Öyle kolay ki, kırıp dökmek. Düşünmeden hareket etmek. Bir anlık merkezde olma isteğiyle kimsenin gözünün yaşına bakmadan yargılamak...
Ağızdan bir kere çıkınca, geri çekmesi de zor ve öylece kırıp döktüğüyle kalıyor.
İnsanlar artık sadece ben merkezli olmuş diyenler olduğunda ilk ben itiraz ediyorum genelde. Kadın kadını eziyor dediklerinde yine ilk ben yok öyle değil deyip farklı örnekleri masaya yatırıyorum.
Ama öyle bir gün geliyor, haklısın galiba demekten başka çare kalmıyor. En yakın hissettiğin birisi bir şey söylüyor ve hak verdiriyor söylenenlere. Sonra aradan biraz zaman geçiyor ve yeniden olumsuz örneklerle yüzleşmek zorunda kalıyorsun.
Bir etkinlikte birer soru yöneltmişlerdi ve o soru doğrultusunda cevap veriyorduk. Ben çok konuşmaya gerek yok, günümüzde hala, ezilen kadınlarımızın sesi olmaya çalışıyorum ve yazdığım bir şiiri okumak istiyorum diyerek şiir okumuştum. Diğerleri ise yönelen sorulara göre cevap vermişlerdi. Mobing sorunu ve eğitim sistemindeki ikinci sınıf muamelesi ele alınırken sen yapamazsınların insanı yapmaya nasıl teşfik ettiğinin örneklerini dinlemiştik.
Sonra birinin söylediği söz, hikayesini anlatanların buz kesmesini sağlamıştı.
"Ben öyle ajitasyon yapmayacağım" sözlerini kullanarak bütün söylenenleri ve kadınların yaşanmışlıklarını yargılayıcı tavırla hiçe sayması yaptığı mesleğe aykırı olsada, söz ağızdan çıkmıştı bir kere.
İçimden, bari bugün bunu demeseydi iyiydi desede, engel değildi salona yayılan negatif enerjiye.
İşin en garip tarafı ise, hikayesine devam ettikçe, bir an ağladığı günleri anlatmasıydı.
"Madem ajitasyona yer yoktu, peki neden ağlıyor bu şimdi." diye masada oturan kadından kulağıma yanıt geldi. Bazen insanların düşünmeden bir söz söyleyip bir daha toparlayamadığı anlar oluyor işte.
"Allah boşuna bir ağız iki kulak vermemiş, bir konuş iki dinlemenin ne kadar önemli olduğu mesajını verdi." deyip yumuşatmaya çalıştım. Birazdan bunun hesabını soracağım gibi bir söz daha mırıldanmıştı masadaki arkadaşlardan biri.
Birikmiş kırgınlıkların ne kadar kırılgan olduğunun göstergesiydi bu an.
Ağızdan çıkanın kulağın duymasından ziyade, beyin'in sık dokuyup, ince elemesi kadar önemlisi yok.
Eskiler ne kadar doğru bir söz söylemişler. Bu günlerde sadece kırıp dökenler var gibi ve bu çok üzücü...
Ben üzgünüm.
Nerkiz Şahin
Yorum Yazın
Facebook Yorum