işin şuuruna varma demektir. Hayatı duygularımızla yaşıyoruz. Bu nedenle duygularımızın bilinçaltında yatan düşüncelerden ibaret olduğunu bile fark edemiyoruz. Ancak tefekkür içerisine girdiğimizde, kendimizi ve geçen zamanı sorgulamaya başladığımızda duygularımızı değiştirmek için öncelikle düşüncelerimizin değişmesinin farkına varıyoruz İşte bunları değiştirebilmek için bize yeni bir fırsat. Evet, yılın son ayı… Aralık tüm bunları düşünmemizi ve bu fırsatı görmemizi sağlıyor.</p>

<p style="text-align:start">Aralık ayı takvimin usulca kapanan sayfası, bir yılın tüm hikâyesini içine saklayan sessiz bir misafir gibidir.</p>

<p style="text-align:start">Kapımızı çalması bile diğer aylardan farklıdır, kimseye gösteriş yapmaz, gürültü çıkarmaz, sadece gelir ve içimize çöken o derin duyguyu uyandırır: “Bize dönerek,</p>

<p style="text-align:start">‘Bir yıl daha geçti.”der usulca kulağımıza fısıldayarak.</p>

<p style="text-align:start">Kimleri kazandın bu yıl? Kimleri kaybettin? Hangi hayallerini gerçekleştirdik, hangilerini erteledin? Kimlerin elinden tuttun, hangi hüzünlü kalbi onardın Hangi acıları içine gömdün, hangi mutlulukları çoğaltmayı başardın?</p>

<p style="text-align:start">Bu soruların cevabı bazen kolaydır, bazen yürek yakar.</p>

<p style="text-align:start">Kayıp ve kazanç yan yana durur, hüzünle umut el ele verir, çünkü Aralık, insana hem bitişi hem başlangıcı aynı anda hatırlatır.</p>

<p style="text-align:start">İçimize döneriz, daha az konuşuruz, daha çok düşünürüz. Geçen bir yılın muhasebesini yaparak gelecek yıl için yeni planlar yaparız.</p>

<p style="text-align:start">Bu ayın diğer aylardan farklı bir başka özelliği vardır yeni bir sayfa açarız hayatımızda bu sayfanın adı da: Umuttur. Aralık, bize şunu fısıldar: Bitti diye üzülme, her şey yeniden başlıyor.”</p>

<p style="text-align:start">Yeni bir yıl, yeni kararlar, yeni mücadeleler, yeni hayaller… “Son ayın duygusu farklıdır; ağırdır ama güzeldir. Çünkü yaşadığını hissedersin, yıkılmadım ayaktayım çok şükür dersin. Bu yıl belki çok yorulduk, belki kırıldık, belki içimize attıklarımız çoğaldı.</p>

<p style="text-align:start">Ama hâlâ ayakta olmamız bile başlı başına bir başarıdır. İnsan bazen en büyük zaferini sadece sabrederek kazanır.</p>

<p style="text-align:start">Soğuk havalarda yüreğin sıcaklığı daha çok aranır. Bir merhaba, bir tebessüm, bir kapı zili… Küçük şeylerin büyük geldiği bir dönemdir. Belki de bu yüzden yılın en anlamlı ayı olarak görülür. Geride bıraktığımız her gün, aslında geleceğe attığımız bir adımdır. Hergelen gün ve yeni bir yıl yeni başlangıç ve umutların var olduğunu gösterir.Umut varsa gelecekte vardır.</p>

<p style="text-align:start">Şimdi tefekkür zamanı.</p>

<p style="text-align:start">Kalın sağlıcakla</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>

<p style="text-align:start">Eğitimci&amp;Yazar</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 04 Dec 2025 12:03:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KALEM KELAM VE KİTAP</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/kalem-kelam-ve-kitap-366</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/kalem-kelam-ve-kitap-366</guid>
                <description><![CDATA[KALEM KELAM VE KİTAP]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">Kalem ki düşüncelerinizi, sözünüzü kâğıda aktarıp onları gelecek nesil’e aktarıp kalıcılığını sağlayan, unutulmamasını engelleyen; fikrimizi sözünüzü somutlaştıran en değerli araçtır.</p>

<p style="text-align:start">Kelâm ki, aklınızdaki düşüncelerinizi dış dünyaya iletmenize imkân tanıyan konuşmadır, söz söylemektir.</p>

<p style="text-align:start">Kalem’dir ki, sözü ebedileştirir. Peygamberimiz (s.a.v.) kalem sahibinin (âlimin) değerini şu hadisiyle ifade etmiştir: “Peygamberlerin mirasçıları âlimlerdir.”</p>

<p style="text-align:start">Kur’an-ı Kerim’in ilk inen suresi ‘‘Oku’’ diye başlayan suredir. Kur’an-ı Kerim’in ikinci olarak inen suresinin adı “Kalem”dir.</p>

<p style="text-align:start">Surenin başında kaleme, devamında ise satır satır yazılanlara yemin edilerek ‘‘yazının’’ önemine dikkat çekilir.</p>

<p style="text-align:start">“Kitap ehli” olmayı diğer unsurlara göre bir üstünlük olarak gören Kur’an-ı Kerim’in, bildiği halde kitaba uymamayı da “kitap yüklü merkep” (Cuma/5) olarak nitelendirmesi ilgi çekicidir.</p>

<p style="text-align:start">Kendisini “muallim/öğretmen” olarak nitelendiren (Müslim, Talâk 29) Hz. Peygamber, (sav)ümmiliği yok etmek için on kişiye okuma yazma öğretmek karşılığında Bedir esirlerinin serbest bırakılmasını istemiş bir bakıma öğretmenin dini tercihleri konusunda önyargıda bulunmamıştır.</p>

<p style="text-align:start">İslam’ın “Âlimin mürekkebini şehitlerin kanından üstün” tutan bir anlayışı vardır (Suyûti, el Câmiu’s Sağir, nr 10026; İbn Abdilberr, Câmiu Beyâni’l- İlm, nr. 139)</p>

<p style="text-align:start">Mevlana bir beytinde “Kelâmından olur malum kişinin mertebesi ve mikdârı” diyerek kelâmın öneminden söz eder.</p>

<p style="text-align:start">Orhun Kitabeleriyle kelâmının kalıcılığını sağlayan Bilge Kağan ise “… Söylenecek ne sözüm varsa bengü taşa kazıdım” diyerek kalemin gücünü vurgulamıştır.</p>

<p style="text-align:start">İnsan mecliste ve kitapta, muhatabının Kelâmına ve Kalemine dikkat etmelidir.</p>

<p style="text-align:start">Bu kısacık ömürde ne dinlediğine, ne okuduğuna bakmalı ve muhatabının ölçüsüne bakıp zamanını boşa harcamamalıdır. Bu cümle özellikle günümüzde; sanal dünyada ve sosyal medyada zamanı tüketen çoğunluğun dikkat etmesi, ölçüt alması gereken bir cümledir.</p>

<p style="text-align:start">Sonuç olarak, Kelâm ile Kalem insan olmanın, varlığımızın en önemli delillerinden, özelliklerindendir.</p>

<p style="text-align:start">Bizleri kalemle tanıştıran ve kelamla devam ettirip kitapla hemhal olmamızı sağlayan tüm dostlarımıza selam olsun.</p>

<p style="text-align:start">Bugün öğretmenler günü bu vesile ile emeği geçen tüm hocalarımı-öğretmenlerimi sevgi saygı ve minnetle anıyorum.</p>

<p style="text-align:start">&nbsp;</p>

<p style="text-align:start">Kalın sağlıcakla</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>

<p style="text-align:start">Uzman Psikolojik Danışman</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 24 Nov 2025 07:55:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İncinsen de incitme</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/incinsen-de-incitme-365</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/incinsen-de-incitme-365</guid>
                <description><![CDATA[İncinsen de incitme]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><!--StartFragment--></p>

<p style="margin-right:3.6pt; text-align:justify"><strong><span style="color:#333333; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İncitmenin yalnızca sözünü edenlerle, onu yani incitmeden yaşayanlar arasında ne fark vardır? diye sordular bir bilgeye.</span></strong></p>

<p style="margin-right:3.6pt; text-align:justify"><span style="background-color:white">Bu kirlenmiş dünyayı yaşanılır kılan nedir bilir misin? </span></p>

<p style="margin-right:3.6pt; text-align:justify"><span style="background-color:white">'<em><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">İncinsen</span></strong></em>&nbsp;de&nbsp;<em><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">incitme</span></strong></em>.' diyen&nbsp;<em><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Hacı Bektaş Veli</span></strong></em></span><span style="background-color:white">.</span></p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:11.0pt">İncitmemek, nispeten kolaydır. Ama incinmemek elde değildir. Zîrâ o, bir gönül işidir. </span></p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><span style="background-color:white">Malum olduğu üzere incinmek, gönlün kırılmasıdır. Her ne kadar darbe alıp kırılmamış ve yaralanmamış yerlerimize“<strong>incinmiş</strong>” dense de asıl manasıyla incinmek manevî acı duymaktır</span><span style="background-color:white">.</span><span style="background-color:white"> </span></p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:11.0pt">Hazret-i Peygamber (sav), Tâif’te taşlanıp hakaret gördüğünde melekler:</span></p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><strong><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:11.0pt">“Ey Allah’ın Rasûlü! Dilersen şu iki dağı birbirine çarpıp buranın zalim halkını helâk edelim.” demişlerdi.</span></strong><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:11.0pt"> </span></p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:11.0pt">Ancak, âlemlere rahmet olarak gönderilmiş olan o yüce Peygamber, meleklerin bu teklifini kabul etmediği gibi şefkat ve merhamet duyguları içerisinde mübarek yüzünü Taif’e doğru çevirdi ve ahalisinin hidayet bulmaları için dua eyledi.</span></p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:11.0pt">Bir Peygamber âşığı olan Hallaç-ı Mansur da taşlanırken:<strong>“Allah’ım! Bunlar bilmiyorlar, benden evvel onları affet!”</strong> diye dua etmiştir.</span></p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><span style="color:#333333; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:11.0pt">Ebu’l-Kasım el-Hâkim’e, kalbi selimin sıfatlarını sorduklarında şunları söylemiştir:</span></p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><span style="color:#333333; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:11.0pt">Kalb-i selimin üç vasfı vardır:<strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"> Birincisi</span></strong>&nbsp;incitmeyen bir kalp,<strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"> İkincisi</span></strong>&nbsp;incinmeyen bir kalp,</span></p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><strong><span style="color:#333333; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:11.0pt">Üçüncüsü</span></strong><span style="color:#333333; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:11.0pt">&nbsp;de iyiliği Allah’ın rızası için yapıp karşılığını beklemeyen bir kalp..</span></p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><strong><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:11.0pt">Alvarlı&nbsp;Efe</span></strong><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:11.0pt"> hazretlerini de: Âşık<strong> der inci den&nbsp;den, İncinme&nbsp;incitenden, Kemâlde noksan imiş, İncinen&nbsp;incitenden</strong></span></p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><span style="color:#333333; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:11.0pt">Şair de söyle devam eder:</span></p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><strong><span style="color:#333333; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:11.0pt">Cihan bağında ey âşık budur maksudu ins ü cin;</span></strong></p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><strong><span style="color:#333333; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:11.0pt">Ne kimse senden incinsin ne sen bir kimseden incin!</span></strong></p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><strong><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:11.0pt">Değerli hocam Bestami Yazgan</span></strong><strong><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:11.0pt">’</span></strong><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:11.0pt">ın da gülü incitme şiirinden bir alıntı yaparak yazımı noktalayayım: </span></p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:11.0pt">&nbsp;</span></p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><strong><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:11.0pt">Dokunur gayretine, Karışma Hikmetine, Sahibi hürmetine, Kulu incitme gönül.&nbsp;&nbsp;</span></strong></p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><strong><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:11.0pt">&nbsp;</span></strong></p>

<p style="margin-right:3.6pt; text-align:justify"><span style="color:#333333; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Şimdi düşünme ve tefekkür zamanı.</span></p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:11.0pt">Kalın sağlıcakla</span></p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:11.0pt">Sait ÖZDEMİR</span></p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif; font-size:11.0pt">&nbsp;Uzman Psikolojik Danışman</span></p>

<p style="margin-left:5.75pt; margin-right:0cm; text-align:justify"><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">&nbsp;</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span style="color:black; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">&nbsp;</span></strong></p>
<!--EndFragment-->

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 18 Nov 2025 09:38:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Musibet en iyi nasihattir</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/musibet-en-iyi-nasihattir-364</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/musibet-en-iyi-nasihattir-364</guid>
                <description><![CDATA[Musibet en iyi nasihattir]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">İnsanlara kendilerine verilen öğütleri ve nasihatleri çoğu zaman kulak ardı eder, önemsenmez. Halbuki günümüzde gençlerin yapmış oldukları en büyük hata nasihatleri kulak ardı etmek yerine verilen bu nasihatlere sımsıkı sarılmak olmalıdır. Büyüklerin küçüklere olan nasihatleri çoğu zaman küçükler tarafından dikkate alınmaz. Onların eski zamanda yaşadığını düşünen gençler, kendilerinin daha bilgili ve haklı olduklarını düşünürler.</p>

<p style="text-align:start">Atalar nur içinde yatalar’ın çok güzel sözlerinden biridir ‘Nasihat tutmayanı musibet tutar’. Hak şerleri hayr eyler; zannetme ki gayr eyle. Mevla görelim neyler; Neylerse güzel eyler” diyerek nasihatten kaçınmak, tatlı neticeyi, başlarına musibet gelmesine kadar beklemek anlamına gelir.Unutmayalım ki, içinde yaşadığımız ve hayatımızı sürdürdüğümüz dünya hepimiz için bir imtihan alanıdır. Bu dünyada kulun başına gelen bela ve musibetlerin tamamı imtihan içindir. Belaya tahammül göstermek¸ insanı olabildiğince yüceltir. Paslanmaya yüz tutan ruhunu temizler¸ vicdanına huzur iklimi estirir.</p>

<p style="text-align:start">Efendimiz (s.a.s), “Mü’minin durumu gıpta ve hayranlığa değer. Çünkü her hâli kendisi için bir hayır sebebidir. Böylesi bir özellik sadece mü’minde vardır: Sevinecek olsa, şükreder; bu onun için hayır olur. Başına bir belâ gelecek olsa, sabreder; bu da onun için hayır olur.” (Müslim, Zühd 64) Mü’min şahsiyet, hayatını adeta, Sabır ve Şükür ve Dua ekseninde geçirmelidir.</p>

<p style="text-align:start">Kur’an-ı Kerim’de de“ Başınıza gelen herhangi bir musibet kendi ellerinizle işledikleriniz yüzündendir. Allah çoğunu da affeder” (Şûrâ, 30) diye bize öğüt vermektedir.</p>

<p style="text-align:start">Bizde bir atasözü vardır. "Bir musibet Bin nasihatten yeğdir"diye, İnsanlara çok dil döküp bir şeyler anlatırsınız hiçbir faydası olmaz fakat bir ilahi sille ile kendine geldiği olur. Yani aklı başına gelmesi için illa ki bir musibet yaşaması elzem olur.</p>

<p style="text-align:start">Allah bazen en büyük nimetleri en büyük musibetler içinde saklar O bela ve musibetleri nimete ulaşmak için köprü yapar. Sıkıntı ve musibet günahları temizler. Peygamberimiz, “Şüphesiz, büyük mükâfat büyük belalardadır Allah bir topluluğu severse onları sıkıntılarla imtihan eder Rıza gösteren rıza bulur Hoşnutsuzluk gösteren de hoşnutsuzluk bulur</p>

<p style="text-align:start">Bozkırın tezenesi Neşet Ertaş’ın dediği gibi ‘Darda kaldım diye umutsuz olma, yok iken dünyayı var eden vardır’ dediği gibi, umutsuz olduğum zamanlarda, kula minnet eylememen gerektiğini, Yüce Yaratana sığınarak ondan başka gidecek kapının olmadığını, en büyük dert ortağının o olduğunu bilmek gerekir.</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>

<p style="text-align:start">Uzman Psikolojik Danışman</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 11 Nov 2025 07:35:33 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Karınca kanatlanınca serçe oldum sanır</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/karinca-kanatlaninca-serce-oldum-sanir-363</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/karinca-kanatlaninca-serce-oldum-sanir-363</guid>
                <description><![CDATA[Karınca kanatlanınca serçe oldum sanır]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">&nbsp;</p>

<p style="text-align:start">Karınca kanatlanınca zevâlini bulur” diye güzel bir atasözümüz vardır. Bu söz kısa sürede elde edilen gücün verdiği şuursuz özgüvenin şımarıklığıyla, dilini ve sözlerini tutamayıp belasını arayıp bulanlar için söylenen ibret alınması gereken güzel bir atalar sözümüzdür.</p>

<p style="text-align:start">"Karınca kanatlanınca zevali yakındır" atasözü, halk arasında da ani yükselişlerin ve düşüşlerin bilinçli bir şekilde değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan önemli bir bilgelik sözleri taşımaktadır.</p>

<p style="text-align:start">Karıncanın kanatlanması, ani ve beklenmedik bir yükselişi simgelediği gibi, yükseliş, genellikle kişinin veya bir durumun normal sınırlarını aşmasıyla ortaya çıkar. Ancak bu yükseliş, aynı zamanda çöküşün de habercisi olarak görülür. Tıpkı kanatlı karıncanın daha kırılgan hale gelmesi gibi, ani yükseliş yaşayan kişi veya durum da daha kolay yıkılabilir hale gelmesi gibi.</p>

<p style="text-align:start">Başarı ve şöhret genellikle insanları mutlu ve sarhoş eder, insanlara güç ve otorite verir. Ancak aşırı başarı, kişide kibir ve kendini beğenmişlik duygularını tetikleyebilir. Bu durum da kişinin çevresiyle ilişkilerini zedeler ve sonunda etrafında bulunan dostların dağılmasına ve bireyin yalnız kalmasına neden olabilir. Bunun için dengeyi kaybetmemek gerekir. Ani yükseliş, kişinin dengeyi kaybetmesine ve gerçekleri görmezden gelmesine neden olabilir. Bu da, kişinin hatalar yapmasına ve sonunda başarısız olmasına yol açabilir.</p>

<p style="text-align:start">Hayat sürekli bir hareket halinde olduğunu ve hiçbir durumun kalıcı olmadığını bilmemiz gerekir. Başarılar kadar başarısızlıklar ve unvanlarında geçici olduğunu unutmamak gerekir. "Karınca kanatlanınca zevali yakındır" atasözü, bize başarıların yanı sıra getirdiği tehlikeleri ve kişinin bu durum karşısında dikkatli olması gerektiğini hatırlatır. Aynı zamanda, tevazuu korumanın ve dengeyi kaybetmemenin önemini vurgular.</p>

<p style="text-align:start">Sonunda başına kötü bir şey gelebileceği açık olduğu halde bazı davranışlarda ısrar eden insanlar için de ‘Karınca kanatlanınca zevali yakındır’ atasözü ifadeleri kullanılır. Malum bazı durumlarda, bazı insanlar amacını aşan tutum ve davranışlar sergilemektedirler. Laf anlamaz, laf dinlemez, başına buyruk olurlar. Bu bir kaç kez tekrarlanınca çevresindeki insanlar karınca kanatlanınca ifadelerini telaffuz ederler. Bazen de söz ve hareketleri ile büyük bir cezayı hak etmiş kimse, sanki bunun yerine getirilmesini çabuklaştırmak ister gibi üst üste daha büyük suçlar işlemeye çabalar. Bazen de herkesin öfkesini üzerine çekecek bir hareket yapar veya kendisini yargılayacak kimselere çatar. Bütün bunlar kişinin istemeyerek de olsa kendi sonunu hazırlayan sebeplerdir. Bütün bu hareketleri onu kötü bir sona ulaştırır.’’ Kanatlanan karıncalara, cami duvarına pisleyen köpeklere ve vakitsiz öten horozlara dikkat. Öyleyse sevgili dostlar, bu kısa dünya hayatı için bize verilen bu kısa zaman içinde insanlara iyilik yapmaktan alıkoyan her şeyi terk eylemek etmek gerekir.</p>

<p style="text-align:start">Kalın sağlıcakla</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>

<p style="text-align:start">Eğitimci&amp;Yazar</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 05 Nov 2025 09:22:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bindik bir alamete….</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/bindik-bir-alamete-362</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/bindik-bir-alamete-362</guid>
                <description><![CDATA[Bindik bir alamete….]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Zamanın birinde adamın biri çölde yolculuk yaparken bir devenin istirahat ettiğini görmüş. O güne kadar hiç deve görmemiş olan bu kişi gayri ihtiyari devenin üzerine atlayıvermiş. Tabi deve bu ya, üstüne binenin galiba bir derdi vardır; gidecek yetişecek yeri var düşüncesi ile görevi ve sorumluluğu icabı kalkmış ve koşmaya başlamış.&nbsp;<br />
Devenin üzerindeki şahıs bu durum karşısında ne yapacağını şaşırmış. Deveyi durdurmasını da bilmiyor. Deve durmadan hızlı bir şekilde yol alıyor. Ne yaptıysa deveyi durdurmak için bir çare bulamamış. Çünkü deveyi durdurmak ve sürmek ustalık ister. Öyle her baba yiğidin yapacağı iş değildir. Devenin üzerindeki şahıs bir hayli uğraşmasına rağmen deveyi durdurmaya muvaffak olamamış ve takatsiz kalmış. Nasıl durduracağı konusunda çözüm aradığı sırada bir de ne görsün, çölde yürüyen bir kişi… Hemen kendine gelerek adama seslenmiş. Adam da biraz da şairlik varmış. Belki de sıkıntıdan dili çözülmüş… Ey dağların Aslan’ı, Kumların babacanı. Gidersen İlvesan’a, Görürsen babamı, Sorarsa Şabanı, Dersin gördüm ben anı, Binmiş bir alamete gidiyor kıyamete, demiş. Günümüzde maalesef insan ilişkilerinde insanlar anlamsız bir şekilde birbirilerinin yüzüne bakıyor. İçimizdeki iyilik duygularımız iyice körelmeye yüz tutmuş.&nbsp;<br />
İnsanî ilişkiler noktasında istediğimiz seviyede değiliz, tam anlamıyla bir mutluluk noktasını yakalayamıyoruz. Meselâ, her zaman karşımızdakini değiştirmek için mübadele ediyoruz. Oysa kendimizi değiştirme ya da geliştirme noktasında bir adım atmıyoruz. Meselâ, bir arkadaşımızla görüştüğümüz sırada telefonuyla sürekli oynaması beni rahatsız ediyor. Çünkü oraya görüşmek için gelmişiz, konuşmak için gelmişiz. Madem telefonla haşir neşir olunacak ne diye oradayım diye sorguluyorum kendimi. Herkesin sorgulaması lâzım aslında. Çünkü bu aynı zamanda karşıya duyduğumuz saygının göstergesi.<br />
Sohbet etmek için bir araya gelen arkadaşlar bile ellerini ve gözlerini telefondan ayırıp birbirlerinin gözüne bakmamam konuşuyor. Arkadaşların bir araya gelip sohbet ettikleri zaman diliminde telefonlarını bir yere bırakıp birbirlerine değer vermeleri şart.&nbsp;&nbsp;<br />
Sonuç olarak: her şey olumsuz gidiyor diye böyle gelmiş, böyle gider diye düşünüp vazgeçmek hayat mücadelesine de aykırı bir durum.<br />
&nbsp;İşleyen demir paslanmaz misali, hiçbir şey yapmadan oturmak da bizi içten içe çürütür.<br />
Kalın Sağlıcakla<br />
Sait ÖZDEMİR<br />
Eğitimci Yazar&amp;Uzman Psikolojik Danışman</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 27 Oct 2025 10:02:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Avrasya’nın Kalbinde Bir Dönüm Noktası</title>
                <category>Derya Soysal</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/avrasyanin-kalbinde-bir-donum-noktasi-361</link>
                <author>soysalderya1965@gmail.com (Derya Soysal)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/avrasyanin-kalbinde-bir-donum-noktasi-361</guid>
                <description><![CDATA[Avrasya’nın Kalbinde Bir Dönüm Noktası]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kazakistan, 25 Ekim’de Ulusal Günü’nü kutlarken, aynı zamanda dış politikasının en önemli başarı hikâyelerinden birinin 10. yıl dönümünü anıyor: Avrupa Birliği (AB) ile imzalanan Genişletilmiş Ortaklık ve İşbirliği Anlaşması (EPCA).</p>

<p>Aralık 2015’te imzalanan ve 29 farklı işbirliği alanını kapsayan bu anlaşma, sadece iki taraf arasındaki ilişkilerin yasal çerçevesini güçlendirmekle kalmadı — aynı zamanda Kazakistan’ı Avrupa’nın Orta Asya’daki en güvenilir stratejik ortağı hâline getirdi.</p>

<p>Bugün, EPCA’nın onuncu yılı, Kazakistan’ın çok yönlü dış politika vizyonunun ve Avrupa’nın doğuya açılım stratejisinin kesişim noktasında yeni bir dönemin sembolü olarak görülüyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>İstikrardan Stratejik Ortaklığa</strong></p>

<p>Kazakistan ve AB arasındaki ilişkiler, bağımsızlığın ilk yıllarındaki diplomatik tanışıklık evresinden çıkarak, bugün enerji, dijital dönüşüm, yatırım ve eğitim gibi alanlarda çok katmanlı bir ortaklık haline geldi.</p>

<p>Haziran 2025’te yapılan Kazakistan–AB Siyasi Konfigürasyon İşbirliği Komitesi’nin (CCPC) 22. toplantısında, taraflar bu stratejik bağı “derinleştirme ve çeşitlendirme” kararlılıklarını bir kez daha teyit ettiler.</p>

<p>Toplantıya, Avrupa Dış Eylem Servisi’nden Luc Devigne ve Kazakistan’ın eski Dışişleri Bakan Yardımcısı Roman Vassilenko başkanlık etti. Görüşmelerin odak noktası, EPCA’nın uygulanması ve yeni işbirliği fırsatlarının değerlendirilmesiydi.</p>

<p>The Astana Times’ın ifadesiyle, bu diyalog “AB–Kazakistan ilişkilerinin yeni bir ivme kazandığı dönemde stratejik vizyonun yeniden tanımlanması” anlamına geliyordu.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Ekonomik Bağlar: Avrupa’nın Orta Asya’daki Güvenilir Limanı</strong></p>

<p>AB, Kazakistan’ın hem en büyük yatırımcısı hem de en büyük ticaret ortağı olmaya devam ediyor. Avrupa Dış Eylem Servisi’nin verilerine göre, 2024’te iki taraf arasındaki ticaret hacmi bir önceki yıla göre %16,9 artarak 48,7 milyar dolara ulaştı.</p>

<p>Bu rakamın yaklaşık dörtte üçünü enerji ihracatı oluşturuyor. AB ise Kazakistan’a makine, ekipman ve yüksek teknoloji ürünleri ihraç ediyor. Avrupa Ekonomik ve Sosyal Komitesi’ne göre, bu ticaret sadece ekonomik değil, teknolojik dönüşüm açısından da karşılıklı bağımlılığın göstergesi.</p>

<p>Bugün ülkede 3.000’den fazla Avrupa sermayeli şirket faaliyet gösteriyor. Shell, TotalEnergies, Siemens, Airbus ve Schneider Electric gibi devler Kazakistan ekonomisinin enerji, finans, imalat ve dijitalleşme sektörlerinde öncü rol oynuyor. 2005’ten bu yana Avrupa yatırımları toplamda 200 milyar doları aşmış durumda.</p>

<p>Kazakistan Dışişleri Bakanı Yermek Koşerbayev, bu tabloyu şöyle özetliyor:</p>

<p>“Kazakistan, Avrupa için sadece bir enerji tedarikçisi değil, aynı zamanda bir inovasyon ve güvenilirlik ortağıdır. On yıllık ortaklık, karşılıklı güvenin en somut göstergesidir.”</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Kritik Hammaddeler: Yeni Jeoekonomik Eksen</strong></p>

<p>Son yıllarda AB–Kazakistan ilişkilerinde öne çıkan başlıca alanlardan biri de kritik hammaddeler ve yeşil enerji değer zincirleri.</p>

<p>Kasım 2022’de Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile Kazakistan Başbakanı Alikhan Smailov, Brüksel’de “Sürdürülebilir Hammaddeler, Bataryalar ve Yenilenebilir Hidrojen Değer Zincirlerinde Stratejik Ortaklık” mutabakatını imzaladılar.</p>

<p>Von der Leyen o gün yaptığı konuşmada, Avrupa’nın enerji dönüşüm stratejisinde Kazakistan’ın oynadığı role dikkat çekti:</p>

<p>“Fosil yakıtlardan uzaklaşırken, hammadde ve yenilenebilir hidrojenin sürdürülebilir tedariki ekonomilerimiz için yeni ve daha temiz bir temel oluşturacaktır. Kazakistan, bu yeşil geçişin güvenilir ortağıdır.”</p>

<p>Gerçekten de, Kazakistan Avrupa Komisyonu’nun Kritik Hammaddeler Yasası’nda tanımlanan 34 elementin 33’üne sahip. Bu zenginlik, ülkeyi Avrupa’nın temiz enerji stratejisinin kalbine yerleştiriyor.</p>

<p>Jeoekonomik anlamda ise Kazakistan’ın farkı, Norveç Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nden (NUPI) Roman Vakulçuk’un sözleriyle açıklanabilir:</p>

<p>“Kazakistan’ı benzersiz kılan şey, geniş mineral çeşitliliğinin ülke toprakları içinde birbirine yakın konumlanmış olmasıdır. Bu, entegre madencilik ve üretim için olağanüstü bir avantaj.”</p>

<p>Enerji ve Yeşil Dönüşüm: Güçlü Geçmiş, Yeşil Gelecek</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Kazakistan, dünya uranyum rezervlerinin %40’ına sahip olup, AB’nin nükleer enerji ihtiyacının %21’inden fazlasını karşılamaktadır. Bunun yanı sıra Avrupa şirketleri, ülkenin en büyük petrol sahaları olan Kaşagan ve Karachaganak projelerinde önemli paylara sahiptir.</p>

<p>Ancak ortaklık artık sadece fosil yakıtlara dayanmıyor. EPCA çerçevesinde kurulan Enerji, Ulaştırma, Çevre ve İklim Değişikliği Alt Komitesi, enerji verimliliği, yenilenebilir kaynaklar ve karbon nötr kalkınma alanlarında yeni projeleri koordine ediyor.</p>

<p>Bu, Kazakistan’ın yeşil dönüşüm sürecinde AB’nin teknoloji ve yatırım gücünden yararlanmasına, AB’nin ise enerji güvenliğini çeşitlendirmesine olanak tanıyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Orta Koridor: Yeni İpek Yolu’nun Modern Yüzü</strong></p>

<p>Kazakistan’ın Brüksel Büyükelçiliği, ulaştırma bağlantısallığını “AB–Kazakistan ortaklığının omurgası” olarak tanımlıyor.</p>

<p>AB’nin Global Gateway (Küresel Geçit) girişimi kapsamında 12 milyar avroluk altyapı fonu tahsis edilmiş durumda. Bu girişimin merkezinde ise Çin’i Kazakistan üzerinden Avrupa’ya bağlayan Trans-Hazar Uluslararası Ulaştırma Koridoru (Orta Koridor) yer alıyor.</p>

<p>Orta Koridor, sadece bir lojistik hat değil, aynı zamanda Avrasya kıtasının jeopolitik entegrasyonunun sembolü olarak görülüyor. Enerji ve ticaret akışını çeşitlendiren bu güzergâh, Kazakistan’ın “Doğu ile Batı arasında köprü” vizyonunu somutlaştırıyor.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Sonuç: On Yılın Ardından Yeni Ufuklar</strong></p>

<p>On yıl önce imzalanan EPCA, bugün hem Avrupa hem de Kazakistan için bir başarı hikâyesi olarak görülüyor.</p>

<p>Bu on yılda, iki taraf sadece ekonomik çıkarlarını değil, aynı zamanda ortak bir sürdürülebilirlik ve istikrar vizyonunu da paylaştı.</p>

<p>Kritik hammaddelerden dijital inovasyona, ulaştırmadan yeşil enerjiye kadar genişleyen bu işbirliği, Orta Asya’da stratejik çok kutupluluğun yeni bir modelini oluşturuyor.</p>

<p>Avrupa Birliği’nin küresel stratejisinde Kazakistan, yalnızca enerji tedarikçisi değil, geleceğin yeşil ekonomisinin kilit ortağı olarak öne çıkıyor.</p>

<p>EPCA’nın ikinci on yılına girerken, bu ortaklık artık sadece bir anlaşma değil — Avrasya’nın kalbinde inşa edilen ortak bir gelecek vizyonu.</p>

<p>Derya Soysal</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 24 Oct 2025 18:04:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2025/02/derya-soysal-1738663003.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sizin zenginliğiniz hangisi?</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/sizin-zenginliginiz-hangisi-360</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/sizin-zenginliginiz-hangisi-360</guid>
                <description><![CDATA[Sizin zenginliğiniz hangisi?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sizin zenginliğiniz hangisi?<br />
Para mı?<br />
Belki…&nbsp;<br />
Ama paradan daha farklı şeyler var insanı zengin kılan.&nbsp;<br />
Mesela sevgi gibi dostluk gibi iyilik yapmak bir gönül’e dokunmak gibi.<br />
Peki, bir insanının zenginliği nasıl ölçülür?<br />
Belki de yaşamı boyunca gördüğü, okuduğu,&nbsp; kitaplar düşündüğü yaşadığı tecrübe ettiği birlikte yol yürüdüğü hayatı paylaştığı kişiler ve yaşam tarzı olabilir mi acaba?<br />
Ama daha önemlisi bence de :<br />
Ne kadar okuduğu değil, okuduklarından neyi anladığı, anladıklarını nasıl yazdığı ve yazarken neyle yüzleştiği…<br />
Okudukça şunu fark ettim ki, daha ne çok bilmediğim şeyler var.<br />
&nbsp;Bazı insanlar her şeyi bildiklerini zannederler.<br />
&nbsp;"Bildiğim Tek Şey Hiçbir Şey Bilmediğimdir" diyerek Sokrates bize önemli bir ders verir.<br />
Anlatmaya çalıştıkça fark ettim ki, anlatamadıklarım, anlatabildiklerimden çok daha fazla.<br />
Ve bir gün…<br />
Çok basit bir soruya cevap vermeye çalışırken, zihnimde dolaşan onlarca bilgi, onlarca olasılık, sonsuz bilinmezlik karşısında… Sustum.<br />
Saatlerce konuşabilirdim. Ama o anda…<br />
Başımı öne eğdim ve sustum.<br />
Ve o anda anladım…<br />
Okumak anlamak anladığını anlatabilmek…<br />
Anladım ki…<br />
Okumak her bilinmezliğin ardında başka bir bilinmezliğe yol almakmış.<br />
Konuşmak ise…<br />
Gördüklerini başkalarına gösterebilme çabasıymış.<br />
Yazmak da öyle.<br />
Ama yazmak için önce gerçekten bakmak, anlamak gerekiyor. Yoksa herkes bir şeyler görüyor ve gördüğünü elbette anlatıyor…<br />
Okudukça anlıyorsunuz ki daha okunacak çok kitap, verilecek çok konferans ve seminer var…<br />
Gözlerinizi gökyüzüne dikip yıldızları ve ötesini gördüğünüzde…<br />
İşte o zaman, anlatacak ne kadar çok şey olduğunu fark ediyor insan.&nbsp;<br />
İnsan, o an ancak susabiliyor.<br />
Sonuçta…<br />
Herkes kendi yolculuğunu, kendi seçiyor ve o yolda ilerliyor.<br />
Peki, sizin yolunuz hangisi?<br />
Yolculuk nasıl gidiyor?<br />
Kalın sağlıcakla<br />
Sait ÖZDEMİR<br />
Uzman Psikolojik Danışman</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 21 Oct 2025 14:50:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gazze’de Ateşkes Sonrası: Şimdi Dayanışma Zamanı</title>
                <category>Şükrü Sağlam</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/gazzede-ateskes-sonrasi-simdi-dayanisma-zamani-359</link>
                <author>saglamsukru1@hotmail.com (Şükrü Sağlam)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/gazzede-ateskes-sonrasi-simdi-dayanisma-zamani-359</guid>
                <description><![CDATA[Gazze’de Ateşkes Sonrası: Şimdi Dayanışma Zamanı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gazze’de ilan edilen ateşkesle birlikte bölgede insani yardım çalışmaları yeniden hız kazandı. Aylardır sınır kapılarında bekleyen yardım tırları, artık gıda, su, ilaç ve temel yaşam malzemelerini bölgeye ulaştırabiliyor. Savaşın harap ettiği şehirlerde, enkaz altından kurtarılan her çocuk, ulaştırılan her ilaç kutusu ve paylaşılan her bir lokma, insanlığın ortak vicdanını temsil ediyor.</p>

<p>Ancak bu yardımlar sadece bir başlangıç. Gazze’de aylar süren saldırıların ardından ortaya çıkan insani tablo, şimdiye kadar yapılan her türlü desteğin çok daha fazlasına ihtiyaç olduğunu açıkça gösteriyor. Yıkılmış evler, harap olmuş hastaneler, elektriksiz okullar ve umudunu yitirmemeye çalışan binlerce masum insan… İşte tam da bu nedenle şimdi daha fazla destek olma zamanı.</p>

<p>Bu çağrı sadece maddi bir yardım çağrısı değil; aynı zamanda insanlığın onurunu koruma, vicdanı diri tutma çağrısıdır. Gelin, Gazze’deki kardeşlerimizin geleceğe umutla bakmalarına hep birlikte vesile olalım. Sağlık, gıda, barınma ve eğitim gibi en temel ihtiyaçlarını karşılamak için el birliğiyle hareket edelim.</p>

<p>Özellikle yurt dışında yaşayan vatandaşlarımız bu süreçte büyük bir sorumluluk üstlenebilir. Avrupa’dan Amerika’ya, Asya’dan Afrika’ya kadar dünyanın dört bir yanında faaliyet gösteren camilerimiz, derneklerimiz ve vakıflarımızın gücü birleştiğinde, Gazze için umut yeniden filizlenebilir.<br />
Bu noktada, yurt dışındaki tüm cami ve insani yardım kuruluşlarının, mevcut projelerine bir yıl ara verip tüm enerjilerini Gazze’ye yönlendirmeleri büyük bir anlam taşıyacaktır.</p>

<p>Milyonlarca gurbetçimiz, yıllardır olduğu gibi bugün de dayanışmanın en güzel örneğini sergileyebilir. Fitre, zekât, kurban, adak, sadaka ve diğer tüm hayır bağışlarının bu yıl öncelikli olarak Gazze’ye yönlendirilmesi, hem dinî bir sorumluluğun yerine getirilmesi hem de insanlık adına güçlü bir dayanışma göstergesi olacaktır.</p>

<p>Gazze halkı, yalnızca maddi yardıma değil, aynı zamanda moral ve manevi desteğe de ihtiyaç duyuyor. Her dua, her mesaj, her küçük katkı, oradaki kardeşlerimizin umudunu diri tutacak, onların yalnız olmadıklarını gösterecektir.</p>

<p>Bugün Gazze için atılacak her adım, yarın insanlığın daha adil, daha merhametli bir geleceğe ulaşması için bir tuğla olacaktır.<br />
Unutmayalım: Gazze’nin yaralarını sarmak, sadece onların değil, tüm insanlığın vicdanını onarmaktır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 16 Oct 2025 18:40:24 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2025/05/sukru-saglam-1748531147.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnsan-ı Kamil</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/insan-i-kamil-358</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/insan-i-kamil-358</guid>
                <description><![CDATA[İnsan-ı Kamil]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İnsan-ı Kamil kişi kimdir? Aslında bu soru, insanlık tarihi kadar eski bir sorudur. Bu soruya birçok cevap verilmiştir: Ermiş, bilge, olgun, erdemli, tekâmülünü tamamlamış kişi ve daha fazlası.<br />
İnsân-ı kâmil şeriat, tarikat, hakikat ve marifet itibariyle tam ve ergin olan kişidir.&nbsp;<br />
Fazilet kavramıyla eşanlamlı olan erdem; insanı mutlu eden ve diğer insanlardan hoşgörü, iyilik, doğruluk, sevgi, kardeşlik, dostluk, barış gibi ahlâki değerleriyle olumlu yönde farklı kılan manasında kullanılmaktadır. Kamil insan yalnızca başarıya değil, erdemlere dayanır. Sadece bireysel değil, toplumsal yararı gözetir. Bilir ki, “İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır.”<br />
Peygamber Efendim iz’in (s.a.v.) sözleri ve tavsiyeleri de bunları öğütler. Çünkü der ki: “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.” ( Ahmed B. Hanbel Müsned 15/22557, Buhari Tarihu'l-Kebir )<br />
Kamil insan düşüncelerinde başkalarının haklarını, ihtiyaçlarını ve duygularını hesaba katar. “Onun yerinde ben olsaydım nasıl düşünürdüm?” sorusunu aklında hiç çıkarmaz.<br />
&nbsp;Zümrüdü-ü Anka kuşunun hikâyesini bilenleriniz vardır. Kuşlar ormanında uzun zamandır ortalıkta görünmeyen Zümrüd-ü Anka’yı aramak için bütün gökyüzüne kanat açar. Yol boyunca yedi ayrı vadiden geçerler: Arzu, aşk, bilgi, şöhret, birlik, şaşkınlık ve hiçlik… Kuşların çoğu ayrı bir vadide oyalanır, aramaktan vazgeçer ve sürüden ayrılır. Kaf Dağı’na ulaştıklarında bir de bakarlar yalnızca birkaç kuş kalmış. O zaman anlarlar, Zümrüd-ü Anka aslında kendilerinin yansımasıdır.<br />
Acaba sürüden ayrılan diğer kuşlar yanlış mı yapmıştır? Zümrüd-ü Anka olmamak bir suç mudur? Elbette hayır! Onların yolculuğu orada kalmıştır. Kamil insan olma çabası bir mecburiyet değil, bir davettir. Kimi yolun başında kalır, kimi ortasında takılır, kimi sona ulaşır. Önemli olan herkesin kendi yolunu fark etmesi, kendi tekâmülünde bir adım atabilmesidir.<br />
Ziya Paşa merhum, özü sözü bir olmayan, erdem ve irfan yoksunu tipler için taşı gediğine&nbsp; koymuştur:“Onlar ki verir lâf ile dünyaya nizâmât Bin türlü teseyyüp bulunur hânelerinde”(Onlar ki, dünyaya lâf ile nizam verirler. Onların evlerine gidip bakın, hânelerinde bin türlü ihmál ve düzensizlik görürsünüz.)<br />
Son sözü Aziz Mahmud Hüdayî’e bırakalım; Ayinedir bu âlem her şey Hakk ile kaim<br />
Mir’at-ı Muhammed’den Allah görünür daim<br />
Neticede&nbsp; “İnsan-ı Kamil ” olmak bir varış noktası değil, bitmeyen bir yolculuktur.<br />
Kalın Sağlıcakla<br />
Sait ÖZDEMİR<br />
Uzman psikolojik Danışman&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Oct 2025 19:08:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HİÇBİR ŞEYİ DÜŞÜNMEDEN YAŞAMAK.</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/hicbir-seyi-dusunmeden-yasamak-357</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/hicbir-seyi-dusunmeden-yasamak-357</guid>
                <description><![CDATA[HİÇBİR ŞEYİ DÜŞÜNMEDEN YAŞAMAK.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">Adamın biri çınar ağacının gölgesinde oturmuş felsefe kitabı okuyordu. Kafasında bindir türlü sorular adeta dans ediyordu. Bir ara oturduğu çınar ağacına doğru hafifçe başını kaldırıp ağaca baktı kendi kendine şöyle dedi:. “Keşke bir ağaç olsaydım da hiçbir şeyi düşünmeden yaşasaydım” dedi. Bunun üzerine birden bire ağaç dile geldi: “Ben düşünmüyorum belki ama düşünen insanlara o kadar çok ders verebilirim ki,” dedi. Adam heyecanla: “Seni dinlemek isterim,” dedi. Ağaç konuşmaya başladı: “At o felsefe kitabını elinden, şimdi bana bak ve beni dinle, sana on tane hayat dersi vereceğim,” dedi. Adam heyecanlanarak kendini toparladı ve tamam o zaman seni dinliyorum dedi. Ağaç:“Dinle o zaman,” dedi ve hayat dersini sıralamaya başladı:</p>

<p style="text-align:start">Ağaç yaş iken eğilir ya da doğrulur. Her şeyin bir zamanı vardır. Hayat öğrenme sürecidir ama zamanlaması çok önemlidir. Sen de bilirsin ki, “yaşlı köpeğe yeni oyunlar öğretilmez.” “Yaşlı kurda yol öğretilmez.”</p>

<p style="text-align:start">Düşen ağaca balta vuran çok olur. Onun için hayatta düşmemeye dikkat etmek gerek; güçlüyken gölgene sığınanlar düşerken baltayı alıp sana koşarlar. Unutma ki, bizi yok etmeye çalışan baltanın sapı bizdendir.</p>

<p style="text-align:start">Her zaman dış düşmandan korkmayın. İç düşman daha tehlikelidir. Sizin gibi görünüp size hainlik edecek insanlara dikkat edin. Dişi kıran pirince en çok benzeyen beyaz taştır.</p>

<p style="text-align:start">Ulu ağaçlar fırtınalı diyarlarda yetişir.” İnsanı geliştiren, mükemmelleştiren, zorluklardır. Büyük adamlar büyük engellerle karşılaşıp onu aştıkları için büyük adam olurlar. Büyük devletler büyük badireleri atlatarak büyük devlet olurlar. Uçurtma rüzgâr engelini aşmak için yükseğe çıkar. Engelleri fırsat bilmelisiniz.</p>

<p style="text-align:start">Bir ağacın kökü ne kadar derinse boyu o kadar yükseğe çıkar. Kökleri zayıf olan, büyüklüğü taşıyamaz. Onun için kökünüze sahip çıkmalısınız. Kökünü unutan ya da yok sayan bir ağaç ayakta kalabilir mi? Bir ağaç tüm gücünü kökten alır. Sizin de tarihiniz olmazsa nasıl geleceğiniz olacak? Tarihinizi yok sayar ya da unutursanız, nasıl geleceği inşa edebilirsiniz?</p>

<p style="text-align:start">Ağaç yapraklarıyla gürler. Bir insan da ailesiyle, sosyal çevresiyle güzel olur; onlarla tamamlanır. Onlarla varlığını hissettirir. Onun için sosyal ilişkileriniz önemlidir.</p>

<p style="text-align:start">Hiçbir ağaç, “Acaba bahar gelecek mi, çiçek açacak mıyım?” diye düşünmez. Kök, gövde ve dallar, görevini sessizce ve sabırlıca yaparlar. Siz de baharın gelmesini bekliyorsanız, görevinizi şamata yapmadan sessizce, hakkıyla ve sabırla yapmalısınız.</p>

<p style="text-align:start">Meyveli ağacı taşlarlar. Bilgili, becerikli, başarılı insanlara haset eden çok olur. Bir işe yaramayan, niteliksiz, silik insanlar kimsenin umurunda olmazlar. Onun için başarılı insanlar atılacak taşlara mukavemet edemezlerse, başarılarını sürdüremezler.</p>

<p style="text-align:start">Her ağaç kendi toprağında büyür. Ağaç ancak uygun toprağı bulması halinde gelişmesini sürdürür. İnsan yetenekleri de öyledir. Ağaç tohumu gibidir. Uygun zemin bulursa gelişir, yoksa çürür gider.</p>

<p style="text-align:start">Beşikten mezara kadar ağaca muhtaçsınız. Çocukken beşikte, ölünce tabutta bizimle berabersiniz. Bize hep odun gözüyle bakmayın. Biraz da ibret gözüyle bakın.</p>

<p style="text-align:start">Sözü şöyle bitireyim, insanların kulağına küpe olsun. “Her şey bir ağacı sevmekle başlar.” Bundan sonra bir ağacın yanından geçerken, durun ve şarkımızı dinleyin.</p>

<p style="text-align:start">Adam ağaca tekrar baktı, “Aslında odun olan bu ağaç değil, benmişim meğerse” diye geçirdi içinden.</p>

<p style="text-align:start">Kalın sağlıcakla</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>

<p style="text-align:start">Uzman Psikolojik Danışman</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 29 Sep 2025 12:46:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeni Nesil Digital Reklamcılık</title>
                <category>Şükrü Sağlam</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/yeni-nesil-digital-reklamcilik-356</link>
                <author>saglamsukru1@hotmail.com (Şükrü Sağlam)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/yeni-nesil-digital-reklamcilik-356</guid>
                <description><![CDATA[Yeni Nesil Digital Reklamcılık]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İnsanlık tarihi boyunca kitlelere ulaşmanın yolları sürekli değişti, gelişti, dönüştü. Çok eskiden şehir meydanlarında çığırtkanların yüksek sesle duyurduğu haberler, halkın gündemini belirlerdi. Sonra sahneye tellallar çıktı; pazar yerlerinde, köy meydanlarında kuralları, kararları ve kampanyaları halka aktaran bu kişiler, adeta dönemin “canlı reklam panoları”ydı.<img alt="Digital Reklamcılık " src="https://www.belturkhaber.be/public/images/detay/Digital-Reklam.jpg" style="float:left; height:360px; width:480px" /></p>

<p>Zaman ilerledikçe teknoloji de gelişti. At arabalarının üzerine konulan tenekeden yapılmış borularla yapılan anonslar, 20. yüzyılın ilk yarısında kamusal duyuruların başlıca aracına dönüştü. 1960’lardan itibaren ise belediye hoparlörleri devreye girdi. O dönemin çocukları bilir: öğlen saatlerinde mahalle aralarında yankılanan “dikkat dikkat” ile başlayan anonslar, hem bir merak hem de günlük hayatın ayrılmaz bir parçasıydı.</p>

<p>Sonra medya devreye girdi. Gazeteler, radyolar ve ardından televizyon… Her biri kendi döneminde reklamcılığa yeni bir soluk getirdi. Görüntüyle, sesle, sloganlarla yapılan tanıtımlar markaları sadece tanıtmakla kalmadı, toplumun hafızasına da kazıdı. “Televizyon reklamı görmeyen kalmadı” dönemleri, tüketim kültürünün de şekillendiği yıllardı.</p>

<p>Ve günümüz… Artık internet çağındayız. Dijital platformlar sayesinde reklamcılık sınır tanımıyor. Sosyal medya, arama motorları, dijital içerik üreticileri, hedefleme algoritmaları… Reklam artık sadece bir görsel ya da bir anons değil; kişiselleştirilmiş bir deneyim. Siz farkında olmadan ilgi alanlarınıza, yaşınıza, hatta ruh halinize uygun içerikler önünüze düşüyor.</p>

<p>Bugün sokaklarda da farklı bir manzara var. Dev LED ekranlar, dijital panolar ve araçların üzerine monte edilen gezici ekranlarla şehirler adeta canlı bir reklam galerisine dönüşmüş durumda. Işıkların, renklerin ve hareketli görsellerin cazibesi, modern insanın dikkatini anında yakalıyor. Artık yalnızca caddeler değil; alışveriş merkezlerinde tuvalet kapılarında, berber aynalarının yerini alan ekranlarda, otobüslerin, tramvayların ve metro trenlerinin içinde, hatta metro merdivenlerinde bile LED ekranlar üzerinden sayısız ürünün reklamı yapılıyor. Kent hayatının her adımı, dijital reklamcılığın bir parçası haline gelmiş durumda.</p>

<p>Kısacası, reklamcılık dün olduğu gibi bugün de toplumun aynası. Ancak artık sadece bir şeyleri “duyurmak” değil, aynı zamanda “hikâye anlatmak”, “algı yönetmek” ve “deneyim yaşatmak” üzerine kurulu. Geçmişin tellalları yerini algoritmalara bırakmış olabilir, ama amaç aynı: insanı etkilemek, yönlendirmek, ikna etmek.</p>

<p>Belki de geleceğin reklamcılığı sanal gerçeklik gözlüklerinden ya da yapay zekâ destekli kişisel asistanlardan bize seslenecek. Ama bir gerçek hiç değişmeyecek: Reklam, çağın dilini konuşmaya devam edecek.</p>

<p>Şükrü Sağlam 27 Eylül 2025</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 27 Sep 2025 18:48:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2025/05/sukru-saglam-1748531147.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gizli Hazinemiz Gençlerimiz</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/gizli-hazinemiz-genclerimiz-355</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/gizli-hazinemiz-genclerimiz-355</guid>
                <description><![CDATA[Gizli Hazinemiz Gençlerimiz]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">Voltaire’nin “Gençleri bırakınız, dünyayı hayal ettikleri gibi görsünler; büyüyünce nasıl olsa olduğu gibi göreceklerdir.” der.</p>

<p style="text-align:start">Önemli bir söz olmakla beraber, gençler değişmeler evresinde oldukları için, deneyimsiz ve hata yapmaya en açık oldukları dönemde onları yalnız bırakmak, tehlikelere karşı karşıya bırakmak anlamına geleceğini için takibi de elden bırakmamak gerekir.</p>

<p style="text-align:start">Genç fars dilinde “gömü, hazine” anlamı taşımaktadır.</p>

<p style="text-align:start">Atalarımızın yüzyıllar öncesinden toplumun geleceği şekillendirecek ve geleceğimiz olan bireyler için, “hazine-define” anlamına gelen genç sözcüğünü kullanmaları önemli bir yaklaşımdır.</p>

<p style="text-align:start">Öyle ki sözlük anlamıyla düşünüldüğünde genç, gençlik olgusunun bir toplum için hazine değeri taşıdığı anlaşılmaktadır. Gençleri yetiştirirken evrensel değerlere vakıf, hoşgörülü, milletine ve manevi değerlerine sadık, gelenek ve göreneklerine bağlı, çalışkan bir gençliğe sahip olmak her ülkenin arzusudur.</p>

<p style="text-align:start">Gençlik, tüm tarihi dönemlerde, köklü dönüşümlerin ve radikal yeniden yapılanmaların temel itici gücü olmuştur.</p>

<p style="text-align:start">Açıkça görülmektedir ki, gençler sosyal bir grup olarak toplumun en dinamik ve hareketli kesimini oluşturmaktadır.</p>

<p style="text-align:start">Gençlik bir milletin geleceği demektir; bu nedenle, gençliğin kendinden bekleneni yerine getirebilmesi için, ait olduğu toplumların ya da milletlerin gençlik olgusuna önem vermeleri gerekir.</p>

<p style="text-align:start">Bu nedenle dünyayı anlamak, gelişmeleri doğru yorumlayabilmek için, daha çok okuyan, sahip olduğu bilgiyi sürekli güncelleyen, yeteneklerini geliştiren, teknolojik yeniliklere ve değişimlere açık olan, gençleri yetiştirmeye özen göstermeliyiz.</p>

<p style="text-align:start">Kalın sağlıcakla</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>

<p style="text-align:start">Uzman Psikolojik Danışman</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 22 Sep 2025 12:22:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SESSİZLİK SARMALI</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/sessizlik-sarmali-354</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/sessizlik-sarmali-354</guid>
                <description><![CDATA[SESSİZLİK SARMALI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">Sessizlik sarmalı teorisi, bir bireyin kamuoyunun dağılımına ilişkin algısının , kendi fikirlerini ifade etme isteğini etkilediğini belirten bir siyaset bilimi ve kitle iletişim teorisidir.</p>

<p style="text-align:start">Elisabeth Noelle-Neumann’ın Sessizlik Sarmalı kuramında, bireylerin çoğunluğun ne düşündüğünü kestiremediklerinde sessizleştiğini söyler. Çünkü insanlar içgüdüsel olarak yalnız kalma ve dışlanma korkusu taşırlar. Çoğunluğa uyum gösterme eğilimindeyiz. Çünkü saygı görmek, bütünün parçası olmak isteriz ve dışlanmaktan çekiniriz.</p>

<p style="text-align:start">Sosyal medyada sıkça görülen “linç kültürü” bu sarmalı hızlandırır. Bir kişi farklı bir yorum yaptığında yoğun tepkiyle karşılaşır, diğerleri “ben de başıma iş almayayım” diyerek geri çekilir. Dolayısıyla düşünceleri, tercihleri ve beklentilerinin sosyal çevreleri tarafından desteklenmeyeceğine inananlar suskunlaşırken desteklendiğine inananlar daha çok konuşurlar. Ve çoğunluk aynı görüşteymiş algısı doğar. Hızla gelişen bazı kitle iletişim araçları, gerçeğin değil arzu edilen görüşün toplumda yayılması ve kabul görmesi amacıyla kullanılabiliyor.</p>

<p style="text-align:start">İşini, statüsünü kaybetme gibi endişeler, suskunluk sarmalını büyüterek güçlendirir. Böylece toplum tek sesliymiş gibi görünür. Oysa buzdağının altında görünmez bir, çok seslilik vardır. Bugün dünyanın her yerinde, “çoğunluğun sesi” dışında kalan fikirler, toplumsal baskı nedeniyle çoğu zaman geri planda kalmaktadır.</p>

<p style="text-align:start">Annesi ve babasının bir konuda aynı görüşte olduğunu gören çocuk, farklı düşünse de genellikle onlara uyma eğilimine girer, fikrini dile getirmez ve susar. Yeni bir uygulama için çoğunluğun aynı görüşte olduğunu gören çalışan da iş yerine uymaya çalışır, orijinal olabilecek görüşünü dile getirmekten çekinebilir. Arkadaş sohbetinde konuşulan konuda yalnız kalan kişi, gerçek düşüncesini dile getirmez ve susar. Benzer şekilde sosyal medyada ağırlık kazanan ya da kazanmış gibi görünen toplumsal bir konuda aykırı bir görüş dile getirme eğilimi de azdır.Bu davranışın kökeninde iki temel gerçek vardır:</p>

<p style="text-align:start">Birincisi insan doğuştan çoğunluğa uyma eğilimindedir.</p>

<p style="text-align:start">İkincisi alıştığımız hayat dengesinin bozulacağı korkusuyla azınlık olmak yani sürüden ayrılmak istemeyiz.</p>

<p style="text-align:start">Böylece sosyal çevreden dışlanma ve yalnız kalma endişesiyle birey, doğru olduğuna inandığı düşüncesini ve tercihini dile getirmekten çekinir ve susar. Son zamanlarda hızla gelişen kitle iletişim araçları, toplumda belirli kanaatlerin şekillenmesi amacıyla bu durumu çok iyi kullanabiliyor. Hatta bir konuda aslında çoğunluk olanların susması, azınlık olanların giderek konuşması bile sağlanabiliyor.</p>

<p style="text-align:start">Şimdi düşünme ve fikrinizi söyleme zamanı.</p>

<p style="text-align:start">Kalın sağlıcakla</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>

<p style="text-align:start">Uzman Psikolojik Danışman</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 18 Sep 2025 23:12:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Neyse…..</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/neyse-353</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/neyse-353</guid>
                <description><![CDATA[Neyse…..]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">Bazen yazacak, söyleyecek çok sözünüz olur, çekinirsiniz, çünkü söylenecek sözden dolayı ortaya çıkacak sonuçtan dolayı insanların yanlış anlayacağını düşünürsünüz.</p>

<p style="text-align:start">Ama o kelimeleri, o cümleleri içinizde saklar, bir gün lazım olacağını düşünüp, zihninizin bir köşesine kaydeder,saklar ve neyse kalsın dersiniz..</p>

<p style="text-align:start">Neyse diye bir kelime bulmuşlar, kimse de kusura bakmasın da her yere yakışıyor mübarek! Dama taşı gibi, şah gibi. İçinde sır gizler, esrar gizler, gizemi saklı tutar.</p>

<p style="text-align:start">İnsan bazen tüm kırgınlıklarını, nefretini, öfkesini, kavgasını bazen de koskoca bir hayatı bir ‘neyse’ye sığdırır.</p>

<p style="text-align:start">Bazen sözün bittiği yere gelir, tıkanırsınız. Kelimeler, cümleler ağzınızın içinde dolanır, dans eder, fakat belki birilerine dokunur diye vazgeçersiniz, belki de birilerini kırmaktan ürker, belki de öfkenizden, belki de bitmeyen kavgalarınızdan vazgeçme niyetinizi açığa vururcasına hep neyse’lere sığınırsınız.</p>

<p style="text-align:start">Allah’ın takdirine boyun eğdiğimizi ifade ettiğimizi düşünüp söylediğimiz bir söz kalıbı vardır: “Hayırlısı neyse o olsun.”</p>

<p style="text-align:start">İnancımıza göre tevekkül denilen kavrama denk geldiğini düşünürüz.</p>

<p style="text-align:start">Tevekkül dediğimiz durumu içselleştirmeden dilimizde ifade bulmasıdır “hayırlısı neyse o olsun”.</p>

<p style="text-align:start">Oysa tevekkül denilen meselede Allah-u Teâlâ kullarından kul olarak elinden, aklından, yüreğinden geleni yaptıktan sonra sonucu Allah’a bırakılmasını murat eder.</p>

<p style="text-align:start">“Hayırlısı neyse o olsun” diyenlerin olayların sonucunda karşılaştıklarında da çeşitli isyanlarına şahit oluruz.</p>

<p style="text-align:start">Bir Müslüman önce iyi olanı, güzel olanı, doğru olanı, faydalı olanı ve adil olanı seçmeli; sonra, “Allah’ın her hayrına muhtacız, hayırlısı neyse o olsun” diye duasını etmelidir.</p>

<p style="text-align:start">Söyleyecek, yazacak çok şey var ama…</p>

<p style="text-align:start">Neyse…</p>

<p style="text-align:start">Kalın sağlıcakla</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>

<p style="text-align:start">Uzman Psikolojik Danışman</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 12 Sep 2025 10:16:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bizim Edeler</title>
                <category>Şükrü Sağlam</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/bizim-edeler-352</link>
                <author>saglamsukru1@hotmail.com (Şükrü Sağlam)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/bizim-edeler-352</guid>
                <description><![CDATA[Bizim Edeler]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gurbete çıkan Emirdağlıların hikâyesi, aslında bir ekmek arayışının öyküsüdür. 1960’ların başında bir tahta bavul, üç beş parça çamaşır, azık torbasında haşhaşlı katmer, domates, çörekotlu çökelek peyniriyle kara trenin vagonlarına binen hemşerilerimiz; Almanya, Hollanda, Fransa, Belçika ve Avusturya yollarına düştüler.</p>

<p>İlk günler kolay değildi. Belçikalı, Yunanlı, Yugoslav bakkaldan bir yumurta isterken “gıdaklamaya” mecbur kalan insanımız, zamanla eşini, çocuklarını, ardından yakın akrabalarını yanına aldı. Çocuklar büyüdü, yeni hayatlar kuruldu.</p>

<p>Derken 1974 affıyla, Emirdağ’ın müzisyen Abdalları da Avrupa’ya adım attı. Bir zamanlar “abdal” diye hor görülen, ama düğünlerimizin vazgeçilmez neşesi olan bu sanatçılar, önce Belçika’ya sonra da Avrupa’nın dört bir yanına dağıldı. O günlerde Emirdağ usulü düğünler artık Avrupa’da yapılmaya başlamıştı. Irıza Küçükkaya ve arkadaşlarının cümbüşünü, klarnetini dinleyen gurbetçi hemşerilerimiz, kendi iç dünyalarında Emirdağ’ı, sevdalarını yeniden yaşıyorlardı.</p>

<p>Zaman değişti, insanlar değişti. Avrupa’daki hayat standartları yükseldi. Küçük kahve odalarında yapılan düğünlerin yerini, modern düğün salonları ve beş yıldızlı otellerin konferans salonlarındaki görkemli düğünler aldı. Ama değişmeyen tek şey vardı: <strong>Bizim Edeler.</strong></p>

<p>Gent’te, Fakı Edeer’in müzik evinde karşıma çıkan manzara, bana geçmişi hatırlattı. Rahmetli Irıza Küçükkaya’nın torunları, “Grup Dostlar” adıyla bir müzik orkestrası kurmuşlardı. Dedelerinin klarnetini ellerine aldıklarında, sanki hâlâ Ibıdığın’ın, Irıza Küçükkaya’nın, Kör Bektaş’ın ruhu notaların arasında dolaşıyordu.</p>

<p>İşte bu yüzden diyorum ki: Yıllar geçse, nesiller değişse, düğünlerimiz köy kahvesinden otel salonlarına taşınsa da bizim edeler değişmiyor. Çünkü onların klarnetinde, bizim yüreğimizde hâlâ aynı melodi çalıyor.</p>

<p><strong>Şükrü Sağlam</strong>-<strong> Ocak 2008</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 11 Jan 2008 15:44:49 +0200</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2025/05/sukru-saglam-1748531147.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yeni Bir Tuzak:Gurbetçi Düşmalığı</title>
                <category>Şükrü Sağlam</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/yeni-bir-tuzakgurbetci-dusmaligi-351</link>
                <author>saglamsukru1@hotmail.com (Şükrü Sağlam)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/yeni-bir-tuzakgurbetci-dusmaligi-351</guid>
                <description><![CDATA[Yeni Bir Tuzak:Gurbetçi Düşmalığı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bir tatil sezonu daha geride kalıyor. Yurtdışında yaşayan gurbetçilerimizin büyük çoğunluğu izinlerini memleketlerinde geçirip çalıştıkları ülkelere döndüler. Bir kısmı ise hâlâ Ağustos’un son günlerinde sıla hasretini yaşıyor. Onlar tatillerinde hem aileleriyle hasret giderdiler hem de ülke ekonomisine ciddi bir katkı sağladılar. Döviz girdisiyle, alışverişleriyle, yatırımlarıyla sessiz sedasız yaz aylarını geride bıraktılar.</p>

<p>Ancak ne yazık ki aynı dönemde sosyal medyada yeni bir rüzgâr esmeye başladı. Daha düne kadar sığınmacılar üzerinden körüklenen öfke, şimdi yönünü gurbetçilere çevirmiş durumda. Birileri, sokak röportajları adı altında kurgularla, masa başında planlanan algı operasyonlarıyla toplumun sinir uçlarına dokunuyor. “Onların bu ülkede söz hakkı yok” denilerek yeni bir düşmanlık kapısı aralanıyor.</p>

<p>Gurbetçiler, Yurtdışında Türkiye'nin gücüdür</p>

<p>Oysa gurbetçiler, bu ülkenin en kıymetli yapı taşlarından biridir. Yıllardır memleketine döviz gönderen, çalıştığı ülkede alın teri dökerken aklı hep vatanında kalan, gurbette dahi ülkesine laf söyletmeyen insanlarımız… Almanya’da, Fransa’da, Belçika'da, Hollanda’da, Avusturya’da ve daha nice ülkede Türk kimliğini, kültürünü, değerlerini yaşatan milyonlarca vatandaşımız…</p>

<p>En az 60 yıldır Türkiye’nin kalkınmasına destek olan bu insanlara, şimdi “sen konuşma” demek büyük bir haksızlık değil midir? Sadece ekonomiye katkılarıyla değil, dışarıda yürüttükleri gönüllü elçilikle de Türkiye’nin yumuşak gücünü temsil eden gurbetçiler, ülkemizin gurur kaynaklarındandır.</p>

<p>Oyun Büyük, Ama Çözüm Bizde</p>

<p>Elbette burada sorumluluk biraz da gurbetçilerimize düşüyor. Her uzatılan mikrofona konuşmak zorunda değiller. Hele ki tartışmayı körükleyen, provokatif sorulara hiç girmemeliler. Çünkü onların asli görevi sosyal medyanın kurgularına malzeme olmak değil; tatillerini akrabalarıyla, komşularıyla, dostlarıyla hasret gidererek geçirmek olmalı.</p>

<p>Bugün açıkça görülüyor ki “her şey bitti, sıra gurbetçilere geldi.” Ama bu oyuna gelmeyeceğiz. Çünkü gurbetçiler bu ülkenin düşmanı değil, en sadık evlatlarıdır. Onlara sahip çıkmak, aslında kendimize sahip çıkmaktır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 22 Aug 2025 10:40:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2025/05/sukru-saglam-1748531147.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Azerbaycan ve Türkmenistan: Orta Koridor’u Birlikte İleri Taşımak</title>
                <category>Derya Soysal</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/azerbaycan-ve-turkmenistan-orta-koridoru-birlikte-ileri-tasimak-350</link>
                <author>soysalderya1965@gmail.com (Derya Soysal)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/azerbaycan-ve-turkmenistan-orta-koridoru-birlikte-ileri-tasimak-350</guid>
                <description><![CDATA[Azerbaycan ve Türkmenistan: Orta Koridor’u Birlikte İleri Taşımak]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Güney Kafkasya’daki jeopolitik dengelerin değişmesiyle birlikte Azerbaycan, bölgesel ve küresel düzeyde etkisini artıran stratejik bir aktör olarak öne çıkmaktadır. Özellikle Orta Koridor’un gelişiminde oynadığı kilit rol, Azerbaycan’ı yalnızca Avrupa’yla değil, Orta Asya ülkeleriyle de daha derin bağlar kurmaya yöneltmiştir. Bu bağlamda Türkmenistan ile kurduğu stratejik ortaklık, hem ekonomik hem de jeopolitik düzlemde dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendirilmektedir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Azerbaycan’ın Diplomatik Atılımları ve Bölgesel Yakınlaşmalar</p>

<p>Azerbaycan, diplomasi alanındaki proaktif tutumunu sürdürerek, uluslararası ortaklıklarını genişletmektedir. 10 Haziran 2025 tarihinde Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Ermenistan Cumhurbaşkanı Nikol Paşinyan’ın barış görüşmeleri, Azerbaycan’ın Güney Kafkasya’daki merkezî rolünü pekiştirmiştir. Bu gelişme, bölgesel istikrarın sağlanması ve uzun süreli çatışmaların sonlandırılması açısından tarihi bir adım niteliğindedir.</p>

<p>Azerbaycan’ın dış politikası, sadece komşularıyla sınırlı kalmamış; Orta Asya ülkeleriyle de yakın işbirliklerine dönüşmüştür. Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev’in 2 Temmuz 2025’teki Bakü ziyareti sırasında 20 ikili anlaşma imzalanmış ve Bakü’de açılan Özbekistan Parkı, kültürel diplomasi adına önemli bir adım olmuştur. İki ülke arasındaki ticaret hacmi, Ocak-Mayıs 2025 döneminde üç kat artarak 200 milyon doları aşmıştır. Hedeflenen ticaret hacmi ise 1 milyar dolardır.</p>

<p><br />
---</p>

<p>Türkmenistan ile Derinleşen Stratejik Ortaklık</p>

<p>Türkmenistan Halk Maslahatı Başkanı Gurbanguli Berdimuhamedov’un 16 Temmuz 2025’te gerçekleştirdiği Azerbaycan ziyareti, iki ülke ilişkilerinde bir dönüm noktası olmuştur. Bu ziyaretin ardından Hazar Denizi altından geçmesi planlanan boru hattı projesi yeniden gündeme gelmiş; bu proje, Türkmenistan gazının Azerbaycan üzerinden Avrupa’ya taşınmasına olanak sağlayacaktır.</p>

<p>Türkmen liderin Karabağ’a yaptığı ziyaret, Azerbaycan’ın egemenliğine verilen desteğin sembolik bir göstergesi olmuştur. Ayrıca, Hazar Denizi’ndeki daha önce ihtilaflı olan "Dostluk" (Kıyapaz/Serdar) sahasının ortak işletilmesine yönelik 2021’de imzalanan anlaşma, ekonomik işbirliğinin derinleşmesini sağlamıştır.</p>

<p>Azerbaycan, Türkmenistan ve İran arasında 2021’de başlatılan doğalgaz takası projesi ise fiyat anlaşmazlıkları nedeniyle 2024 başında durmuştur. Ancak, Berdimuhamedov’un son Bakü ziyaretiyle bu sürecin yeniden canlanması beklenmektedir.</p>

<p>2024 yılında iki ülke arasındaki ticaret hacmi 383,7 milyon dolara ulaşmış; 2025’in ilk aylarında bu rakam 118 milyon doları geçmiştir. Türkmenistan, Azerbaycan’a enerji ürünleri, kimyasallar ve tekstil ihraç ederken; Azerbaycan, Türkmenistan’a mühendislik ürünleri, inşaat malzemeleri ve gıda ürünleri göndermektedir. Bu yıl içerisinde Cumhurbaşkanı Aliyev’in Aşkabat’a resmi bir ziyarette bulunması planlanmaktadır.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Çok Taraflı Diplomaside Orta Koridor Vurgusu</p>

<p>Azerbaycan, Kapalı Denizlere Sahip Gelişmekte Olan Ülkeler Üçüncü Birleşmiş Milletler Konferansı’nda (LLDC3) da etkin bir rol üstlenmiştir. Başbakan Ali Asadov’un başkanlık ettiği heyet, Orta Koridor üzerinden taşınan yük miktarının 2022'den bu yana %90 arttığını ve transit süresinin ciddi şekilde kısaldığını açıklamıştır.</p>

<p>5 Ağustos 2025 tarihinde Avaza’da gerçekleştirilen üçlü toplantı, bölgesel işbirliğinde önemli bir dönüm noktası olmuştur. Türkmenistan Halk Maslahatı Başkanı Berdimuhamedov, Özbekistan Cumhurbaşkanı Mirziyoyev ve Azerbaycan Başbakanı Asadov'un katıldığı toplantı, ulaştırma, enerji ve kültürel işbirliklerinin geliştirilmesi konularına odaklanmıştır. Toplantı, gelecekteki ortak projeleri belirleyen bildiri ve anlaşmalarla sonuçlanmıştır.</p>

<p>Aynı gün, Hazar’a kıyıdaş devletler toplantısında çevresel güvenlik, biyoçeşitlilik, kaynak yönetimi ve deniz sığlaşması gibi konular ele alınmıştır. Türkmenistan Dışişleri Bakanı Raşid Meredov, Cumhurbaşkanı Serdar Berdimuhamedov’un BM Genel Kurulu’nda duyurduğu “Hazar Çevre İnisiyatifi” hakkında bilgi vermiştir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Küresel Görünürlük ve Stratejik Vizyon</p>

<p>Azerbaycan’ın uluslararası sahnedeki etkisi, 2024’te ev sahipliği yaptığı COP29 Zirvesi ile daha da pekişmiştir. Azerbaycan, sürdürülebilir enerji ve iklim eylemine bağlılığını sergileyerek, sera gazı emisyonlarını 2050’ye kadar %40 azaltma hedefi koymuştur.</p>

<p>Avrupa Birliği ile ilişkiler de ivme kazanmıştır. Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı Kaja Kallas’ın 25 Nisan’daki Bakü ziyareti sırasında, ticaretin ve bağlantıların güçlendirilmesi görüşülmüştür. Ayrıca Le Monde gazetesinde yayımlanan bir makalede, Azerbaycan’ın Kafkasya’daki askeri ve ekonomik liderliği vurgulanmıştır.</p>

<p>4 Temmuz 2025’te Hankendi’de düzenlenen Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) Zirvesi, Azerbaycan’ın yeşil enerji, bölgesel bağlantı ve ekonomik entegrasyonda liderliğini bir kez daha ortaya koymuştur.</p>

<p><br />
&nbsp;</p>

<p>Zengezur Koridoru ve Orta Koridor’un Geleceği</p>

<p>Zengezur Koridoru, Azerbaycan’ın Orta Koridor üzerindeki stratejik vizyonunun somut bir parçasıdır. Bu kara yolu, Çin ve Orta Asya’yı Avrupa’ya bağlarken, Rusya ve İran gibi aktörleri baypas ederek yeni bir jeopolitik hattın kurulmasına öncülük etmektedir. Guliyev’e (5 Ağustos 2025) göre, bu bölüm Azerbaycan’ı Nahçıvan ve Türkiye üzerinden Anadolu’ya bağlayacak; Hazar Denizi, Güney Kafkasya ve Türkiye arasında güçlü bir bağlantı sağlayacaktır.</p>

<p><br />
&nbsp;</p>

<p>Azerbaycan, etkili dış politikası, zengin enerji kaynakları ve güçlü bölgesel ortaklıklarıyla Orta Koridor’un gelişiminde merkezî bir rol üstlenmektedir. Özellikle Türkmenistan ve Özbekistan ile kurulan ilişkiler, Türk dünyası ve Orta Asya ile entegrasyon stratejisinin bir parçası olarak öne çıkmaktadır. Kapalı denizlere sahip ülkelerin lojistik zorluklarını aşmak için geliştirilen bu yeni bağlantı vizyonu, Azerbaycan’ı hem Doğu hem de Batı için vazgeçilmez bir transit ve işbirliği merkezi haline getirmektedir.</p>

<p>Derya Soysal</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 08 Aug 2025 12:01:24 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2025/02/derya-soysal-1738663003.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İyilik üzerine</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/iyilik-uzerine-349</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/iyilik-uzerine-349</guid>
                <description><![CDATA[İyilik üzerine]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">İyilik yap denize at balık bilmese halık bilir.</p>

<p style="text-align:start">Zamanın birinde İstanbul'da kahvecilik yapan biri varmış. Dükkânı ise her dinden ve milletten insanla dolarmış. Bir gün, yeniçerilerden kabadayılığa meraklı olan bir tanesi bu kahvehaneye gelmiş, kılık kıyafetinden Rum olduğunu anladığı kişiye bakarak, "Herkese benden kahve, bu Rum'a verme!" demiş. Kahveci herkese kahvesini vermiş, en son da iki fincan kahveyi almış gitmiş Rum'un yanına oturmuş. Yeniçeri hiddetlenecek olduysa da kahveci, "Bu kahveler senden değil, benden" diyerek onu yatıştırmış. Aradan biraz zaman geçmiş, Sisam Adası'nda Rumlar isyan çıkartmış. Hikâye bu ya, bu kahveci de isyanı bastırmaya giden askerler arasındaymış fakat esir düşmüş. O zamanlarda Rumlar esirleri köle pazarında sattıkları için bizim kahveci de köle pazarına çıkarılmış, kaderine boyun eğmiş beklerken gelen bir Rum tarafından satın alınmış. Alan adam kahveciyi peşi sıra yürüterek ıssız bir sokağa getirmiş ve dönüp, "Beni tanıdın mı? Ben o yeniçeriye rağmen kahve ikram ettiğin kişiyim. Sen unutmuş olabilirsin ama 40 yıl geçse de ben o kahveyi unutmam. Şimdi özgürsün, yolun açık olsun!" demiş. İşte "Bir fincan kahvenin 40 yıl hatırı vardır" sözü buradan gelmekteymiş.</p>

<p style="text-align:start">Prof Dr Kemal Sayar’ın ifadesi ile bir kez kalpten çıkıp da paylaşıldığında, insana misliyle geri dönmemiş bir iyilik yoktur. Siz o dönüşü bazen hemen görüp hissedemeseniz de, sevgi size geri döner,der.Dr. David Hamilton, zorlu yaşam koşullarından edinilen bu deneyimler sebebiyle geçen süreçte atalarımızın diğerleriyle işbirliğini öğrenmek zorunda kaldıklarını, grup içerisinde daha güçlü duygusal ilişkiler kurabilenlerin hayatta kalma şanslarının daha yüksek olduğunu ve bu sayede “iyilik genlerinin” bugüne aktarılabildiğini ifade etmektedir. Stanford Üniversitesinde Psikoloji Profesörü Jamil Zaki, iyiliğe tanık olmanın iyilik yapmaya ilham verdiğini ve bunun bir virüs gibi yayılmasına neden olduğunu gözlemleyen bir dizi çalışma gerçekleştirmiştir.</p>

<p style="text-align:start">Kur’an-ı Kerim’de "Allah’a kulluk edin, ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana-babaya, akrabalara, yetimlere, düşkünlere, yakın ve uzak komşuya, yanınızdaki arkadaşa, yolcuya ve size hizmet eden kimselere iyilik edin. Allah, kendini beğenip öğünenleri elbette sevmez." (Nisâ, 4/36) ayeti ile de dinimizde iyilik yapmanın önemi açık bir şekilde belirtilmiştir.</p>

<p style="text-align:start">Kalın Sağlıcakla</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 28 Jul 2025 14:05:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Her son bir başlangıçtır</title>
                <category>Nerkız Şahin</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/her-son-bir-baslangictir-348</link>
                <author>kaderkusu@hotmail.com (Nerkız Şahin)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/her-son-bir-baslangictir-348</guid>
                <description><![CDATA[Her son bir başlangıçtır]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Bir şeyler son bulurken, bir başlangıç bizi bekler. Haziran ayı okullar tatile girer, iş yerleri kapanır. Tatil başlar ve yılbaşı gibi bir son havası olmasa da, yine de bir hüzün barındırır içinde. Aynı sınıfa birdaha gitmezsin, sınıfta kalanlar hariç tabi. Hatta aynı okula da geri dönmezsin belki. Okul bitmiştir iş hayatına atılmak zorunda kalırsın. Haziran böyledir işte, yeni umutlara yelken açarken, bir yandan hüzünlendirir.</span><br />
<br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Benim taşınmamın da haziran'a denk gelmesi o eskiden bir daha aynı okula gidememe duygusunun benzerini yaşattı.</span><br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Mahalleden geçebilirsin, aynı sokaktan da geçersin, ama önünde durmana rağmen birdaha içeri giremezsin. O kapı açılmaz artık. Başkaları alır yerini, onlar girer içeri ve kendi özünü yansıtır yerine gelenler.</span><br />
<br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Haziran sonu topladım tası tarağı ve boşalttığım evimden son defa veda ettim. Boş odalarda dolaşırken bir başlığın daha sonuna geldik diye iç geçirdim. Yeniliklere hep açık birisiyim ama eskilerden kolay kopuyor anlamına gelmiyor. İlla bir parçamızı geride bırakıyoruz giderken. Geçmişten de yükümüze alıyoruz ve yolumuza devam ediyoruz.</span><br />
<br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Bir müddet kolilerde kutularda saklı kalacak eşyaları koyduk kuytu bir köşeye ve kolları sıvadık yeni evdeki işlere sarılmak için. Kim bilir bizi hangi yeni hikayeler bekliyor. Neleri ekleyeceğiz yolculuğumuza ve hafızalarımıza. Hedefim okulların açılmasıyla birlikte işleri de bitirmek...</span><br />
<br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Eylül güzel bir aydır, ne yazın çok sıcağı, ne de kışın soğuğu vardır onda. Cıvıl cıvıl bir ay, tatilin anıları daha beyinlerde, beden dinlenmiş olur. Artık boş durmak istemezsin, başlasın okul veya iş dersin. Hodri meydan ben burdayım sloganları atar için.</span><br />
<br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Ama daha orada değiliz tabi, şu an koşmadan yürüyoruz ve ağustos ayının tadını çıkarıyoruz. Zaten zaman su gibi akıp gidiyor. Her an'ı kendi zamanında yaşayalım değil mi?</span><br />
<br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Nerkiz Şahin</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 21 Jul 2025 11:33:14 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2020/03/nerkiz-sahin-1583485324.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kalbin Nerede Atıyorsa, Oraya Aitsin</title>
                <category>Serbest Kürsü</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/kalbin-nerede-atiyorsa-oraya-aitsin-347</link>
                <author>saglamsukru@1hotmail.com (Serbest Kürsü)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/kalbin-nerede-atiyorsa-oraya-aitsin-347</guid>
                <description><![CDATA[Kalbin Nerede Atıyorsa, Oraya Aitsin]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bir insan hem Brüksel’de doğup büyüyebilir hem de Türkiye’nin kaderiyle yüreği titreyebilir mi?</p>

<p>Evet, titreyebilir. Çünkü aidiyet yalnızca bir coğrafya meselesi değildir; kalbin nerede attığıyla ilgilidir. İşte bu yüzden, 15 Temmuz biz Avrupalı Türkler için de sadece Türkiye’de yaşanmış bir darbe girişimi değil, aynı zamanda güçlü bir duruşun, ortak hafızaya kazınmış bir direnişin simgesidir.</p>

<p>2016 yılının o karanlık gecesinde, Türkiye’de yaşananlar hepimizin yüreğini kavurdu. Darbe girişimi yalnızca bir rejime değil, halkın özgür iradesine yönelmiş bir ihanetti. Türkiye’nin dört bir yanında insanlar, ellerinde silah değil, dillerinde dua, kalplerinde vatan sevgisiyle sokağa döküldü. Genç, yaşlı, kadın, erkek, öğrenci… Hep bir ağızdan haykırdılar:</p>

<p>“Bu ülke bizimdir. Bu irade bizimdir.”</p>

<p>Bizler, binlerce kilometre ötede yaşayanlar… O gece ekran başındaydık. Gözümüz oradaydı, elimiz yüreğimizde. Tankları, uçakları, silah seslerini izlerken, görüntülerden taşan bir milletin cesaretine ve onuruna tanıklık ettik.</p>

<p>15 Temmuz gecesi, biz diasporada yaşayanlar için de dönüm noktasıydı. Sadece Türkiye’nin geleceği değil, bizim buradaki kimliğimiz, birlik duygumuz ve aidiyet bilincimiz de yeniden şekillendi. Çünkü yaşadığımız yer kadar doğduğumuz topraklara da bağlıyız.</p>

<p>Çifte kültürle yoğrulmuş hayatlarımızda bir yandan yaşadığımız Avrupa toplumlarına katkı sunuyor, diğer yandan Türkiye’nin sesi, vicdanı ve gönül köprüsü olmaya devam ediyoruz. Bu ikili sorumluluk, bizleri her iki vatana da daha sıkı bağlarla kenetliyor.</p>

<p>Bugün, 15 Temmuz Demokrasi ve Millî Birlik Günü vesilesiyle, aziz şehitlerimizi rahmet ve minnetle anıyor; kahraman gazilerimize sağlık ve huzur diliyoruz. Ve altını bir kez daha çiziyoruz:</p>

<p>Demokrasiye, halkın iradesine ve Türkiye Cumhuriyeti’ne sahip çıkmak, sınır tanımayan bir sorumluluktur.</p>

<p>Sadece bir Brüksel Belediye Meclis Üyesi olarak değil, bu milletin bir evladı olarak söylüyorum:</p>

<p>Unutmak, inkâr etmektir.<br />
Ve biz unutmadık.<br />
Unutturmayacağız.</p>

<p>Ayşe Malçikan – Brüksel Belediye Meclis Üyesi</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 15 Jul 2025 21:55:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2019/10/sukru-saglam-1571525446.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Herkese yetmeye çalışıp kendine yetememek</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/herkese-yetmeye-calisip-kendine-yetememek-346</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/herkese-yetmeye-calisip-kendine-yetememek-346</guid>
                <description><![CDATA[Herkese yetmeye çalışıp kendine yetememek]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">Kendi kendine yetebilmeli insan…</p>

<p style="text-align:start">Çevrenizde her zaman yaptıklarınızdan memnun olmayıp sizden hep ‘daha fazlasını’ bekleyen bazı insanlar vardır. Daha fazlasını yaparsınız, memnun kalmazlar sizden daha fazlasını yapmanızı isterler. Hatta bazen o kadar çelişkili konuşurlar ki, sizler ne yapacağınızı şaşırırsınız. Hani koşarsın koşarsın da yetişemezsin ya işte tam da öyle bir dünya!</p>

<p style="text-align:start">Herkese yetmeye herkese yetişmeye çalışırsın da bir tek kendine yetemezsin ya işte öyle bir dünya. Gitmeye çalışsınızda da gidemezsiniz. Her şeyden kaçıp kendimizden kaçamazsınız! Kendinize yetemezsiniz!</p>

<p style="text-align:start">Birileri size sen çok güçlüsün, sen şöylesin sen yaparsın dediklerinde “Hayır aslında kanatlarımdan vurulmuşum ben uçamıyorum. Kolumu kanadımı yitirmişim!” diyemiyoruz. Düşmüşüz de elimizden tutan olmamış, kendimize yaslanıp yeniden tutunmuşuz tutunmak istemediğimiz hayata. Herkese derman olmaya çalışırken öz yaralarımıza merhem bulamamışız. Akletmeye, anlamaya çalışırken bir yerlerde tıkanıp kalakalmışız. Etrafa şöyle bir bakınca sırtımızı hak olana yaslamaktan başka çaremizin kalmadığını anlamışız.</p>

<p style="text-align:start">Hak olandan başka güvenli bir limanın olmadığını anlayıp ömrümüzün dersini almışız. Öylece bakakalmışız; yetemememin hırçınlığında bir duvar dibine çöküp olan biteni izlemişiz! Çaresizce ümitsizce ne yapacağımızı bilmeden!</p>

<p style="text-align:start">Kelimelere sığınmaya çalışsak da boğazımız kurumuş da bir yudum su içememişiz. Tükenmişiz, kendimize yetememişiz!</p>

<p style="text-align:start">O yüzden kendi kendine yetebilmeyi öğrenmesi gerekiyor insanın. Nerede duracağını kendisi belirlemesi gerekiyor. Bunun içinde yalnız kalıp yaşadığı durumları gözden geçirmesi ve kendisini dinlemesi gerekiyor. Başkalarından bir şeyleri, beklemeyin kendinize yetebilin. Kendinize yetmeyi öğrendiğinizde hayata çok daha farklı bir bakış açısıyla bakacağınıza emin olabilirsiniz.</p>

<p style="text-align:start">Farabi, bu düşünceyi şöyle açıklıyor; “kendinden başka bir şeye ne kadar çok bağımlı olursan, o kadar az mutlu olursun” diyor.</p>

<p style="text-align:start">Son olarak ‘kendi kendine yetmek’ durumunu kişinin kendine ait standartlar oluşturarak davranış gerçekleştirmesi ve öz düzenleme yapması olarak tanımlayabiliriz.</p>

<p style="text-align:start">Kalın sağlıcakla</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Jun 2025 10:26:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hayat bu ne ekersen onu biçersin...</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/hayat-bu-ne-ekersen-onu-bicersin-345</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/hayat-bu-ne-ekersen-onu-bicersin-345</guid>
                <description><![CDATA[Hayat bu ne ekersen onu biçersin...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">&nbsp;</p>

<p style="text-align:start">Küçük kız, babası ile ormanda yürüyüş yaparken, ayağı takılıp yere düşüyor. Can acısıyla "Ahhh" diye bağırınca, ilerideki dağın tepesinden "Ahhh" diye bir ses duyuyor ve küçük kız, dağın tepesinde başka birinin olduğunu sanıp bu kez de "Sen kimsin?" diye bağırıyor. Aldığı yanıt "Sen kimsin?" oluyor... Küçük kız bu yanıta iyice sinirlenip "Sen bir korkaksın! Neden saklanıyorsun?" diye haykırıyor. Dağdan gelen ses "Sen bir korkaksın!" diye cevap veriyor...</p>

<p style="text-align:start">Sonunda babasına soruyor "Baba ne oluyor böyle?""Dinle ve öğren..." diyor babası. Bu kez kendisi dağa doğru "Sana hayranım!" diye bağırıyor. Gelen cevap "Sana hayranım!" oluyor. Baba tekrar bağırıyor, "Sen muhteşemsin!" ve gelen cevap "Sen muhteşemsin!" oluyor. Küçük kız çok şaşırıyor ama halen ne olduğunu anlayamıyor...</p>

<p style="text-align:start">Adam, küçük kızına hayatın sırrını anlatmaya başlıyor... Buna "Yankı" denir. Ama aslında bu ‘hayattır,’ dır. Hayat daima sana, senin verdiklerini geri verir. Hayat, yaptığımız davranışların aynasıdır...</p>

<p style="text-align:start">Hayat bu ne ekersen onu biçersin. Eğer sen kötülük ve haset ekersen, kötülük biçersin. Bu hayatta iyi insanlar ne kadar az olsa da her zaman iyi insanlar kazanacak, kötü insanlar kaybedecektir. İyi insanlar iyilikleri ile anılırken, kötü insanlar kötülükleri anılmaya mahkûm olacaktır.</p>

<p style="text-align:start">İyilik yapana kat kat mükâfat verilecek, kötülük yapan da yalnızca yaptığının karşılığını görecektir. Bunun da ötesinde iyilik düşünenler, hatta iyiliğe sebep olanlar da niyetlerinin karşılığını alacaklardır. Çünkü müminin niyeti amelinden hayırlıdır. Zaten ameli hayırlı kılan da niyettir. Ahirette kötülükler dengiyle karşılık bulacak, iyilikler ise “hesapsız nimetler”ile ödüllendirilecektir. Allah’ın merhameti sınırsızdır.</p>

<p style="text-align:start">Kim bir kötülük işlerse, sadece onun kadar ceza görür. Kim de kadın veya erkek, mümin olarak faydalı bir iş yaparsa işte onlar, cennete girecekler, orada onlara hesapsız rızık verilecektir. (Mümin, 40/40)</p>

<p style="text-align:start">Unutma ki, hayat sana ancak, senin ona verdiklerini geri verir. Ne ekersen onu biçersin.</p>

<p style="text-align:start">Kalın sağlıcakla</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 16 Jun 2025 21:08:02 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kişilik olmadan diğerleri bir hiçtir</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/kisilik-olmadan-digerleri-bir-hictir-344</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/kisilik-olmadan-digerleri-bir-hictir-344</guid>
                <description><![CDATA[Kişilik olmadan diğerleri bir hiçtir]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">Sınıftaki, öğrencilerin gürültü patırtıyla koşuşturduğu esnada sert görünümlü hoca kapıda beliriyor. İçeriye kızgın bir bakış atıp kürsüye geçiyor. Tebeşirle tahtaya kocaman bir (1) rakamı çiziyor.“Bakın çocuklar bu kişiliktir. Hayatta sahip olabileceğiniz en değerli şey...”diyor. Sonra (1)’in yanına bir (0) koyuyor; “Bu, başarıdır. Başarılı bir kişilik (1)’i (10) yapar.”Bir (0) daha koyuyor. “Bu, beceridir. (10) iken (100) olursunuz”...Sıfırlar böyle uzayıp gidiyor: Yetenek... Disiplin... Sevgi eklenen her yeni (0)‘ın kişiliği 10 kat zenginleştirdiğini anlatıyor hoca. Sonra eline silgiyi alıp en baştaki (1)’i siliyor. Geriye bir sürü sıfır kalıyor ve diyor ki ‘Kişilik’olmassa bu hayatta sıfırsınız."</p>

<p style="text-align:start">Evet değerli dostlar kişilik olmadan insan bir hiçtir.</p>

<p style="text-align:start">Peki, nedir bu kişilik nasıl oluşuyor? Karakter ile kişilik arasında nasıl bir bağ vardır?</p>

<p style="text-align:start">Kişilik, durumlara ve başkalarıyla etkileşimimize cevap olarak ortaya çıkar. Karakter ise bir bireyin ya da topluluğun kendine özgü olan, onu başkalarından ayıran temel belirti, onun davranışlarını belirleyen ana özellik olarak kabul edilir..</p>

<p style="text-align:start">Halk dilinde “Gerçek bir kişiliğe sahip”, “İyi bir kişiliği var”, “Kişiliksiz”, “Müthiş bir kişilik’gibi anlamlara gelen kişilik kelimesi bireylerin çevrelerindeki olaylara, objelere, diğer insanlara tepki vermedeki karakteristik özellikleri anlamında kullanırlar.</p>

<p style="text-align:start">Karakter, küçük yaşlardan itibaren içinde yaşanan toplumun değer yargılarının benimsenmesi ile şekillenir. İnsan, değer yargılarını aynen alıp belli durumlarda taklit etmez. Benimsediği, kendisi ile bütünleştirdiği değerleri ilgili durumlarla karşılaştıkça kendine özgü biçimde uygular.</p>

<p style="text-align:start">Asıl değer ise insanın bir karakterinin olmasıdır. İnsan karakterli olmalı ve karaktersiz davranışları varsa bunları bir an önce düzeltmeli ve kendine çeki düzen vermeli.</p>

<p style="text-align:start">İnsanı değerli kılan en önemli şey karakteridir. İnsan karakterinin oluşumundaki en önemli unsur ise genetik aktarım ile birlikte doğduğu ve büyüdüğü ailesidir. Sonra çevresi ve aldığı eğitim gelmektedir.</p>

<p style="text-align:start">Günümüz gençleri daha çok sosyal medya kültürü ile beslemekte ve geliştirmeye çalışmaktadır.</p>

<p style="text-align:start">Çocuklarına zaman ayıramayan onlara ilgi ve sevgilerini veremeyen ya da verecek bir şeyi olmayan aileler ister istemez çocuğunu sosyal medyanın eline teslim etmek durumunda kalıyorlar. Oysa ki kültürümüzün bir parçası olan Cami ve kültür amaçlı dernekler de içinde yaşadığımız bu çevrenin bir parçasıdır ve müspet bir fonksiyon icra ederler.</p>

<p style="text-align:start">Çocuklarınızın gerek çevreden gerekse de sosyal medya üzerinden tanıştığı seçtiği arkadaşlara dikkat ederek, cami ve akraba çevresinden ahlâklı arkadaşlar seçmesi için yönlendirmek, çevreyi de aile ve okul gibi faydalı bir eğitim kuruluşu haline getirmek mümkündür.</p>

<p style="text-align:start">Çünkü çocuğun karakteri ve buna bağlı şahsiyeti, aile okul ve çevre ile oluşmakta ve şekillenmektedir.</p>

<p style="text-align:start">Karakterin davranışı daha çok ani, tepkisel ve refleksi olur. Yani bilinçsizdir. Karakter bir bakıma ruhun çıplak halidir. Bu nedenle çocuklarınıza İslâm ahlâkı , takva elbisesi giydirdiğinizde iyi bir birey olmaktadırlar.</p>

<p style="text-align:start">Unutmayalım ki, İnsan, her gün yaptığı seçimler, aldığı kararlarla kendi etinden ve kemiğinden kendi karakterini inşa eder.</p>

<p style="text-align:start">&nbsp;</p>

<p style="text-align:start">Kalın sağlıcakla</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>

<p style="text-align:start">Uzman Psikolojik Danışman</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 11 Jun 2025 12:51:46 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gurbetçilere Linç Mevsimi Başladı!</title>
                <category>Şükrü Sağlam</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/gurbetcilere-linc-mevsimi-basladi-343</link>
                <author>saglamsukru1@hotmail.com (Şükrü Sağlam)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/gurbetcilere-linc-mevsimi-basladi-343</guid>
                <description><![CDATA[Gurbetçilere Linç Mevsimi Başladı!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Gurbetçilere Yönelik Linç Mevsimi ve Toplumsal Empati Eksikliği</p>

<p>Her yıl yaz ayları yaklaştığında, özellikle izin mevsimiyle birlikte sosyal medya mecralarında belirli görüntüler tekrar tekrar karşımıza çıkmaya başlıyor. Eline mikrofon alıp sokak röportajı yapan bazı kişiler, toplumun en hassas fay hatlarından birine bilerek veya bilmeyerek dokunuyor: gurbetçi - yerli tartışması.</p>

<p>Kışkırtıcı sorularla, özenle seçilmiş kurgu videolarla, belirli bir algı yaratmak amacı güden paylaşımlarla, toplumun kendi içindeki dayanışma duygusu törpüleniyor, yerini gereksiz bir öfkeye ve kutuplaşmaya bırakıyor.</p>

<p>Ne zaman Türkiye seçim dönemi gelse, yurtdışında yaşayan vatandaşlarımız yeniden hedef tahtasına oturtuluyor. "Siz orada yaşıyorsunuz ama gelip burada bizim geleceğimizi etkileyen oyu kullanıyorsunuz," denilerek gurbetçilere adeta hakaret sezonu açılıyor. Bununla da yetinilmiyor; "Sizin tuzunuz kuru, orada 3 bin Euro maaş alıyorsunuz, buraya gelip sadece 1 ay kalıyorsunuz, sizin yüzünüzden fiyatlar artıyor," gibi popülist, yüzeysel, bilgiye dayanmayan suçlamalar havada uçuşuyor.</p>

<p>Bu söylemlerin ne kadar haksız ve empati yoksunu olduğunu görmek için biraz derin düşünmek yeterli.</p>

<p>Kimdir Bu Gurbetçiler?</p>

<p>Bugün Avrupa başta olmak üzere dünyanın dört bir yanında yaşayan milyonlarca Türk vatandaşı ve kökenli insan, büyük fedakârlıklarla kendi hayatını kurmuş durumda.</p>

<p>-Birçoğu bu ülkenin asli vatandaşıdır.</p>

<p>-Türkiye Cumhuriyeti kimliğini taşır, askerlik görevini yapmıştır.</p>

<p>-Yıllardır ya da nesiller boyu vergisini ödemektedir.</p>

<p>-Her yıl milyarlarca Euro'luk döviz girdisi sağlamakta, Türkiye ekonomisine ciddi katkıda bulunmaktadır.</p>

<p>Türkiye ile gönül bağını koparmamış; yaz tatilinde, bayramda, özel günlerde vatanını ziyaret etmek için binlerce kilometre yol katetmektedir.</p>

<p><br />
Kimi, yaşlı anne-babasının bakımına koşar. Kimi, vefat etmiş yakınlarının mezarını ziyaret etmek için gelir. Çoğu, çocuklarına memleketin havasını, ezan sesini, bayrağını göstermek için onca zahmete katlanır.</p>

<p>Bu insanlar siyasi görüşlerinden bağımsız olarak Türkiye'nin bir parçasıdır. Seçme hakkı anayasal bir haktır. Bunu eleştirmek, temel demokratik prensiplere aykırıdır.</p>

<p>Fiyat Artışlarının Suçlusu Gurbetçi Olamaz!</p>

<p>Son dönemde sıkça dile getirilen bir başka mesnetsiz iddia da "Gurbetçiler geldiği için fiyatlar artıyor" söylemidir.</p>

<p>Oysa ekonomide arz-talep dengesi kısa vadeli dalgalanmalar yaratsa da, kalıcı enflasyonun, fiyat artışlarının nedeni yapısal ekonomik sorunlardır:</p>

<p>-Yüksek enflasyon</p>

<p>-Yetersiz üretim</p>

<p>-Düşük alım gücü</p>

<p>-Kötü yönetilen para politikaları</p>

<p><br />
Birkaç haftalık yoğunluk elbette turistik bölgelerde fiyatların anlık yükselmesine yol açabilir, ancak Türkiye genelindeki yıllık enflasyonun nedeni bu değildir. Gerçek nedenleri görmek yerine günah keçisi aramak kolay bir yol gibi görünse de, ülkenin faydasına değildir.</p>

<p>Ülkenin İyi Gününde Yatırımcı, Kötü Gününde Destekçi</p>

<p>Unutulmamalıdır ki bu ülkenin dört bir yanındaki gurbetçileri, vatanına sadece duygusal olarak değil, somut katkılarla da bağlıdır.</p>

<p>Ülkemizin iyi gününde, birikimleriyle memlekete yatırım yapan da onlardır.<br />
Ülkemizin zor zamanlarında yardım kampanyalarına, afetlere destek olan, seferber olan da onlardır.<br />
Ekonomik krizlerde, doğal afetlerde, toplumsal felaketlerde yurtdışındaki Türk toplumu her zaman omuz vermiş, vatanı yalnız bırakmamıştır.</p>

<p>Ve şunu açıkça ifade etmek gerekir:<br />
Bu yurdun öz evlatlarını bu tür ayrımcılıklarla vatan sevgisinden soğutamazsınız.</p>

<p>Çünkü her ne kadar bizler yurtdışında yaşıyor olsak da, kalbimiz daima ülkemizle bir atıyor.<br />
Biz bu ülkenin asli unsurlarıyız; bundan kimsenin kuşkusu olmasın.</p>

<p>Empatiye ve Birlik Duygusuna İhtiyacımız Var</p>

<p>Toplum olarak her şeyden önce empatiye ve birlik duygusuna ihtiyacımız var. Farklı hayatlar yaşıyor olabiliriz. Birileri Almanya’da, Hollanda’da, Fransa’da, Belçika'da çalışıp çocuk büyütüyor olabilir. Birileri Türkiye’de kendi geçim mücadelesini veriyor olabilir. Bu farklılıklar bizi birbirimize düşman yapmaz; tam tersine birbirimizi anlama ve saygı duyma fırsatı sunar.</p>

<p>Unutmayalım ki her giden, isteyerek ya da kolayca gitmedi. Çoğu zaman ekonomik zorunluluklar, gelecek kaygısı, eğitim ve daha iyi yaşam umudu bu yolu açtı. Türkiye’den kopmadan, ülkesine sevgiyle bağlı kalarak yaşam kurmaya çalıştı.</p>

<p>Gurbetçileri sırf birkaç sosyal medya videosu veya farklı siyasi görüşlere sahip oldukları için hor görmek, bir topluma yakışmaz.</p>

<p>Kimse kimsenin vatanseverliğini, aidiyetini sorgulayamaz.</p>

<p>Kimse anayasal hakları kullanmayı suç gibi gösteremez.</p>

<p>Kimse emeğiyle yıllarca ülkesine döviz gönderen, sevdiklerine kavuşmak için onca yol gelen insanları ötekileştiremez.</p>

<p>Bugün ihtiyacımız olan şey, birbirimizi yargılamak değil; birbirimizin zorlu yolculuklarına ve farklı hayat deneyimlerine saygı göstermek.</p>

<p>İçinden geçtiğimiz ekonomik ve toplumsal zorluklar, birlik ve beraberlik içinde aşılabilir. Birbirimize düşmekle değil.</p>

<p>Her yaz yeniden başlayan gurbetçi linci kimseye fayda getirmez, sadece toplumsal barışı zedeler.</p>

<p>Bu yüzden bir dahaki sefere sosyal medyada benzer videoları izlediğimizde, biraz daha aklı selim, biraz daha vicdan, biraz daha empati ile yaklaşmayı deneyelim.</p>

<p>Hepimizin ortak paydası vatan sevgisidir.<br />
Ve bu sevgi kolay kolay sarsılmaz.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 09 Jun 2025 08:35:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2025/05/sukru-saglam-1748531147.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Zafer Havalimanı Pahalı Bilet\&#039;e çare olabilirmi?</title>
                <category>Şükrü Sağlam</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/zafer-havalimani-pahali-bilete-care-olabilirmi-342</link>
                <author>saglamsukru1@hotmail.com (Şükrü Sağlam)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/zafer-havalimani-pahali-bilete-care-olabilirmi-342</guid>
                <description><![CDATA[Zafer Havalimanı Pahalı Bilet\'e çare olabilirmi?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Tatil mevsimi kapıya dayandı, izin planları da tüm hızıyla şekillenmeye başladı. Avrupa'da yaşayan milyonlarca Türk vatandaşı, memleket özlemini dindirmek için gün sayıyor. Ancak ne yazık ki her yıl benzer bir sorun tekrar ediyor: Uçak biletlerinin fahiş fiyatları.</p>

<p>Özellikle yaz sezonunda Avrupa’dan Türkiye’ye uçak bileti fiyatları adeta cep yakıyor. Hal böyle olunca çok sayıda gurbetçimiz, binlerce kilometrelik yolu özel araçlarıyla kat etmeyi tercih ediyor. Kimileri ise saatler süren bu meşakkatli yolculuğun yerine, daha kısa sürede memlekete ulaşmak için çeşitli alternatifleri araştırıyor.</p>

<p>Belçika’da yaşayan Emirdağlı vatandaşlarımız, ulaşımda en çok Eskişehir Teknik Üniversitesi bünyesindeki Hasan Polatkan Havalimanı’nı tercih ediyor. Ancak ne yazık ki bu hatta Türk Hava Yolları (THY) tarafından doğrudan bilet satışı yapılmıyor. Uçuşlar, yalnızca özel seyahat acenteleri aracılığıyla organize edilen charter seferlerle gerçekleştiriliyor. Bu durum da bilet fiyatlarının adeta kontrolden çıkmasına neden oluyor. Yaz aylarında Brüksel-Eskişehir gidiş-dönüş bir biletin 1000 Euro civarına ulaşması, birçok gurbetçi için ciddi bir yük anlamına geliyor.</p>

<p>Peki bu durum kader mi? Elbette hayır. Bu noktada Zafer Havalimanı önemli bir fırsat sunabilir.</p>

<p>Yıllardır yeterli yolcu kapasitesine ulaşamadığı için zarar eden Zafer Havalimanı, stratejik konumuyla aslında büyük bir potansiyel barındırıyor. Ulaştırma Bakanlığı’nın yüksek sezonda Almanya, Hollanda ve özellikle Belçika’dan Zafer Havalimanı’na uygun fiyatlı tarifeli uçuşlar düzenlemesi, bu potansiyeli gerçeğe dönüştürebilir. Böyle bir adım yalnızca Zafer Havalimanı’nın canlanmasına değil, aynı zamanda bilet fiyatlarındaki fahiş artışın da frenlenmesine vesile olacaktır. Rekabet ortamının oluşmasıyla birlikte Eskişehir uçuşlarının da fiyatları kaçınılmaz olarak düşecektir.</p>

<p>Bu süreçte yalnızca merkezi yönetimin değil, yerel yönetimlerin de güçlü bir şekilde devreye girmesi gerekiyor. Başta Afyonkarahisar Valiliği olmak üzere, Afyon Ticaret ve Sanayi Odası ve yerel yöneticilerin Ankara’da Ulaştırma Bakanlığı’na acil bir ziyaret gerçekleştirerek bölgenin taleplerini güçlü şekilde dile getirmesi şarttır. Aynı zamanda bölgenin siyasi temsilcilerinin de bu soruna sahip çıkması, Meclis düzeyinde konuyu gündeme taşıması büyük önem taşıyor. Pahalı bilet sorununa kalıcı ve adil bir çözüm üretmek için ortak bir irade ve hızlı bir eylem planı gereklidir.</p>

<p>Artık gurbetçilerin anavatan özlemini istismar eden tur operatörlerine dur deme zamanı gelmiştir. Uçuşların yalnızca birkaç şirketin inisiyatifine bırakılması kabul edilemez. Binlerce kilometre öteden sıla yoluna düşen vatandaşlarımız hem uygun fiyata hem de insani koşullarda bu yolculuğu yapabilmelidir.</p>

<p>Unutulmamalı ki, gurbetçinin yüreği zaten sıla hasretiyle yanıyor. Bir de bu özlem yolculuğu ticari sömürüye dönüşmemeli. Zafer Havalimanı’nın aktif ve sürdürülebilir şekilde kullanımı, bu hikâyede bir dönüm noktası olabilir. Bunun için şimdi harekete geçme zamanı!</p>

<p>Brüksel- 6 Haziran 2025</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 06 Jun 2025 11:44:53 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2025/05/sukru-saglam-1748531147.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kendine İyi Gelmenin En Güzel Hali: Yaz Tatili</title>
                <category>Esra YANIK</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/kendine-iyi-gelmenin-en-guzel-hali-yaz-tatili-341</link>
                <author>esra@gmail.com (Esra YANIK)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/kendine-iyi-gelmenin-en-guzel-hali-yaz-tatili-341</guid>
                <description><![CDATA[Kendine İyi Gelmenin En Güzel Hali: Yaz Tatili]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Haziran ayının o tanıdık sıcaklığıyla birlikte, içimizde hafif bir kıpırtı başlar. Tatil hayalleri yavaş yavaş su yüzüne çıkar. Çocukluğumuzdan kalma o heyecanlı duygular yeniden canlanır. Uzayan günler, ayaklarımızın çıplak toprakla, sıcak kumla buluşması…Ve belki de en önemlisi, biraz olsun durma ihtiyacı.<br />
Modern yaşam bizi sürekli bir koşturmanın içine alıyor. Sabah alarmıyla başlayan günler, yapılacak işler, sorumluluklar, bitmek bilmeyen listeler. Tüm yıl boyunca zihnimiz bir maraton koşuyor. Ve biz çoğu zaman bunun farkına bile varmadan, "yorulmuş bir zihinle” yaşamaya devam ediyoruz.<br />
Belki de en çok unuttuğumuz şey: durmak. Oysa iyi hissetmenin en temel ihtiyaçlarından biri, zaman zaman yavaşlayabilmek. Tatil bize bu yavaşlamayı hatırlatır. Sabah alarmı olmadan uyanmak, plansızca geçen saatlerin içinde kaybolmak, hiçbir yere yetişme telaşı olmadan bir ağacın gölgesinde oturmak…Bütün bunlar aslında iç dünyamıza “sen önemlisin” demenin yollarıdır.<br />
Doğayla temas etmek<br />
Çoğumuz yılın büyük kısmını ekranların ve dört duvarın arasında geçiriyoruz. Oysa doğanın iyileştirici gücü gerçek. Araştırmalar, doğada geçirilen zamanın stres hormonlarını azalttığını, kaygıyı hafiflettiğini ve odaklanma becerimizi artırdığını gösteriyor. Bu yaz, doğaya yakın olabileceğiniz alanları keşfedin. Bir ağaçla gölgelenin, toprağa çıplak ayak basın, suyun sesini dinleyin. Bunlar küçük gibi görünen ama ruhumuzda büyük etkiler yaratan deneyimlerdir.<br />
Kendinle kaldığın anlar<br />
Tatilde birçok kişiyle zaman geçiriyoruz belki ama bu dönemde kendinle yalnız kalmak da çok kıymetli. Kendine kulak vermek, gerçekten neye ihtiyacın olduğunu sormak. Belki yıllardır ertelenen bir duyguyu dinlemek, belki artık sana iyi gelmeyen bir düşünce kalıbını fark etmek. Bunların hepsi iyileşmenin başlangıç adımları.<br />
“Hiçbir Şey Yapmamak” da Yapılacak Bir Şeydir<br />
Bu cümleye biraz alışmak gerekiyor : Hiçbir şey yapmamak da bazen en verimli eylemdir. Tatilde sürekli bir “değerli zaman” baskısı yaşamak, her anı değerlendirmeye çalışmak bizi yine bir performans kaygısına sokabilir. Oysa boş zaman, zihnin kendini toparladığı, yaratıcılığın yeniden filizlendiği, içgörünün doğduğu alandır. Kendinize “sadece var olma” hakkını verin.<br />
Tatil bittiğinde, onun getirdiği o hafifliği tamamen geride bırakmak zorunda değiliz. Belki her gün on dakika daha yavaş yaşamak, belki sabah kahvemizi içerken telefona bakmadan gökyüzünü izlemek…Tatilden öğrendiklerimizi küçük küçük günlük yaşama taşımak, psikolojik sürdürülebilirliğimizi güçlendirir.<br />
Bu yaz, kendinize şu soruyu sorun: “Gerçekten neye ihtiyacım var?” Belki sadece biraz sessizlik, belki doğayla bir buluşma, belki bir dostla uzun bir sohbet... Cevabınız ne olursa olsun, ona kulak verin.<br />
Çünkü biz insanlar, sadece çalışarak değil; durarak, dinlenerek, hissederek de büyürüz.<br />
Esra Yanık<br />
Klinik Psikolog</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 04 Jun 2025 15:40:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2024/07/esra-yanik-1722440714.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sıla Yolunda Otelde Dinlenin</title>
                <category>Şükrü Sağlam</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/sila-yolunda-otelde-dinlenin-340</link>
                <author>saglamsukru1@hotmail.com (Şükrü Sağlam)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/sila-yolunda-otelde-dinlenin-340</guid>
                <description><![CDATA[Sıla Yolunda Otelde Dinlenin]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte Avrupa’da yaşayan milyonlarca vatandaşımız, özlemle bekledikleri memleket yolculukları için gün saymaya başladı. Her yıl olduğu gibi bu yıl da binlerce gurbetçi aile, karayoluyla Türkiye’ye doğru uzun ve zorlu bir yolculuğa çıkacak. Bu “Sıla Yolu” bir yanıyla hasretin, bir yanıyla da sabrın ve dikkatli planlamanın yolculuğu.</p>

<p>Ancak yıllardır gözlemlediğimiz bir durum var ki, bu yazıda altını özellikle çizmek istiyorum: Avrupa’dan Türkiye’ye doğru yola çıkan birçok sürücü, dinlenmeden, mola vermeden saatlerce direksiyon başında kalıyor. Özellikle Macaristan, Hırvatistan, Sırbistan ve Bulgaristan güzergâhlarında çoğu aile, sadece kısa benzinlik molalarıyla yetinerek, yolculuğu bir an önce tamamlama telaşına kapılıyor. Araç içinde uyumaya çalışmak, benzinlik kaldırımına serilen bir uyku tulumu, gece boyunca direksiyon başında nöbetleşe uyanık kalmak… Bu sahneler ne yazık ki her yıl tekrar ediyor.</p>

<p>Elbette bu durumun arkasında bazı nedenler var: Gümrük geçişlerindeki yoğunluklar, otellerde yer bulamama kaygısı ya da masrafları azaltma düşüncesi. Ancak bu tercihlerin ciddi sağlık ve güvenlik riskleri barındırdığını artık açıkça konuşmalıyız. Türkiye sınırına ulaşan ve yorgunluktan bitap düşen sürücüler, Edirne civarındaki benzinliklerde ya da yol kenarlarında araç içinde uyuyarak dinlenmeye çalışıyor. İşte tam da bu noktada risk daha da büyüyor. Son yıllarda bu bölgelerde yaşanan hırsızlık vakaları, gece saatlerinde camı kırılarak araçlardan pasaportların, çantaların ve değerli eşyaların çalınması gibi olaylar, yorgunluğun bir de maddi ve manevi zararla sonuçlanmasına yol açıyor.</p>

<p>Oysa bu tabloyu değiştirmek bizim elimizde. Yapılacak şey çok basit ama bir o kadar da etkili: Yola çıkmadan önce güzergâh üzerindeki ülkelerde bir gece konaklayacağınız oteli önceden ayarlamak. Bu küçük ama stratejik planlama sayesinde hem yolculuğunuz daha huzurlu geçer hem de güvenliğiniz artar. Belirsizliklerin olmadığı bir seyahat, çocuklarınızla birlikte geçireceğiniz ilk tatil günlerine daha dinç ve keyifli başlamanızı sağlar.</p>

<p>Türkiye’ye girdikten sonra da özellikle Edirne çevresinde konaklayabileceğiniz çok sayıda otel seçeneği bulunuyor. Gecelik fiyatlar 50 ila 100 Euro arasında değişiyor. Bu miktar, tüm aile bireylerinin uykusuz, stresli ve güvensiz bir gece geçirmesiyle kıyaslandığında çok daha anlamlı ve değerli bir yatırım haline geliyor.</p>

<p>Avrupa’da 60 yılı aşkın bir süredir varlığını sürdüren Türk toplumu, artık yolculuklarında da konforu ve güvenliği fazlasıyla hak ediyor. “İnsanca yolculuk, insanca dinlenme” anlayışıyla yola çıkan gurbetçilerimizin, yaz tatillerine sağ salim ulaşmalarını diliyorum.</p>

<p>Unutmayalım: Yola dinlenmiş çıkmak, sadece sizin değil, yoldaki herkesin güvenliği için hayati öneme sahiptir.</p>

<p><strong>Şükrü Sağlam- Brüksel 1 Haziran 2025</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 01 Jun 2025 00:02:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2025/05/sukru-saglam-1748531147.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uçakla Seyahat Neden Bu Kadar Pahalı?</title>
                <category>Şükrü Sağlam</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/ucakla-seyahat-neden-bu-kadar-pahali-339</link>
                <author>saglamsukru1@hotmail.com (Şükrü Sağlam)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/ucakla-seyahat-neden-bu-kadar-pahali-339</guid>
                <description><![CDATA[Uçakla Seyahat Neden Bu Kadar Pahalı?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Avrupalı Türklerin Yaz Telaşı: Sıla Yolu mu, Uçak Yolculuğu mu?&nbsp;</strong></p>

<p><img alt="gurbetçiler" src="https://www.belturkhaber.be/public/images/detay/gurbet%C3%A7iler(2).jpg" style="float:left; height:320px; width:480px" />Yaz aylarının yaklaşmasıyla birlikte Avrupa'da yaşayan milyonlarca Türk vatandaşını tatlı bir telaş sarıyor. Her yıl olduğu gibi bu yıl da gurbetçilerin aklında vatan hasreti, aile özlemi ve memleket topraklarına kavuşmanın heyecanı var. Almanya, Fransa, Hollanda, Belçika gibi Batı Avrupa ülkelerinde onlarca yıldır yaşayan Türkler, yaz aylarında sılayolu yolculuğuna çıkmak üzere hazırlıklarını sürdürüyor.&nbsp;</p>

<p><strong>60 Yıllık Bir Göç Hikayesi ve Vatan Özlemi&nbsp;</strong></p>

<p>Yaklaşık 60 yıl önce işçi göçüyle başlayan bu yolculuk, zamanla Avrupa’daki Türk toplumunun kökleşmesiyle birlikte kültürel bir gelenek halini aldı. Her yaz, binlerce kilometre kat edilerek yapılan Türkiye yolculukları, bir yandan vatan sevgisini yaşatırken öte yandan ciddi zorlukları da beraberinde getiriyor. Gurbetçilerin çoğu, aileleriyle birlikte kara yolunu tercih ediyor. Otomobille yapılan bu uzun yolculuk, özellikle gümrük kapılarında saatlerce süren beklemeler ve sınır geçişlerindeki yoğunluk nedeniyle adeta bir çileye dönüşebiliyor. Almanya'dan yola çıkan bir aile için Türkiye’ye ulaşmak 3 bin ila 4 bin kilometrelik bir mesafe demek. Bu da hem maddi hem de fiziksel olarak büyük bir yük anlamına geliyor.&nbsp;</p>

<p><strong>Uçakla Seyahat Neden Bu Kadar Pahalı?&nbsp;</strong></p>

<p><img alt="Emirdağ Uçağı" src="https://www.belturkhaber.be/public/images/detay/emirdagu%C3%A7a%C4%9F%C4%B1.jpg" style="float:left; height:318px; width:480px" />Oysa en güvenli ve hızlı ulaşım yolu elbette hava yolculuğu. Ancak işin ekonomik boyutu devreye girdiğinde tablo değişiyor. Türk Hava Yolları (THY), yıl boyunca Afrika'nın en ücra köşelerine dahi uçuş düzenlerken, yaz aylarında artan yolcu talebine rağmen Avrupa-Türkiye seferlerinde hem bilet fiyatlarını yüksek tutmakta hem de yeterli ek sefer koymamakta. Bu boşluğu ise özel charter şirketleri dolduruyor. Ne var ki bu şirketlerin çoğu, eski uçaklarla yüksek kâr marjları üzerinden bilet satmakta. Böylece gurbetçilerin vatan hasreti, bir anlamda ticari fırsata dönüştürülüyor. Yaz sezonunda, yani yüksek sezonda, bir kişi için gidiş-dönüş uçak bileti 850 Euro’dan başlıyor. Dört kişilik bir çekirdek aile için bu rakam 3.500-4.000 Euro’yu bulabiliyor. Bu da birçok aile için ekonomik açıdan büyük bir yük oluşturuyor.&nbsp;</p>

<p><strong>Yetkililere Çağrı: Gurbetçinin Yolu Açılmalı&nbsp;</strong></p>

<p>Elbette hiçbir özel şirketin kâr amacı gütmesi yadırganamaz. Ancak burada mesele sadece ticari kazanç değil, yıllardır Türkiye’ye gönülden bağlı binlerce vatandaşımızın vatana ulaşmakta yaşadığı zorluklardır. Sıla yolu çilesinin azaltılması için yapılabilecek çok şey var. Türk Hava Yolları başta olmak üzere, hava yolu şirketlerinden beklentimiz, özellikle yaz aylarında bilet fiyatlarını daha makul seviyelere çekmeleri ve ek seferlerle kapasiteyi artırmalarıdır. Bu şekilde gurbetçilerimizin Türkiye'ye daha konforlu ve ekonomik bir şekilde ulaşmaları mümkün olacaktır. Ayrıca devletin bu konuda devreye girerek hem özel havayolu şirketlerini denetlemesi hem de gerekirse teşvik ve sübvansiyon politikalarıyla fiyatları dengelemesi de önemli bir adım olacaktır.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong>Sıla Yolu Sevgidir, Kolaylaştırılmalıdır&nbsp;</strong></p>

<p>Gurbetçilerin yaz aylarında memlekete dönme arzusu, yalnızca bir seyahat planı değil; aynı zamanda kültürel bir bağ, bir sadakat göstergesidir. Bu sadakati taşıyan insanlara kolaylık sağlamak da hem devletin hem de ilgili kurumların sorumluluğundadır. Vatan hasretini çeken yüz binlerce insanın sıla yolculuğu, çile olmaktan çıkarılmalı; onların bu kutsal yolculukları desteklenmelidir.</p>

<p><strong>Şükrü SAĞLAM-Brüksel 28Mayıs2025</strong></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 29 May 2025 00:01:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2025/05/sukru-saglam-1748531147.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İnsanın Kendisini Fethetmesi Zaferlerin En Büyüğüdür</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/insanin-kendisini-fethetmesi-zaferlerin-en-buyugudur-338</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/insanin-kendisini-fethetmesi-zaferlerin-en-buyugudur-338</guid>
                <description><![CDATA[İnsanın Kendisini Fethetmesi Zaferlerin En Büyüğüdür]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">Hazreti Mevlana Mesnevî'de “Zavallı insan! Kendini gereği gibi bilemedi, tanıyamadı. Çok ötelerden, yücelerden, ezel âleminden geldi; bu noksanlar âlemine, bu kirli dünyaya düştü.”“İnsan kendisini ucuza sattı. O, çok değerli atlas bir kumaş gibi idi; tuttu, kendini bir hırkaya yamadı.” (c.3, 1000-1001)</p>

<p style="text-align:start">Platon ise İnsanın kendisini fethetmesi zaferlerin en büyüğüdür der,. Kendinizi tanımak, sizi mutlu eden, sizi motive eden ve hayatınıza anlam katan şeyleri keşfetmekle başlar. Ancak bu yolculuk, sadece ilgi alanlarınızı değil, aynı zamanda kişisel hedeflerinizi ve hayat tarzınızı belirlemenize de yardımcı olabilir Kendini keşfetmek, kişinin içsel büyüme ve gelişme için ihtiyaç duyduğu alanları belirlemesine ve bu alanlarda çalışma yapmasına da imkân tanır.</p>

<p style="text-align:start">Bu nedenle zayıf ve güçlü yönlerini bilmek keşfetmek zorundasın. Düşüncelerine saygı duy her fikrin doğru olmak zorunda değil. Kendine yeni şeyler katmalısın. Hayatındaki rutinler kalsın, ama farklı şeyleri denemekten korkma.</p>

<p style="text-align:start">Descartes’ Değişmeyen tek şey değişimin kendisidir, der. Pozitif insanlarla beraber ol. Negatif insanlardan uzaklaş. Çevrende seni kötü etkileyen insanlar olmamalı. Seni yargılayan, fikirlerine önem vermeyen ve senin de kendine önem vermemene sebep olacak kişilerden uzak dur. Verdiğin tüm içsel mücadelenin sonucu zaferdir.</p>

<p style="text-align:start">Sen kendini aşarsan, sınırlarını zorlarsan o zaman zafer senindir. Zafere ulaşmak için kendinle savaşma, mücadeleni asla pes etme. İçindeki ateşi söndürmeden, engelleri aşmanın ve zirveye çıkacak yolun ışığını bulmanın keyfini yaşa. Çıkmaz sandığımız o yollardan çıkabilir, ulaşılmaz sandığın o hedeflere ulaşabilirsin. Bu güç ve potansiyelin sende var olduğunu unutma.</p>

<p style="text-align:start">Geçmişin daima seninle olsun. Belki de hayatının en büyük hatalarını geçmişte yaptın. Tüm bu hataların, senin yeni bir hata yapmana birer engel olacak. Geçmiş tecrübelerin yanında olacak. Geçmişinle barış ki geleceğin daha güzel olsun. Unutma</p>

<p style="text-align:start">Sokrates’in de ifade ettiği gibi: Senin almaya cesaret edemediğin riskleri alanlar senin yaşamak istediğin hayatı yaşarlar.’’</p>

<p style="text-align:start">Sonuç olarak, Nefsini bilen rabbini bilir”(Hadis-i Şerif)</p>

<p style="text-align:start">Kalın Sağlıcakla</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 26 May 2025 14:00:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>4 mevsim biz</title>
                <category>Nerkız Şahin</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/4-mevsim-biz-337</link>
                <author>kaderkusu@hotmail.com (Nerkız Şahin)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/4-mevsim-biz-337</guid>
                <description><![CDATA[4 mevsim biz]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Anvers'in&nbsp; Moda Müzesi Belçika’da yaşayan Türk toplumunun müzelerle daha yakın bir bağ kurabilmesi amacıyla, kadınlarımızı müzeye davet ederek onlara haftada bir gün çay, kahve eşliğinde el işi yapabilecekleri sıcak bir ortam sundu. Bizlerde Nerkiz Şahin ve Zülbiye Ayaz olarak bir hedef olsun&nbsp; istedik, bir sergi ile taçlansın bu çalışma istedik ve bir proje olarak geri dönüş yaptık onlara.</span><br />
<br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Sergi ve defile çalışması başlattık böylece. A dan Z'ye bir tasarımcının izinden yol takip ettik katılımcı kadınlarlarla. İlk başlarda grup daha genişti ve bir çok kadın ile örgü günlerimiz oldu. 2024 yıl sonunda ise devam etmek isteyenlerle tasarım kısmına geçtik. Küçük gruplara ayrılarak ana tema'mız olan 4 mevsim kıyafetlerin üzerinde çalıştık. Sadece 4 mevsim çalışması hafif olur deyip tarihi kıyafetleri modern tasarım haline getirmelerini istedik. Ayrıca tasarımlarda sadece evlerimizde bulunan ve kullanmadığımız malzemelerden olmasına özen gösterdik. Dünyada bir çok attık varken bu yığına biz de katkı sunmayalım dedik.</span><br />
<br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Evlerde sandıklarda çıkarılan ve dolaplarda durup duran malzemelerden yep yeni tasarımlar yaparak 17 mayıs 2025'e hazırlandık. Defile ve sergi Türk kadınlarımızın el becerisini ve yaratıcılığını bir kere daha gösterdi geceye katılanlara. Yorgan dan pelerin, bataniyeden etek, iç anadolunun vaz geçilmezi patiklerden kaftan üzerine halı motifi, yazmaların oyasından elbisenin üzerine üç boyutlu çiçekler, kot pantalondan şalvara derken birbirinden hoş ve yaratıcı kıyafetler boy gösterdi defilede.</span><br />
<br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Bu süreçte bize ev sahipliği yapan Müze Müdürü Kaat Debo gecede Tükçe'de kurduğu çümlelerle "bu bir son değil, bir başlangıçtı" mesajını verdi. Daha sonra sözü Belgiz Polat’a verdi ve Belgiz hanım bizimle irtibata geçiş süresini ve müzede Türklerle bir ilk olan çalışmanın mutluluğunu da anlattı. Halkla ilişkiler sorumluları Jana Tricot ve Shanti Ofori’ye, etkinlik sorumlusu Karl Kana’ya ve tüm müze çalışanlarına teşekkürler sunuldu ve destek ve emeklerinden dolayı gecenin her alanında desteği olanları da burada anmadan olmazdı.</span><br />
<br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Bizler tarafından verilen çalıştaylar sırasında 4 mevsim kıyafetleri tasarlayan bayanlar:</span><br />
<br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Emine Balcı</span><br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Nazente Altan</span><br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Sibel Ak</span><br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Myuzein İsmail</span><br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Tülay Tezcan</span><br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Serap Şahin</span><br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Nuray Tekin</span><br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Ayla Güner</span><br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Dudu Ulusoy</span><br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Ayşe Hilal Böcü</span><br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Tennur Yasa</span><br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Jimena García Vázquez</span><br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Hazel Kaşarcı</span><br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Selda Kışlalı</span><br />
<br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Sergide bulunan minyatür ve mevsimlere göre hazırlanan şemsiyeler üzerinde yine bir çok kadınlarımız çalıştılar.</span><br />
<br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Ulku Dursun &amp; Myaz müzik kısmını üstlendiler ve geceye özel her mevsim için ayrı ayrı müzik hazırladılar.</span><br />
<br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Ülkü Dursun ve Muhammed Gündoğdu kısa video hazrlayıp gece boyu ön çalışmaların izlenmesini sağladılar.</span><br />
<br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Kıyafetleri taşıyan mankenlerimiz ise başta Ülkü Dursun, Özge Soytok, Aytenay Yağmur Böcü, Betül Ak, Rümeysa Ak ve Damla Yıldırım.</span><br />
<br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Ülkü Dursun arkadaşım burda sadece müziği üstlenmeyle kalmayıp, mankenlerle merdivenlerde nasıl inecekleri konusunda ve sunum için duruş hakkında bilgi paylaştı.</span><br />
<br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Ayrıca gecenin finalinde şarkılarıyla sahne alarak yine muhteşem bir organizasyon haline getirdi sergiyi.</span><br />
<br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Makyaj kısmı Tülin Şahin tarafından yapıldı ve tasarımlara uygun olarak yüzlere motifler çizerek defileye renk kattı. Her mevsime has renkler ve motifler kıyafetleri tamamlarken bir bütünlük oluştu. Mankenlerin kıyafetinden hariç tüm aksesuarlar üzerinde düşünülmüştu zaten her adımsa ve çalışılmıştı aylardır.</span><br />
<br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Serginın başlarında müzenin davet ettiği bağlamacı Çağrı Uzel de sahne alarak farklı yörelerden türkülerle ortamı şenlendirdi diyebiliriz ayrıca.</span><br />
<br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Gecede beşinci gösterilen elbise ise vazgeçilmezimiz olan kına kıyafetiydi. Bu kıyafetin üzerinde Belçikanın ünlü tasarımcısı Dries Van Nooten'ın yanında çalışan ve junior tasarımcısı olan Yael Coopman'ın verdiği önerilerle tasarlandı. Anvers Moda Müze kadınlara gerçek bir tasarımcıyla çalışma deneyimini sunmak istedi böylece.</span><br />
<br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Son olarak genç konuk öğrenci tasarımcılarımızdan bahsetmek istiyorum.</span><br />
<br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Türkiyeden Belçikaya ziyarete gelen bir grup öğrenci müzeyi ziyaret ederek bizlerle tanıştılar ve bir gün bizimle çalıştılar. Bizim tasarımları gören hocaları onlarla ayrıca benzer bir çalışma yapmamı istedi benden. Böylece bir haftalık bir çalıştay planladık gençlerle. Defilede onlarla birlikte hazırladığımız kıyafeti de sergiledik böylece. Bir köprü kurmuştuk sonuçta hep birlikte. Türkiye, Türkler, moda, müze, tasarım, Anvers...</span><br />
<br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Bu kıyafet için başka mevsim olmadığından Anvers şehrini, müzede gördükleri sergiyi ve geldikleri yeri, yani Tekirdağını birleştirmelerini istedim. Ayrıca tarihi ve modern çağını yine kullanmalarını sağladım. Anversin el hikayesini, Tekirdağ'ın kirazını, Osmanlının kıyafetini, sergide gördükleri Ballet Russes x Punk'u bir kıyafette birleştirmek kolay olmasada başardık diyebilirim. Ortaya altıncı harika bir eser çıktı ve bu eserin çalılanları:</span><br />
<br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Fatih Can Türker</span><br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Cömert Kaynak</span><br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Sude Albuga</span><br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Rabia Bozan</span><br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Kudret Aktan</span><br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Göknur Aydın</span><br />
<br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Öğretmen: Zahire AYAS</span><br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Moda Tasarım Teknolojileri Alanı</span><br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Şehit Kadir Dadaş Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi</span><br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Kapaklı/Tekirdağ</span><br />
<br />
<br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">7 ekim 2024 günü başlayan proje 17 mayıs günü sergi ve defile ile son buldu böylece.</span><br />
<br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Ama müze müdürünün de dediği gibi bu bir son değil aslında, devamı gelecek artık.</span><br />
<br />
<span style="background-color:#ffffff; color:#242424; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,&quot;Segoe UI Web (West European)&quot;,-apple-system,BlinkMacSystemFont,Roboto,&quot;Helvetica Neue&quot;,sans-serif; font-size:14.6667px">Nerkiz Şahin</span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 24 May 2025 12:50:46 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2020/03/nerkiz-sahin-1583485324.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sureti şiretine şahittir</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/sureti-siretine-sahittir-336</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/sureti-siretine-sahittir-336</guid>
                <description><![CDATA[Sureti şiretine şahittir]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">Sîret; bir kimsenin içi, hali, hareketi, ahlakı. Bir başka yönüyle tutmuş olduğu, yürümüş olduğu yol olarak tarif edilir. Suret ise; Türkçede tahrif edilmiş halde kullanılan surat sözcüğünün aslı. Biçim, görünüş, görüntü, şekil anlamlarında kullanılır. İmam Şafiî Hazretleri şöyle bir hatırasını anlatır: İlm’i Firaset (sezgi ve anlayış bilgisi) ile ilgili kitaplar aramak için Yemen’e gittim. Konuyla ilgili kitapları derleyip toparladım. Geri dönerken konaklamak için, yolda evinin avlusunda duran bir adama uğradım. Adam gök gözlü ve çıkık alınlı biriydi. Bu suret ise firaset ve kıyafet ilmine göre olumsuz sîretin (ahlâk noksanlığının) habercisiydi. Beni evine misafir etti. Bir de gördüm ki, pek cömert bir adam! Bana akşam yemeği ve güzel koku, hayvanıma alaf, ayrıca yatak ve yorgan gönderdi. Bunları görünce kendi kendime dedim ki: İlm-i firaset, bu adamın oldukça düşük bir şahsiyete sahip olduğunu gösteriyor. Ben ise ondan hayır ve iyilikten başka bir şey görmüyorum. Demek ki bu ilim boş ve gerçek dışıymış! Sabah olunca yanımdaki hizmetçi çocuğa hayvanı eyerlemesini söyledim. Hayvana binip çıkacağım sırada adama dedim ki: - Mekke’ye geldiğin zaman, Muhammed b. İdris’in (Şafiî) evini soruver. Adam dedi: - Peki, dün gece sana yaptığım hizmetin karşılığı nerede? - Neymiş o? - Sana iki dirheme yemek aldım; ayrıca aynı fiyatlarla katık, güzel koku, hayvanına yem, sana yatak ve yorgan alıverdim… Çocuğa dedim ki: - Oğlum, ona istediğini ver! Başka bir şey kaldı mı? - Ev kirası nerede? Ben evimi sana genişletip kendime daralttım! Bu durumu görünce kanaatim güçlendi ki, firaset ilmi gerçekmiş. (Ancak İslâm dini, ona uyan insanın tabiatını terbiye eder, tevbe de kötü adet ve huylarını değiştirip ıslah eder.) Şu güzel söz, konumuzu aydınlatır: ‘Suretin sîretine şahittir; başka şahit aramak zaiddir.’</p>

<p style="text-align:start">Güzel eylemeden, güzel olamayacağız, güzelliğe ulaşamayacağız. Eylediğimiz her güzellik bizi daha da güzelleştirecektir. O yüzden güzel eylemeliyiz ki, hayat güzel olsun. İnsan güzellikle buluşabilsin. Evet, amacımız güzellik olmalı ki güzelle buluşabilelim</p>

<p style="text-align:start">Sûrette nem var benim sîrettedir madenim, Kopsa kıyamet bugün gelmez perişan bana Niyazi Mısri</p>

<p style="text-align:start">Kalın Sağlıcakla</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 24 May 2025 12:49:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ölümsüz Türkmen şair, Mahtumkulu Pyragy</title>
                <category>Derya Soysal</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/olumsuz-turkmen-sair-mahtumkulu-pyragy-335</link>
                <author>soysalderya1965@gmail.com (Derya Soysal)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/olumsuz-turkmen-sair-mahtumkulu-pyragy-335</guid>
                <description><![CDATA[Ölümsüz Türkmen şair, Mahtumkulu Pyragy]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bu yıl, büyük Türkmen şairi ve düşünürü Magtymguly Pyragy’nin doğumunun 300. yılı. Onu sadece bir şair olarak tanımlamak eksik kalır. Pyragy, hem bir halk önderi, hem bir dil devrimcisi, hem de çağlar ötesinden seslenen bir fikir adamıdır. Onun şiirleriyle ilk kez tanıştığınızda, bir ulusun ruhuna, özlemlerine ve iç dünyasına da tanıklık etmiş olursunuz.</p>

<p>18. yüzyılda yaşayan Magtymguly, daha genç yaşta kalemiyle toplumuna yön vermeye başladı. Dili, halkın diliydi. Yabancı etkilerin ve baskıların arttığı bir dönemde, Türkmen kimliğini ve birliğini savunmak için şiiri bir kalkan gibi kullandı. Halkına, “kendin ol” dedi. Diline, kültürüne, toprağına, insanına sahip çık çağrısı yaptı. Şiirlerini, sokakta yürüyen sıradan bir insan da anlayabilsin diye sade ve derin yazdı. İşte bu yüzden onun şiiri, hâlâ yaşıyor.</p>

<p>Türkmenistan Cumhurbaşkanı Serdar Berdimuhamedov’un da dediği gibi: <em>“Magtymguly Pyragy, derin hikmet içeren dizeleri sayesinde halkın kalbinde ebedî bir yer edinmiştir.”</em> Gerçekten de öyledir. Çünkü o, yalnızca yazmamış, yol göstermiştir. Cesareti, iyiliği, merhameti, adaleti, bilgiyi ve en çok da birliği savunmuştur. “Bir sofrada yemek yapılırsa, Türkmen’in kaderi yükselecektir” derken, sadece bir yemek metaforu kurmuyor; ulusal birliği, toplumsal dayanışmayı inşa ediyordu.</p>

<p>Magtymguly’nin “Türkmeniň” şiirinde geçen şu dizeler, onun vatanseverliğini anlatmaya yeter:</p>

<p>“Süleyman, Rüstem-u Zal, Jemşit oňa bolmuş geda,<br />
Günde ýüz müň salsa leşger, degmez şanyň belasy.”</p>

<p>Bu mısralar, yalnızca bir milletin destansı gücünü değil, aynı zamanda halkın kendine duyduğu güveni de simgeliyor. Ona göre bir millet, ancak birlikte ayakta kalır. Vatanı terk edenin, köklerinden uzak kalan bir yaprak gibi savrulacağını söyler:</p>

<p>“Önüp-ösen öz ýurduňdan aýrylma.”</p>

<p>Magtymguly’nin değindiği bir başka önemli alan da kadındır. Özellikle annenin ailedeki rolünü yüceltmiş; kız çocuklarının eğitimini, toplumun temel direklerinden biri olarak görmüştür. Onun dizelerinde kadına duyulan saygı, gelecek kuşakların inşasındaki sorumlulukla iç içedir.</p>

<p>Bugün onun adına dünyanın dört bir yanında anma törenleri düzenleniyor. TÜRKSOY’un 2024 yılını “Magtymguly Pyragy Yılı” ilan etmesi, sadece Türkmen halkı için değil, tüm Türk dünyası için önemli bir mesajdır. Birleşmiş Milletler’in New York’taki binasında düzenlenen anma etkinliği, bu şairin evrenselliğini tescilleyen bir başka örnektir.</p>

<p>Magtymguly’nin eserleri, Avrupa'da bile yankı bulmuştur. 19. yüzyılda Macar doğubilimci Wamberi tarafından Almancaya çevrilen şiirleri, Türk halklarının edebi mirasının Batı’ya açılan kapılarından biri olmuştur.</p>

<p>Pyragy, hem bir bireyin içsel dünyasını hem de bir halkın kolektif vicdanını şiirle anlatabilmiş nadir şairlerden biridir. Onun dizeleri hâlâ yankılanıyorsa, bu onun ruhunun ölümsüzlüğündendir:</p>

<p>“Bir ýaman söz ýürek bular,<br />
Ýagşyny älem arzuwlar.”</p>

<p>Bugün Magtymguly’ye dönüp bakmak, aslında kendimize bakmaktır. Kim olduğumuzu, nereden geldiğimizi ve nereye gitmemiz gerektiğini onun dizelerinde tekrar tekrar keşfedebiliriz. Çünkü o, hem geçmişimizi hem geleceğimizi şiirle yazan bir bilgedir.</p>

<p><strong>Derya Soysal</strong></p>

<h3><strong>Kaynakça</strong></h3>

<ul>
	<li>
	<p>Ataniyazova, G., &amp; Jeyhunov, M. (2024). <em>Magtymguly Pyragy’nin felsefi mirası ve ulusal kimlikteki yeri</em>. Aşkabat Üniversitesi Yayınları.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Gulgeldiyeva, Ş. (2023). <em>Magtymguly’nin dünya edebiyatındaki yeri</em>. Türkmenistan Edebiyat Akademisi Dergisi.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Müftiler, R. (2023). <em>Magtymguly Pyragy: Dili ve Halkla Etkileşimi</em>. Orta Asya Araştırmaları Enstitüsü.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Nuryadyyeva, G. (2018). <em>Magtymguly’nin şiir evreni</em>. Türkmen Dil ve Edebiyatı Dergisi.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Nuryadyyeva, G. (2023). <em>Magtymguly Pyragy’nin Temaları</em>. Bilge Şairler Serisi, 2(4), 65–79.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Orazdurdiyevna, Ş., Vepayevna, H., &amp; Maksadovna, B. (2023). <em>Türkmen Edebiyatında Magtymguly’nin Yeri</em>. Edebi Miras Dergisi.</p>
	</li>
	<li>
	<p>Turksoy. (2024). <em>2024 Magtymguly Pyragy Yılı ilanı ve etkinlik takvimi</em>. <a href="https://www.turksoy.org" rel="noopener" target="_new">https://www.turksoy.org</a></p>
	</li>
</ul>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 21 May 2025 12:48:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2025/02/derya-soysal-1738663003.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yarına inanmak, yarını inşa etmek</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/yarina-inanmak-yarini-insa-etmek-334</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/yarina-inanmak-yarini-insa-etmek-334</guid>
                <description><![CDATA[Yarına inanmak, yarını inşa etmek]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">“Bahçeye bir fidan dikmek, yarına inanmaktır” der Audrey Hepburn. Genç arkadaş hayatında her yönden kuşatılmış olabilirsin. Kötü fikirler, ruhsal bunanımlar, başına gelen zorluklar, sıkıntılar, seni çepeçevre kuşatmış olabilir. İşte o zaman, karşında iki seçenek olacaktır. Birincisi, mücadeleyi bırakıp teslim olmak, ikincisi, neyi yapmaya gücün yetiyorsa, o işe odaklanmak ve kalanını tüm insanlığın sahibine, malikine ve Rabbine bırakmaktır. Bu durumu çok güzel bir biçimde anlatan bir öykü vardır. Hamile bir ceylanın doğum sancısı başlar ve rahat doğum yapmak için, ormanın uzak bir köşesine gider. Nehrin kenarında, doğum yapacağı esnada, bir anda gök gürler, şimşek çakar ve ormana yıldırımın düşmesiyle ormanda büyük bir yangın çıkar. Ceylan, yangından uzaklaşmak için sağına döner, bir bakar ki, ona ok atmak için bekleyen bir avcı var. Bu sefer soluna döner, ancak o tarafta da aç bir aslanın kendisini yemek için pusuda beklediğini görür. Ceylan bir kıskacın içinde kalmıştır. Ya avcının okuna teslim olacak, ya aç olan aslana yem olacak, ya da yanan ormanda kül olup gidecektir. Dört bir yanı tehlikeyle doludur ceylanın. Tehlikenin ortasında, hiç bir yere kaçışı ve yapacak bir şeyi olmayan ceylan, hem hamile hem de zayıf olmasına rağmen, Rabbine sığınır ve gücünün yettiğini yapmaya yani doğumunu gerçekleştirmeye karar verir. Ceylan gözlerini kapatmış doğumunun gerçekleşmesini beklerken, okunu atmaya hazırlanan avcının yakınlarına bir anda yıldırım düşer. Düşen yıldırımdan etkilenen avcının yayından çıkan ok, yön değiştirerek aslana isabet eder. Aslan oracıkta ölür. Yağan yağmur ise kısa sürede yanan ormanı söndürür. Ve ceylan sağ salim doğumunu yaparak kurtulur.</p>

<p style="text-align:start">Değerli dostlar içinde bulunduğumuz ortam nasıl olursa olsun, yarına inanmak, yarını inşa etmek gerekir. Bu mücadelede bizi kazançlı çıkaracak olan inancımızdır. Unutma ki, “birinizin elinde bir fidan olduğu sırada kıyamet kopacak olsa, yine de o fidanı diksin” diyerek, ümitsizliği yasaklayan bir peygamberin ümmetiyiz. Bu hikâye aslında bize dünya hayatının bir imtihan yeri olduğunu, yatma yeri olmadığını, keyif çatma yeri hiç olmadığını anlatmaktadır. Bu yüzden, meşru anlamda ne iş yapıyorsan o işe odaklan, bu uğurda ödemen gereken bedel neyse onu öde ve sakın vazgeçme. Belki öyküde geçen Ceylan kadar şanslı da olamayabilirsin, önemli olan senin üzerine düşen görevi yapmandır.Dünya hayatında iniş ve çıkışlarımız olacak. Önemli olan her durumda, hem inerken hem de çıkarken, Rabbimizle beraber miyiz? Rabbimizi sadece iniş zamanlarında, yani zor zamanlarda mı hatırlıyoruz? Çıkış günlerinde, rahatımızın iyi, işimizin tıkır olduğu zamanlarda unutuyor muyuz?</p>

<p style="text-align:start">Bizim için kendimize asıl sormamız gereken soru budur. Biz müminiz elhamdülillah. Müminin her işi ise hayırdır. Çünkü ona bir nimet verildiğinde şükreder. Bu onun için</p>

<p style="text-align:start">bir hayır olur. Başına bir musibet geldiğinde de sabreder. Bu da kendisi için bir hayır olur. Yapmamız gerekenleri ertelemeyip yapmaktır.. Tembel olmak bize yakışmaz,</p>

<p style="text-align:start">Unutmayalım ki, bu hayatın içerisinde yürüyeceğin yollar her zaman düz olmayacak. Bazen düz, bazen yokuş; bazen iniş, bazen çıkış; bazen dikenli olacak. Önemli olan bu yolları kimin için yürüdüğündür. Bu yollarda kimin için yorulduğundur. Yenilgiler bizleri yıldırmamalı, aksine daha çok harekete geçirmeli motive etmeli.</p>

<p style="text-align:start">Bugün her yanımız olumsuzluklarla sarılı vaziyette, nimet bolluğuna rağmen şükürsüzlük, tembellik, ben merkezli egoist bir yaşam, bencillik, umutsuzluk, kendini pasif görme, gibi bir belirsizlik var. Değerli dostlar dünya hayatı çalışma yeridir, yorulma yeridir. Bu dünyada ne kadar ekersen, ahrette o kadar biçersin. Ne kadar boş verirsen, o kadar hüsrana uğrarsın. Unutma ki, senin, gölgesinde oturduğun ağacı diken kişi, belki de o ağacın gölgesinde hiç oturamadı, belki de meyvesini hiç yiyemedi. Ama arkasında, insanların gölgesinde oturup meyvesini yiyeceği büyük bir hayır bıraktı. Sen de öyle yap. Adı ne olursa olsun, hayır adına senden sonrakilere güzel bir miras bırak, bırak ki sonsuz mükâfata nail olasın. “Sabret! Allah güzel davrananların mükâfatını asla zayi etmeyecektir.” Hud Suresi 191. Ayet.</p>

<p style="text-align:start">Kalın Sağlıcakla</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 15 May 2025 12:32:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>NASİP VE KISMET</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/nasip-ve-kismet-333</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/nasip-ve-kismet-333</guid>
                <description><![CDATA[NASİP VE KISMET]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">Camii de zengin bir adamla bir derviş yan yana namaz kılıyorlardı. Birbirlerine olan yakınlıklarından dolayı ne okuduklarını ve ne dua ettiklerini duyacak vaziyetteydiler. Derviş namazını bitirdikten sonra ellerini açtı ve: Ey Allah'ım! Bugün beni şu şu yemeklerle ve şu çeşit tatlılarla rızıktandır, diye dua etti. Dervişin bu şekilde dua ettiğini duyan zengin, içinden şöyle geçirdi: Bana duyurmak için böyle dua ediyor. Aklınca benden para koparacak. Böyle yapmaktansa doğrudan doğruya gelip benden para istese verirdim. Şimdi ona hiçbir şey vermem. O bunları düşünürken, derviş de mescidin bir kenarına çekilmiş, uyuklamaya başlamıştı. Bir müddet sonra da uyumaya başladı. Az sonra mescide elinde tepsi bulunan bir adam geldi. Doğru uyuyan dervişin yanına gitti. Uyandırdı. Elindeki tepsiyi ona verdi. Derviş tepsinin üzerini açtı. Tepside, az önce duada istediği yiyecekler vardı. Zengin geriden geriye bu hadiseyi takip ediyordu. Derviş doyuncaya kadar yedi. Bir miktar yiyecek kalmıştı. Tepsiyle beraber onu getiren adama verdi. Üzerini örtüyle örttü. Bir kenara çekildi. Bu duruma hayret eden zengin kişi, merakla yemekleri getiren adama yaklaştı: Arkadaş sen kimsin? Ben hamallık yapan bir kimseyim. Bu adamı tanıyor musun? Hayır. Bu yemekleri bu dervişe kim gönderdi? Kimse göndermedi, ben getirdim. Peki, tanımıyorsun da niçin getirdin? Bakın anlatayım: Ben, söylediğim gibi fakir bir kimseyim. Hamallık yapıyorum. Yükünü taşıdığım bir zengin bana fazlaca para vermişti. Çoluk çocuğum ve hanımım da benden epeydir böyle yiyecekler almamı istiyorlardı. Hazır elime para geçmişken, onların istediklerini alayım diye, bu yemeklerin yapılacağı malzemeleri aldım. Eve getirdim. Hanım yemek yapmakla meşgul iken ben de bir kenara çekildim. Orada uyumuşum. Rüyamda Hz. Rasülallah Aleyhisselam'ı gördüm. Bana buyurdular ki: Mescide bir veli var. Onun canı karın ve çocukların için aldığın yemekleri istedi. O yemeği ona götür. Yiyebildiği kadar yesin. Kalanını da siz yiyin. Allah size bereket verir. Bunu yaparsan senin cennete girmene ben kefil olurum. Uyanır uyanmaz hemen tepsiyi buraya getirdim. Gerisini siz de gördünüz. Bu vaziyet karşısında adeta hayretler içinde kalan zengin sordu: Bu yemekler için sen ne kadar masraf ettin? Şu kadar para (O zamanın parasına göre bir şeyler söyler) Sana yaptığın masrafların on mislini vereyim, bana kazandığın sevapların bir kısmını ver. Hayır. Yirmi mislini vereyim. Olmaz. Elli mislini vereyim, yüz mislini vereyim. Boşuna uğraşına. Ne verirsen ver yine vermem. Bunun karşılığında Hz. Rasulallah benim Cennete girmeme kefil oldu. Bütün dünyayı versen yine vermem. Eğer senin bu sevaptan nasibin olsaydı, bu iş sana nasip olurdu. Baksana, yan yana namaz kılmışsınız ama senin paran nasip olmamış. Zengin adam, kalbinden geçirdiklerine de yardım etmediğine de bin pişman olarak mescidden çıktı, gitti.“Kısmet ise gelir Hint'ten, Yemen'den; kısmet değilse ne gelir elden.”Sözü de kıssadan hisse olarak kalmış bizlere!</p>

<p style="text-align:start">Velhâsıl-ı kelâm, nasibimizde ne varsa o oluyor. Değerli dostlar bu âlem; gurbet yurdu olmasına rağmen, o kadar nasipler ve nimetler içindeyiz ki, saymakla bitmez. Fakat bunu fark edecek gözler gerek.</p>

<p style="text-align:start">Arapça’da “pay, hisse, bölüşülen şeyin belli bir kısmı” anlamına gelen kısmet ile nasip kelimeleri Türkçe’de de aynı maksatla kullanılmaktadır. Kısmet “bölmek, bölüşmek” anlamındaki kasm ve iktisâm kelimeleriyle bağlantılıdır.</p>

<p style="text-align:start">Bir âyette, “Dünya hayatında onların geçimliklerini biz taksim ettik” (ez-Zuhruf 43/32) denilmektedir</p>

<p style="text-align:start">Hazret-i Mevlana’nın dediği gibi; Her nimetin ve mihnetin görünüşü, kimine cehennemdir, kimine cennet. Gördüğünüz bütün varlıklarda; insan olsun, hayvan olsun, bitki olsun, cansız olsun; her şeyde, gıda da vardır, zehir de. Fakat herkes bunu göremez!Testi meydandadır, görünmektedir. Fakat içindeki iksir gizlidir; onu, yalnız tadan bilir.</p>

<p style="text-align:start">Bu öyle nasiptir ki, iki cihan saadetimiz ona bağlı. Bu öyle bir nasip ki ayette;</p>

<p style="text-align:start">“(Ey Rasûlüm!) Sen onların içinde bulunduğun sürece Allah, onlara azâb edecek değildir!..” (el-Enfâl, 33) Fakat o cenneti bırakıp da dünyaya dalanlar, ziyan içinde olurlar. Âyet-i kerimede buyurudur:</p>

<p style="text-align:start">“Kuvvetli bir şekilde Allah’ı zikredin. (Lâkin) insanlardan kimisi var ki; Ey Rabbimiz! Bize dünyada ver! derler. Böyle kimselerin ahretten hiç nasibi yoktur.” (el-Bakara, 200)</p>

<p style="text-align:start">Sayısız nasip içinde bu nasipsizlik de ne büyük felâket.</p>

<p style="text-align:start">Nasibüke yüsibüke velev kane tahte’l-cebel. Yani “Nasibin dağın altında da olsa sana isabet eder.” Arapça atasözünde işaret ettiği gibi payımıza düşen bizi bulur.</p>

<p style="text-align:start">Dolayısıyla; nasipli olmak çok güzel, fakat o nasiplerin değerini bilmek ve ebedî nasiplere dönüştürebilmek çok daha güzel.”</p>

<p style="text-align:start">Önemli olan fark etmediğimiz diğerlerini de fark ederek…</p>

<p style="text-align:start">&nbsp;</p>

<p style="text-align:start">Kalın Sağlıcakla</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 06 May 2025 13:51:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yetersizlik hissi</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/yetersizlik-hissi-332</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/yetersizlik-hissi-332</guid>
                <description><![CDATA[Yetersizlik hissi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><span style="background-color:white"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#444444">Günümüzde iletişim çağında ilginç olan bir durum da gençlerin yalnızlaşması. Maalesef s</span></span></span><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#2a2a2a">anal ortamdaki kalabalık takipçi listesi, kişilerde gerçek hayatta da kalabalık bir çevreye sahip olunduğu hissi meydana getirmektedir. Ancak gerçek çoğu zaman tam tersi oluyor. Hatta sosyal medyayı aktif kullananlar daha yalnız ve izole bir yaşama sürükleniyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#2a2a2a">Yoğun sosyal medya kullananlarda yaşanan bir başka hata ise “<strong>Benim dışımda herkes çok iyi yaşıyor</strong>” algısı. Sosyal medya platformlarında paylaştıklarımız zaten insanların görüp beğenmesi istenen şeyler. Sosyal medyayı mesleki olarak kullanan kişiler elbette ki en güzel, en kusursuz, en iyi hallerini paylaştığı için insanlarda, özellikle de gençlerde bu algı oluşuyor. ‘<strong>Herkes geziyor, herkes mutlu, ben niye yapamıyorum, niye ders çalışmak zorundayım, niye böyle yaşıyorum’</strong> diye düşünüyorlar.”</span></span></span></p>

<h2><span style="background-color:white"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#444444">2018 yılında gençlerin dijital medya kullanımındaki artış ile yalnızlık seviyeleri arasındaki ilişkiyi inceleyen araştırmacılar, </span></span></span><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#444444">sosyal medyada geçirilen sürenin yalnızlık hissini artırdığını ortaya koydu</span></span></span><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#444444">.</span></span></span><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#444444"> Özellikle ergenlik dönemindeki gençler, sosyal medyada sürekli kıyaslama döngüsüne girerek, yaşıtlarına göre yetersiz hissetme eğilimindeler. </span></span></span></span></h2>

<p><span style="background-color:white"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#444444">Bu durum, yalnızlığın yeni bir boyutunu, yani yetersizlik hissinin artmasını beraberinde getiriyor. Tıpkı Narsislerin kendi yansımasına hayranlıkla bakarken gerçeklikten kopması gibi, sosyal medyada idealize edilmiş yaşamların yansımasında kendilerini kaybediyorlar.Hayatımıza dair anları, sosyal medya üzerinden beğenilmesi arzusuyla paylaşırken toplumun sosyal normlarına uygun davranma baskısını hissediyor. <strong>Gençlerle gerçekleştirilen bir başka araştırma, özellikle gençlerin sosyal medyada kabul görmek için gerçek düşüncelerini ifade etmekten çekindiklerine işaret ediyor.</strong> İçe kapanma ve genelin sanal fikrini benimsemeye alışma, kişinin kendi ile iletişimini de zayıflatarak fiziksel ortamdaki iletişim becerilerine de olumsuz yansıyabiliyor. </span></span></span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#444444">İletişim, sosyal çevremizle ilişkiler kurmak ve bu ilişkileri sürdürmeye yönelik bir süreç ve iyilik halimizle yakından ilişkili bir ihtiyacımız. Ancak dijital iletişimde geçirdiğimiz zaman gerçek iletişim alanımızı izole etmeye başladığında alarma geçmeliyiz. <strong>Gerçek zamanlı sosyal iletişimden uzaklaştıkça dayanışma ile sorun çözme, zihinsel gelişim için gerekli bilgi alışverişi gibi zihinsel iletişim becerilerimizi kaybetmeye başlıyoruz</strong>. </span></span></span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#444444">Dijital yalnızlık, birey ve toplum için karmaşık ve derin bir meydan okuma. Bu meydan okumayı aşmak, yalnızca teknolojiyi daha bilinçli kullanmakla değil, aynı zamanda unutulan toplumsal dayanışmayı yeniden canlandırmakla mümkün. Gerçek bağlarımızı korumak, yalnızca bireysel değil, toplumsal bir sorumluluk.</span></span></span><span style="font-size:11.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#2a2a2a">Dolayısıyla sosyal medyayı daha çok bir araç olarak kullanmak gerekiyor. Bir amaç haline dönüştürmek doğru değil.”</span></span></span></span></span></p>

<p><strong><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#0d0d1e">Kalın Sağlıcakla</span></span></span></strong></p>

<p><strong><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#0d0d1e">Sait ÖZDEMİR</span></span></span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 29 Apr 2025 08:40:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Boş zaman yoktur boşa geçen zaman vardır</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/bos-zaman-yoktur-bosa-gecen-zaman-vardir-331</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/bos-zaman-yoktur-bosa-gecen-zaman-vardir-331</guid>
                <description><![CDATA[Boş zaman yoktur boşa geçen zaman vardır]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#666666">Bir gün Behlül Dânâ, Abbasi halifelerinden Harun Reşide sordu: </span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#666666">Ey halife, sana üç sualim var: Birincisi yer üstünde en fazla olan, İkincisi.yeraltında en fazla olan,Üçüncüsü gökyüzünde en fazla olan nedir</span></span></span></strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#666666">?”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#666666">Buna karşılık, Harun Reşit de şu cevabı verdi:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#666666">“Yeryüzünde en çok olan canlılardır. Yeraltında en çok olan mevtalardır. Gökyüzünde en çok olan da kanatlılardır; kelebeklerdir, kuşlardır, </span></span></span></strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#666666">”</span></span></span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#666666">Behlül Dânâ ise manidar bir şekilde bakarak şu mukabelede bulundu:“Hayır ey halife, sen işin zahiri tarafını söyledin. Hakikatini söylemedin. Gerçek şu ki: <strong>Yeryüzünde en çok mevcut olan şey; tamahlardır, hırslardır, ihtiraslardır, kıskançlıklardır ve bitmek-tükenmek bilmeyen nefsanî arzulardır. Yeraltında en çok mevcut olan şey de «eyvah, vah vah» ile «keşke»lerdir. Gökyüzünde en çok mevcut olan ise Cenâb-ı Hakk’a çıkan Salih amellerdir.”</strong>Bu bakış açısıyla baktığımız zaman boşuna harcanan her zamana «<strong>eyvah, vah vah</strong>» demeliyiz. Düşünmeliyiz; Allah şu anda canımızı alsa ne kadar «<strong>eyvah, vah vah» derdik</strong>?</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#444444">Wilhelm Schmid, “boş zaman” üzerinden bir hayatı anlama ve onu anlamlı değerlendirme çabasına girişmiş <strong>“Zor Zamanlarda Boş Zaman Kullanımı</strong>” başlıklı makalesinde:</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#444444">“Yaşadığımız an hakkında aslında çok fazla şey söylenebilir, ancak en azından sıkıcı olduğu iddia edilemez. <strong>Gerçek anlamda biraz olsun dinlenebilmek için, etrafımızı saran tüm gergin durumlardan elimizi ayağımızı çekerek, biraz huzur adına boş zamanlarımızı değerlendirmek çok önemli</strong>. Aslında&nbsp;<em><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">boş zaman</span></em>, uzun zaman geçirmek anlamına gelmektedir.<strong> Boş zamanın içindeki derin boşluk, bilgi çöplüğü, anlamsız kelimeler ve gereksiz izlenimlerle dolu istenmeyen doygunluğun tam tersidir</strong>. Aslında boşluğun içinde bile insan eğer<strong> katlanabilirse, verimli bir şekilde kullanabilirse ve tadını çıkarabilirse </strong>başka bir doygunluk bulabilir.”</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="font-size:11.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#444444">Schmid, Kişi bu boş zamanlar sayesinde kendisiyle dost olmayı, barışık olmayı öğrenir. <strong>Bu zamanlar kişinin içsel olarak bağlantı kurduğu ve benliğini yeniden canlandırabildiği için aslında kendini bulduğu zamanlardır.</strong> Boş zaman tek kelimeyle, her anlamda varoluş bilinci sorusunu sorgulamayla ilgili düşünme zamanıdır. Bilinç, tüm bağlantıların olduğu yerdir</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#444444">Schmid, “boş zaman” kavramıyla katkıda bulunuyor. Diyor ki: “<strong>Boş zaman, yaşamın ötesinde olası bir anlam üzerine düşüncelerle birlikte kişinin hayatına çok fazla anlam katabilir</strong>. </span></span><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#0d0d1e">Son söz olarak,<strong> </strong></span></span></span><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Peygamber Efendimiz (s.a.s) bir hadis-i şeriflerinde;&nbsp;<strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">“İki nimet vardır ki, insanların çoğu bu iki nimetin kıymetini bilme noktasında aldanmışlar, hataya düşmüşlerdir. Bunlar, sağlık ve zaman nimetidir.&nbsp;(</span></strong>Bûhârî, Rikak, 1; İbn Mâce, Zühd 15.)</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#0d0d1e">Kalın Sağlıcakla</span></span></span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#0d0d1e">Sait ÖZDEMİR</span></span></span></strong></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 21 Apr 2025 10:13:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Güzellik Geçicidir Aptallık Baki Kalır</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/guzellik-gecicidir-aptallik-baki-kalir-330</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/guzellik-gecicidir-aptallik-baki-kalir-330</guid>
                <description><![CDATA[Güzellik Geçicidir Aptallık Baki Kalır]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">Bir hikâye vardır. “Kurtla eşek bir konuda tartışmaya başlamışlar. Kurt haklı, eşek haksız ve ancak eşek son derece inatçı, dediğinden şaşmıyor, kurdu dinlemiyor bile. Aslanın hakemliğine başvurmuşlar. Aslan tarafları dinlemiş ve eşeğe, “tamam, tamam, sen haklısın,” demiş. Eşek sevinçle hoplaya sıçraya ayrılınca, kurt sormuş, “Yahu, bu nasıl karar, benim haklı olduğum apaçık ortada, sen nasıl eşeği haklı bulursun?” Aslan gülmüş. “Sen,” demiş, “savunduğun konuda haklısın; ancak eşekle tartıştığın için haksızsın, boşuna zamanını harcamışsın, bildiğinden şaşmayan, cahil, üstüne üstlük kendini bir halt zanneden eşeğe laf anlatmak mümkün değil ki, bırak inadını sürdürsün!</p>

<p style="text-align:start">Bu hikâye aslında anlayan için çok şey ifade etmektedir. Kısacası vaktini boşuna harcama.” Bonhoeffer’a göre aptallık, “doğuştan gelen bir entelektüel eksiklik değil, bireyin düşünme sorumluluğunu bilinçli olarak terk etmesiyle ortaya çıkan bir durumdur. Kur'an-ı kerimde, birçok yerde (Akıl etmez misiniz) ifadesi geçmektedir. Hiç aklınızı çalıştırmıyor musunuz? (Bakara suresi, 44. ayet)</p>

<p style="text-align:start">Baskıcı rejimler insanlarda sorgulama özelliğini baskılayarak veya yönlendirerek bireyleri edilgen ve itaatkâr hale getirir. Böylece aptallık, bireysel bir kusur olmaktan çıkıp toplumsal bir probleme dönüşür. Çünkü aptallaştırılmış birey, ona ezberletilmiş sloganlarla konuşur. Aptallaştırılmış, düşünce ve sorgulama sistemi bozulmuş dediğim dedik insanlarla tartışmak boşa kürek çekmektir. Aptallık Teorisi’nden kurtulmanın tek bir yolu vardır. O da isteyerek özgürleşmeleridir. Eğer birey, özgürleşir ve sorgularsa aptallığın bağlarından kurtulur.“Yaptığımız her şeyden sorumluyuz.”</p>

<p style="text-align:start">Bu sözler ile yaşama veda eden Bonhoeffer kaleme aldığı notlarında şöyle söyler:</p>

<p style="text-align:start">“Eylem bir düşünceden değil, sorumluluk almaya hazır olma durumundan ortaya çıkar. Ahlaki bir toplumun en büyük sınavı, çocuklarına nasıl bir dünya bıraktığıdır.” Siz ne dersiniz?</p>

<p style="text-align:start">Yapay zekâ çağı diye nitelendirilen günümüzde, insanlığın sorunu zekâ geriliği mi yoksa ahlaki bozukluk mu?</p>

<p style="text-align:start">Son söz olarak, Güzellik geçicidir, Aptallık baki kalır.</p>

<p style="text-align:start">Kalın Sağlıcakla</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 14 Apr 2025 14:00:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bolluk paradoksu</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/bolluk-paradoksu-329</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/bolluk-paradoksu-329</guid>
                <description><![CDATA[Bolluk paradoksu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#444444">Amerikalı psikolog Barry Schwartz,&nbsp;<em><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Bolluk Paradoksu</span></strong></em>&nbsp;kitabında şöyle diyor: “<strong>Ürettiğiniz her ‘keşke’yle birlikte, tercih ettiğiniz seçeneğe karşı daha fazla pişmanlık ve daha az tatmin duyarsınız.”</strong></span></span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#2c2f34">Bolluk Paradoksu’na göre; insanların gerçekten seçtiği şeyin çekiciliğini bir süre sonra ilgisinin azaldığını söyler . Çünkü seçilmeyen alternatiflerin çekiciliğini düşünmek,&nbsp;seçilen şeyden duyulan keyfi azaltır.&nbsp;Bir ürün almak için bir internet sitesine girdiğinizde binlerce seçenekle karşılaşırsınız. Pek çok filtreleme yapsanız dahi kalan seçenek sayısı hâlâ çok fazladır. Ürünleri incelerken dakikaların nasıl geçtiğini anlamazsınız bile. Uzun bir uğraşın ardından mükemmel kıyafeti bulduğunuzu ve hemen satın aldığınızı varsayalım. (Genellikle en doğru tercihi yaptığınızı düşünürsünüz.) Tam da istediğiniz gibidir ve size çok yakışacaktır, sizden mutlusu yoktur artık.</span></span></span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#2c2f34">Bir süre sonra o da ne! Satın aldığınız kıyafetten çok daha iyisi karşınıza çıkar. İşte bu andan sonra, aldığınız o kıyafetin verdiği tatmin hissi hızla düşmeye başlar. Çünkü çok daha iyisi varken ona kalmışsınızdır. Bu durum modern dünyada neredeyse her konuda sık sık yaşanıyor. Kıyafet, yemek, film, etkinlik, seyahat, ilişki ve dahası… Her konuda o kadar çok seçenek oluştu ki hangi birini seçeceğinize karar vermek hiç kolay değil. İşte bu da çeşitli sorunları beraberinde getiriyor.</span></span></span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#444444">İşte bu kadar bolluğun içinde kararsız kalan gençlere birilerinin yol göstermesi gerekiyor. Ne okuyayım? Ne izleyeyim? Ne giyeyim? Yüzüme ne süreyim? Nereden bulabilirim? </span></span><span style="font-size:11.5pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#444444">X ve Y kuşakları kendi entelektüel gelişim süreçlerinde, kendi gençliklerinde hiç bu kadar çok bilgiyle, uyaranla, dikkat dağıtıcıyla karşılaşmadılar.</span></span></span></span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#444444">Sosyal İkilem belgeselini izlediyseniz ki bence izlemelisiniz, sürecin ve algoritmaların nasıl çalıştığını öğrenebilir ve çok şaşırabilirsiniz. Bugün bu algoritmalar sizin hangi saatler arasında aktif olduğunuzu, karşı cinste aradığınız özellikleri, ne tarz gömlekleri sevdiğinizi, hangi videoları size gösterirse dikkatinizi dağıtabileceğini, oy vereceğiniz partiyi, asla oy vermeyeceğiniz partiyi, sevebileceğiniz yiyecekleri, nefret ettiğiniz yiyecekleri, sizin hakkınızda sizin bile bilmediğiniz şeyleri söyleyebilir.</span></span></span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="font-size:11.5pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#444444">Standford Üniversitesi’nden&nbsp;Michael Kosinski’nin yaptığı &nbsp;bir çalışmaya göre Facebook’ta 10 kez beğeni butonuna bastığınızda algoritma sizi oda arkadaşınızdan daha iyi tanıyabiliyor, 150 beğenide akrabalarınızdan, 300 beğenide eşinizden bile daha iyi tanıyor. Sizi eşinizden ve hatta kendinizden bile iyi tanıyabilen bu algoritmalar tabi ki tercihlerinizi manipüle edebilir. </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Kalın sağlıcakla</span></span></p>

<p><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Sait ÖZDEMİR</span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 09 Apr 2025 09:00:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kırıp dökmek</title>
                <category>Nerkız Şahin</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/kirip-dokmek-328</link>
                <author>kaderkusu@hotmail.com (Nerkız Şahin)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/kirip-dokmek-328</guid>
                <description><![CDATA[Kırıp dökmek]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Öyle kolay ki, kırıp dökmek. Düşünmeden hareket etmek. Bir anlık merkezde olma isteğiyle kimsenin gözünün yaşına bakmadan yargılamak...<br />
Ağızdan bir kere çıkınca, geri çekmesi de zor ve öylece kırıp döktüğüyle kalıyor.<br />
<br />
İnsanlar artık sadece ben merkezli olmuş diyenler olduğunda ilk ben itiraz ediyorum genelde. Kadın kadını eziyor dediklerinde yine ilk ben yok öyle değil deyip farklı örnekleri masaya yatırıyorum.<br />
<br />
Ama öyle bir gün geliyor, haklısın galiba demekten başka çare kalmıyor. En yakın hissettiğin birisi bir şey söylüyor ve hak verdiriyor söylenenlere. Sonra aradan biraz zaman geçiyor ve yeniden olumsuz örneklerle yüzleşmek zorunda kalıyorsun.<br />
<br />
Bir etkinlikte birer soru yöneltmişlerdi ve o soru doğrultusunda cevap veriyorduk. Ben çok konuşmaya gerek yok, günümüzde hala, ezilen kadınlarımızın sesi olmaya çalışıyorum ve yazdığım bir şiiri okumak istiyorum diyerek şiir okumuştum. Diğerleri ise yönelen sorulara göre cevap vermişlerdi. Mobing sorunu ve eğitim sistemindeki ikinci sınıf muamelesi ele alınırken sen yapamazsınların insanı yapmaya nasıl teşfik ettiğinin örneklerini dinlemiştik.<br />
<br />
Sonra birinin söylediği söz, hikayesini anlatanların buz kesmesini sağlamıştı.<br />
"Ben öyle ajitasyon yapmayacağım" sözlerini kullanarak bütün söylenenleri ve kadınların yaşanmışlıklarını yargılayıcı tavırla hiçe sayması yaptığı mesleğe aykırı olsada, söz ağızdan çıkmıştı bir kere.<br />
<br />
İçimden, bari bugün bunu demeseydi iyiydi desede, engel değildi salona yayılan negatif enerjiye.<br />
<br />
İşin en garip tarafı ise, hikayesine devam ettikçe, bir an ağladığı günleri anlatmasıydı.<br />
"Madem ajitasyona yer yoktu, peki neden ağlıyor bu şimdi." diye masada oturan kadından kulağıma yanıt geldi. Bazen insanların düşünmeden bir söz söyleyip bir daha toparlayamadığı anlar oluyor işte.<br />
<br />
"Allah boşuna bir ağız iki kulak vermemiş, bir konuş iki dinlemenin ne kadar önemli olduğu mesajını verdi." deyip yumuşatmaya çalıştım. Birazdan bunun hesabını soracağım gibi bir söz daha mırıldanmıştı masadaki arkadaşlardan biri.<br />
Birikmiş kırgınlıkların ne kadar kırılgan olduğunun göstergesiydi bu an.<br />
<br />
Ağızdan çıkanın kulağın duymasından ziyade, beyin'in sık dokuyup, ince elemesi kadar önemlisi yok.<br />
Eskiler ne kadar doğru bir söz söylemişler. Bu günlerde sadece kırıp dökenler var gibi ve bu çok üzücü...<br />
Ben üzgünüm.<br />
<br />
Nerkiz Şahin</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 04 Apr 2025 11:00:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2020/03/nerkiz-sahin-1583485324.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bugün Bayram Erken Kalkın Çocuklar</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/bugun-bayram-erken-kalkin-cocuklar-327</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/bugun-bayram-erken-kalkin-cocuklar-327</guid>
                <description><![CDATA[Bugün Bayram Erken Kalkın Çocuklar]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">Barış Manço'nun o güzel şarkısındaki gibi:</p>

<p style="text-align:start">"Bugün bayram, Erken kalkın çocuklar. Giyelim en güzel giysileri. Elimizde taze kır çiçekleri. Üzmeyelim bugün Annemizi"</p>

<p style="text-align:start">Evet, Pazar günü Bayram, hem de "Ramazan Bayramı", tadından yenileyecek kadar güzel.</p>

<p style="text-align:start">Kimisi için tutulan bir aylık oruç ibadetinin ödülü, ailesi ve sevdikleri ile birlikte kutlama, mutluluk zamanı. Ramazan Bayramı gelip çattığında, herkes huzurla dolmuş bir şekilde bayramı karşılar. Aile bireyleri hep beraber olur, huzurlu sofralar kurulur. Yemekler yenilerek, güzel sohbetler yapılır. Bu durum herkesi birleştirir, huzura eriştirir.</p>

<p style="text-align:start">Mutluluğun ve merhametin, sevgi ve hoşgörünün, dostluk ve kardeşliğin hâkim olduğu, zıtlaşmadan insanların birbiriyle kaynaştığı ve dayanıştığı, dargınlıkların sona erdiği, ailelerin, dostların hatta hasımların bile bir araya geldiği, geleceğe dair güzel hayallerle ve umutla bakmaya çalıştığımız manevi yönden de büyük haz duyduğumuz günlerdir bayramlar.</p>

<p style="text-align:start">Bayramlarda dostluklar, akrabalıklar daha da pekişir. İnsanların birbirleri ile ilişkileri güçlenir, aile bağları kuvvetlenir. Bayramlarda çocuklar kadar büyüklerde sevinmek, ilgi görmek, ziyaret edilmek isterler. Bu yüzden büyüklerimizi ziyaret edip ellerini öpmek onları dünyanın en mutlu insanları yapar.</p>

<p style="text-align:start">Unutmayalım ki, mutluluk bireysel bir şey de değildir. Kişi yalnız başına mutlu olmaya çalışsa bile, bu mümkün değildir. Mutluluk, kişinin ailesi eşi dostu ile ilgili bir şeydir.</p>

<p style="text-align:start">Ağız tadıyla, kazasız-belasız bir bayram geçirmeniz dileğiyle hepinizin Ramazan-i şerif bayramınızı en içten dileklerimle kutlar, sağlık, sıhhat ve afiyetler içerisinde bir bayram geçirmenizi Allah’tan dilerim.</p>

<p style="text-align:start">Ülkemizin geleceğinin daha aydınlık, daha güçlü olacağı; vatanımız ve milletimiz için birlik beraberlik içerisinde mutlu, sağlıklı, sıhhatli, huzur dolu günlerin olacağı bir bayram olması dileklerimizle…</p>

<p style="text-align:start">Ramazan Bayramımız herkese mübarek, hayırlı ve uğurlu olsun.</p>

<p style="text-align:start">İyi Bayramlar.</p>

<p style="text-align:start">Kalın Sağlıcakla</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>

<p style="text-align:start">Eğitimci&amp;Yazar</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 29 Mar 2025 00:36:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bülbülün yaptığı yanına kar kalmaz</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/bulbulun-yaptigi-yanina-kar-kalmaz-326</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/bulbulun-yaptigi-yanina-kar-kalmaz-326</guid>
                <description><![CDATA[Bülbülün yaptığı yanına kar kalmaz]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">Hikâye bu ya; devecinin birisi artık yaşlanmış ve bu işi daha fazla yapamayacağını anlayınca bırakmaya karar vermiş. Bundan dolayı da develeriyle helalleşmek istemiş.</p>

<p style="text-align:start">Develerini toplamış kendisi de yüksekçe bir tepeye çıkıp: Ey benim cefakâr ve fedakâr develerim ben artık yaşlandım ve bu işi bırakıyorum sizlerle helalleşmek istiyorum. “Benden yana hakkım sizlere helal olsun; sizler de bana hakkınızı helal eder misiniz?”</p>

<p style="text-align:start">Develer hep bir ağızdan; Ey sahip; yaz demedik, kış demedik; aç demedik susuz demedik sana hizmet ettik ama sen bizi bir ömür boyu kel bir eşeğin arkasında yürüttün bu yüzden sana olan hakkımızı helal etmiyoruz demişler.</p>

<p style="text-align:start">Kimsenin hakkı kimsede kalmaz dedik ya yine ona benzer bir kıssa da Harun Reşid ile ilgili olarak anlatılmaktadır.</p>

<p style="text-align:start">Beşinci Abbasi halifesi Harun Reşid, sarayın bahçesindeki bir gülfidanını çok beğenir. Bahçıvana; şekli, eşsiz kokusu ve müstesna rengiyle pek zarif olan bu gülü itina ile korumasını emreder.</p>

<p style="text-align:start">Bahçıvan da sultandan aldığı bu emir dolayısıyla, gülün üzerine adeta titremeye başlar. Her seher vaktinde ilk işi, o gülün bakımını eksiksiz yapmak olur. Yine bir sabah gülün bakımını yapmak için yanına gittiğinde bir de bakar ki, gülün dalına konan bir bülbül, ne kadar yaprak varsa hepsini gagalayarak yere düşürmüş. Gülün dallarında tek bir yaprak bırakmamış. Büyük bir korku içerisinde halifeye koşup;</p>

<p style="text-align:start">“–Sultanım!” der. “Üzerine titrediğimiz gülün yapraklarını bir bülbül gagalayarak yere dökmüş, gülün üstünde tek bir yaprak bırakmamış.”</p>

<p style="text-align:start">Harun Reşid, bahçıvanın söylediklerini sükûnetle dinledikten sonra, telâş göstermeden şöyle der:</p>

<p style="text-align:start">“–Üzülme bahçıvan efendi, üzülme! Bülbülün yaptığı yanına kâr kalmaz.”</p>

<p style="text-align:start">Sultanın bu cevabı üzerine rahat bir nefes alan bahçıvan ise işine döner. Aradan henüz birkaç gün geçmiştir ki, bahçıvan, gülün yapraklarını düşüren bülbülü bir yılanın yakaladığını ve yutmak için otların arasında kaybolup gittiğini görür.</p>

<p style="text-align:start">Heyecanla yine halîfeye gelir;</p>

<p style="text-align:start">“–Sultanım!” der. “Çok sevmiş olduğunuz gülün yapraklarını döken bülbülü bir yılan yakalamış, yutarken gördüm.”</p>

<p style="text-align:start">Sultan yine telâşsız;</p>

<p style="text-align:start">“–Merak etme efendi!” der. “Bülbülün âhı yılanda kalmaz. O da ettiğini bulur.”</p>

<p style="text-align:start">Bahçıvan yine işine döner. Bir ara bahçede çalışırken, bülbülü öldüren yılanın otların arasından kendisine yaklaşmakta olduğunu görür. Hemen elindeki küreğiyle vurarak yılanı öldürür.</p>

<p style="text-align:start">Yine halifenin huzuruna gelip sevinç içerisinde;</p>

<p style="text-align:start">“–Sultanım! Bülbülü öldüren yılanı, ben de bahçede küreğimle öldürdüm.” diyerek durumu anlatır.</p>

<p style="text-align:start">Harun Reşid yine sakin;</p>

<p style="text-align:start">“–Bekle bahçıvan efendi bekle!” der. “Yılanın âhı da sende kalmaz. Sen de yaptığının karşılığını görürsün.”</p>

<p style="text-align:start">Nitekim çok geçmez, bahçıvan işlediği bir hata sebebiyle halifenin huzuruna çıkarılır ve cezalandırılması istenir. Halîfe de onun zindana atılmasını emreder. Askerler, yaka paça zindana doğru götürürken geriye dönen bahçıvan Sultana şunları söyler:</p>

<p style="text-align:start">“–Sultanım! «Bülbülün yaptığı yanına kâr kalmaz!» dediniz, onu yılan yuttu. «Bülbülün âhı yılanda kalmaz!» dediniz, onu da ben öldürdüm. Şimdi benim yaptığım da yanıma kalmıyor, zira sen beni zindana attırıyorsun. Kimsenin yaptığı yanına kalmıyor da, senin ki mi kalacak?.. Demek sana da bir yapan çıkacak; öyle ise gel sen bana yapma ki, bir başkası da sana yapmasın.”</p>

<p style="text-align:start">Harun Reşid bir müddet sükût ettikten sonra, bahçıvana hitâben; «Doğru söyledin!» diyerek askerlere şu emri verir:</p>

<p style="text-align:start">“–Bırakın bahçıvanı, çiçeklerini sulamaya devam etsin.”</p>

<p style="text-align:start">Bunun üzerine, Sultan ile bahçıvan arasındaki konuşmaya şahit olan bir kimse şöyle der:</p>

<p style="text-align:start">“–Sultanım, gereken cezasını vermediğiniz takdirde bahçıvanın yaptığı yanına kalmış olacak.”</p>

<p style="text-align:start">Harun Reşid, bu sözler üzerine şu hakikati ifade eder:</p>

<p style="text-align:start">“–Hayır! Kimsenin yaptığı yanına kâr kalmaz. En ağır şekliyle âhirette ödemeye tehir edilir! Ama gafil insanlar bunun farkına varamaz da, yaptığı yanına kâr kaldı sanır.”</p>

<p style="text-align:start">Zulüm ve haksızlık Cenâb-ı Hakk’ın asla râzı olmadığı, haram kıldığı bir kötülüktür. Âyet-i kerîmede buyurulur:</p>

<p style="text-align:start">“İyi biliniz ki Allâh’ın lâneti zalimler üzerindedir.” (Hûd, 18)</p>

<p style="text-align:start">Kalın sağlıcakla</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>

<p style="text-align:start">Eğitimci&amp;Yazar</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 24 Mar 2025 11:40:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Vermek, Almaktan Her Zaman Üstündür</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/vermek-almaktan-her-zaman-ustundur-325</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/vermek-almaktan-her-zaman-ustundur-325</guid>
                <description><![CDATA[Vermek, Almaktan Her Zaman Üstündür]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">Sevginin yalnızca sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır? diye sordular bir bilgeye.</p>

<p style="text-align:start">Bilge, büyük bir sofra hazırladı ve sevgiyi dillerinden eksik etmemelerine karşın, onu günlük yaşamlarında hiç kimseye göstermeyen kişileri yemeğe çağırdı. Sofrada herkes yerini aldıktan sonra, önlerine birer tas sıcak çorba, sonra da derviş kaşıkları denen, sapları bir metre uzunluğunda özel kaşıklar getirildi. Ev sahibi konuklarına bu kaşıkları nasıl tutmaları gerektiğini söyledi Herkes kaşığının ucundan tutmak zorunda kaldı. Konuklar, uçlarından tuttukları bir metre uzunluktaki kaşıkları güçlükle taslarına daldırıyorlar, fakat kaşıklarına çorba doldurup, ağızlarına götüremiyorlardı. Ağızlarına bir kaşık çorba koyabilmeyi beceremeyen konuklar, yemekten sonra kalktıklarında, karınlarını doyuramamışlar, kaşıklarından dökülen çorbalarla da sofranın üstünü kirletmişlerdi.</p>

<p style="text-align:start">Bilge, bir gün sonra ikinci bir yemek daveti verdi. Bu kez, sevgiyi gerçekten bilen ve her gün sevgiyle yaşayan kişileri çağırdı. Yüzleri aydınlık, gözleri sevgiyle gülümseyen pırıl pırıl kişiler geldiler ve bu kez onlar yerlerini aldılar. Sofrada önlerine birer tas sıcak çorba ve sapları bir metre uzunluktaki derviş kaşıkları getirildi. Kaşıkları ancak, saplarının uçlarından tuta bilecekleri kuralı söylendi. Ev sahibi bilgenin Buyurun, afiyet olsun sözünden sonra sofradaki herkes, önündeki kaşığı, sapının ucundan tuttu ve herkes kaşığını, karşısındaki kişinin tasına daldırıp, kaşığına aldığı çorbayı, karşısındaki kişinin ağzına uzattı. Bu yöntemle herkes karnını doyura bildi. Konuklar sofradan kalktıklarında ise, sofranın üstünde, dökülmüş tek damla çorba yoktu. Sevginin yalnızca sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır sorusunu soranlara bu uygulamayla cevap verdikten sonra bilge, bir de öğütte bulundu:</p>

<p style="text-align:start">İşte, dedi. Kim ki yaşam sofrasında yalnızca kendini görür ve yalnızca kendini doyurmayı düşünürse, o kişi aç kalacağını da bilmelidir. Kim ki başkalarına da düşünür ve o da kesinlikle doyurulacaktır. Çünkü yaşam denen bu pazar, alan değil, veren kazançlıdır her zaman.</p>

<p style="text-align:start">Evet değerli dostlar, Ramazan ayının artık son on gününü doğru gelmiş bulunuyoruz. Bizler orucumuzu açıp iftar ediyoruz ama acaba orucunu açıp iftar edecek yemeği olmayan fakir fukarayı ne kadar gözetebiliyoruz. Onlar için bir iftar verebiliyor muyuz?</p>

<p style="text-align:start">İftar soframızda onlara da yer verebiliyor muyuz acaba.</p>

<p style="text-align:start">Şimdi düşünme ve tefekkür zamanı.</p>

<p style="text-align:start">Kalın sağlıcakla</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>

<p style="text-align:start">Uzman Psikolojik Danışman</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 18 Mar 2025 09:48:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>AB-Türkmenistan Ortaklığında Yeni Dönem</title>
                <category>Derya Soysal</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/ab-turkmenistan-ortakliginda-yeni-donem-324</link>
                <author>soysalderya1965@gmail.com (Derya Soysal)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/ab-turkmenistan-ortakliginda-yeni-donem-324</guid>
                <description><![CDATA[AB-Türkmenistan Ortaklığında Yeni Dönem]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Avrupa Komisyonu Üyesi Jozef Síkela'nın Türkmenistan Ziyareti: AB-Türkmenistan Ortaklığında Yeni Dönem</strong></p>

<p>Avrupa Komisyonu’nun Uluslararası Ortaklıklardan Sorumlu Üyesi Jozef Síkela, Avrupa Birliği’nin (AB) <strong>Global Gateway</strong> stratejisi kapsamında Türkmenistan’a gerçekleştirdiği stratejik ziyareti tamamladı. Bu ziyaret, <strong>ulaşım bağlantıları, yenilenebilir enerji ve ticaretin kolaylaştırılması</strong> gibi kritik alanlarda Türkmenistan’ın <strong>bölgesel ve küresel ekonomik ağlara entegrasyonunu güçlendirmeyi</strong> hedefliyordu.</p>

<h3><strong>Türkmenistan ve AB Arasındaki İş Birliği Güçleniyor</strong></h3>

<p>Türkmenistan, <strong>bilim ve eğitim, ekoloji, enerji ve ulaşım</strong> gibi çeşitli alanlarda Avrupa Birliği ile bir dizi proje yürütüyor. Özellikle <strong>Türkmenistan’ın avantajlı coğrafi konumu</strong>, ulaştırma ve transit koridorlarının genişletilmesini stratejik bir öncelik haline getiriyor.</p>

<p>Bu kapsamda, Türkmenistan’ın Belçika Büyükelçisi <strong>Sapar Palvanov</strong>, Síkela’nın <strong>Türkmenbaşı Limanı’nı</strong> ziyaret etmesini memnuniyetle karşıladı. Palvanov, bu limanın <strong>Avrupa ve Asya arasında hayati bir lojistik platform</strong> olduğunu vurgulayarak, limanın <strong>bölgesel ve küresel ticarette kritik bir rol oynadığını</strong> belirtti.</p>

<p>Komisyon Üyesi Síkela, Türkmenistan’ı <strong>Avrupa ile Orta Asya arasındaki bağlantıları güçlendirmede kilit bir ortak</strong> olarak gördüklerini ifade etti. <strong>Global Gateway girişimi</strong> kapsamında, özellikle <strong>Trans-Hazar Ulaştırma Koridoru</strong> aracılığıyla iş birliğini derinleştirerek, <strong>daha hızlı ve güvenli ticaret yolları</strong> oluşturmayı amaçladıklarını söyledi. Yapılan çalışmaların, <strong>ticaret sürelerini 15 güne düşürerek Türkmenistan’ın Asya ile Avrupa arasındaki ticarette önemli bir merkez haline gelmesine katkı sağlayacağını</strong> belirtti.</p>

<h3><strong>Síkela'nın Aşkabat Temasları</strong></h3>

<p>12 Mart’ta Türkmenistan Devlet Başkanı <strong>Serdar Berdimuhamedov</strong>, Avrupa Komisyonu Üyesi <strong>Jozef Síkela’yı Aşkabat’ta kabul etti</strong>. Görüşmede, Türkmenistan ve AB arasındaki <strong>siyasi ve diplomatik temasların son yıllarda önemli ölçüde arttığı</strong> vurgulandı.</p>

<p>Síkela, <strong>"Neutral Turkmenistan"</strong> gazetesine verdiği röportajda, Türkmenistan’daki temaslarının <strong>ekonomik modernizasyon, yeşil enerji, ulaşım bağlantıları ve ticaret reformlarına</strong> odaklandığını belirtti. <strong>Global Gateway girişiminin</strong> bu alanlardaki iş birliğini derinleştirmek için önemli bir araç olduğunu vurgulayan Síkela, özellikle <strong>yenilenebilir enerji, metan emisyonlarının azaltılması ve Türkmenistan’ın Dünya Ticaret Örgütü’ne (DTÖ) katılım süreci</strong> gibi konuların önemine dikkat çekti.</p>

<p>Ayrıca, Türkmenistan ile Avrupa Birliği arasındaki ilişkilerde <strong>insan hakları ve kamu yönetimi reformlarının</strong> da öncelikli konular arasında yer aldığını ifade etti.</p>

<h3><strong>Stratejik Projeler ve Yeni Yatırımlar</strong></h3>

<p>Türkmenistan’ın <strong>Trans-Hazar Ulaştırma Koridoru</strong> gibi stratejik projelere olan ilgisi, AB ile iş birliğini daha da güçlendiren bir faktör olarak öne çıkıyor. Síkela, <strong>Türkmenbaşı Uluslararası Limanı’nın</strong>, bu koridorun geliştirilmesinde <strong>stratejik bir noktada yer aldığını</strong> belirtti.</p>

<p><strong>Enerji ve iklim değişikliği alanındaki iş birliği</strong>, ziyaretin en önemli gündem maddelerinden biri oldu. Bu kapsamda AB, Türkmenistan ile iki büyük projeyi hayata geçirdi:</p>

<ul>
	<li><strong>6 milyon avro bütçeli proje</strong>: Türkmenistan’ın <strong>Dünya Ticaret Örgütü’ne katılım sürecini desteklemek</strong> ve ekonomik modernizasyonu teşvik etmek amacıyla <strong>Uluslararası Ticaret Merkezi (ITC)</strong> tarafından yürütülüyor.</li>
	<li><strong>4,5 milyon avro bütçeli girişim</strong>: <strong>Yenilenebilir enerjilerin geliştirilmesi, metan emisyonlarının azaltılması ve enerji verimliliğinin artırılması</strong> için <strong>Alman Uluslararası İş Birliği Kurumu (GIZ)</strong> tarafından uygulanıyor.</li>
</ul>

<p>Síkela, <strong>Türkmenistan’ın Küresel Metan Taahhüdüne katılımını memnuniyetle karşıladıklarını</strong> belirterek, <strong>emisyonların azaltılmasının ve sürdürülebilir enerji çözümlerinin</strong> önemini vurguladı.</p>

<p>AB-Türkmenistan ortaklığı, sadece ticaret ve ulaştırma ile sınırlı kalmıyor; <strong>sosyo-ekonomik iş birliği, enerji güvenliği, inovasyon ve yatırım faaliyetleri</strong> de bu sürecin önemli bileşenleri arasında yer alıyor.</p>

<h3><strong>AB'nin Global Gateway Stratejisi ve Orta Asya'daki Rolü</strong></h3>

<p>AB’nin <strong>Global Gateway stratejisi</strong>, küresel yatırım boşluklarını kapatarak, <strong>dijital, enerji ve ulaştırma sektörlerinde sürdürülebilir bağlantılar kurmayı</strong> hedefliyor. 2021-2027 yılları arasında <strong>300 milyar avro kamu ve özel yatırımın harekete geçirilmesi</strong> planlanıyor.</p>

<p>Bu strateji doğrultusunda, <strong>Orta Asya ve Avrupa arasındaki bağlantıyı geliştiren Trans-Hazar Ulaştırma Koridoru</strong> büyük önem taşıyor. Komisyon Üyesi Síkela’nın Türkmenistan Devlet Başkanı <strong>Serdar Berdimuhamedov</strong> ve <strong>Türkmenistan Dışişleri Bakanı</strong> ile yaptığı görüşmelerde bu konu detaylı bir şekilde ele alındı.</p>

<p>Avrupa Birliği, Türkmenistan ile <strong>ulaşım, ticaret, enerji ve çevre standartlarına uyum alanlarında iş birliğini derinleştirmeyi</strong> sürdürecek. Türkmenistan’ın bölgesel ve küresel ekonomiye entegrasyonu, AB’nin <strong>daha yeşil, daha sürdürülebilir ve daha kapsayıcı bir küresel ekonomi hedefiyle</strong> uyumlu şekilde ilerliyor.</p>

<p>Bu ziyaret, AB ve Türkmenistan arasındaki <strong>stratejik ortaklığın gelecekte daha da güçleneceğinin bir göstergesi</strong> olarak değerlendiriliyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 15 Mar 2025 12:56:41 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2025/02/derya-soysal-1738663003.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ruh bir arı vücut kovan</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/ruh-bir-ari-vucut-kovan-323</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/ruh-bir-ari-vucut-kovan-323</guid>
                <description><![CDATA[Ruh bir arı vücut kovan]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">&nbsp;</p>

<p style="text-align:start">Her geçen günüm bir ziyan, Ruh bir arı vücut kovan diyor Aşık Hüdai.</p>

<p style="text-align:start">Ruhun tam bir tarifini yapmak mümkün olmasa da bazı kaynaklarda bunun cevabı aranmıştır. Ruh madde ötesi yani metafizik bir varlıktır. Varlığı elle tutulup gösterilemese de yokluğunu ispat etmek de mümkün değildir. Zira ruh olmamış olsaydı adına bir bilim dalı olmazdı. Psikiyatri dediğimiz, tıpta ruh sağlığını araştıran çok önemli bir bilim dalı ve buna bağlı klinikler ve müstakil hastaneler bulunmaktadır.</p>

<p style="text-align:start">Kur’an-ı Kerimde bir ayette ruh hakkında şöyle denilmektedir “Rasûlüm! Sana rûhun ne olduğunu soruyorlar. De ki: “Rûh Rabbimin bir emrinden, sadece O’nun bileceği işlerdendir. Bu hususta size pek sınırlı bilgi edinme imkânı verilmiştir .” (İsra.85.ayet)</p>

<p style="text-align:start">Ruhun gizemi Hz. Peygamber’in (asm)döneminde, dönemin insanları nasıl meraka sevk etmişse 16. yüzyılda da hem doğulu hem de batılı düşünürlerin ilgisini çekmiştir.</p>

<p style="text-align:start">Birçok dini inanışlarda da ruhun varlığı kabul edilmektedir. Ancak hiçbir kaynakta ruhun mahiyeti tam olarak tanımlanamamaktadır. Ruhun iki önemli özelliğinden birisi etki gücünün olması diğeri de şuura sahip bulunduğudur. Ruhu maddeden ayıran en önemli özellikler bunlardır.</p>

<p style="text-align:start">Ruh vücuda bedene hükmedebilmektedir. Ölmüş bir organizma ile canlı bir organizma arasındaki canlılık farkı ruhun varlığı ile açıklanabilmektedir.</p>

<p style="text-align:start">Ruh bedende iken vücut canlı, çıktıktan sonra ise ölüdür. İnsan büyüdükçe ruh da beden gibi gelişir ve olgunlaşır. Ruh başta beyin olmak üzere bütün organlarımızın çalışmasına tesir etmektedir.</p>

<p style="text-align:start">Ruh sağlığı yerinde olan birisinin bütün organlarının düzgün çalışması mümkün iken tersi durumunda vücutta bazı arızaların çıkması da kuvvetle muhtemeldir.</p>

<p style="text-align:start">İnsan bedenindeki sarı safra, kara safra, kan ve balgamdan oluşan dört sıvı arasındaki bir dengesizlik durumu psikolojik hastalıkların nedeni olarak kabul ediliyordu.</p>

<p style="text-align:start">Huzurlu bir ruh için öncelikle ahlakımızı güzelleştirelim.</p>

<p style="text-align:start">Kalın sağlıcakla</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>

<p style="text-align:start">Eğitimci&amp;Yazar</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 10 Mar 2025 13:27:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ramazan ve Çocuk</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/ramazan-ve-cocuk-322</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/ramazan-ve-cocuk-322</guid>
                <description><![CDATA[Ramazan ve Çocuk]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">Osmanlı Devletinin son dönemlerine şahitlik eden ve 40 yıl edebiyat öğretmenliği yapan Halit Fahri Ozansoy, babasının kendisini çocukluğunda Sultanahmet Camisine götürdüğü bir Kadir Gecesini anlattıktan sonra ’Çocuklukta böyle geceler, din duygusunun Allah ve Peygamber duygusunun ruha derinlemesine işlediği gecelerdir. Babalar bunu bugünde düşünüyorlar mı acaba? Ben Kur’an-ı Kerim’in nazil olduğu her Kadir Gecesinde o küçük yaşımın, o hayranlık ve iman dolu gecesini hatırlarım. Babamın bana bıraktığı bu kutsal hatıra ile mezarında daha rahat uyuyabilir’, diyor.</p>

<p style="text-align:start">Evet değerli dostlar kişiliğin geliştiği ve karakterin temellerinin atıldığı küçük yaşlarda çocuklarımıza dini eğitimi en güzel şekilde öğretmek bu konuda yeterli değilsek bu konuda eğitim veren kurumlardan aldırmak biz ebeveynlerin en önemli görevi olmalıdır.</p>

<p style="text-align:start">Ramazan ayını çocuklarımız açısından pedegojik bir eğitim ayı olarak görmemiz gerekir. Bu ay çocuklara ahlaki değerler kazandırmak, içinde yaşadığı toplumun kültürünü anlatmak, dini yaşayış hakkında algısını derinleştirmek için anne ve babalar için bulunmaz bir fırsat olmalıdır.</p>

<p style="text-align:start">Çocuklar bazı temel değerleri Ramazan ayı sayesinde daha güzel ve somut olarak öğrenebiliyorlar. Yoksullara yardım etmeyi, veren el olmayı yardımlaşmayı bu ayda daha yoğun bir şekilde yaşayabiliyorlar. Yardım etme duygusu çocuklarda duygusal zekânın gelişimine destek olmaktadır. Aynı zamanda zamanın önemini anlamakta özdenetim becerisini geliştirip elindeki nimetlerin kıymetini anlamaktadırlar. Bu ayda özellikle irade kazandırma haz öteleme eğitimi de önem kazanmaktadır. Ramazan ayına kadar haz odaklı yaşayan acıktığı zaman hemen karnını doyurmak isteyen çocuk hazzını ertelemeyi sabretmeyi kendini disipline etmeyi öğrenir. Hazzını erteleme ve irade göstererek diğer zamanlarda da bazı istekleri için beklemesi gerektiğinin farkına varır.</p>

<p style="text-align:start">Anne babalar Ramazan ayında orucun heyecanını yaşamaları ve ilerleyen yaşlarda tutacakları oruç için kendilerini hazırlamaları amacıyla yaşlarına göre zamanı değişecek şekilde oruç tutmaları için çocuklarını güzel söz ve hediyelerle teşvik etmeleri gerekir.</p>

<p style="text-align:start">Ramazan bize bir mesajla gelmektedir. Çocuklarımıza Ramazan ayının getirdiği mesajları anlatabilir iftar vermenin önemini ve sevabını çocuklarımıza anlatabiliriz. Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur: “Her kim bir oruçluya iftar yemeği yedirirse, kendisine onun sevabı kadar sevap verilir oruçlunun ecrinden hiçbir şey eksiltmez.</p>

<p style="text-align:start">Evimizin güzel bir köşesini Ramazan ayı ile ilgili bilgiler, hatıralar güzel söz ve yazıların yer alabileceği bir köşe haline getirelim. Etkili olabilmek için de mutlaka kendi davranışlarımıza ve sözlerimize dikkat edelim.</p>

<p style="text-align:start">Kalın sağlıcakla</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 04 Mar 2025 10:41:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sabır ve azim</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/sabir-ve-azim-321</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/sabir-ve-azim-321</guid>
                <description><![CDATA[Sabır ve azim]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">Mutluluk nerede, tabii ki azim ve sabır içinde, der Publius Syrus.</p>

<p style="text-align:start">Sabır rahatlatıcı ve güven veren bir kalbin anahtarıdır. Bunun sayesinde fiziksel, duygusal ve ruhsal sağlığımızı dengede tutarız. Sabır karakterimizi güçlendirir ve aceleci, aptal eylemler yapmaktan bizleri alıkoyar. Şaha kalkmış, azgın bir öfke ağır duygusal ve fiziksel hastalığa ve ölüme yol açabilir. Bu nedenle öfke nöbetlerinden, engellenme ve ağrıdan sonra, çoğunlukla keşke biraz daha sabırlı olsaydım deriz.</p>

<p style="text-align:start">Sabır katlanmak, cesurca ve alçak gönüllülükle dayanmak, uzun süre, ısrarla, inatla bir şey yapmaktır. Sabır ruhun kalitesidir. Birçok kişi sabrın kararsızlık ya da bir zayıflık işareti olduğunu düşünüyor, ama böyle değil.</p>

<p style="text-align:start">Bir Çin atasözü der ki: Bir öfke anında sabır gösterirsen, yüz gün üzüntü çekmekten kurtulursun.</p>

<p style="text-align:start">Sabır, kişiliğinizi iyileştirir, karakteri güçlendirir. Sabır sayesinde kişi zor durumda neşeli olabilir, hayal kırıklıklarına rağmen sevmeye devam edebilir. Sorunlara ve endişelere rağmen, kendi kontrolünü kaybetmez. Sabır insanın zoru daha kolaya çevirmesini sağlar.</p>

<p style="text-align:start">Sabır inatla ayakta durmak ve engeller ve zorluklar karşısında umudunu kaybetmemek için bize yardımcı olur. Bazı insanlar sabırlı ve zorluklara dayanıklı, bazıları ise sabırsız ve zayıf iradelidir.</p>

<p style="text-align:start">Dünyada, her şeyin sınırlarının olduğu bir yerdir. Bunun için tüm sıkıntılar, kederler, problemler elbette sonsuza kadar süremez. Eğer sonuna kadar sabır ve azim gösterirseniz mutlaka olumlu sonuçlar alırsınız. Başarısız olup her şeye yeniden başlamak her zaman kolay değildir. İnsanlık tarihine baktığımızda, kendi alanında büyük sabır ve azim sayesinde başarılar elde birçok örnekler görebiliriz. Olağanüstü yetenek ve aynı zamanda muazzam bir sabır ve azim sayesinde dünya çapında tanınmaya başlayan büyük Rus yazar Leo Tolstoy’un hayatı mükemmel bir örneğidir. Muazzam bir sabır ve azim onun başarısı için ana nedeni olmuştur. Leo Tolstoy'un defalarca edebi eserleri yeniden yazdığını, değişiklik yaptığını ve düzelttiği bilinmektedir. Sadece Anna Karenina'nin 50'den fazla kez düzeltilmiş şekli eşi tarafından yeniden yazılmıştır. Ancak bundan sonra "Anna Karenina" edebi bir başyapıt haline gelmiştir. Sadece düşünelim. 50 kez birkaç bin sayfayı el ile yeniden yazmak için ne kadar zaman lazım? Sürekli yeniden gözden geçirilmek ve metnin mükemmelliğine ulaşmak için ne kadar sabır ve azim lazım! Başarılı olmak gerçekten çok kolay mı? Tabii ki, değil! Gerçek başarıya ulaşmak için şans olarak basit bir sır yoktur. Sadece bir doğru yol var, sıkı çalışma ve sabır. O zaman kesinlikle hayatınızda istediğiniz gerçek olacaktır.</p>

<p style="text-align:start">Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele. Bakara : 155</p>

<p style="text-align:start">Sağlıcakla Kalın.</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 24 Feb 2025 10:22:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Çözüm Üretmek</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/cozum-uretmek-320</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/cozum-uretmek-320</guid>
                <description><![CDATA[Çözüm Üretmek]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">Çözümün parçası olmak.</p>

<p style="text-align:start">Descartes “Metot Üzerine Söyleşi” adlı eserinde şöyle bir tavsiyede bulunur:</p>

<p style="text-align:start">Çözmek istediğiniz büyük parçaları mümkün olduğu kadar küçük parçalara bölün ve öyle çözmeye çalışın. Her zaman basitten zora doğru gidin, der.</p>

<p style="text-align:start">Problem çözmeyenler, sorunun bir parçası olurlar. Önce kendimize ve ailemize karşı sorumluluklarımı yerine getirdikten sonra toplumsal sorunlara da el atmamız gerekir.</p>

<p style="text-align:start">Sivil Toplum kuruluşları (STK) tarafından toplumun huzur ve refahı, milli ve manevi değerlerimizi ayakta tutmak için organize edilen faaliyetlerde de yerimi almalıyız.</p>

<p style="text-align:start">Bu uğurda, zamanımızı, paramızı ve rabbimin bize nimet olarak verdiklerinden de faydalanarak bu meydanda ben de varım diyebilmeliyiz.</p>

<p style="text-align:start">Toplumsal sorumluluktan kaçarak sadece eşimiz, işimiz, aşımız arasında ördüğümüz rahat yatağımızda yaşamaya kendimizi mahkûm etmeyelim.</p>

<p style="text-align:start">Mazeretler üreterek sorumluluktan kaçmaya çalışmayalım. Bu hayatta sadece kendimiz için yaşamayalım, topluma karşı olan sorumluluğumuzu da görmezden gelmeyelim. Bu konuda ki yapılacak ihya ve inşa faaliyetinde de üzerimize düşeni yapalım.</p>

<p style="text-align:start">&nbsp;</p>

<p style="text-align:start">Descartes’in de ifade ettiği gibi karmaşık ve çetrefil problemlerin üstesinden ancak organize bir çalışma ile hep birlikte problemi küçük küçük parçalara bölerek ve sorumluluk alarak ortadan kaldırabiliriz.</p>

<p style="text-align:start">Unutmayalım ki, Müslümanlar “biri diğerini yıkayan ve destek veren iki el gibi” olmak zorundadır.</p>

<p style="text-align:start">Kutlu ay Ramazan’a adım adım yaklaştığımız günler içerisinde bulunuyoruz. Ramazan ayı bizlere, her yıl yeni bir can yeni bir ruh üflemek için gelir.</p>

<p style="text-align:start">Toplum olarak yardımlaşma duygusunu bu ay içinde dolu dolu yaşayabilmeliyiz.</p>

<p style="text-align:start">Sevinirken sevindirmek, giyerken giydirmek, doyarken doyurmak ve gücümüzün yettiğince yardıma ihtiyacı olan muhtaçlara yardım elini uzatmak, bir insanlık görevimizdir.</p>

<p style="text-align:start">Rabbimiz“Sevdiğiniz şeylerden infak etmedikçe iyiliğe kavuşamazsınız” (Al-i İmran, 92) “Size rızık olarak verdiğimiz şeylerden sadaka veriniz”der. (Münafikun, 10)</p>

<p style="text-align:start">&nbsp;</p>

<p style="text-align:start">Türk bestekârlarından Buhuru zade Mustafa Itri’ye atfedilen bir söz bu ayda anlamını daha iyi pekiştiriyor:</p>

<p style="text-align:start">‘’ Gerçek zenginlik almakla değil vermekle kazanılır.,,</p>

<p style="text-align:start">&nbsp;</p>

<p style="text-align:start">Bu bu gök kubbede Allah’ın rızasına uygun hoş bir seda bırakmak dileğimle.</p>

<p style="text-align:start">Sağlıcakla Kalın.</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>

<p style="text-align:start">Eğitimci &amp;Yazar</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 17 Feb 2025 09:48:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hamdım, piştim, yandım</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/hamdim-pistim-yandim-319</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/hamdim-pistim-yandim-319</guid>
                <description><![CDATA[Hamdım, piştim, yandım]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">Hayatımızın kısa bir özeti sadece şu üç kelimeden ibarettir der Hazret-i Mevlana;</p>

<p style="text-align:start">‘’ Hamdım, piştim, yandım. ‘’</p>

<p style="text-align:start">Bu söz Mevlana'nın hayat serüveni kadar insanlık mertebelerini de özetlediği cümlesidir.</p>

<p style="text-align:start">Mevlana’ya göre bu sürecinin ilk basamağı insanın dünyaya gelişi ile başlayan ve anlam arayışını sürdürmesi ile devam eden basamaktır.</p>

<p style="text-align:start">Kamışlıktan koparılan ney misali insanın ilk hâli hamlıktır. Sonra bilmeye, öğrenmeye başlayınca kabalığını, hamlığını atar. İlk basamak bilmektir.</p>

<p style="text-align:start">Kendimizi, Rabbimizi ve kâinatı bilerek tanıyarak başlarız yola. Pişmek, musibet ve sıkıntılara sabredip ibret ve hikmet nazarıyla bakabilmektir. O’ndan gelen her şeye razı olmaktır.</p>

<p style="text-align:start">O’ndan razı olmak O’nun yakınlığına ermektir.</p>

<p style="text-align:start">Kendini bilen Rabbini bilir, Rabbini bilen O’nu tanır ve sever. Kuru bilgi sahibini bir yere götürmez.</p>

<p style="text-align:start">Bulmak da kolay değildir, zira bildikleriyle sınanır insan. İmanıyla, teslimiyetiyle, tevekkülüyle, sınanır. İnsanın hakikati arayışı bir ömür sürer ve kat ettiği her aşama onu bir üst mertebeye taşır. Bu arayış bir taraftan insanı olgunlaştırıp kâmil insan kıvamına getirirken diğer taraftan pek çok sınanmayla karşılaşır insanoğlu. Malıyla, canıyla, evladıyla, ailesiyle, nefsiyle sınanır. Uzun ve çetin bir seyrüseferdir bu.</p>

<p style="text-align:start">Hz. Mevlâna çekilen meşakkatlerin insanı nasıl olgunlaştırdığını şöyle resmeder:</p>

<p style="text-align:start">“Hiçbir ayna tekrar demir olmadı. Hiçbir ekmek dönüp de yeniden buğday olmadı. Hiçbir üzüm tekrar koruk hâline dönmedi. Piş ve olgunlaş, yani iyice yan ki bozulmaktan kurtul!”</p>

<p style="text-align:start">İslam inancına göre mutlak olan Allah’tır. Bütün varlıklar ondan gelmiş ve ona döndürülecektir.</p>

<p style="text-align:start">Öyleyse sevgili dostlar,bu kısa dünya hayatı için masiva adı verilen hayatın insanı iyilikten ve erdemden alıkoyan boyutlarına meyl etmemek gerekir.</p>

<p style="text-align:start">Kalın sağlıcakla</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>

<p style="text-align:start">Eğitimci&amp;Yazar</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 12 Feb 2025 07:28:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DEĞİŞSEK Mİ DEĞİŞMESEK Mİ?</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/degissek-mi-degismesek-mi-318</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/degissek-mi-degismesek-mi-318</guid>
                <description><![CDATA[DEĞİŞSEK Mİ DEĞİŞMESEK Mİ?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><!--StartFragment--></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span style="background-color:white">Deliliğin tanımı&nbsp;</span></strong><strong><span style="color:#040c28; font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">aynı şeyi tekrar tekrar yapıp farklı sonuçlar beklemektir</span></strong><strong><span style="background-color:white"> der,Albert Einstein.</span></strong><span style="background-color:white"> </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white">Her şeyden şikâyet ediyoruz ama hiçbir şeyi değiştirmeye yanaşmıyoruz.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white">Değerli dostlar değişim önce beyinde başlar. Beyniniz kendini değiştirmeye karar verdiğinde bu değişim düşünce ve davranışlara yansır kısacası hayatımız değişir.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span style="background-color:white">Unutmayınız ki, değişmek istiyorum demek başka değişimi istemek başkadır. </span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white">Siz istemediğiniz sürece hayatınızda hiçbir şey değişmeyecektir. Birilerinizin gelip sizin hayatınızı değiştirmesini beklemeyip konfor yatağınızdan çıkıp değişimi başlatmanız gerekir. Değişim bizi zorlamadıkça değişmeyiz. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white">Danışmanlık seanslarımda sık karşılaştığım bir durumdur. Seans arasında danışan şu cümleyi sık kullanır hocam 30 yıldır uğraşıyorum bu adamı değiştiremedim. Ben de diyorum ki, tabii ki adamı değiştiremesin, değiştirmeye çalışırsan çok zorlanır ve yorulursun bunu yerine en kısa yoldan kendini değiştirsen bu kadar yorulmasın diyorum. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white">Öncelikle biz başkaları hakkındaki düşüncelerimizi değiştirdiğimizde onlara ilişkin inançlarımızda değişmeye başlar. </span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white">Düşüncemiz değiştiğinde hislerimizde duygularımızda değişir. Davranışlarımızdaki bu değişim eylemlerimize de yansır böylece daha üretken oluruz.</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span style="background-color:white">Yüce Allah, “Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. Allah, bir kavme kötülük diledi mi, artık o geri çevrilemez. Onlar için Allah'tan başka hiçbir yardımcı da yoktur” (Ra'd, 13/11) buyurmaktadır.</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white">Ne diyor Hazreti Mevlana ‘<strong>Dünle beraber gitti cancağızım&nbsp;</strong></span><strong><span style="background-color:white">Ne kadar söz varsa düne ait</span></strong><strong><span style="background-color:white">&nbsp;Şimdi yeni şeyler söylemek lazım’.</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Unutmayınız ki, bu hayat size tahsis edildi bu hayatı inşa edecek olanda harap edecek olanda sizlersiniz.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Tercih sizin…</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Kalın Sağlıcakla</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Sait ÖZDEMİR</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">Uzman Psikolojik Danışman</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif">&nbsp;</span></p>
<!--EndFragment-->

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 07 Feb 2025 09:53:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İçimizdeki Çocuğu İyileştirmek</title>
                <category>Esra YANIK</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/icimizdeki-cocugu-iyilestirmek-317</link>
                <author>esra@gmail.com (Esra YANIK)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/icimizdeki-cocugu-iyilestirmek-317</guid>
                <description><![CDATA[İçimizdeki Çocuğu İyileştirmek]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Merhaba Sevgili Okurlar,&nbsp;</p>

<p>Aile ortamı, bir çocuğun gelişimi için en önemli temel taşlarından biridir. Eğer çocuklarımız sağlıksız bir ortamda büyürse, beden olarak büyüseler bile, «içimizdeki çocuk» gelişemez. Bu durum, hem onların hayatını hem de çevresini olumsuz etkiler. Dahası, bu sağlıksız döngü nesilden nesle aktarılabilir.</p>

<p>İçimizdeki Çocuk Yaralıysa Ne Olur?</p>

<p>Çocuklukta yaşanan travmalar, bireylerin davranışlarını etkileyebilir. Bazılarımız kendi haklarını savunamayan, aşırı çekingen bireyler olurken; bazılarımız sorumluluklardan kaçan ya da çevremize zarar veren kişiler haline gelebiliriz. Etrafımızdaki sürekli küskün, gergin veya saldırgan insanları bir düşünelim...Çoğunun geçmişine baktığımızda, o yaralı iç çocuğun izlerini görebiliriz.</p>

<p>Ailedeki Rol Modellerin Önemi</p>

<p>Çocuklarımızın kişilik gelişimi, ailede gördükleri ilişkilere dayanır. Örneğin, baskıcı bir anne/baba figürüyle büyüyen çocuklar korku temelli bir yaşam sürebilir. Bu korkular, ileride onların kendi ailelerine yansıyabilir. İşte bu nedenle, çocuklarımızın sağlıklı bireyler olabilmesi için önce aile içindeki ilişkilerimizi iyileştirmemiz gerekir.</p>

<p>Çocuklarımızla Sağlıklı İletişim Kurmak</p>

<p>Ebeveynlik, sadece otoriter ya da sadece koruyucu olmak demek değildir. Bazen öğretmen, bazen bir arkadaş, bazen de güçlü bir rehber olmalıyız. Çocuklarımızı sürekli eleştirmek yerine, sevgi dolu bir yaklaşımla duygularını anlamaya çalışalım. Unutmayalım ki onları kalıplara sıkıştırmak, özgün yanlarını yok eder.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Her çocuk, şu temel duygulara ihtiyaç duyar:</p>

<p>• Değerli olduğunu hissetmek</p>

<p>• Güvende olmak</p>

<p>• Aileyle yakınlık ve dayanışma içinde olmak</p>

<p>• Zorluklarla mücadele etmeyi öğrenmek</p>

<p>• Mutlu olma fırsatı bulmak</p>

<p>Çocuklarımıza “Siz değerlisiniz” mesajını küçük yaşlarda verirsek, ileride kendine güvenen bireyler olarak yetişirler. Ama onları sürekli eleştirir ve suçlarsak, özgüvenlerini kaybederler.</p>

<p>Unutmayalım!</p>

<p>Aile içindeki en önemli temel, anne ve baba arasındaki ilişkidir. Sağlıklı, mutlu ve kendini gerçekleştiren bireyler yetiştirmek istiyorsak, önce kendi ilişkilerimizi güçlendirmeliyiz.</p>

<p>Eğer geçmişimizden gelen sorunların bizi veya ailemizi etkilediğini düşünüyorsak, bir uzmandan yardım almaktan çekinmeyelim. Kendimizi ve sevdiklerimizi iyileştirmek her zaman mümkündür.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Klinik Psikolog,&nbsp;</p>

<p>Esra Yanık</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 29 Jan 2025 10:40:55 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2024/07/esra-yanik-1722440714.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Umut Her Zaman Vardır</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/umut-her-zaman-vardir-316</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/umut-her-zaman-vardir-316</guid>
                <description><![CDATA[Umut Her Zaman Vardır]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">UMUT HER ZAMAN VARDIR</span></span></span></strong></p>

<p><em><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#767676">Umut</span></span></span></span></strong></em><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#474747">”: Zorluklar karşısında yılmadan yolumuza devam etmemizi sağlayan güçtür </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#494949">Harun Reşit Veziri ile birlikte tebdili kıyafet dolaşırken bahçesinde hurma fidanları diken bir ihtiyar görür. Selam verir ve aralarında şu konuşma&nbsp;geçer: Kolay gelsin, ne yapıyorsun böyle? Hurma fidanları dikiyorum.&nbsp;Peki, bu diktiğin hurma fidanları ne zamana kadar büyür ve meyve vermeye başlar? Kim bilir belki on, belki&nbsp;yirmi sene sonra yetişir ve meyve vermeye başlar. Peki, onların meyvelerini&nbsp;görebilecek misin? Bu yaşlı halimle belki&nbsp;göremem. Ama bizden öncekilerin diktikleri ağaçların meyvelerini biz yedik. Biz de bizden sonrakilerin istifadeleri için bu hurma fidanlarını dikiyoruz. Bu cevap Harun Reşit’in hoşuna gider ve bir kese altın verir. İhtiyar, Allah’a hamt eder ve: Diktiğim ağaçlar hemen meyve verdi. Bu söz üzerine Harun Reşit bir kese daha altın verir ve ihtiyar yine Allah’a hamt eder ve: Herkesin diktiği meyve ağaçları yılda bir defa mahsul verir, benim diktiğim fidan hem hemen meyve verdi hem de senede iki defa ürün vermeye başladı.</span></span></p>

<p><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#111111">Psikolojide de umut önemli bir kavramdır. </span></span><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#212529">Umut, insan varoluşunun bir parçasıdır.</span></span></span><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#111111"> Çünkü umut hedefe ulaşmanın duygusal öğesidir. Bu nedenle umut dinamiktir, umutsuz yaşamın amacı ve anlamı olmayacağı için yaşamın temelidir, geleceğe odaklıdır</span></span><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#212529"> Umut dediğimiz şey pasif şekilde bir şeyleri beklemek değildir. İçindeki sıkıntılardan kurtulmak için yol arama, yolu bulma ve bu yolun sona varabileceğine inanmak önemli. Umutla ilgili olumsuz düşünceler de var. <strong>Nietzsche umut kavramına olumsuz bakar. ‘Umut sadece acıyı uzatır.’</strong> der. Dini inançlarda önemli bir umut kaynağıdır. <strong>’Sabah ola hayrola, Allah’tan umut kesilmez.’</strong> gibi bir sürü kültürümüzde bu anlamda ifadeler var. Yüce bir yaratıcıya inanma, ona dayanma, her şeyin kontrolünün bilgisinin dâhilinde olmasına inanmak, kişinin umudunu arttırır. İnsanın aşamadığı bir durum olduğu zaman, bir sıkıntısı olduğu zaman bir hikmeti olduğunu bilebilir. Bu kişiyi rahatlatır. Aynı zamanda da umudunu arttırır.</span></span></span> </span></p>

<p><span style="background-color:white"><strong><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Ümit var olmak, tarih boyunca insanların ruh dünyasını besleyen manevi bir güç olarak bilinmektedir. Vücuttaki kan insanın bedenini nasıl besleyip onun ayakta durmasını sağlıyorsa, ümit var olmak da insanın ruh dünyasını o derece beslemekte ve onun çeşitli zorlukları aşmasında etkili olmaktadır</span></span></strong></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Allah’ın affedici olduğu haber verilmekte ve her konuda olduğu gibi, bu konuda da ümitsizliğe düşmemenin gerektiği emredilmektedir. Şu ayette bu konuda ne kadar güzel bir açıklamada bulunulmaktadır:</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">“Allah’ın şöyle dediğini söyle: Ey kendilerine zulüm yapmakta aşırı giden kullarım! Sakın Allah’ın rahmetinden/sevgisinden ümidinizi kesmeyiniz! Kesinlikle o, bütün günahları bağışlar. Muhakkak ki o, çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.”[</span></span></span></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="background-color:#edf2f6"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black"> ez-Zumer 39/53.</span></span></span></span></strong><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">]</span></span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Çünkü umutsuzluk, insanların ruh dünyasında kapkaranlık yarınlar manzarasını uyandırır. Bu tür karamsarlıklar, insanı hayattan bezdirir, bütün hayallerini yıkar, hayatı onun için çekilmez hale getirir. &nbsp;</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Umut var olmak ise, insanın hayal dünyasında güneşin parladığı, tabiatın şenlendiği, insanların mutluluk içerisinde gülümsediği yarınları canlandırır. </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Umut var olan insan, acı ve ıstırapların karanlıkları içerisinde yaşarken bile, gelecekte var olacağını düşündüğü aydınlık ufukların hayali ile ayakta durmayı başarır. Umutsuzluğa düşmeyelim, umut var olalım! </span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Kalın Sağlıcakla</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Sait ÖZDEMİR</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:black">Uzman Psikolojik Danışman</span></span></span></p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 23 Jan 2025 07:26:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Büyümek</title>
                <category>Nerkız Şahin</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/buyumek-315</link>
                <author>kaderkusu@hotmail.com (Nerkız Şahin)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/buyumek-315</guid>
                <description><![CDATA[Büyümek]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Bir kaç hafta önce 2025 yılına girdik ve şöyle bir dönüp bakmadan edemiyor insan geçmişe. Geride kalan yıllara, kendi çocukluğuna, gençliğine, hatta dün bile çok uzak geliyor. O gün olan fikirlerine ve düşüncelerine bakınca kendine bile yabancı olduğunu görüyor yer yer. Önümüzdeki yılların içinde yine bir çok düşünce ve fikir ayrışı olabilir kendimizle. Aykırı davranışlarımız veya tanıdık ama kendimizde alışık olmadığımız hallerimiz olacaktır. Tıpkı geriye baktığımızda bazen hayret içinde olduğumuz gibi, izlemeye devam edip ve her şeyin akıp gittiğine, hiç bir şeyi tutamadığımıza bakacağız. Belki de herkes aynı şekilde bakmıyordur, onu da düşünürsün. Düşüncelerinde bile yalnızlaşırsın bir an. Sene sonları ne kadar heyecan verici olsa da, sene başları hep bir garip duygu sarır.<br />
<br />
Çocukluğumuz aklımıza gelince hep bir an önce büyümek istediğimizi hatırlarız. Büyüyünce dünyayı kucaklamak başlar çoğunlukla. Daha sonra, ağır gelir tüm yükler. İndirirsin azar azar. Büyümeyi bırakıp, kabuğuna çekilmek istersin. Her bir yorgunluk azalmaya, azaltmaya götürür. Ayakkabılardan başlarsın belki, ya da tası tarağı satıp savurursun artık. Dolaplar boşalır tıpkı odalar gibi. Ev de büyük gelir. Bir zamanlar küçük gelen ayakkabıların yerini büyük ayakkabıların aldığı gibi evlerde yerini bir büyüğüne bırakırken, bir bakmışsın, ev fazla büyük gelir. Sesler kaybolmuş, gülüşleri duvarlar yutmuş. Sandalyeler fazla, çok&nbsp; fazla gelir masanın etrafında olan boşluklar. Masa da çok mu büyük ne derken, her boşluk fazla gelir. Büyüdükçe küçülmeyi öğrenirsin bir şekilde.<br />
<br />
Koşar adımlarla hayata atılırken gençlikte, yavaşlarsın yaş aldıkça. Daha duraklayarak yürürsün. Çünkü bilirsin, çok hızlı geçiyor ömür. Koşmaya gerek yok, anlarsın. Zamanı yakalamak istesende nafile. Tıpkı büyüttüğün her şeyi küçülttüğün gibi bir saatten sonra, koşarak yaptığın her şeyi yavaş yavaş yapmayı öğrenirsin. Öğrenmenin yaşı yok, her geçen gün hayat okulundan nasibimizi alıyoruz o kesin. Yanılıp yenilerek devam ediyoruz bizden öncekilerinin geçtiği yollardan. Suyu bile yudum yudum içiyorsun, kana kana içmeler de gençlikte kaldı sanki. Kimbilir, belki de boğazındaki düğümlerdir sebebi...<br />
<br />
Nerkiz Şahin</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 19 Jan 2025 11:36:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2020/03/nerkiz-sahin-1583485324.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkmen Diplomasi Perspektifinden</title>
                <category>Derya Soysal</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/turkmen-diplomasi-perspektifinden-314</link>
                <author>soysalderya1965@gmail.com (Derya Soysal)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/turkmen-diplomasi-perspektifinden-314</guid>
                <description><![CDATA[Türkmen Diplomasi Perspektifinden]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türkmen Diplomasi Perspektifinden: Brüksel’de Barış Yılı ve Tarafsızlık Vizyonu</p>

<p><img alt="Derya Soysal and the Diplomat Maral Rahymova" src="https://www.belturkhaber.be/public/images/detay/Screenshot_20250113_105141_Microsoft%20365%20(Office).jpg" style="float:left; height:412px; width:640px" />2025 yılında Türkmenistan, Daimi Tarafsız Devlet statüsünün 30. yılını kutluyor. Bu önemli dönüm noktası, ülkenin başlattığı küresel bir girişim olan Uluslararası Barış ve Güven Yılı ile çakışıyor. Bu nedenle, Brüksel’deki Türkmenistan Büyükelçiliği’nde ikinci sekreter olarak görev yapan Türkmen diplomat Maral Rahymova ile bir röportaj yapmak istedim.</p>

<p>Sayın Rahymova, Türkmenistan’da Barış Yılı kutlamalarının önemini bize açıklayabilir misiniz?</p>

<p>2025 yılında Türkmenistan, Daimi Tarafsız Devlet statüsünün 30. yılını kutluyor. Bu dönüm noktası, Uluslararası Barış ve Güven Yılı ile aynı zamana denk geliyor. Birbirine bağlı bu olaylar, ülkenin tarihindeki önemli bir bölümü temsil ediyor ve Türkmenistan’ın uluslararası diplomasiye, barışa ve kalkınmaya katkılarını ortaya koyuyor.</p>

<p>Türkmenistan’ın daimi tarafsızlık statüsü ne anlama geliyor?</p>

<p>Türkmenistan’ın tarafsızlığı, 12 Aralık 1995 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun oybirliğiyle aldığı bir kararla resmen tanındı. O dönemde BM’ye üye 185 ülke bu tarihi kararı destekledi. Tarafsızlık, Türkmenistan’ın dış politikasının temel taşı haline geldi ve uluslararası taahhütlerini şekillendirerek ülkeyi barışa bağlı güvenilir bir ortak olarak konumlandırdı. Türkmenistan’ın tarafsızlığa olan bağlılığı, 12 Aralık’ta kutlanan Tarafsızlık Günü adlı ulusal bir bayramla anılmaktadır. Ayrıca, bu statü uluslararası düzeyde de tanınmıştır. Şubat 2017’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, Türkmenistan’ın önerisi üzerine 12 Aralık’ı Uluslararası Tarafsızlık Günü ilan eden bir karar aldı.</p>

<p>Türkmenistan’ı daimi tarafsızlık statüsüne geçtiğinden bu yana ne ayırıyor?</p>

<p>Ülkenin tarafsızlığa olan bağlılığı, güvenlik ve askeri politikalarını da kapsıyor. Türkmenistan’ın askeri doktrini tamamen savunma temellidir ve silahlı kuvvetlerin tek amacı ulusal egemenliği korumaktır. Askeri ittifaklara veya bloklara katılmayı reddetmesi, Türkmenistan’ı bölgesel çatışmalardan uzak tutmuş ve dış bağlantılardan bağımsız olarak savunma kapasitesini güçlendirmesine olanak tanımıştır. Bu yaklaşım, Türkmenistan’a jeopolitik olarak karmaşık bir bölgede istikrar kazandırmıştır.</p>

<p>Türkmenistan’ın tarafsızlığı, kültürel ve felsefi bir boyut da taşımakta, halk arasında hoşgörü ve çatışmadan uzak bir düşünce yapısını teşvik etmektedir. Bu dünya görüşü, ülkenin bölgesel barış girişimlerine aktif katılımında kendini göstermektedir.</p>

<p>Türkmenistan’ın tarafsızlık politikası ve önleyici diplomasiye verdiği önem, bölgesel barışın güçlendirilmesine nasıl katkı sağladı ve uluslararası düzeyde nasıl tanındı?</p>

<p>Türkmenistan’ın tarafsızlığa olan bağlılığı, onu bölgesel barışın güçlendirilmesinde kilit bir aktör haline getirmiştir. 2007 yılında Aşkabat’ta kurulan Birleşmiş Milletler Orta Asya Önleyici Diplomasi Bölgesel Merkezi ile olan iş birliği, bu proaktif yaklaşımın bir örneğidir.</p>

<p>Türkmenistan, 1995-1996 yıllarında Tacik iç savaşının arabuluculuğunda ve 1999-2000 yıllarında Afgan krizinin çözülmesine yönelik BM çabalarında önemli bir rol oynamıştır. Ülkenin önleyici diplomasiye verdiği önem, 2007’den bu yana Aşkabat’ta bulunan Birleşmiş Milletler Orta Asya Önleyici Diplomasi Bölgesel Merkezi’nin çalışmalarıyla devam etmektedir. Bu merkezin etkin çabaları ve Türkmenistan’ın proaktif diplomasisi sayesinde, 24 Ekim 2024’te Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından Orta Asya’nın bir barış, güven ve dostluk bölgesi ilan edilmesini sağlayan tarihi bir karar alınmıştır.</p>

<p>Türkmenistan, Barış Yılı’nı ilan ettikten sonra bu yıl neler yapmayı planlıyor?</p>

<p>Uluslararası Barış ve Güven Yılı, barış, güven ve sürdürülebilir kalkınma arasındaki bağlantının altını çizmektedir. Bu bağlantı, Türkmenistan’ın küresel diplomasi yaklaşımının temelini oluşturmaktadır. Ekonomik, sosyal veya politik eşitsizlikler genellikle çatışmalar, güvensizlik ve dışlanmadan kaynaklanmaktadır. 2025 girişimi, kalıcı barışın sadece çatışmanın olmamasıyla sağlanamayacağını, aynı zamanda eşitsizliklerin ele alınmasını ve herkes için fırsatların artırılmasını gerektirdiğini vurgulamaktadır.</p>

<p>Türkmenistan’ın barışı dinamik ve kapsayıcı bir süreç olarak teşvik etme girişimindeki başlıca hedefleri nelerdir?</p>

<p>Girişim, barışın çatışmanın yokluğundan fazlası olduğunu kabul eder; bu, kolektif bir çaba gerektiren dinamik ve kapsayıcı bir süreçtir. Başlıca hedefleri şunlardır:</p>

<p>&nbsp;• Önleyici diplomasiyi teşvik etmek: Çatışmaların önlenmesi ve çözülmesi için diyaloga dayalı mekanizmaların benimsenmesini teşvik etmek.</p>

<p>&nbsp;• Güven inşa etmek: Devletler arasında karşılıklı saygı ve ortak taahhütler yoluyla güveni artırmak.</p>

<p>&nbsp;• Sürdürülebilir kalkınmayı desteklemek: Barışın, ekonomik, sosyal ve çevresel sürdürülebilirliğin sağlanması için bir ön koşul olduğunu vurgulamak.</p>

<p>Son olarak, bir kapanış paragrafı eklemek ister misiniz?</p>

<p>2025 Uluslararası Barış ve Güven Yılı, sembolik bir kutlamadan fazlasıdır; bu, anlamlı bir eylem çağrısıdır. Eşitsizliklerin barış ve güven ilkeleriyle ele alınması yoluyla, girişim daha uyumlu bir dünya için bir yol açmaktadır; burada herkesin gelişme şansı vardır.</p>

<p>Sonuç olarak, 2025 yılına damgasını vuran iki kutlama - tarafsızlığın 30. yılı ve Uluslararası Barış ve Güven Yılı - Türkmenistan’ın barışçıl bir arada yaşama ve küresel ortaklık ilkelerine olan kalıcı bağlılığını göstermektedir. Ülke, geçmişine bakarken, daha uyumlu ve müreffeh bir dünya inşa etmeye yönelik uluslararası çabalara devam etmeyi de hedeflemektedir.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 13 Jan 2025 12:50:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2025/02/derya-soysal-1738663003.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sıcak Yuva Aile</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/sicak-yuva-aile-313</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/sicak-yuva-aile-313</guid>
                <description><![CDATA[Sıcak Yuva Aile]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#2a2a2a">Toplumun tüm kesimlerinde bir farkındalık oluşturmak amacıyla 2025 senesi Aile Yılı ilan edildi</span></span></span></strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#2a2a2a">.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#2a2a2a">Kutsal bir emanet ve mutluluk kapısı olan aile bizlere büyük bir nimet olarak sunulmuş ve bizden sonraki nesillere de aynı sağlamlıkla teslim edilmek üzere emanet edilmiştir. <strong>Allahın emri Peygamberin sünneti diye başlayarak kurulan içinde sevgi ve merhametin olduğu bir kurumdur aile.</strong></span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#2a2a2a">Bir zamanlar Anne-baba dede- nene ve akrabalarımızla birlikte mutluluğumuzu paylaştığımız kocaman bir yapıydı.</span></span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#2a2a2a">Peki ya şimdi, </span></span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#2a2a2a">Kendi ailemizi aile bireylerimizi iç ve dış tehlikelerden koruyamaz kollayamaz bir duruma düştük. Huzursuzluk sevgisizlik aldı başını gidiyor. Biz böyle bir toplum değildik ne ara bu hale geldik. Ailenin ne olduğunu komşuluğun ne olduğunu hakkı ile bilen, ocakta bir yemek piştiğinde kokusu gitmiştir diye yemeğini paylaşan insanlardık. Kimse kimseye aile içinde hürmetsizlik etmez büyüklerin sözü dinlenirdi.</span></span></span></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#2a2a2a">Ocak olan aile sımsıcaktı. Kimse kimseye maddi hesaplarla bakmaz yaklaşmazdı. Helal rızık denilince akan sular durur, önce kul hakkı öğretilirdi. Mahalleli konu komsu birebirinin dertlerine koşan vefakâr art niyet taşımayan kimselerdi. Zararlı alışkanlıklar yok denecek kadar azdı oda kendi evinde kimseye zararı dokunmadan gerçekleşirdi. Aileler akşamları beraber sofraya oturur yemek sonrası birlikte sohbet eşliğinde çaylar içilirdi. Aileler sıcacık kocaman bir aile idi. Şimdi düşünelim bu anlatılanlar gibi kaç aile kaldı böyle. Aileler yıllar sonra darmadağın olmuş durumda. Şimdilerde dede baba ve anneler yaşlanmış, huzur evine ne zaman gideceğim diye beklemekte.Ya da bu hafta bende kalsın haftaya siz alın&nbsp; diyen evlatlar anne veya babayı bir yük gibi görmekte maalesef.Bir gün geçti mi anne veya baban hala bizde&nbsp; diyecek kadar vefasız&nbsp; gelinler ve evlatlar.Ne yazık ki&nbsp; o merhamet timsali büyükler evden atılacak onlara gereken hürmet gösterilmeyecek,onlara sesler yükseltilecek,sen ne bilirsin ki diye azarlanacak günler gelecekti değil mi?Ne acı bir şey.Hani nerede o sıcak aileler.Kendisine emeği&nbsp; geçen büyüklere ahde vefa nerede.Evet bizleri büyüttüler mal mülk sahibi varlık sahibi yaptılar.İçinde mutlu muyuz. Aile sıcaklığımız büyüklere sevgi saygımız var mı?</span></span></span></p>

<p><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#2a2a2a">&nbsp;Bu soruların cevabını sizlere bırakıyorum değerli dostlar.</span></span></span></strong></p>

<p><strong><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#2a2a2a">Kalın sağlıcakla</span></span></span></strong></p>

<p><span style="font-size:12.0pt"><span style="font-family:&quot;Segoe UI&quot;,sans-serif"><span style="color:#2a2a2a">Sait Özdemir</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 13 Jan 2025 10:48:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türk Devletleri Turizminin Küresel Başarısı</title>
                <category>Derya Soysal</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/turk-devletleri-turizminin-kuresel-basarisi-312</link>
                <author>soysalderya1965@gmail.com (Derya Soysal)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/turk-devletleri-turizminin-kuresel-basarisi-312</guid>
                <description><![CDATA[Türk Devletleri Turizminin Küresel Başarısı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><!--StartFragment--></p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm">Türk Devletleri Turizminin Küresel Başarısı</p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm">9 Ocak 2024’te, Dubai’de, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Genel Sekreteri Sayın Büyükelçi Kubanıçbek Ömüraliyev, Dünya Liderleri Turizm Ödülleri Töreni’nde prestijli 2024 Dünya Turizm Lideri Ödülüne layık görüldü. Bu ödül, Türk devletleri arasındaki iş birliğini güçlendiren ve bölgenin küresel turizmdeki konumunu dönüştüren yenilikçi turizm girişimlerini kutlamaktadır.</p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm">Brüksel’deki Küresel Turizm Forumu (Global Tourism Forum) Yıllık Toplantısı’nda açıklanan ödül, Büyükelçi Ömüraliyev ve TDT için önemli bir dönüm noktası oldu. Türk devletleri, sürdürülebilir, kapsayıcı ve kültürel açıdan zengin projeler geliştirerek turizmi uluslararası alanda tanınır hale getirdi.</p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm">TDT’nin öne çıkan projeleri şunlardır:</p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; •&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Türk İpekyolu Projesi: Tarihi İpek Yolu’nu canlandırarak, üye ülkelerdeki kültürel ve tarihi noktaları dijital bir platform aracılığıyla bir araya getirdi.</p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; •&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tabarruk Ziyarat Projesi: Kutsal ve manevi öneme sahip mekanları tek bir turizm ağına bağladı ve bölgedeki kültürel bağları güçlendirdi.</p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; •&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Türk Dünyası Kayak Merkezleri Birliği: Kış turizmini teşvik ederek bölgenin doğal potansiyelini ortaya çıkardı.</p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; •&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Türk Dünyası Turizm Başkenti Programı: Üye şehirlerin kültürel ve ekonomik profilini yükseltti; örneğin, 2025 Türk Dünyası Turizm Başkenti Kırgızistan’ın Celalabad şehri seçildi.</p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; •&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ekoturizm ve Mesleki Eğitim Programları: 1.500’den fazla turizm profesyoneline eğitim sağlayarak hizmet standartlarını yükseltti ve ekonomik büyümeye katkı sağladı.</p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm">Tören, Türk Devletleri’nin küresel turizmdeki başarılarını vurgularken, ödül TDT’nin ortak vizyonla çeşitliliği birleştirme ve kültürel mirası dinamik bir turizm değerine dönüştürme gücünü simgeliyor.</p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm">Gelecekte TDT, üye ülkeler arasındaki uçuş bağlantılarını artırma, kapsamlı bir Türk Dünyası Turizm Haritası geliştirme ve mevcut projeleri güçlendirme hedefleriyle çalışmaya devam edecek. Büyükelçi Ömüraliyev’in 2024 Dünya Turizm Lideri olarak tanınması, iş birliğinin Türk bölgesinin turizm endüstrisini şekillendirmedeki gücünü bir kez daha göstermektedir.</p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm">Derya Soysal</p>
<!--EndFragment-->

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Jan 2025 22:05:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2025/02/derya-soysal-1738663003.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkmenistan ile ilgili yanlış bilgilendirmeye karşı mücadele</title>
                <category>Derya Soysal</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/turkmenistan-ile-ilgili-yanlis-bilgilendirmeye-karsi-mucadele-311</link>
                <author>soysalderya1965@gmail.com (Derya Soysal)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/turkmenistan-ile-ilgili-yanlis-bilgilendirmeye-karsi-mucadele-311</guid>
                <description><![CDATA[Türkmenistan ile ilgili yanlış bilgilendirmeye karşı mücadele]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Orta Asya uzmanı Derya Soysal’ın Türkmenistan’ın tarafsızlık politikasını ve Barış Yılı’nı kutladığı paylaşımının ardından bu video sosyal medyada büyük ses getirdi.<br />
Derya Soysal’ın Türkmenistan tarafından ilan edilen Barış Yılı hakkında yaptığı video paylaşımının altına Nigar Ogeday adında bir gazeteci, X platformunda şu yorumda bulundu:</p>

<p>“Keşke insanlar dinlese ve okusa. Maalesef, bizim insanlarımız dinlemeden veya okumadan fikirlerini dile getirmeyi seviyor. Türkmenistan’ın kendisini bu iğrenç dünya oyunundan koruması için yapabileceği en iyi şey bu (bilgi videoları paylaşmak).”<br />
Aslında, Derya Soysal Türkmenistan’ın bölgesel çatışmaların çözümünde ne kadar önemli bir rol oynadığını göstermeye çalışıyor.<br />
Toshmuhammadov, M. (2004)’ün belirttiği gibi, Tacikistan’da yaşanan iç savaşın çözümü sırasında Türkmenistan çok önemli bir rol oynadı. 7 Ağustos 1993’te Türkmenistan Cumhurbaşkanı’nın temsilcisi bu konuda kilit görüşmelere katıldı. Türkmenistan bu iç savaşın çözümünde hayati bir rol üstlendi.</p>

<p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=2bfMCY5XQeE">DERYA SOSYAL'IN KONUŞMASI</a></p>

<p><iframe frameborder="0" height="315" src="https://www.youtube.com/embed/2bfMCY5XQeE?si=ZuLq6Rz81eWOz1v0" title="YouTube video player" width="560"></iframe></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><br />
Bunun yanı sıra, barışçıl uzlaşma çabaları sadece Türkmenistan tarafından değil, aynı zamanda Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı (günümüzde AGİT) ve Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (ECO) tarafından da desteklenmiştir.<br />
Türkmenistan, Tacikistan iç savaşında (1992-1997) tarafsızlık politikasını benimseyerek, çatışmanın çözümünde önemli bir arabulucu rolü üstlendi. Aşağıda Türkmenistan’ın bu süreçteki rolü detaylı bir şekilde açıklanmıştır. Türkmenistan, iç savaş boyunca hiçbir tarafa destek vermeden tarafsız bir duruş sergiledi. Bu tutum, hem Tacik hükümeti hem de Birleşik Tacik Muhalefeti (BMT) tarafından güvenilir bir arabulucu olarak kabul edilmesini sağladı.</p>

<p><br />
Türkmenistan, 1993’te Tacikistan hükümeti ve muhalefet temsilcileri arasında görüşmelere ev sahipliği yaparak, barış sürecine doğrudan katkıda bulundu. Türkmenistan, Tacikistan’daki çatışmanın barışçıl yollarla çözülmesi gerektiğini vurguladı ve bölgesel barış girişimlerini destekledi. 7 Ağustos 1993’te, Türkmenistan Cumhurbaşkanı’nın temsilcisi, Tacikistan’daki barış görüşmelerinde aktif bir rol oynadı. Bu toplantılar, barış sürecine önemli bir ivme kazandırdı.</p>

<p>İç savaş sırasında Tacik halkı büyük insani krizlerle karşı karşıya kalırken, Türkmenistan ekonomik ve insani yardım sağladı. Bu yardımlar arasında enerji tedariki ve temel ihtiyaç malzemeleri yer aldı. Bu destek, çatışma ortamında halkın ihtiyaçlarını karşılamaya yönelik önemli bir katkıydı. Türkmenistan, barış çabalarını teşvik eden uluslararası ve bölgesel organizasyonlarla işbirliği yaptı. Bu çerçevede, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansı (AGİT) ve Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (ECO) gibi kuruluşlarla ortak çalışmalar yürüttü.</p>

<p>Sonuç olarak, Türkmenistan, Tacikistan iç savaşının çözümünde tarafsızlık politikasıyla, hem diplomatik hem de insani yardımlarla bölgesel istikrara katkıda bulundu. Bu çabalar, Türkmenistan’ın genel olarak barışçıl ve uzlaşmacı dış politika yaklaşımının bir yansımasıdır. Türkmenistan'ın Afganistan'a yardım koridorları sağlamak için yaptıklarından bahsetmiyorum bile.</p>

<p>Derya Soysal</p>

<p>Orta Asya Uzmanı</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 09 Jan 2025 10:15:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2025/02/derya-soysal-1738663003.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkmenistan\&#039;da 2025 yılı \&quot;Uluslararası Barış ve Güven Yılı\&quot; ilan edildi</title>
                <category>Derya Soysal</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/turkmenistanda-2025-yili-uluslararasi-baris-ve-guven-yili-ilan-edildi-310</link>
                <author>soysalderya1965@gmail.com (Derya Soysal)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/turkmenistanda-2025-yili-uluslararasi-baris-ve-guven-yili-ilan-edildi-310</guid>
                <description><![CDATA[Türkmenistan\'da 2025 yılı \"Uluslararası Barış ve Güven Yılı\" ilan edildi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p><img alt="Derya Soysal" src="https://www.belturkhaber.be/public/images/detay/Derya_Soysal.jpg" style="float:left; height:360px; width:640px" />Türkmenistan, Orta Asya’da yer alan bir Türk devletidir. Kuzeyde Özbekistan, güneyde İran ve güneydoğuda Afganistan ile komşudur. Türkmenistan, 1991 yılında Sovyetler Birliği’nden bağımsızlığını ilan etmiştir. 1990’larda Afganistan kritik bir durumdaydı. Bu nedenle Türkmenistan akıllıca bir adım atarak kalıcı tarafsızlık ilan etmiştir. Birleşmiş Milletler bu durumu 12 Aralık 1995’te tanımıştır. O tarihten bu yana Türkmenistan, barışın bir sembolü haline gelmiş ve bu yıl kalıcı tarafsızlığının 30. yıl dönümünü kutlamaktadır.</p>

<p>Türkmenistan, kalıcı tarafsızlık politikası ile uluslararası ilişkilerde örnek bir ülke haline gelmiştir. 12 Aralık, Türkmenistan’da “Tarafsızlık Günü” olarak kutlanmakta ve bu yıl, Birleşmiş Milletler tarafından bu Orta Asya ülkesinin tarafsız statüsünün resmen tanınmasının 30. yıl dönümüne denk gelmektedir. Bu tarafsızlık statüsü, Türkmenistan’ın anayasal düzenine sıkı bir şekilde entegre edilmiştir.</p>

<p>Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri António Guterres, Türkmenistan’ın uluslararası ilişkilerdeki önemli rolünü vurgulamış ve özellikle BM ile iş birliği ve bölgesel entegrasyondaki katkılarını övmüştür. Guterres, Orta Asya ülkeleri arasındaki iş birliğinin derinleşmesinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Türkmenistan’ın bu süreçte merkezi bir rol oynadığını belirtmiştir. Ayrıca Türkmenistan’ın Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları (SDG’ler) doğrultusunda önemli ilerlemeler kaydettiğini ve BM’nin ülkenin kalkınma süreçlerini desteklemeye devam edeceğini ifade etmiştir.</p>

<p>Türkmenistan, tarafsızlık kavramını siyasi kültürünün temel bir unsuru olarak benimsemiş ve bunu hem Rusya’nın etkisinden uzaklaşma sürecinde hem de Sovyet sonrası bir devlet olarak uluslararası topluma entegrasyonu sırasında stratejik bir araç olarak kullanmıştır.</p>

<p>Eski Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Kofi Annan’a göre, ülke “barışçıl çözümler üretme sürecinde bir dönüm noktası” olmuştur.</p>

<p>Sonuç olarak, Türkmenistan’ın tarafsızlık politikası, ülkenin ulusal, bölgesel ve küresel çıkarlarını etkili bir şekilde savunmasını sağlamış ve Orta Asya’da istikrarın korunmasında önemli bir rol oynamıştır. Bu tarafsızlık statüsü, ülkenin bölgesel barış, uluslararası iş birliği ve ekonomik kalkınmadaki yapıcı rolünü daha da güçlendirmiştir. Bu politika sayesinde Türkmenistan, dünya sahnesinde barış ve iş birliğinin güçlü bir savunucusu olarak tanınmaktadır.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 08 Jan 2025 22:35:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2025/02/derya-soysal-1738663003.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KİMSESİZLERİN KİMSESİ OLMAK</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/kimsesizlerin-kimsesi-olmak-309</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/kimsesizlerin-kimsesi-olmak-309</guid>
                <description><![CDATA[KİMSESİZLERİN KİMSESİ OLMAK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">“Hiç kimse yok kimsesiz, Herkesin var bir kimsesi, Ben bugün kimsesiz kaldım Ey kimsesizler kimsesi” -Avni</p>

<p style="text-align:start">Kimsesizlerin kimsesi olarak sığınabileceğimiz tek bir kimse var, O da Allah (c.c)</p>

<p style="text-align:start">Kimsesizin kimsesi olmak, İslami bir ahlaktır. Bir erdemdir. Kimsesizlerin kimsesi olmak, aynı zamanda vicdani bir görevdir.</p>

<p style="text-align:start">Bir Ramazan bayramı günü Peygamberimiz (s.a.v.) evinden çıkarak camiye gidiyordu. Yolda Bayram neşesi içinde cıvıl cıvıl oynaşan çocuklara rastlar; hepsi bayramlık elbiselerini giyinmiş, coşkun bir sevinç içinde öteye beriye koşuşuyorlardı. Fakat içlerinde zayıf, cılız bir yavru eski ve yırtık elbiseleri içinde bir köşeye çekilmiş, üzgün bakışlarla kaynaşan arkadaşlarına bakıyor ve zaman zaman gözyaşlarını tutamayarak hüngür hüngür ağlıyordu. Efendimiz (s.a.s) sorar: 'Seni arkadaşlarınla oynamaktan ve eğlenmekten alıkoyan şey nedir?' Çocuk: 'Babam, Allah Resulünün de katıldığı bir savaşta şehit düştü ve yetim kaldım. Bana bayram elbisesi alacak, elimden tutacak ve babalık yapacak kimsem kalmadı. Ben kimsesiz ve yetim kaldım.'</p>

<p style="text-align:start">Tabi ki konuştuğu kişinin Efendimiz s.a.s olduğunu bilmiyordu. Yetim yavrucağızın anlattıkları Peygamber'in yüreğini parçalamıştı. Çocukcağızın şefkatle elinden tuttu ve sevgi ile saçlarını okşayarak ona şöyle dedi. 'Yavrum! Benim sana baba, Ayşe'nin ana, Hz. Ali'nin amca, Hasan'la Hüseyin'in erkek kardeş ve Fatma’nın da kız kardeş olmasını ister misin?' Yetim yavrucağız tatlı dil ile hatırını soran nur yüzlü adamın peygamber (s.a.v.) olduğunu anlayarak, çektiği çilelerin son bulmak üzere olduğunu sezdi. Güler yüzlü adama: 'Nasıl istemem ey Allah'ın Rasûlü!' diye sevinçli bir cevap verdi.</p>

<p style="text-align:start">Yaşadığımız toplumda her zaman kimsesiz ve muhtaç insanlar, aileler, hastalar, engelliler, yalnız yaşayan yaşlılar, sahipsiz çocuklar vardır. Bazen ekranlarda birkaç dakikalık haber ya da bir gazetede birkaç satır olup çıkıyorlar karşımıza. Ağzımızdan bir iki “vah, tüh, zavallı” kelimeleri dökülüyor, belki yarım ağız dua edip, Mevla yardımcıları olsun diyoruz. Başkalarının derdini hisseden bir insanın yüreği kendisi kadar başkalarını da düşünür, onlar içinde dertlenir. Sıcak bir selamlaşma, bir hasta ziyareti, gönülden verilen bir sadaka insanlar arasında var olan bütün mesafeleri kapatabilir. Bazen küçük bir hal hatır sorma insanının yaşam sevincinin yerine gelmesine neden olabilir.Bu nedenle hiç bir iyiliği küçük görmeyelim. Mümkün olduğu kadar ihtiyaç sahibine el uzatalım, yetimin başını okşayalım, onları ziyaret edelim, acılarını paylaşalım, insanlığımızın ve imanımızın tadına varmak ancak böyle mümkün olacaktır.</p>

<p style="text-align:start">Ne kadar çoktur dostlar sayıldığında. Hâlbuki ne kadar azdırlar musibet anlarında. diyor, İmam Şâfii.</p>

<p style="text-align:start">Kalın Sağlıcakla</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>

<p style="text-align:start">Eğitimci&amp;Yazar</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Jan 2025 12:17:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kassym-Jomart Tokayev’in Liderliğinde Kazakistan için Dönüşüm Yılı</title>
                <category>Derya Soysal</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/kassym-jomart-tokayevin-liderliginde-kazakistan-icin-donusum-yili-308</link>
                <author>soysalderya1965@gmail.com (Derya Soysal)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/kassym-jomart-tokayevin-liderliginde-kazakistan-icin-donusum-yili-308</guid>
                <description><![CDATA[Kassym-Jomart Tokayev’in Liderliğinde Kazakistan için Dönüşüm Yılı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>2024: Kassym-Jomart Tokayev’in Liderliğinde Kazakistan için Dönüşüm Yılı</p>

<p>Kazakistan Cumhurbaşkanı Kassym-Jomart Tokayev, 2024 yılını ülkenin ekonomik, diplomatik ve altyapısal dönüşümünü hızlandırdığı bir yıl olarak tanımladı. Tokayev, 3 Ocak 2024’te Ana Tili gazetesine verdiği röportajda, yıl boyunca elde edilen başarıları ve atılan stratejik adımları detaylandırdı.</p>

<p>Ekonomik Reformlar ve Kalkınma Planları</p>

<p>Tokayev, 2024’ün Kazakistan için dönüm noktası olacağını öngörmüş ve bu doğrultuda kapsamlı ekonomik reformlar başlatmıştır. Beş yıllık kalkınma planı çerçevesinde, ülke genelinde birçok proje ve girişim hayata geçirilmiştir. Bu süreç, Kazakistan’ı bölgesel bir güç haline getiren sistematik adımlarla ilerlemiştir. Özellikle, Avrupa Birliği (AB) ile ilişkilerin güçlendirilmesi ve Fransa gibi ülkelerle iş birliğinin derinleşmesi, ülkenin uluslararası arenadaki stratejik konumunu daha da sağlamlaştırmıştır.</p>

<p>Fransa ile Gelişen Diplomatik İlişkiler</p>

<p>2024, Kazakistan-Fransa ilişkilerinin altın yılı olarak kayıtlara geçti. Cumhurbaşkanı Tokayev, 5 Kasım’da Fransa’ya resmi bir devlet ziyareti gerçekleştirdi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron tarafından ağırlanan Tokayev, bu ziyarette iki ülke arasındaki stratejik iş birliğini derinleştiren anlaşmalara imza attı. Bu dönemde, AB’nin enerji dönüşümü hedefleri doğrultusunda kritik hammaddeler konusunda Kazakistan ile yapılan toplantılar önem kazandı.</p>

<p>Kritik Hammaddeler ve AB ile İş Birliği</p>

<p>Enerji dönüşümünde kilit rol oynayan kritik hammaddelerin tedarikinde Kazakistan, AB için vazgeçilmez bir ortak haline geldi. Bu çerçevede, Kazak yetkililer ve Avrupa Komisyonu temsilcileri, Aralık 2024’te Brüksel’de önemli bir etkinlikte bir araya geldi. Görüşmelerde, enerji ve sanayi politikalarına entegre edilen düşük karbonlu çözümler ele alındı.</p>

<p>Altyapı ve Modernizasyon Hamleleri</p>

<p>Tokayev, röportajında, ülke genelindeki altyapı projelerine de dikkat çekti. 18 milyon metrekarelik yeni konut inşaatı, 7.000 kilometrelik otoyol yapımı ve Almatı, Kızılorda ve Şimkent havalimanlarındaki yeni terminallerin açılması, Kazakistan’ın Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayan stratejik bir köprü haline geldiğini gösteriyor. Ayrıca, 2029’a kadar 204 projeyi kapsayan 40 trilyon tenge (81,8 milyar dolar) değerindeki ulusal altyapı planı onaylandı.</p>

<p>İmalat ve Tarım Sektöründeki Gelişmeler</p>

<p>Kazakistan, imalat sektöründe kaydettiği ilerlemelerle dikkat çekiyor. Sanayi üretiminde imalat sektörünün payı, madencilik sektörü ile eşit seviyeye ulaştı. Ayrıca, çiftçiler 2024 yılında 27 milyon tonluk rekor bir tahıl hasadı gerçekleştirdi. Ülke, yüksek değerli ürünlere ve yenilikçi projelere yatırım yaparak ekonomik büyümesini sürdürülebilir kılmayı hedefliyor.</p>

<p>Çevresel Zorluklar ve İklim Politikaları</p>

<p>2024’te Kazakistan, yıkıcı sel felaketleriyle mücadele etti. Tokayev, bu felaketlerin önlenmesi için hükümetin aldığı önlemleri vurguladı. Bu, Kazakistan’ın iklim değişikliği ile mücadelede bilinçli bir yaklaşım sergilediğini gösteriyor.</p>

<p>Sonuç</p>

<p>2024 yılı, Kazakistan’ın ekonomik büyüme, uluslararası iş birliği ve altyapı modernizasyonu konularında büyük ilerlemeler kaydettiği bir yıl oldu. Cumhurbaşkanı Tokayev’in liderliğinde hayata geçirilen reformlar, ülkeyi sürdürülebilir kalkınma yolunda bir adım daha ileriye taşıdı. Kazakistan, Avrupa Birliği ve Fransa gibi stratejik ortaklarla ilişkilerini güçlendirerek bölgesel bir aktör olma konumunu sağlamlaştırdı. Bu adımlar, Kazakistan’ın gelecekteki küresel etkinliğinin temel taşlarını oluşturuyor.</p>

<p>Derya Soysal, Orta Asya Uzmanı (Université libre de Bruxelles)</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Jan 2025 12:07:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2025/02/derya-soysal-1738663003.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HER LAFA CEVAP YETİŞTİRMEK</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/her-lafa-cevap-yetistirmek-307</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/her-lafa-cevap-yetistirmek-307</guid>
                <description><![CDATA[HER LAFA CEVAP YETİŞTİRMEK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">Hz. Mevlana’nın güzel bir sözü vardır:</p>

<p style="text-align:start">“Suskunluğum asaletimdendir...</p>

<p style="text-align:start">Her lafa verecek bir cevabım var, Lakin bir lafa bakarım laf mı diye, bir de söyleyene bakarım adam mı diye...”</p>

<p style="text-align:start">Ne kadar doğru ve güzel bir söz. Hz. Mevlana, bu ünlü sözleri ile suskunluğun asalet olduğunu ve nefsinin hırslarına kapılıp her söze yanıt vermememiz gerektiğini öğütlüyor.</p>

<p style="text-align:start">Peygamber Efendimiz(s.a.v) ‘Cennetin kenarında; haklı olduğu halde münakaşayı terk eden kimseye bir köşk garanti ediyor. Çünkü tartışmak, vakti zayi etmek ve insanlar arasında nefrete sebep olmaktadır.( Ebû Dâvûd rivayet etmiştir)</p>

<p style="text-align:start">Suskunluk gerçekten Asalet midir? Asalet, haksızlığa uğradığında ezildiğinde ensene vurup ekmeğini aldıklarında, kuyrukta beklerken bir açıkgözün önüne geçip senin sıranı aldığında veya aldığın bir malın eksik tartıldığını gördüğünde hakkını aramayıp ses çıkarmamak, susmak mıdır? Hz Mevlana burada her sözün düşünce içermediğini, düşünce içermeyen sözleri ise dikkate alarak karşılık vermek gerekmediğini anlatmaya çalışmış.</p>

<p style="text-align:start">Her lafa cevap verecek kadar kendinizi bilgili mi sanıyorsunuz?</p>

<p style="text-align:start">Peki, bilmediğini bilmek (veya söylemek) de ariflik değil mi?</p>

<p style="text-align:start">İlla ki bir cevap olsun diye, yanlış da olsa bir şeyler söylemek şart mıdır? Lafa bakarım laf mı diye?” demesi bunu anlatıyor.</p>

<p style="text-align:start">Düşünce içermeyen bir anlamı olmayan değersiz sözleri “laf” olarak kabul etmiyor Hz Mevlana…</p>

<p style="text-align:start">Tabii anlamsız sözler söyleyenleri adam yerine koyup da onlara yanıt vermek de istemiyor ve onlara yanıt vermiyor. Unutmayınız ki, ne kadar sevmesini biliyorsanız, o kadar insansınız. Ne kadar yardım etmesini biliyorsanız, o kadar insansınız.</p>

<p style="text-align:start">Atalar nur içinde yatalar derki:</p>

<p style="text-align:start">“Söz bilirsen söz söyle, sözünden ibret alsınlar, söz bilmezsen sükût eyle, seni bir adam sansınlar.”</p>

<p style="text-align:start">Son söz olarak ‘söz gümüşse, sükût altındır’.</p>

<p style="text-align:start">Kalın sağlıcakla</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 30 Dec 2024 20:34:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Güzel günler çabuk geçer</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/guzel-gunler-cabuk-gecer-306</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/guzel-gunler-cabuk-gecer-306</guid>
                <description><![CDATA[Güzel günler çabuk geçer]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">“Hesaba çekilmezden önce kendi kendinizi hesaba çekin.” (Ömer bin Hattâb (r.a)</p>

<p style="text-align:start">Çünkü geçmişin muhasebesini yapmadan geleceğin hareket tarzını belirlemek doğru bir yaklaşım olmaz.</p>

<p style="text-align:start">Vakti zamanında kumaş işiyle uğraşan bir tüccarın müşterisi, aldığı ürünün kusurlu olduğunu görünce kızgın bir şekilde dükkâna gelip malı dükkân sahibinin yüzüne fırlatır. Bu arada böyle bir malı sattığı için dükkân sahibine de ağzına geleni söyler. Dükkân sahibi ağlamaya başlar. Bunun üzerine gelen kişi bir yandan pişmanlık duyarken, diğer yandan da şaşkınlık içerisinde şunları söyler; “Yahu, biz seni dürüst bir kişi bilirdik. Bu malı getirdim ve kızdım diye ağlıyorsan sözlerimi ve kumaşı geri alıyorum.” Bunun üzerine dükkân sahibi şu ibretlik sözü söyler; “Hayır, vallahi ne malı geri getirdiğin ne de bana kızdığın için ağlıyorum. Ben şunu düşündüm de ona ağladım; Ahiret günü Allah (c.c.)’ın huzuruna çıktığımda, yaşadığım dünya hayatını beğenmeyip şu kumaş parçası gibi yüzüme atsa ve bana kızarsa halim ne olacak? Bu kumaşı telafi edip seni memnun edebilirim ama ahretten tekrar dünyaya dönüp hayatımı düzeltmem mümkün değil.” Müşteri kızgınlıkla geldiği dükkândan büyük bir ders alarak geri döner.</p>

<p style="text-align:start">Allah’ın bir defalığına bize sunduğu ve ilmek ilmek işleyerek yaşadığımız şu dünya hayatı elbet bir gün bitecektir. Hz. Peygamber (s.a.v.)’in buyurduğu şekilde ömrümüzü nerede ve nasıl harcadığımızdan sorumlu tutulacağız. İşte o gün nasıl bir muamele göreceğimizin hesabını yapmalıyız. Acaba hayatımız kusurlu bulunup yüzümüze mi çarpılacak yoksa istenilen vasıflara uygun bulunup kabul mü edilecek?</p>

<p style="text-align:start">Gelin bu yıl biterken en azından geçmişin bir muhasebesini yapalım ve buna göre yeni yıla güzel bir hazırlık yapalım.</p>

<p style="text-align:start">Geleceği muhasebe edelim; “Ölmeden önce ölünüz.” sözünü kendine rehber edinerek ölümü muhasebe edelim. Bir gün bir adam Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem’e gelip;</p>

<p style="text-align:start">“Ya Rasûlâllah! Kıyamet ne zamandır?” diye sormuş, Peygamber Efendimiz de;</p>

<p style="text-align:start">“Kıyamet için ne hazırladın?” diye soruya soruyla karşılık vermişti. (Müslim, Birr, 163)</p>

<p style="text-align:start">Öyle ya mühim olan; kıyametin ne zaman kopacağı değil, bizim kıyamete ne kadar hazır olup olmadığımızdır.</p>

<p style="text-align:start">Önce ibadetlerden başlayalım mesela! Bu yıl farz olan ibadetlerimizin ne kadarını yaptık, ne kadarını ihmal ettik? Farz ibadetlerin haricinde neler yapabildik? Örneğin kaç gece sıcak yataklarımızı terk edip teheccüt kılabildik? Bollukta ve darlıkta ne kadar sadaka verebildik? Aile hayatımızda bu sene neler yaptık mesela! Aile fertlerimize zaman ayırabildik mi? Telefona ayırdığımız zamanın kaçta birini ailemize verebildik?</p>

<p style="text-align:start">Çocuklarımızın mutluluklarına ve hüzünlerine ne kadar ortak olabildik?</p>

<p style="text-align:start">Bizim dertlerimizi çeken eşlerimizle ne kadar ilgilendik?</p>

<p style="text-align:start">Eşlerimiz olmadan hayatımızın ne kadar eksik olacağını ve yarım kalacağımızı hiç düşündük mü?</p>

<p style="text-align:start">Onları mutlu ettiğimiz zaman evimizin bir cennet bahçesi olacağını ve aslında kendimizi mutlu edeceğimizi hiç hesapladık mı?</p>

<p style="text-align:start">Ayrıca dünya meşgalesi içinde anne, baba, akrabalarımızla ne kadar ilgilendik?</p>

<p style="text-align:start">Kısacası, bir yıl boyunca yaptığımız iyilikleri ve kötülükleri düşünebildik mi?</p>

<p style="text-align:start">Geçmişin ve geleceğin muhasebe ve planlarını yaparken şu günlerde neler yaptıklarımızı da bu gözden geçirip listeleyelim.</p>

<p style="text-align:start">Tabi listeyi yapıp çoğunun cevabı olumsuz çıkanlar asla ümitsizliğe kapılmamalıdır.</p>

<p style="text-align:start">Zira Allah (c.c.) bu noktada değişmez temel bir ilke koymuştur;</p>

<p style="text-align:start">“De ki (Allah şöyle buyuruyor): "Ey kendi aleyhlerine olarak günahta haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin. Allah (dilerse) bütün günahları bağışlar; doğrusu O çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.” (Zümer, 39/53).</p>

<p style="text-align:start">Unutmayalım ki, zaman bir şelaleden akıp giden su gibidir. Onu durdurmak ya da geri çevirmek mümkün değildir. Atalar nur içinde yatalar’ın dediği gibi “Zararın neresinden dönülürse kârdır.”</p>

<p style="text-align:start">Hayat hızla geçiyor ve ölüm her an kapımızı çalabilir. Geç kalmayalım!</p>

<p style="text-align:start">Kalın Sağlıcakla</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>

<p style="text-align:start">Eğitimci &amp;Yazar</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 25 Dec 2024 20:41:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>NİYET VE KARAR</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/niyet-ve-karar-305</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/niyet-ve-karar-305</guid>
                <description><![CDATA[NİYET VE KARAR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">Sadece niyet edin ve yolunuza devam edin. Kader niyete âşıktır. Çektiğin zahmet bir gün rahmet olur. der, Şems-i Tebrizi.</p>

<p style="text-align:start">Niyetlerimiz hayatımıza dair verdiğimiz kararlarımızdır. İyi niyet; “Herhangi bir kimse veya konuda hiçbir kötü düşünce beslememe, hüsnüniyet” diye tanımlanır.</p>

<p style="text-align:start">Niyet, bir şeyi yapmayı zihinde tasarlama, önceden isteyip düşünme, kendi kendine karar verme, kişinin içindeki bir amaca yönelme istek ve düşüncesidir.</p>

<p style="text-align:start">Niyet Arapça kökenli bir kelime olduğundan dini anlamı da önemlidir. Dini olarak niyet “Allah’ın rızasını kazanma arzusuyla ve onun hükmüne tâbi olmak üzere fiiliyata yönelen irade”dir. Hatta “işlenmesinin hemen öncesinde bir şeyi yapma İradesi”dir şeklinde de tanımlanır.</p>

<p style="text-align:start">Şu öykü niyetin etkisini güzel anlatıyor. Birbirinin tersi iki eylemin hikâyesidir bu.</p>

<p style="text-align:start">Eski zamanda bir adam seyahate gidiyormuş. Susamış. İnmiş atından, bir kaynak aramış. Derince bir kuyu bulmuş. Su alabilmek için bir kap sarkıtması gerekiyormuş kuyuya. Bakmış, atını bağlayacak bir ağaç yok. Mecburen, bir eliyle atının dizginini tutup öbür eliyle de kabını sarkıtmış kuyuya, su çekmiş. Hem kendisi içmiş hem de atına içirmiş. Sonra düşünmüş... “Buraya bir kazık çakayım da yolcular atlarını bağlasınlar. Rahatça içsinler sularını” demiş. Uygun bir ağaç dalı bulup çakmış kuyunun yanına. Bunu gören melek, hemen bir sevap yazmış amel defterine. Adam gitmiş.</p>

<p style="text-align:start">Bir süre sonra başka bir atlı gelmiş. Bakmış, bir kuyu, yanında da bir kazık. O da şöyle düşünmüş:“Şimdi gündüzdür. Önümü görebiliyorum. Ya gece biri gelir de bu kazığı göremezse? Ya ayağı takılır da kuyuya düşerse? Kim çıkaracak onu bu ıssız yerde...”Kazığı söküp atmış... Melek, bu adama da sevap yazmış, güzel niyetinden dolayı. Niyet bu kadar önemli... Şu hâlde bir iş yaparken “Bunu niçin yapıyorum?” diye sor.</p>

<p style="text-align:start">Söz konusu iyi niyet olunca çoğumuz; bu erdeme sahip olduğumuzu düşünürüz. Zihnimizdeki tüm niyetler iyidir, biz iyi niyetliyizdir ve hatta iyi niyetli olmaktan zaman zaman zarar gördüğümüzden şikâyet ederiz. ‘En sevmediğim özelliğim iyi niyetli oluşumdur” “Hep iyi niyetim yüzünden kaybettim…” diye serzenişte bulunur bazı insanlar. Peygamber efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v) “Ameller niyetlere göredir” ( Buhârî, Bedü’l-Vahy, 1; Müslim, İmare, 155.) “Allah sizin cüsselerinize ve şekillerinize değil, kalplerinize ve amellerinize bakar.” (Müslim, Birr, 33) der.</p>

<p style="text-align:start">Zor zamanlardan geçtiğimiz bugünlerde, bu zorlukları nasıl uyumlu hâle getireceğimizi, bu zorlukları nasıl çözeceğimizi bilmek için iyi niyetli olmalıyız.</p>

<p style="text-align:start">Kalın Sağlıcakla</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 18 Dec 2024 09:25:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Huzuru Bulmak</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/huzuru-bulmak-304</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/huzuru-bulmak-304</guid>
                <description><![CDATA[Huzuru Bulmak]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">Huzur, genellikle mutluluk gibi içsel bir durumdur ve kişinin içsel sakinlik, dinginlik ve rahatlama durumunu ifade eder. Kişinin zihinsel, duygusal ve fiziksel olarak kendini “anlık olmayan rahat ve dengede hissettiği bir durumdur.</p>

<p style="text-align:start">Huzurun da bazı temel özellikleri vardır: Huzurlu insan, kendini zihinsel olarak dingin ve rahat, günlük yaşamın zorluk ve baskılardan uzaklaşmış hisseder. Olumsuz duyguların yerini pozitif veya nötr duygular alır. Bazı kişiler için huzur, doğada olmak ve “AN”’ın tadını çıkarmakla da ilişkilidir.</p>

<p style="text-align:start">Huzur, günümüz insanının en çok arzuladığı duygu. Hepimiz içsel bir ferahlığa ve dinginliğe ulaşmanın yollarını arıyoruz. Huzura ermenin yolu öncelikle içinde bulunduğun durumu kabul etmekten geçer. Kendini olduğun gibi kabul etmek üzerine düşen sorumlulukları kabul etmekte huzura giden yollardan biridir. Dünya sadece senden ibaret değil, bu hayatı paylaştığın canlı cansız her varlığın bir değerinin olduğunu kabul et. Hayat acısıyla tatlısıyla bir bütündür ve değerlidir. O yüzden, hayatın her şeye rağmen güzel olduğunu kabul et.</p>

<p style="text-align:start">Huzur da (mutluluk gibi) kişiden kişiye değişebilir ve herkes için farklı şeyleri ifade edebilir. Yani ”huzur şudur” diyemeyiz. Huzur, kimimiz için sessiz bir kitap okumak iken, bir başkası için müzik dinlemek veya sanatsal bir etkinlikle uğraşmak olabilir. Kişisel tercihler, yaşam tarzı ve değerlerle de yakından ilişkilidir. Huzurun yolunu herkes kendisi bulmalıdır. Sadece huzurun peşinde koşarsa, potansiyel deneyimlerden mahrum kalabilir. İnsanlar hem mutluluğu, hem de huzuru dengelemeye çalışmalıdır. O zaman yaşamın tadını da çıkarabilirler.</p>

<p style="text-align:start">Bazen içinde bulunduğumuz bu dünya telaşı kalbimizi yorar. Hayatın koşturmacası ruhlarımızı da kirletir. İçinde dahi asla olmak istemeyeceğimiz türlü olumsuzlukların tam ortasında buluveririz bir anda kendimizi. Kafamızın içinde kırk tilki, her biri bir tarafa çekiştirir bizi. Bitkin düşeriz düşünmekten. Doluya koysak almaz, boşa koysak dolmaz misali çıkamayız işin işinden. İşte böyle zamanlarda ruhu dinlensin diye Rabbine sığınır insan. Dua eder, merhamet diler huzura ermek için. Kalpten bir yalvarış, içten edilen bir duadan daha güzeli olabilir mi Allah katında? Yüce Allah, Ra’d Sûresi 28. âyette şöyle buyurmaktadır:</p>

<p style="text-align:start">“Onlar iman eden ve gönülleri Allah’ın zikriyle sükûnete erenlerdir. Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur.”</p>

<p style="text-align:start">Yalnızlığın insana yakıştığı tek an, dua ettiği andır. En çok neyi istiyorsan Rabbinden dile. Rabbinle konuş ona anlat kederini de sevincini de. Aç ellerini semaya, Rabbin duyar yalvarışlarını nasılsa, affeder seni de ya da muradını verir elbet en kısa zamanda eğer duaların gönlünden akıyorsa. Eğer kafanı gece yatağına yattığında huzurla koyabiliyorsan yastığa, senden zengini yok bu dünyada...</p>

<p style="text-align:start">Duanın gücüne inan, ne diliyorsan ne duan varsa kabul olsun seninde inşallah...</p>

<p style="text-align:start">Kalın sağlıcakla</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 10 Dec 2024 10:38:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bizim Mahalle</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/bizim-mahalle-303</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/bizim-mahalle-303</guid>
                <description><![CDATA[Bizim Mahalle]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">Cemil Meriç’in ‘Acılar hatıralaşınca güzelleşir’ der.</p>

<p style="text-align:start">Eskiden“Bizim Mahalle” diyerek sahiplendiğimiz, büyük küçük herkesin birbirini tanıdığı, evini bildiği acı ve tatlı günlerde ortak olduğu bir yaşam alanı vardı.</p>

<p style="text-align:start">Zaman eski zamanlardan biriydi. İnsanlar birbiriyle selamlaşır, hâl hatır sorarlar, çocuklar sokaklarda korkusuzca oynarlardı.</p>

<p style="text-align:start">Zaman eski zamandı ya, ne ekmeğin tadı bozulmuştu ne de insanın mayası. Mevsimler bile kendi tadındaydı.</p>

<p style="text-align:start">Dört mevsim yaşanırdı o zaman. Evler ki; sırt sırta vermiş kardeşler gibiydi. Sevinçlerde hüzünler de birlikte yaşanırdı.</p>

<p style="text-align:start">Kapı komşusu kavramı vardı evde pişen yemeğin kokusu gitmiştir diye bir tabakta komşuya ikram edilirdi.</p>

<p style="text-align:start">Toplumsal değerlerdeki çok hızlı dönüşümün ve değişimin kentsel mekânlara yansımasının en güçlü göründüğü yerler oldu i mahallelerimiz.</p>

<p style="text-align:start">Modernleşme ve batılılaşma hastalığı mahalle anlayışımızı da ortadan kaldırdı.</p>

<p style="text-align:start">Öyle ya da böyle maalesef aileden sonra toplumun en önemli temel taşı olan mahalleyi göz göre göre kaybettik.</p>

<p style="text-align:start">Ne mahalleli kaldı ne mahallenin namusu, ne mahallemizin büyüğü ne de mahallenin delisi…</p>

<p style="text-align:start">Her mahallenin bir ‘teyzesi, bir amcası, abisi ya da ablası’ vardı. Hani nerdeler gençlik yıllarımızda, ailemize isyan bayrağını açtığımız günlerde bizleri adam yerine koyup bir köşede dinleyen ve doğruları bulmamıza yardımcı olan ağabeylerimizin amcalarımız dayılarımız. Çocukların kütü bir davranışını gören bir mahalleli ağabey veya amca onu azarlar hatta kulağını çekebilirdi.</p>

<p style="text-align:start">Mahalleler aynı zamanda birlikte oynanan oyunlardan ilk aşklara, yenilen ilk dayaklardan yapılan ilk maçlara kadar birçok noktada yaşamımıza değer katan yerlerdi..</p>

<p style="text-align:start">Aynı zamanda bir sıcaklığı samimiyeti ifade ederdi mahalle kültürü.</p>

<p style="text-align:start">Tok açın halinden anlardı, Mahallenin bir bileni bir uzlaştırıcısı vardı,</p>

<p style="text-align:start">Çocuklar mahallenin çocuklarıydı, hangi kapı açıksa oradan alınırdı yağlı ekmekler,ve ekmeğe sürülmüş salçalar.Birlikte açılırdı bayram tatlılarının yufkaları, Beraber kaynardı salça ve pekmez kazanları.</p>

<p style="text-align:start">Bıçkın delikanlıları korurdu mahallenin namusunu, Laf değil, mahallenin kabadayısı bile olurdu da kendi mahallelisine yan bakmaz, yan bakana adeta duvar kesilirdi…</p>

<p style="text-align:start">Günümüzde de mahalle bakkalı şurada burada varlığını sürdürmeye çalışsa da zorlandığı belli;</p>

<p style="text-align:start">Ama o zaman bakkal Mehmet amca ve veresiye defterleri vardı, yine bir çok ustayı yetiştiren Fırıncı Hüseyin amcamız vardı.</p>

<p style="text-align:start">Bakıma muhtaç yaşlılarımızın evlerinin kapıları mutlaka açılırdı.</p>

<p style="text-align:start">Ne kadar mahalleli varsa her mahalleliyi ninesinden torununa, dayısından amcasına, yeğeninden farklı şehirdeki akrabalarına kadar tanır, bilirdi. Ne iş yaptığını, tahsilini, nerede yaşadığını, kiminle evli olduğunu, huyunu suyunu, içkisini, kumarını bilirdi</p>

<p style="text-align:start">Müstakil evler acımasız vahşi kentsel dönüşümler adına apartmanlara devredilince gidiverdi o güzelim ata yadigarı müstakil bahçeli evlerimiz..</p>

<p style="text-align:start">Ahmet Muhip Dranas’ın o ünlü şiiri Fahriye ablada “ Ne şirin komşunuzdun Fahriye abla” sözünü hatırladım.</p>

<p style="text-align:start">Ya bugün aynı binada altlı üstlü oturanlar; birbirini tanımıyor. Karşı komşunun ölüsünden dirisinden haberi yok. İnsan üzüntüsünden delirse derdini soran bulunmaz, şehrin kalabalıkları içinde yapayalnız kalakalıyor.</p>

<p style="text-align:start">Mahalle camilerinde yabancı biri anında bilinir ve namaz sonrası cemaatin ileri gelenleri ilgilenerek, misafirse, yolcuysa, muhtaçsa ona göre yardımcı olmaya çalışılırdı.</p>

<p style="text-align:start">Mahallenin camisi olur da mahallenin imamı olmaz mı?</p>

<p style="text-align:start">O da vardı ve nikâhlarda, cenaze işlerinde, çocukları okutmada, küskünleri barıştırmada, ihtilafları çözmede, mahallenin arzu halini makamlara iletmede öne geçerdi</p>

<p style="text-align:start">Dünün mahalle huzuru ve neşesinin yerini bugün ne aldı acaba?</p>

<p style="text-align:start">Anlatacak daha çok farklılıklar var; ama dedik ya Mahalleyi yitirdik.</p>

<p style="text-align:start">Mahalle ile birlikte mahalleli anlayışımızı, değerlerimizi, kültürümüzü ve nice insani duygularımızı da yitirdik. Maalesef ki bunların kıymetini bilenler çok azaldı…</p>

<p style="text-align:start">Şimdi, bir mahalle kelimesi, bir de mahalle muhtarları kaldı yadigâr…</p>

<p style="text-align:start">Ne diyor şair: “Geçmiş zaman olur ki, hayali cihan değer”</p>

<p style="text-align:start">Kalın Sağlıcakla</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>

<p style="text-align:start">Eğitimci Yazar&amp;Uzman Psikolojik Danışman</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 05 Dec 2024 15:16:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Cana can katmak</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/cana-can-katmak-302</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/cana-can-katmak-302</guid>
                <description><![CDATA[Cana can katmak]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">Cana Can Katmak..</p>

<p style="text-align:start">Kötümser duygular sadece kelimelerden ibarettir benim için. Son zamanlarda yaşadıklarımız, İnsanların vurdumduymazlıkları, biri birinin varlığından bi haber olmaları.</p>

<p style="text-align:start">Oysa ki ne güzeldir insanların birbirlerine destek olup yardımcı olmaları cana can katmaları. Dışımızda ve düşümüzde bir hayat var; bir de yaşadıklarımız var.</p>

<p style="text-align:start">Dışımızdaki hayatı güzelleştirebilmek istiyorsak içimizdeki hayatın üzerine titrememiz gerekiyor. Ne diyor güzel insanlar, hangi hâl üzere iseniz o hâle uygun ahval ile karşılaşırsınız. Yani ne üzere yaşıyorsak, nasıl bir yaşam arzuluyorsak, hayalimiz neyse onu buluyoruz ona ulaşıyoruz.</p>

<p style="text-align:start">Canda canı hissediyor musunuz?</p>

<p style="text-align:start">İnsanı insan olmaya yakınlaştıracak dahası belki de insanı canavarlaşmaktan kurtarabilecek anlayış için cana can katıp yakın olmaktan, kendimizin dışındakine can suyu olmak gerekir.</p>

<p style="text-align:start">Cana can katmak demek kişinin karşısındakilere çok mutlu olacakları hayati olarak büyük bir iyilik yapmaları demektir. Cana can katmak, ‘Biz de ben de varım’ diyebilmektir.</p>

<p style="text-align:start">Cana can katmak kişiyi tekrar hayata getirmiş gibi sevindirerek mutlu etmektir.</p>

<p style="text-align:start">Zira her şey bizlere can olmamız gerektiğini gösteriyor. Gör bak ; gök bulutlara, bulutlar yağmura yağmur toprağa, toprak ağaca , doğaya can oluyor.</p>

<p style="text-align:start">Can olamadığın, can katamadığın hayat seni mutsuz edecektir.</p>

<p style="text-align:start">Madem; “Aşk imiş her ne var âlemde gerisi bir kîl u kal imiş” ve madem, “Cânını cânâna vermekdir kemâli âşıkın, Vermeyen cân i'tirâf etmek gerek noksanına”o zaman sen de canı cananla kılarak, can olmak aşkı ile bu noksanlıktan kurtulacaksın. (Fuzuli)</p>

<p style="text-align:start">Onun için diyoruz ki; var olmak için, hep olmak için, cana can katmak gerekir.</p>

<p style="text-align:start">Can’lan biraz!.Bir can’a can katma yolculuğuna katılan herkese gönülden teşekkür ediyorum.</p>

<p style="text-align:start">Kalın sağlıcakla</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>

<p style="text-align:start">Uzman Psikolojik Danışman</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 25 Nov 2024 13:13:35 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kültürümüzden yola çıkarak</title>
                <category>Nerkız Şahin</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/kulturumuzden-yola-cikarak-301</link>
                <author>kaderkusu@hotmail.com (Nerkız Şahin)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/kulturumuzden-yola-cikarak-301</guid>
                <description><![CDATA[Kültürümüzden yola çıkarak]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kültürümüz den yola çıkarak<br />
<br />
Geçtiğimiz aylarda bir kaçını gerçekleştirdiğimiz el işleri toplantılarımızda gün geçtikçe eserler şekillenmeye başlamakta. Her toplandığımızda heyecanın arttığını görmek keyif veriyor.<br />
<br />
Anvers MoMu Müzesinin daveti üzerine Zülbiye Gürsu Ayaz arkadaşımla birlikte bir yol çizdik ve el işlerinde iyi olan kadınlarımızla haftalık buluşarak, hem hoş vakit geçirip hem de gireceğimiz yılın mayıs ayında yapacağımız sergiye hazırlanıyoruz.<br />
<br />
El işlerimizden yola çıkarak dört mevsimi simgeleyen kıyafetler tasarlamayı hedefledik. Kıyafetlere bakıldığında yöremizi ve kültürümüzü anlatan birer eser olduğunu izleyicilerin anlayacağından eminim.<br />
<br />
Sergi esnasında canlı mankenlerin eserleri üzerinde taşıyacağından ziyade el işlerine müzenin kütüphanesinde yer verilmesi bir hayli sevindirici.<br />
<br />
Her bir kadının el emeği göz nuru dediğimiz el işlerinin hak ettiği yerde görücüye sunulması ne kadar önemli bir kültür mirasımızın olduğunun da göstergesidir aynı zamanda.<br />
<br />
Kıyafetler her geçen gün şekillenirken, katılımcı bayanlardan yeni yeni fikirler geliyor. Serginin sadece kütüphane sergilenecek ve dört mankenin üzerinde olan kıyafetten oluşmayacağını tahmin edebiliyorsunuzdur.<br />
<br />
İple çektiğimiz 17 mayısta bütün yaptığımız el işlerimizi MoMu müzesinde, halka açık olan sergimizde, her türlü tasarlanmış ve taşınmış olarak görmek mümkün olacak.<br />
<br />
Nerkiz Şahin</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 19 Nov 2024 18:20:58 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2020/03/nerkiz-sahin-1583485324.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Nedir seni benden üstün yapan?</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/nedir-seni-benden-ustun-yapan-300</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/nedir-seni-benden-ustun-yapan-300</guid>
                <description><![CDATA[Nedir seni benden üstün yapan?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">Nedir seni benden üstün yapan?</p>

<p style="text-align:start">Muhammed İkbal (Pakistanlı İslam âlimi, şair, filozof ve politikacı.)’in hikâyesinde geçen bir olaydır. Bir gün kömür elmasa demiş ki: “Ey parıltı vadisinin sultanı, biz arkadaşız. Neyimiz varsa aynıdır. Özümüz birdir. Ama ben karanlık yüzlüyüm, mahzenlerde, madenlerdeyim, ezilip ateşe veriliyorum. Halime ağlamak lazım, kapkarayım. Seninse yüzünden dilinden parıltılar güzellikler fışkırıyor. Bakan bir daha bakıyor ışıltına. Kralların tacında tahtındasın, gerdanlıklarda, yüzüklerde süs ediliyorsun.</p>

<p style="text-align:start">Nedir farkımız?</p>

<p style="text-align:start">Nedir seni benden üstün yapan? Nedir seni gözlere gönüllere cazip kıldıran?” Bunun üzerine elmas şöyle der: “Demek benim gibi olmak istiyorsun, dinle o zaman.</p>

<p style="text-align:start">Ben yıllarca karanlıklara, acılara, çilelere sabrettim. Metanetle bekledim, gün yüzü görmedim. Güneşin yüzüne hasret diplerde senelerce basınçlar, sıcaklıklar, ateşler altında yandım. Yüreğimin ışığıyla aydınlandım, bekledim sabrettim. “ Allah’ım neden ben bu acıyı çekiyorum” diye isyan etmedim. O sabrın iksiriyle arındım. Geçirdiğim değişim çarem oldu. İşte budur parıltımın sebebi. Sen ise toprağın üzerinde hiç acı çekmeden oluştun. Elmas olmak istiyorsan şayet, yan, acılarla piş ve sabret.”</p>

<p style="text-align:start">Zamanın birinde bir adam bir köye gider, amacı sade ve sakinlik arayan münzevi bir hayattır. Fakat köyde bir köpek devamlı ulumaktadır. Nedenini yakınlarına sorar, köylünün teki cevap verir. ‘’Uluduğu yerde bir çivi var devamlı kendisini rahatsız ediyor ondan uluyor der’’. Bizimki cevap verir.‘’eee o zaman yattığı yeri değiştirsin.’’. Köylü cevap verir ‘’ Eğer çivi dayanamayacağı şekilde kendisini rahatsız etseydi, çeker giderdi. Oysaki yattığı yeri ve bu köyü o kadar çok seviyor ki burayı terk etmek istemiyor.’’İşte insanların belirli bir düzeyde yaşadığı hayat da aynen böyledir. Bulunduğu konfor alanından çıkmak istemez. Çivi ise bizim konfor alanımızdan çıkılmasını isteyen bir etken, iş bunun farkında olmak. Günlük değişmeyen rutin hayatımız da bir konfor alanıdır. Hadi gelin konfor alanımızdan çıkıp, bir şeyler yapmaya çalışalım! Ne dersiniz?</p>

<p style="text-align:start">Kalın sağlıcakla</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>

<p style="text-align:start">Uzman Psikolojik Danışman</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 18 Nov 2024 11:37:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi\&#039;nin arka planını anlamak</title>
                <category>Derya Soysal</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/turk-devletleri-teskilati-zirvesinin-arka-planini-anlamak-299</link>
                <author>soysalderya1965@gmail.com (Derya Soysal)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/turk-devletleri-teskilati-zirvesinin-arka-planini-anlamak-299</guid>
                <description><![CDATA[Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi\'nin arka planını anlamak]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><img alt="" src="https://www.belturkhaber.be/public/images/detay/Orban-T%C3%BCrkD%C3%BCnyas%C4%B1DevletlerTe%C5%9Fkilat%C4%B1-Ali-ni%C5%9Fan%C4%B1.jpg" style="float:left; height:320px; width:480px" />6 Kasım 2024’te, Macaristan Başbakanı Viktor Orbán, bu yıl “Türk Dünyası’nın En Yüksek Nişanı” ödülüyle onurlandırıldı. Bu büyük zirvenin perde arkasındaki dinamikleri anlamak ilginç olabilir. Kırgız Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Sadyr Japarov’un ev sahipliğinde, Türk Devletleri Teşkilatı’nın (TDT) On Birinci Zirvesi, 6 Kasım 2024’te Bişkek’te gerçekleşti. Bu zirve, Türk Devletleri Teşkilatı üyesi olan Türk dili konuşan ülkelerin liderlerini bir araya getirdi.</span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham Aliyev, Kazakistan Cumhurbaşkanı Sayın Kasım Cömert Tokayev, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan, Özbekistan Cumhurbaşkanı Sayın Şevket Mirziyoyev, Macaristan Başbakanı Sayın Viktor Orbán, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Ersin Tatar, Türkmenistan’ın Bişkek Büyükelçisi Sayın N. Golliyev ve TDT Genel Sekreteri Sayın Büyükelçi Kubançbek Omuraliev zirveye katıldı.</span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Türk Devletleri Teşkilatı, Türk dili konuşan ülkeleri bir araya getiren uluslararası bir kuruluştur. 3 Ekim 2009’da Azerbaycan’da kurulan bu teşkilat, Kazakistan, Türkiye, Özbekistan, Azerbaycan ve Kırgız Cumhuriyeti olmak üzere beş üye devleti, ayrıca gözlemci statüsünde olan Macaristan, Türkmenistan ve şu anda yalnızca Türkiye tarafından tanınan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ni içermektedir.</span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bu ülkelerin, Macaristan hariç olmak üzere, ortak bir geçmişe, benzer kökenli dillere ve benzer dini inançlara sahip olduklarını belirtmek önemlidir. Tüm ülkeler, Macaristan dışında, Türk dilleri konuşmakta ve çoğunluğu Müslümandır. Peki, Macaristan bu teşkilatın bir parçası olarak ne yapıyor? Macaristan bir Orta Avrupa ülkesi olmasına rağmen, kökenleri Orta Asya steplerine dayanmaktadır.</span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Güncel araştırmalar, Macarların uzak atalarının MÖ 2. yüzyıl civarında Ural Dağları’nın kuzeyinde (günümüzde Rusya’da) yaşadıklarını göstermektedir. Buradan batıya doğru yavaşça göç etmişler, Volga bölgesinde durarak Türk dili konuşan topluluklarla temas kurmuşlardır. Tarihçiler, Macarların ve Türk dili konuşan halkların ortak bir geçmişi paylaştığını ve Hunların torunları olabileceklerini kabul etmektedir. Bu nedenle, Macaristan bazen “Hunlar Diyarı” (Hun-gary) olarak anılmaktadır.</span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Macarca, özellikle yabancı dillerden etkilenmemiş kelimelerde, Türk dilleriyle benzerlik göstermektedir. Örneğin, “alma” elma anlamına gelir ve “sakal” sakal anlamına gelir.</span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bu nedenle, Macaristan sadece Amerika Birleşik Devletleri, özellikle Trump yönetimi altındaki ABD ile ve AB ile değil, aynı zamanda Türk dili konuşan akrabalarıyla da ilişkilerini geliştirmeye çalışmaktadır.</span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Türk dünyasında, Macaristan Avrupa Birliği’ne bir köprü olarak görülmektedir. Bir sonraki Türk Devletleri Teşkilatı Zirvesi’ne ev sahipliği yapacak olan Budapeşte, bu konumunu güçlendirmektedir. Ancak, geçtiğimiz yaz, 6 Temmuz 2024’te Avrupa Birliği’nin baş diplomatı Josep Borrell, Türk Devletleri Zirvesi’ne katılan Viktor Orbán’a, hâlihazırda AB Dönem Başkanlığını üstlenen Macaristan’ın yalnızca Macaristan adına temsil ettiğini, Avrupa Birliği adına temsil yetkisine sahip olmadığını hatırlatmıştır.</span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Avrupa Dış Eylem Servisi’nin (EEAS) resmi sayfasında şu ifadelere yer verilmektedir: “Başbakan Viktor Orbán’ın 5-6 Temmuz’da Şuşa’da gerçekleştirilen Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmî Zirvesi’ne katılımı, yalnızca Macaristan ve bu teşkilat arasındaki ikili ilişkiler çerçevesinde gerçekleşmiştir. Macaristan şu anda, 31 Aralık 2024’e kadar Avrupa Birliği Konseyi Dönem Başkanlığını yürüten AB Üye Devleti konumundadır. Bu, Avrupa Birliği’ni dışarıda temsil etme sorumluluğunu kapsamaz; bu sorumluluk, devlet ya da hükümet başkanı seviyesinde Avrupa Konseyi Başkanı’na ve bakanlık seviyesinde Birliğin Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi’ne aittir. Macaristan, Avrupa Birliği Konseyi’nden Türk Devletleri Teşkilatı ile ilişkileri geliştirme konusunda herhangi bir yetki almamıştır.”</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">AB, bu teşkilatla ilgili bazı konulara, özellikle Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin tanınması konusuna, hafif bir karşıtlık göstermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Bu Zirve’de Viktor Orbán, Türk Dünyası’nın En Yüksek Nişanı’nı aldı. Türk Dünyası’nın En Yüksek Nişanı, Türk Devletleri Teşkilatı’nın en yüksek onur nişanıdır ve teşkilata başkanlık eden, aynı zamanda bir üye ülkenin devlet veya hükümet başkanı olan kişi tarafından verilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Macaristan Başbakanı, ülkesinin Türk dili konuşan diğer ülkelerle artan yakınlığını vurgulayan bir konuşma yaptı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">“Macaristan’ın Türk ülkeleriyle ticaret hacmi 5 milyar ABD dolarını aştı. Geçen yıl ilk kez, bu ülkelerden 5.000’den fazla öğrenci Macaristan’da üniversite bursu için başvuruda bulundu. Bu yıl enerji arzımızın güvenliğine hiç olmadığı kadar büyük katkı sağladınız. Biz Macarlar, Türkiye’den doğal gaz alan ilk komşu olmayan ülke olduk; Azerbaycan’dan ilk doğal gaz sevkiyatı Macaristan’a ulaştı ve Macar petrol şirketi Kazakistan’da işlettiği sahada üretime başladı.”</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="background-color:white"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Sonuç olarak zirve, Türk dili konuşan ülkeler arasındaki ilişkilerin yoğunlaştırılmasına, ortak alfabenin tartışılmasına, karşılıklı değişimlerin artırılmasına, ülkeler arasında ortak anlaşmaların oluşturulmasına ve daha fazlasına olanak sağladı.</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-size:13.0pt">Bibliography </span></strong></p>

<p><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Speech by Viktor Orbán at a meeting of heads of state and government of the Organization of Turkic States. (2024, 6 novembre). Retrieved from </span><a href="https://abouthungary.hu/speeches-and-remarks/speech-by-viktor-orban-at-a-meeting-of-heads-of-state-and-government-of-the-organization-of-turkic-states"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#1155cc">https://abouthungary.hu/speeches-and-remarks/speech-by-viktor-orban-at-a-meeting-of-heads-of-state-and-government-of-the-organization-of-turkic-states</span></span></a></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">OTS: Statement by the High Representative on the participation of Prime Minister Orbán at the informal summit of the Organisation of Turkic States. (n.d.-b). Retrieved from </span><a href="https://www.eeas.europa.eu/eeas/ots-statement-high-representative-participation-prime-minister-orb%C3%A1n-informal-summit-organisation_en"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif"><span style="color:#1155cc">https://www.eeas.europa.eu/eeas/ots-statement-high-representative-participation-prime-minister-orb%C3%A1n-informal-summit-organisation_en</span></span></a></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 12 Nov 2024 16:09:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2025/02/derya-soysal-1738663003.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Avrupa Parlamentosu’ndaki Tacikistan Üst Düzey Yuvarlak Masa Toplantısı: Perde Arkasındaki Meseleleri Anlamak</title>
                <category>Derya Soysal</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/avrupa-parlamentosundaki-tacikistan-ust-duzey-yuvarlak-masa-toplantisi-perde-arkasindaki-meseleleri-anlamak-298</link>
                <author>soysalderya1965@gmail.com (Derya Soysal)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/avrupa-parlamentosundaki-tacikistan-ust-duzey-yuvarlak-masa-toplantisi-perde-arkasindaki-meseleleri-anlamak-298</guid>
                <description><![CDATA[Avrupa Parlamentosu’ndaki Tacikistan Üst Düzey Yuvarlak Masa Toplantısı: Perde Arkasındaki Meseleleri Anlamak]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">19 Kasım 2024’te Avrupa Parlamentosu’nda “Tacikistan Üst Düzey Yuvarlak Masa Toplantısı” düzenlenecek. İklim krizinden büyük endişe duyan Tacik hükümeti, Avrupa’yı iklim değişikliğine karşı mücadeleye katmak ve komşu ülkeleri de etkileyen Tacikistan’daki buzul erimesi sorununu ele almak istiyor.</span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Tacikistan, buzullar ve dağlar ülkesi olarak bir iklim kriziyle karşı karşıya. Son 40 yılda Tacikistan, 14.000 buzulundan 1.000’den fazlasını kaybetti; bu durum tüm Orta Asya bölgesi için zararlı sonuçlar doğuruyor. Tacikistan Hidrometeoroloji Ajansı Başkan Yardımcısı Karimjon Abduhalimov, Özbekistan’da düzenlenen 2019 Orta Asya İklim Değişikliği Konferansı’nda (CACCC-2019) bu duruma dikkat çekmişti.</span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Tacikistan Cumhurbaşkanı Emomali Rahmon, buzulları koruma amacıyla uluslararası bir fon oluşturulmasını ve 2025’in Uluslararası Buzullar Yılı ilan edilmesini öneriyor. 24 Eylül 2024’te Birleşmiş Milletler 79. Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Rahmon, güvenliği sağlamak, istikrarı korumak ve sürdürülebilir kalkınmaya ulaşmak için uluslararası toplumun güçlerini birleştirmesinin önemini vurguladı. IPCC’nin (Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli) iklim değişikliğini bilimsel bir gerçek olarak kabul etmesi, bu küresel sorunun aciliyetinin farkında olan devlet başkanlarını görmek adına umut vericidir. Paralel olarak, Rahmon ülkesinin Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na (SKA) olan sarsılmaz desteğini vurguladı.</span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Dağlık bir Orta Asya ülkesi olan Tacikistan, iklim değişikliğine karşı oldukça duyarlıdır ve küresel ısınmadan doğrudan etkilenmektedir. Araştırmalar, Tacik halkının ve hükümetinin iklim değişikliği sorunlarına yüksek düzeyde duyarlı olduğunu göstermektedir. Tacikistan, AB’nin bir ortak ülkesidir ve birçok konuda AB ile aynı çizgide yer almaktadır.&nbsp;</span></p>

<p style="text-align:justify"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">AB’nin İklim Değişikliğiyle Mücadeleye İlgisi</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">AB, iklim değişikliği konusunda oldukça hassastır ve gelişmekte olan ya da az gelişmiş ülkelere iklim değişikliğinin riskleriyle başa çıkma konusunda yardımcı olmayı amaçlamaktadır. AB, Tacik hükümetinin iklim değişikliğiyle mücadele çabalarına destek vermeyi hedeflemektedir. Tacikistan ayrıca toprak bozulması, su kıtlığı ve sıcaklık artışı gibi diğer çevresel sorunlarla da karşı karşıyadır.</span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">AB’nin Tacikistan ile olan ilişkileri, ülkenin 1991’deki bağımsızlığından bu yana önemli ölçüde gelişmiştir. AB-Tacikistan ilişkilerinin temeli, 2010’dan beri yürürlükte olan Ortaklık ve İşbirliği Anlaşması’dır (PCA). 2023’ün başlarında AB ve Tacikistan, Geliştirilmiş Ortaklık ve İşbirliği Anlaşması (EPCA) üzerinde müzakerelere başladı. Bölgesel düzeyde,</span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Tacikistan Cumhuriyeti, AB’nin Haziran 2019’da kabul ettiği Orta Asya Stratejisi çerçevesinde bir ortaktır. Bu strateji, AB’nin bölgedeki genel işbirliği hedeflerini ve önceliklerini tanımlamakta olup, Orta Asya’da dayanıklılık, refah ve bölgesel işbirliğinin teşvik edilmesine odaklanmaktadır. Dayanıklılığın teşvik edilmesi, aynı zamanda bölgenin iklim değişikliğiyle başa çıkma kapasitesini geliştirmeyi de içermektedir.</span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">AB’nin Tacikistan ile 2021-2027 dönemindeki işbirliği, sağlık, kamu mali yönetimi, su, enerji ve tarım gibi temel alanlardaki önceki başarılar üzerine inşa edilecek olup, KOBİ’lerin güçlendirilmesine, ekonominin yeşillendirilmesine ve afet risklerinin azaltılmasına verilen desteği artıracaktır. Su, Tacikistan için özellikle kritik bir konudur. AB’nin 2021-2024 dönemi için ikili kalkınma yardımı tahsisi 91 milyon avroya ulaşmaktadır. 2021-2027 Çok Yıllı Gösterge Programı için üç öncelikli alan belirlenmiştir: Kapsayıcı Yeşil ve Dijital Ekonomi; İnsan Gelişimi; ve Doğal Kaynakların Yönetimi, Verimliliği ve Dayanıklılığı.</span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Pamir Dağları’nın yüksek kesimleri birçok buzulla kaplıdır; bunlar arasında kutup bölgeleri dışındaki en uzun buzul olan Fedchenko Buzulu da yer almaktadır ve uzunluğu 70 km’yi aşmakta, derinliği ise tahminen 800 metredir. Bu nedenle Tacik Pamirleri, Orta Asya için devasa bir su rezervuarı içerir ve Aral Denizi’nin kurumasında önemli bir katkı sağlayan Sir Derya ve Amu Derya nehirlerini besler.</span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Doğu Pamir, ortalama 4.420 metre (2.970 ila 7.130 metre arasında değişen) yüksek dağlardan oluşan yüksek, kurak bir plato ile kaplıyken, Batı Pamir yüksek ve dik vadilerden oluşur ve ortalama yüksekliği 4.060 metredir (900 ila 7.490 metre arasında değişir). Dünya Bankası’na göre, Tacikistan Orta Asya ve Avrupa’da iklim değişikliğine en hassas ülkedir ve yüksek ve alçak rakımlarda önemli sıcaklık farklılıkları yaşanmaktadır.</span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Tacikistan topraklarının %6’sı buzullarla kaplıdır. Pamir Dağları’nın eteklerinde yer alan ülke, “son kırk yılda, sahip olduğu 14.000 buzuldaki [dünyada 200.000’den fazla buzul vardır]” 1.000’den fazlasını kaybetmiştir, bu durum Cumhurbaşkanı tarafından dile getirilmiştir. Bu buzul erimesi, Orta Asya’daki tüm ülkeleri etkileyecektir.</span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Sonuç olarak, Tacikistan Dışişleri Bakanlığı ile görüşülecek iklim konuları hem Orta Asya ülkeleri hem de dünyanın geri kalanı için kilit noktalar olacaktır.</span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><strong><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">KAYNAKÇA</span></strong></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Engoian, A. (2022, 22 Şubat). Tacikistan buzullarının erimesi konusunda uyarıda bulundu. Courrier International. https://www.courrierinternational.com adresinden erişildi.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Philip, B. (2021, 19 Eylül). Tacikistan, Taliban’a karşı sert bir şekilde düşmanca bir tavır sergileyen bir cumhuriyet. Le Monde.fr. https://www.lemonde.fr adresinden erişildi.</span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Tacikistan Cumhurbaşkanının Konuşması, Tacikistan | Genel Tartışma</span></p>

<p style="text-align:justify"><!--StartFragment--><!--EndFragment--></p>

<p style="margin-left:0cm; margin-right:0cm; text-align:justify"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif">Derya Soysal, Diplomatic World Orta Asya Uzmanı</span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 12 Nov 2024 15:25:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2025/02/derya-soysal-1738663003.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Oku(yor)muyuz, Oku(mu)yormuyuz?</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/okuyormuyuz-okumuyormuyuz-297</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/okuyormuyuz-okumuyormuyuz-297</guid>
                <description><![CDATA[Oku(yor)muyuz, Oku(mu)yormuyuz?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">OKU(YOR)MUYUZ, OKU(MU)YORMUYUZ?</p>

<p style="text-align:start">Konfüçyüs’e “Bir ülkeyi idare etmeye çağrılsaydınız, yapacağınız ilk iş ne olurdu?” diye sormuşlar. O da “İşe önce dili düzeltmekle başlardım. Çünkü dil bozulursa kelimeler, düşünceleri iyi anlatamaz. Düşünceler iyi anlatılmazsa, yapılması gereken işler yapılamaz. Görevler gereği gibi yapılmazsa, töre ve düzen bozulur. Töre ve düzen bozulursa, adalet yoldan sapar. Adalet yoldan çıkarsa, şaşkınlık içine düşen halk ne yapacağını, işin nereye varacağını bilemez. Bunun içindir ki hiçbir şey dil kadar önemli değildir” der.</p>

<p style="text-align:start">California Üniversitesi bu konuda en kapsamlı araştırmayı yapmış ve araştırmada 27 ülkeden 70.000 den fazla katılımcıya yer verilmiş. Araştırma tam 20 yıl boyunca devam etmiş ve sonuçlar da 2010 yılında yayımlanmış. Bu araştırmanın sonuçlarına göre evdeki kitap sayısının; hangi ülkede doğduğundan, ailenin eğitim düzeyinden, ülkenin refah seviyesinden, babanın mesleğinden ve ülkedeki politik sistemden daha önemli olduğu ortaya çıkmış. Özellikle düşük eğitimli ailelerin çocukları evde kitap olmasından diğerlerine göre çok daha fazla yarar sağlıyor. Araştırmalara göre doğduğunuz yerin neresi olduğu eğitim düzeyi olarak 2 yıllık bir farka karşılık geliyor ve evde 100 kitap olması bile eğitim düzeyinde ciddi bir fark yaratıyor. Kitap sayısı arttıkça fayda da artıyor. Ayrıca evde yeterince kitap bulunması babanın eğitim düzeyinden de iki kat daha önemli</p>

<p style="text-align:start">Günlük konuşmalarında insanların bazı kelimeleri daha çok tekrar ettikleri görülüyor.</p>

<p style="text-align:start">Neden insanlar, bazı kelimeleri daha çok tekrar etme ihtiyacı hissederler. Bunun birçok sebebi olabilir, bunlar arasında en önemlisi ve önde geleni hiç şüphesiz kelime dağarcığının yetersiz oluşudur.</p>

<p style="text-align:start">Günümüzde Türkçenin, ortalama 400, İngilizcenin ise ortalama 2.000 kelime ile konuşulduğu söyleniyor.</p>

<p style="text-align:start">Böyle bir durumda Türk insanı, özellikle de gençler, kendini, duygu ve düşüncelerini yeterince ifade edemiyor, bu da diyalogu ve anlamayı zorlaştıran bir etken oluyor.</p>

<p style="text-align:start">ABİDE (Akademik Becerilerin İzlenmesi ve Değerlendirilmesi) raporundaki şu değerlendirme de bu durumu, açıkça gözler önüne seriyor:</p>

<p style="text-align:start">“Türkçede öğrencilerin yüzde 66,1’i orta düzey ve altında, bu öğrenciler, deyimleri, atasözlerini, hiciv ve nüktelerdeki mesajları anlayamıyor. Neden-sonuç ilişkisi kuramıyor.”</p>

<p style="text-align:start">Pisa Raporları da bu olguyu doğrular mahiyettedir. 2022 Pisa (Uluslar arası Öğrenci Değerlendirme Programı) Raporuna göre Türkiye, 79 ülke arasında okuma becerileri alanında 36’ıncı sırada yer alıyor. Bir önceki raporda ise Türkiye 40’nci sıradaydı.</p>

<p style="text-align:start">Bu rapor, Türkiye’de on beş yaşında olan ve eğitimlerine devam eden öğrencilerin okuma becerilerinde bir iyileşmenin olduğunu gösterse de, yeterli olmadığını da göstermektedir.</p>

<p style="text-align:start">&nbsp;</p>

<p style="text-align:start">TÜİK in açıkladığı veriler son derece dikkat çekici. Maalesef ülkemizde kitap okuma süresi çok düşük. Günlük kitap okumaya ayrılan süre, ortalama 1 dakika olarak açıklanmış fakat millet olarak televizyon izlemeye günlük 6 saat, internete 3 saat ayırıyormuşuz.</p>

<p style="text-align:start">Türk insanı olarak kitap ihtiyaç listemizde de 235. sırada yer alıyor.</p>

<p style="text-align:start">Düzenli kitap okuyanların sayısı ülkemizde binde bir iken bu oran en fazla kitap okuyan ülkelerin başında gelen İngiltere ve Fransa’da yüzde 21, Japonya’da yüzde 14 ve ABD’de yüzde 12 civarında.</p>

<p style="text-align:start">UNESCO verilerine göreyse Türkiye kitap okuma oranında dünyada 86. sırada ve yoksul Afrika ülkeleriyle aynı kategoride maalesef!</p>

<p style="text-align:start">Çocuklara kitap hediye edilmesi sıralanmasında ise Türkiye 180 ülke içerisinde 140. sırada bulunuyor. İnsanların, bu nedenle daha çok kitap okuması ve bu sayede daha çok kelime dağarcığına, muhakeme gücüne ve öngörüye sahip olması gerekiyor.</p>

<p style="text-align:start">Çünkü insan, bilgisini ve muhakeme gücünü, büyük ölüde sahip olduğu kavramlara borçludur. Zira daha çok kavrama sahip olan insan, daha çok bilgi üretme ve ürettiği bilgileri yayma imkanı elde edebilmektedir.</p>

<p style="text-align:start">Bu nedenledir ki yeterli düzeyde kelime dağarcığına sahip olmayan çocukların, gençlerin ve yetişkinlerin, kendilerini ve düşüncelerini yeterince ifade edemeyişleri, sürekli şey şey deyip durmaları bu yüzdendir. Bu nedenledir ki bazı kelimeleri daha çok ve daha sık kullanma ihtiyacı hissetmektedir.</p>

<p style="text-align:start">Allah Teala’nın, Hz. Peygamber’e ve dolayısıyla bütün Müslümanlara ilk mesajının, “Oku” olması ve son kitabının adının da “Kur’an/ okuma” olarak isimlendirmesi, bu sebeple büyük önem arz ediyor.</p>

<p style="text-align:start">Kalın sağlıcakla</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>

<p style="text-align:start">Uzman Psikolojik Danışman</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 05 Nov 2024 09:47:38 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İYİLİK EDEN İYİLİK BULUR…</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/iyilik-eden-iyilik-bulur-296</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/iyilik-eden-iyilik-bulur-296</guid>
                <description><![CDATA[İYİLİK EDEN İYİLİK BULUR…]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">Ünlü düşünürler diyor ki; iyilik bumerang etkisi yapar...</p>

<p style="text-align:start">Nedir bu Bumerang? Bumerang... Avustralya yerlilerinin avlanmada kullandığı genellikle okaliptus, akasya gibi sert ağaçların dallarının kılıç gibi keskinleştirilerek kıvrık bir sopa biçimine dönüştürülmesiyle yapılan bir çeşit silahtır...</p>

<p style="text-align:start">Bumerangı usta avcılar kullanır. Havada dönerek giden bumerang; hedefini vurur. Hedefini vuramamış olmasına rağmen yeterince ustaca atılmışsa daire çizerek çıktığı noktaya geri döner...</p>

<p style="text-align:start">Geri dönen bumerangı yakalamak da en az atmak kadar marifet ister...</p>

<p style="text-align:start">Aksi takdirde ne mi olur?</p>

<p style="text-align:start">Dönen bumerangı ustaca yakalayamazsanız; kendi kendinizi yaralarsınız...</p>

<p style="text-align:start">Bumerang kuralının veya etkisinin sosyal psikolojide karşılığı ise “insanın yaptığı her şey ona döner”, “davranışlarımızda hiçbir şey boşa gitmez ve karşılığını yaşarız” mantığıdır.</p>

<p style="text-align:start">Çünkü hayat daima size, sizin ona verdiklerinizi geri verir.</p>

<p style="text-align:start">Ne ekersek, onu biçeriz. Bumerang kuralı basit; “İyi” bir toplumda yaşamak istiyorsanız, “iyi biri” olmak zorundasınız.</p>

<p style="text-align:start">Dünya iyilerin yaptıkları ile iyiliklerle huzurlu bir yer olmaktadır. Bu dünya etme bulma dünyasıdır, "çalma kimsenin kapısını çalarlar kapını".</p>

<p style="text-align:start">Yapılan araştırmalarda başkalarından yardım ve merhamet gören insanların yardım etmeye daha fazla eğilim gösterdikleri tespit edilmiş. Bununla birlikte olumlu duyguları daha fazla yaşayan ve kendilerini daha mutlu hisseden kişilerin ise, nispeten depresif hissedenlere göre yardımlaşmaya ve destek olmaya daha fazla eğilimli olduğu görülmüş.</p>

<p style="text-align:start">Merhametli yardımlaşan kişilerin beyin aktiveleri MR cihazıyla takip edildiğinde, beyinde haz ve ödül alındığında çalışan bölgelerle aynı şekilde çalıştığı dopamin hormonu salgılandığı tespit ediliyor.</p>

<p style="text-align:start">Kendimizi yıpratmayacak ve tüketmeyecek şekilde yardımlaşmak, bunları yaparken empati gibi bazı becerimizi geliştirmek ve dolayısıyla bir şeyler öğrenmek, çok daha iyi hissetmemize yardımcı olacaktır.</p>

<p style="text-align:start">Unutmayınız ki yapmış olduğunuz bir iyilik size daha büyük bir hızla geri gelir.</p>

<p style="text-align:start">İyilik dediysek, öyle büyük şeyler de değil aslında. Susuzluktan nefes nefese kalmış birine bir bardak su vermek, sokak hayvanları için dışarı bir kap su koymak belki de... Hiç düşündünüz mü, sizin yüzüne bakmadığınız bir ayakkabının, bir yoksulun en kıymetlisi olabileceğini?</p>

<p style="text-align:start">Ömründe hiç yeni giysisi olmamış bir çocuğun, yeni bir giysi paketi açarken hissedeceği mutluluğu düşünebiliyor musunuz? Evet, onlar çok mutlu olacak elbette ama psikologlar diyor ki, “İyilik asıl, yapanı mutlu eder. İnsanları mutlu ettikçe siz de mutlulukla dolacaksınız. Hele de bunu sadece siz bilirseniz, hazzı doyumsuzdur...”</p>

<p style="text-align:start">İnsanın bir amacı hedefi olmalı. En azından etrafındaki insanlara,komşularına, akrabalarına, sevdiklerine yardımı dokunmalı. Başkalarının mutluluk kaynağı olabilmeli.</p>

<p style="text-align:start">Elinden gelen iyiliği, yardımseverliği göstermeli. Paylaşabilmeli paylaşmalı; ekmeğini, bilgisini, sevgisini, avcındakini, hüznünü, acısını, mutlululuğunu.</p>

<p style="text-align:start">İyilik yapın ki iyilik göresiniz. Mutluluk saçın ki mutluluk bulasınız, mutlu olasınız.</p>

<p style="text-align:start">Mallarınızı Allah yolunda harcayın ve kendinizi kendi ellerinizle tehlikeye atmayın. Bir de iyilik edin ve yaptığınızı güzel yapın. Doğrusu Allah iyilik eden ve işini güzel yapanları sever.” (Bakara / 195. Ayet)</p>

<p style="text-align:start">İyilik bulaşıcıdır. İyilikler, bumerang etkisi ile en sonunda kişiye geri döner.</p>

<p style="text-align:start">Her zaman kulağınıza küpe olsun unutmayın ki; İyilik yapmak BUMERANG etkisi gibidir.</p>

<p style="text-align:start">Kalın Sağlıcakla</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>

<p style="text-align:start">Uzman Psikolojik Danışman</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 31 Oct 2024 10:33:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Gönül’e girmek nasiptir; orda kalmak marifet</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/gonule-girmek-nasiptir-orda-kalmak-marifet-295</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/gonule-girmek-nasiptir-orda-kalmak-marifet-295</guid>
                <description><![CDATA[Gönül’e girmek nasiptir; orda kalmak marifet]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">Gönül’e girmek nasiptir; orda kalmak marifet.</p>

<p style="text-align:start">Erzurumlu İbrahim Hakkı, "Güzel sözler, güzel yüzler, tatlı diller gönüllerde azizdir"der.</p>

<p style="text-align:start">Öncelikle kendimize şu soruyu soralım: Gönül kazanmak gibi bir derdimiz var mı? Gönül kazanmak için neler yapıyoruz?</p>

<p style="text-align:start">Mevlana’nın "Kusur arıyorsan tüm aynalar senindir." sözü her şeyi anlatıyor. Oysaki güzel bir davranış sergilediğimizde veya güzel bir söz söylediğimizde karşındaki kişinin gönlünü kolayca fethedebiliyor, gönlünü kazanabiliyoruz.</p>

<p style="text-align:start">Atalarımız, "Yarım elma gönül alma." demişler. Amacımız; gönül kırmak, incitmek, üzmek olmamalı. Gönül almak, gönüllere girmek olmalı Hayırlı faydalı ve güzel işler yapanları asla unutamayız. Onlar gönlümüzde yer etmiştir.</p>

<p style="text-align:start">Hz. Mevlâ’na Mesnevi`sinde: 'Gönüldeki Kâbe`yi tavaf et sen gönülden. Gönül mana Kâbe`si: Onu çamur sanma sen. Kâbe`yi sen binlerce kez yaya tavaf etsen. Bil ki kabul olunmaz tek gönül incitirsen'.</p>

<p style="text-align:start">Aynı konuda Yunus Emre de şu meşhur dizeleriyle bize nasihat eder:</p>

<p style="text-align:start">'Bir kez gönül yıktın ise. Bu kıldığın namaz değil, Yetmiş iki millet dahi. Elin Yüzün yumaz değil.' der.</p>

<p style="text-align:start">&nbsp;</p>

<p style="text-align:start">Hacı Bayram Veli, tasavvufi manada gönlünde büyük bir aşk ateşi yaktığını meşhur ilahisinde coşkulu bir şekilde şöyle dile getirir: N oldu bu gönlüm n oldu bu gönlüm, Derd ü gamınla doldu bu gönlüm, Yandı bu gönlüm yandı bu gönlüm, Yanmada derman buldu bu gönlüm'</p>

<p style="text-align:start">&nbsp;</p>

<p style="text-align:start">Mevlana, 'Gönül ağaçları gizli bir bahçedir. Yüz türlü görünür ama o bir çeşittir' dediği gibi bütün gönül sultanlarımız, gönül` kavramı ile sonsuz`a giden bir yolda aslında aynı manaya kapı aralamıştır.</p>

<p style="text-align:start">Son söz olarak diyor ki Hz. Mevlana: ‘Dertli insanın gönül evi, duman içindedir; derdini dinlersen o eve bir pencere açmış gibi olursun.’ Önce gönül kazanmak lâzım.</p>

<p style="text-align:start">Mesele gönülleri kırmadan bir gönle girmektir vesselam</p>

<p style="text-align:start">Kalın sağlıcakla</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>

<p style="text-align:start">Uzman Psikolojik Danışman</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 24 Oct 2024 13:40:57 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İletşim sanal ama acı gerçek</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/iletsim-sanal-ama-aci-gercek-294</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/iletsim-sanal-ama-aci-gercek-294</guid>
                <description><![CDATA[İletşim sanal ama acı gerçek]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">İLETİŞİM SANAL AMA ACI GERÇEK.</p>

<p style="text-align:start">Cahit Sıtkı Tarancı’nın “hava kadar lazım, ekmek kadar mübarek, su gibi aziz bir şey” dediği iletişim olmadan yaşayamıyoruz.</p>

<p style="text-align:start">Psikolog John Bowlbyʼi bağlanma kuramında insanın hayatta kalması ve gelişmesi için öncelikli ilk şeyin, güvenli bir ilişki olduğunu söylüyor. Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinde dediği gibi nasıl ki karnımızı doyurmak ve diğer fizyolojik gereksinimimizi karşılamak için çalışmamız gerekiyorsa ilişki ve iletişim kurabilmek içinde çabalamamız gerekiyor.</p>

<p style="text-align:start">İnsanın varoluşunun beş boyutlarından olan sevilmek, görülmek, onaylanmak gibi duygusal ihtiyaçlar “gerçek ilişkilerin” zahmetli dünyasından çok daha kolay olan “sanal dünyada” hızlıca karşılanmaya başladı.</p>

<p style="text-align:start">İçtiği kahvenin falına internetten bakan sohbetini oradan eden, içini orada döken, oradan gülen, orada ağlayan insanlara dönüştü sosyal medya.İnsanlar gerçek hayattaki travmalarını sosyal medyada kurdukları ilişkilere taşımaya başladılar. Yüz yüze iletişimde kurmuş oldukları ilişkilerde bu travmanın bedelini oldukça ağır öderken sosyal medyada kurulan sanal ilişkilerde bu son derece bedelsiz ve kolay olmaya başladı. Kısa bir zamanda kurulan ve bir çaba harcanmadan kurulan ilişkiler yine kısa bir süre sonra sona ermekte. Öte yandan sosyal medya kişilerin kendisini olduğundan farklı tanıtması için de son derece elverişli bir platform. Nasıl görünmek istiyorsan kendini o şekilde sunabilirsin. Sunmakla kalmayıp öyleymiş gibi ilişki kurup, sunduğun o kişiymişsin gibi diyalog kurabilirsin. Günümüzde sanal ve sosyal medyada insanlarla etkileşime geçen kişilerin birbirlerine verdikleri hasar hiç de azımsanmayacak düzeydedir.</p>

<p style="text-align:start">Peki, bazı insanlar neden bunları yapıyor?</p>

<p style="text-align:start">Maalesef ki sanal zorbalıklara ve sahtekârca davranışlara başvuran kişilerin gerçek hayatta sağlıklı ve erdemli bir aile hayatı, sağlam, derin kapsayıcı dostlukları ve ilişkileri söz konusu değildir. Gerçek dünyadaki gibi mahremiyete özen göstermek ve karşımızdaki ile birebir tanışmadan ilişkiye duygusal yatırım yapmamak olabilecek riskleri oldukça azaltacaktır. Şayet karşımızdaki görüşmekten ısrarla kaçınıyorsa o ilişkiyi iletişimi sürdürmemek en iyisidir. Kendinize sanal iletişim süresince “bu ilişkide ne hissediyorum yaşıyorum neye maruz kalıyorum?” gibi soruları kendinize sorun. Kişisel hesabımızı evimiz gibi görüp kapısını herkese açmamak adına kilitli bir hesap olarak kullanmak bir diğer koruyucu yol. Sonuçta sanal dünya bizi gerçek hayatın acılarından sonsuza kadar koruyamaz, ilişkiler sanal ama onun sonucunda ortaya çıkan acı gerçektir.</p>

<p style="text-align:start">Kalın sağlıcakla</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>

<p style="text-align:start">Uzman Psikolojik Danışman</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 21 Oct 2024 10:50:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Biz’den Ben’e</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/bizden-bene-293</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/bizden-bene-293</guid>
                <description><![CDATA[Biz’den Ben’e]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align:start">Anadolu kültüründe yaygın olarak yapılan bir Yörük duası var:</p>

<p style="text-align:start">“Allah’ım! İlk önce dağa taşa ver. Ormana, hayvanlara, suya ver. Ondan sonra insanlara, kapı komşuma, muhtaç olana ver. Peşi sıra da bana ver!” diye.</p>

<p style="text-align:start">Şeyh Edebali'nin Osman Gazi'ye verdiği nasihatteki 'İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’ı daha sağlam tutmak gereki,der.</p>

<p style="text-align:start">İnsana yaşatmak insana hizmet edilince devletin ayakta kalacağını en güzel şekilde bizlere anlatan “Biz hizmet makamıyız, naz makamı değiliz” diyen, Rahmetli Erzincan Valisi Recep Yazıcıoğlu’nun Gümüşhaneli muhtarla yaşadığı hadiseyi burada anlatmadan geçemeyeceğim.</p>

<p style="text-align:start">Gümüşhaneli muhtarın kızının evi, Erzincan depreminde yıkılınca, muhtar devletin deprem mağdurlarına vereceği evi almak için kızı ile birlikte Erzincan valiliğine gider. Öğle arası olduğu için ellerinde evraklar beklemeye başlarlar. Bu arada kot pantolonlu, yakası açık gömlekli biri gelir.“ Amca buyur” der. Muhtar derdini anlatır. Kot pantolonlu adam evrakları alır bir odaya gider, bir kaşe basar, diğer odaya gider başka bir evrak alır, doldurur, deftere kaydeder. Son olarak “Valilik” yazan odaya girip çekmeceden mührü alarak kâğıtlara basar ve muhtardan da imzalamasını ister. Muhtar, biraz da çekinerek,</p>

<p style="text-align:start">- Yeğenim çok sağol ama vali bey sana kızmasın.</p>

<p style="text-align:start">- Yok amca kızmaz.</p>

<p style="text-align:start">- Sağ ol yavrum, adın nedir senin?</p>

<p style="text-align:start">- Recep benim adım amca.</p>

<p style="text-align:start">- Yoksa sen yoksa Vali Recep Yazıcıoğlu musun?</p>

<p style="text-align:start">- He ya…</p>

<p style="text-align:start">İşin aslı insana hizmettir insanı sevmektir.</p>

<p style="text-align:start">Sevgi eylemidir bu eylemi yeri ve zamanı geldiğinde en güzel şekilde sunabilmek gösterebilmek gerekir. En üst makamdan en alt makama kadar bu şuur içinde olabilmek gerekir.</p>

<p style="text-align:start">Kalın sağlıcakla</p>

<p style="text-align:start">Sait ÖZDEMİR</p>

<p style="text-align:start">Uzman Psikolojik Danışman</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 20 Oct 2024 07:26:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Magtymguly Pyragy doğumunun 300.yılında anıldı</title>
                <category>Derya Soysal</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/magtymguly-pyragy-dogumunun-300yilinda-anildi-292</link>
                <author>soysalderya1965@gmail.com (Derya Soysal)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/magtymguly-pyragy-dogumunun-300yilinda-anildi-292</guid>
                <description><![CDATA[Magtymguly Pyragy doğumunun 300.yılında anıldı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Büyük Türkmen şairi Mahtumkulu Firaki’nin 300’üncü doğum gününde düzenlenen “Uluslararası Zaman ve Uygarlık İlişkisi-Modern Dünya ve Kalkınmanın Temeli Forumu” dolayısıyla devlet başkanları Aşkabat’ta toplandı</p>

<p><br />
<img alt="" src="https://www.belturkhaber.be/public/images/detay/Mahtumkulu%20Firaki_forumu.jpg" style="float:left; height:235px; width:480px" />Türkmenistan başkentinde Türkmen klasik edebiyatının kurucusu Mahtumkulu Firaki’nin 300. doğum yıldönümü anısına üst düzey bir uluslararası konferans düzenlendi.<br />
Türkmenistan’ın ev sahipliğindeki forumda, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan, Pakistan Cumhurbaşkanı Asıf Ali Zerdari, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, Tacikistan Cumhurbaşkanı İmamali Rahman, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov, Ermenistan Cumhurbaşkanı Vahagn Haçaturyan, Moğolistan Cumhurbaşkanı Ukhnaagiin Khurelsukh, Rusya Federasyonuna bağlı Tataristan Cumhuriyeti Reisi Rüstem Minnihanov yer aldı.<br />
Forum oncesi Mahtumkulu heykeline Bakanlar, Eski Türkmen Cumhurbaşkanı Gurbangullu Bedirmuhammedov, Belçika’dan gelen delegasyon Derya Soysal, Olivier Arifon ve Alberto Turkstra, çiçek bıraktı.</p>

<p>Türkmenistan Devlet Başkanı Serdar Bedirmuhammedov Mahtumkulun’un Türk dünyası için büyük bir Figür olduğunu vurguladı. Ayrıca verdiği dostluk mesajıyla bütün dünya için önemli olduğunun altını çizdi.<br />
TBMM Başkanı Kurtulmuş, forumda yaptığı konuşmada, şiirleri ve engin düşünce dünyasıyla sadece doğduğu toprakları değil tüm Türk illerini aydınlatan ve doğumunun 300. yılı idrak edilen Mahtumkulu Firaki’yi saygı ve şükranla andığını belirtti.</p>

<p>Rus lider konuşmasında Magtymguly'nin yaratıcı mirasının modern dünyadaki önemini vurguladı. Putin, Magtymguly Fragi'nin haklı olarak büyük bir hümanist ve Türkmen şiiri ve edebiyatının kurucusu olarak kabul edildiğini belirtti.<br />
Rusya Devlet Başkanı, Magtymguly'nin devletler ve milletler arasında adalet, eşitlik, dostluk ve iyi komşuluk hakkındaki fikirlerinin, dünyanın benzeri görülmemiş tehditler ve çatışmalarla karşı karşıya olduğu günümüzde özellikle talep gördüğünü belirtti.<br />
&nbsp;</p>

<p>İran Cumhurbaşkanı Pezeşkiyan, Magtymguly Fragi'nin maneviyat ve erdem dolu şiir ve düşüncelerinin insanlığı birleşmeye çağırdığını belirtti (Türkmen portal). Pezeşkiyan Türkmenistan ile İran’ın ilişkilerin hep iyi olduğunu vurguladı. Mahtumkulun’un da insanların birleştirmeye büyük rol oynadığını ekledi. Son olarak da Mahtumkulun’un Türkmen vatanseverliği için önemli olduğunu söyledi.</p>

<p>Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, gelecek sene tarafsızlığının 30. yıl dönümünü kutlayacak Türkmenistan'ın, dünyada güvenliğin ve istikrarın güçlendirilmesine önemli katkı yaptığını belirtti.</p>

<p>Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, büyük Türkmen şairi ve düşünürü Mahtumkulu Firaki'nin eserlerinin özünde "Dünyayı iyilik, dostluk, yardımlaşma, şefkat ve insanlık kurtaracak" düşüncesinin bulunduğunu belirtti. Ek olarak da Mahtumkulun’un dayanışma konusunda önemli bir fikir adamı olduğunu ifade etti.<br />
Forum öncesi Eski Cumhurbaşkanı Gurbangullu Bedirmuhammedov ve birçok bakan ve devlet adamları ile öğrenciler, Avrupalı delegasyonlar Maktumkulu anıtına gül bıraktı.</p>

<p>Kırgızistan Cumhurbaşkanı Japarov ise Cengiz Aytmatov’un Ulu Türkmen şairi hakkında söylediği sözleri hatırlattı. Cengiz Aytmatov bizlerin Mahtumukulu’un izinden gitmemiz gerektiğini söyledi. Mahtumkulu Firaki'nin öğretileri bize hoşgörü, hümanizmi ve iş birliğinin gerekliliğini hatırlatıyor” dedi.</p>

<p><br />
Ermenistan Cumhurbaşkanı Mahtumkulu’nun barış mesajını vurguladı.</p>

<p>Öğleden sonra Türk Devletleri Teşkilatı genel sekreteri Ömüraliyev ve Belçika’dan gelen delegasyon Derya Soysal, Olivier Arifon ve Alberto Turkstra&nbsp; Mahtumkulu hakkında bir konuşma yaptı.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="Magtymguly Pyragy" src="https://www.belturkhaber.be/public/images/detay/Magtymguly-Pyragy_an%C4%B1t%C4%B1_deryasosysal.jpg" style="float:left; height:640px; width:373px" />Mahtumkulu Firaki Kimdir?</p>

<p>Magtymguly Pyragy (1724-1807), 18. yüzyılın önemli bir Türkmen düşünürü ve şairidir ve dünya şiirinin tarihinde büyük bir yere sahiptir. Şiir hayatına çok genç yaşta başlamıştır. Nuryagdyyeva.G (2023), Magtymguly Pyragy hakkında şunları yazar: “O, kelimelerin gücü ve mucizesiyle şiir dünyasında hüküm süren büyük bir düşünür ve şairdir.” Magtymguly'nin şiirleri birçok dile çevrilmiştir (Gulgeldiyeva, 2023). Ataniyazova &amp; Jeyhunov (2024), onun ulusal kimlik ve eğitimin önemli bir figürü olduğunu yazar. Filozoflar, Makhtumkuli'nin rolünü genç neslin eğitiminde bir "model okul" ve hayatın önemli sorularına rehberlik eden bir "manevi doktor" olarak değerlendirirler.</p>

<p>Magtymguly, Türkmen edebiyatı tarihinde altın bir yere sahip bir şairdir. Bu konuda Orazdurdiyevna, Vepayevna &amp; Maksadovna (2023) şunları yazar: "Magtymguly, Türkmen yazılı edebiyatını oluşturan ve edebi biçimi, Türkmen halkının tarihsel ve ulusal bilincinin güçlü bir sembolü haline gelen Türkmen edebiyatının en büyük temsilcisidir."</p>

<p>Bu şairin ana temaları cesaret, vatanseverlik, ruhun saflığı, doğa sevgisi, merhamet, saygı, nezaket, bilgelik, hümanizm gibi konuları içerir (Nuryagdyyeva, 2023). Şiirlerini halka açık yerlerde okur ve insanları en iyi olmaya, kahraman ve onurlu olmaya teşvik ederdi. Türkmen dilini en yüksek seviyeye çıkardığı göz önüne alındığında, Türkmenistan'ın bağımsızlığı sırasında çok önemli bir sembol olmuştur. Gerçekten de bu şair, Türkmenlerin birliğini savunmuştur.</p>

<p>Türkmenistan Cumhurbaşkanı Serdar Berdimuhamedov şöyle demiştir: "Doğunun büyük düşünürü ve bilgesi Magtymguly Pyragy, derin bilge mısralarıyla halkın kalbinde sonsuz bir yer edinmiştir. Pyragy'nin eserleri, hümanizmi, dürüstlüğü ve birliği teşvik eden, tüm insanlık için paha biçilmez değerlerdir. Kelimelerin büyük ustası Magtymguly Pyragy'nin yaratıcılığı, tüm zamanlar için değerli bir manevi ve ahlaki okuldur."</p>

<p>O, Türkmen vatanseverliği için önemli bir yazardır ve bu, “Türkmeniň”, “Türkmen binasy”, “Depe nedir, düz nedir”, “Gerekdir”, “Ýigide”, “Ykrarsyz ärden” gibi şiirlerinde görülmektedir. Şiirlerinde Türkmenlerin ne kadar cesur, korkusuz, kahraman ve sadık olduklarını anlatır. Örneğin, “Türkmeniň” şiirinde:</p>

<p>“Süleýman, Rüstem-u Zal, Jemşit oňa bolmuş geda,<br />
Günde ýüz müň salsa leşger, degmez şanyň belasy.”<br />
Burada, Türkmen ordusunun yenilmez olduğunu anlatır. Gerçekte, Magtymguly vatanını çok sever ve onu en yüksek seviyelere çıkarmaya çalışır. Bu nedenle şairin dileği her zaman Türkmenlerin vatanlarını olabildiğince sevmeleri ve onu sadakatle korumalarıdır.</p>

<p>“Aýrylma” adlı şiirinde Türkmenlere, hiçbir koşulda vatanlarından ayrılmamalarını öğütler:</p>

<p>Mestana ýörinçäň gaýry ýurdunda,<br />
Önüp-ösen öz ýurduňdan aýrylma.<br />
Magrur käkilik deý nebsiň ugrunda<br />
Dama düşüp, ganatyňdan aýrylma.</p>

<p>Bu şair her zaman Türkmen vatanının birliğini savunmuştur ve bu, "Türkmeniň" adlı şiirin şu dizelerinde okunabilir:</p>

<p>Bir suprada taýýar kylynsa aşlar,<br />
Göteriler ol ykbaly türkmeniň…<br />
"Eğer yemekler tek bir tepside hazırsa, bu Türkmenlerin kaderini yükseltecektir."<br />
Buradaki tek tepsi, sofra hazırlığı metaforu aracılığıyla Türkmen birliğine duyulan ihtiyacı ifade etmektedir. Türkmen devletinin sonsuz olmasını ister, bu dizelerde görüldüğü gibi:</p>

<p>“Hor galmasyn puştdan-puştum<br />
Berkarar döwlet istärin.”<br />
"Soyum aşağılanmasın, sonsuz bir devlet isterim."</p>

<p><br />
Türkmenistan dışında, o, Türk dünyası için önemli bir şairdir. TURKSOY, 2024 yılını düşünür, filozof ve şair Magtymguly Pyragy'yi anma yılı ilan etmiştir (Turksoy, 2024). Bu bağlamda, başta Türkmenistan ve Türkiye olmak üzere, Türk dünyasında ve dünya çapındaki kültürel, sanatsal ve siyasi merkezlerde Magtymguly Pyragy adına çeşitli etkinlikler düzenlenecektir.</p>

<p>Ayrıca, 25 Mart 2024 tarihinde ABD'nin New York şehrinde Birleşmiş Milletler genel merkezinde Magtymguly Pyragy için bir anma etkinliği düzenlenmiştir. Etkinlik, TURKSOY ve Birleşmiş Milletler Nezdinde Türkmenistan Daimi Temsilciliği tarafından UNESCO işbirliği ile düzenlenmiştir. Etkinlik, "Magtymguly Pyragy'nin Doğumunun 300. Yılında Barış Yolu" olarak adlandırılmıştır.</p>

<p><br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Magtymguly Pyragy'nin şiirlerine Batı Avrupa'da da büyük ilgi gösterilmektedir. Magtymguly'nin şiirlerinin Batı diline yapılan en eski çevirisi, 1879 yılında Oryantalist H. Wamberi (1832-1913) tarafından yapılmış olup, ilk İngilizce çeviri Yusuf Azemu tarafından 1995 yılında yayımlanmıştır. Macar oryantalist H. Wamberi (1832-1913) tarafından yapılan 41 şiirin Almanca çevirisi, 1879 yılında Leipzig'de "Journal of the German Oriental Society" dergisinde yayımlanmıştır. Şiirlerinin bazıları ise önce İspanyolcaya, ardından Almancaya çevrilmiştir (Gulgeldiyeva, 2023).<br />
Bu şair, Orta Asya'nın kültürel tarihinde özellikle önemlidir. Aslında, Magtymguly bir Türkmen manevi lideri, felsefi şair ve Türkçe edebiyatının öncüsü olarak kabul edilebilir. Magtymguly, Orta Asya Hanlarının saray dili olan klasik Çağataycayı edebi bir dil olarak kullanmayı benimseyen ilk Türkmen şairlerinden biridir ve bu dile birçok Türkmen dil özelliklerini katmıştır. Onun şiirleri, Farsçadan ziyade Türk dillerinin kullanımında artış gösteren bir eğilimi yansıtır. Bu yüzden Magtymguly, Orta Asya'dan Türkiye'ye kadar Türk edebiyatı tarihinde önemli bir figürdür. Şairin üzerinde titizlikle durduğu iyilik ve kötülük kavramları, onu dünya için örnek bir şahsiyet yapmıştır.</p>

<p>Özetle, Magtymguly'nin şiirleri, çok yönlülüğü, çeşitliliği, anlam zenginliği ve sanatsal yeteneği ile öne çıkar. Şairin eserlerinde eğitim ve kadınlar da önemli bir yer tutar. Ataniyazova &amp; Jeyhunov (2024) şunu yazar: “Bilimsiz cahil bir adam bir yıl yaşar, ama okumuş bir adam bin yıl yaşar.” Bu nedenle, Magtymguly Pyragy, ister edebiyat, ister felsefe, ister insanlık açısından olsun, dünya tarihinde çok önemli bir yere sahiptir. Şairin bu konudaki tavrı: “Bir ýaman söz ýürek bular, Ýagşyny älem arzuwlar.” Yani “Kötü bir söz kalbi rahatsız eder, herkes iyiliği arzular.” Magtymguly, “Magtymguly, özüň düzetgil, Özüňi sen özgelere göz etgil” diyerek, “Öncelikle kendini düzelt, kendini başkalarına örnek et” derken insanları en iyi olmaya çağırır. Bu dizedeki mesaj, kişinin kendini eleştirmesi ve ruhunu iyileştirmeye davettir. Dolayısıyla yazara göre, kişisel sorumluluk ve kendini düzeltmek, toplumun ve milletin iyileşmesinin temelleridir.</p>

<p><br />
BIBLIOGRAPHY</p>

<p><br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;<br />
Abdyllayev, O.&nbsp; (2024). Mahtumkulu'nun şiirlerinde iyi ve kötü kavramları. Folklor Akademi Dergisi, 7(Özel), 100-107.&nbsp;&nbsp; &nbsp;</p>

<p>Ataniyazova, B., &amp; Jeyhunov, A. J. (2024). EDUCATIONAL IMPORTANCE OF MORAL VALUES IN THE WORKS OF MAGTYMGULY PYRAGY. Вопросы науки и образования, (4 (176)), 63-68.</p>

<p>Bugrayeva, O., &amp; Geldiyeva, A. (2024). THE IDEA OF PATRIOTISMIN THE POEMS OF MAGTYMGULY PYRAGY. Вестник науки, 2(4 (73)), 449-452.</p>

<p>Dinç, S. (2021). Mahtumkulu’nun şiirlerinde çağatayca unsurlar. O ‘ZBEKIST, 28.</p>

<p>Gulgeldiyeva, G. A. (2023). MAGTYMGULY PYRAGY–A PERSON OF WORLD IMPORTANCE!. Инновационная наука, (12-2), 240-241.&nbsp;&nbsp; &nbsp;<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;</p>

<p><br />
Myradova, K., &amp; Nuryagdyyeva, D. (2023). MAGTYMGULY PYRAGY-A PROUD OF TURKMEN PEOPLE. Символ науки, (4-2), 215-217.<br />
&nbsp;&nbsp; &nbsp;<br />
Nuryadyyeva, G. (2023). THE UNQUENCHABLE CREATIVITY OF MAGTYMGULY PYRAGY. Символ науки, (5-1), 170-172.</p>

<p>Омирова, Л. (2023). Универсальная философия Махтумкули Фраги:(The secular philosophy of Magtymguly Pyragy). Müqayisəli Ədəbiyyatşünaslıq/Comparative Literature, (1).</p>

<p>Orazdurdiyevna, N. K., Vepayevna, M. G., &amp; Maksadovna, O. A. (2023). IMPROVING STUDENTS’COMMUNICATION SKILLS THROUGH MAGTYMGULY FIRAGI’S POEMS. НАУЧНЫЙ ЖУРНАЛ «IN SITU», 75.</p>

<p>Osmanli, I. (2020). Magtymguly Pyragy and Alishir Navoi. Müqayisəli Ədəbiyyatşünaslıq/Comparative Literature, (01).</p>

<p>https://turkmenportal.com/en/blog/83507/vladimir-putin-spoke-at-an-international-forum-in-turkmenistan-dedicated-to-the-300th-anniversary-of-magtymguly-fragi#google_vignette</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 13 Oct 2024 12:15:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2025/02/derya-soysal-1738663003.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mühür artık Süleyman da!!!</title>
                <category>Şükrü Sağlam</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/muhur-artik-suleyman-da-291</link>
                <author>saglamsukru1@hotmail.com (Şükrü Sağlam)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/muhur-artik-suleyman-da-291</guid>
                <description><![CDATA[Mühür artık Süleyman da!!!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<div>
<div>
<div>
<div>
<div>
<div style="text-align:start">Yarın 13 Ekim Belçika genelinde yerel yönetim seçimleri yapılacak.<br />
6 yıl boyunca bizim adımıza seçip yerel meclislere göndereceğimiz temsilcilerimizi seçeceğiz. Yerel meclislerde sokakların güvenliğinden, temizliğine, spor tesislerinden, kültürel aktivitelere, Ana okullarından eğitim kurumlarına kadar hayatımızın her anını bizim adımıza düzenleyip, takip edecek temsilcileri seçeceğiz.<br />
Halk adına halkı yönetmeye talip olanların aylarca yaptığı seçim kampanyalarını yakinen takip edip, notlar alıyoruz.<br />
Gün geldi hesap günü çattı. Şimdi söz Milletin!!!<br />
Belçikalı Türk seçmenlerin bu demokrasi bayramında mutlaka sandığa gidip, gönlünde yatan aslana mühürü vurması geleceğimiz adına önemlidir.<br />
Demokrasi sandıkta tecelli eder.<br />
Bizi geçtiğimiz dönemde yönetsinler diye oy verdiklerimizin yarın karne günü. İyi çalışanların ödül, çalışmayıp, yan gelip yatanların ve kamu malını yandaşlarına ulefe gibi dağıtanların oy verilmeyerek cezalandırılacağı adil ve demokratik bir seçim.<br />
Takke düşecek kel görünecek.<br />
Balkonlara, evlerin pencerelerine,kahvehanelere afiş asmak yetecek mi?<br />
Rakip adayların afişlerini yırtmak, rakip adayların afişlerini asan esnafı tehdit etmek, yada ona kızıp, küsmek size fazladan oy getirecek mi?<br />
Seçimden seçime pazar yerlerinde el ilanı dağıtmak size yetecek mi?<br />
Tik-Tok ta video çekip oy istemek sahi size kaç oy getirir?<br />
Seçimden seçime Cuma Namazına gelip, eşe dosta görünmek oy almanıza yetecek mi?<br />
Son Dakika'da seçilememe kaygısı ile tüm imdat butonlarına basmak sizi kurtaracak mı?<br />
Son dakika da seçmenleri hatırlayanlar!!!<br />
Mühür artık Süleyman da!<br />
Süleyman yarın en güzel hakem!!!<br />
Hadi herkese hayırlı seçimler...</div>
</div>

<div>
<div style="text-align:start">&nbsp;</div>
</div>
</div>
</div>
</div>
</div>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 12 Oct 2024 18:43:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2025/05/sukru-saglam-1748531147.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KENDİM ETTİM KENDİM BULDUM</title>
                <category>Sait Özdemir</category>
                <link>https://belturkhaber.be/makale/kendim-ettim-kendim-buldum-290</link>
                <author>saitozdemir.pskdan@gmail.com (Sait Özdemir)</author>
                <guid>https://belturkhaber.be/makale/kendim-ettim-kendim-buldum-290</guid>
                <description><![CDATA[KENDİM ETTİM KENDİM BULDUM]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hayatta en acıklı şey, bir insanın problemin kendinden kaynaklandığını görememesidir." der,Carl Gustav Jung<br />
Makedonyalı Büyük İskender,&nbsp; hiçbir kusuru konusunda kendisini uyarmayan vezirine; "Sana ihtiyacım yok" der. Veziri ise niçin dediğinde; "Çünkü ben de bir insanım, sen bu süre zarfında benim tek bir hatama bile rastlamadın ise cahilsin demektir, kusurlarımı gördün de ört bas ettiysen, o zaman da hainsin demektir." demiştir.<br />
Eleştiri;"Bir insanı, bir konuyu ya da bir olayı doğru ve yanlış yönlerini bulmak amacı ile inceleme" olarak tarif edilebilir.<br />
"Kişinin kendisine ilişkin yargısı ya da kendisini eleştirmesi öz eleştiri" olarak tarif edilir.<br />
Netice olarak bir insanın öz eleştiri yapabilmesi için, her şeyden önce &nbsp;&nbsp;ön yargılarından ve kalıp yargılarından arınarak davranışlarını sorgulaması gerekir.<br />
Böyle bir sorgulama da ancak bilgi, bilinç ve irade sahibi insanlar için söz konusudur.<br />
Genellikle insanlar, başkalarını eleştirdikleri kadar, kendilerini sorgulamazlar,.Öz eleştiride bulunmazlar, bulunmak da istemezler.Ancak söz konusu başkası olunca&nbsp; gördükleri kusurları, bazen subjektif bir bakışla, bazen de abartarak tenkit etmekten de geri durmazlar.<br />
Buna karşılık kendi hatalarını, kusurlarını, cehaletlerini görmemezlikten gelirler.<br />
Atalarımızın “Kendi gözündeki merteği görmez de elin gözündeki çöpü görür” sözü de bu düşünce ve davranış tarzını ifade eder.<br />
Öz eleştiri &nbsp;insanın objektif bir bakışla kendini &nbsp;değerlendirmesi; hatalarına karşı ilkeli, açık ve dürüst bir tavır takınmasıdır.<br />
Kişinin &nbsp;kendisiyle yüzleşmesi; olumlu-olumsuz, doğru-yanlış, iyi-kötü&nbsp; davranışlarını &nbsp;ayrı ayrı sorgulaması,&nbsp; tespit ettiği hatalarını ve eksikliklerini gözden geçirmesi ile mümkündür. &nbsp;&nbsp; Bilmeyen kişi &nbsp;soramaz ve sorgulayamaz; sormayan ve &nbsp;sorgulayamayan da kusurlarını göremez ve bilemez.<br />
İnsan, &nbsp;ancak kendini sorguladığında pişmanlık duyacağı işleri ve davranışları fark eder ve anlar.<br />
İşte o zaman insan, “Ben nerede hata ettim!” veya&nbsp; “Kendim ettim, kendim buldum” deme cesaretini kendinde bulur.&nbsp;<br />
Etrafınıza bir bakın. çoğu tartışma, anlayış veya empati eksikliğinden değil, insanın bile bile yanlışa yapışmasından, hatalarını koruma arzusundan, “Belki de hata bendedir” itirafını yapamamasından kaynaklanlanıyor dur.<br />
Kalın Sağlıcakla<br />
Sait ÖZDEMİR<br />
Uzman Psikolojik Danışman</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 07 Oct 2024 12:45:43 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://belturkhaber.be/images/kullanicilar/2023/05/sait-ozdemir-1684421039.jpg"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
