SılaTour 970x90
SılaTour
Muhammed Özdemir

Muhammed Özdemir

Mail: [email protected]

Sebebe binaen

Sebebe binaen

Evrende hiçbir şey tesadüfü değildir. Tevafuk olmayan bir zerre dahi bulamazsınız. Allah (cc) yarattığı şeylerde bir sebep arzulamış ve bunun için vesileler yaratmıştır. Eğer bir sonuçla karşı karşıysak elbette bir sebebi vardır. Allahın arzuladığı sebebe vesile olan bir olay, durum yada şahıslar herzaman mevzu bahistir. Allah’u teala yeryüzünde halifeler yaratacağını meleklerine anlattığında! melekler bunun hikmetini anlayamayarak Allah’a (cc) yeryüzünde fesat çıkaracak, kan dökecek insanımı halife kılacaksın diye sormuşlardı. Bir zamanlar Rabb’in meleklere:”Ben yeryüzünde bir halife yaratacağım” demişti. (melekler) “Orada bozgunculuk yapacak  ve kan dökecek birisini mi yaratacaksın? Oysa biz seni överek tesbih ediyor ve seni takdis ediyoruz” dediler. (Rabb’in):”Ben sizin bilmediklerinizi bilirim.” Dedi bakara suresi 30

Bu ayete bakarak Allah’in (cc)  insanı yeryüzüne inmesi için yarattığını anlıyoruz. Lakin  bir fırsat sunularak Cennet de yaşama hakkı verildiğini, oradaki sayılamayacak türlü türlü helal nimetlerin insana bahşedildiğini görüyoruz. Allah teala Hz Adem ve Havva yı direk olarak insan yaşamı için çok zor ve zorlayıcı olan Dünyaya göndermeden evvel . İlk insan Hz Adem ve onun nurlu eşi annemiz hz Havva nın bu sayılamayacak kadar çok olan nimetlerden yiyip içmelerini ve Cennette gezip dolaşmalarını söyleyen Hz Mevla sadece bir tek haramla onları sorumlu tutmuştur. Sayılamayacak helal nimetler bir yana tek bir yasak meyva bir yana. İslam kaynaklarında Hz Ademin yaratılışı ve İblisin duyduğu düşmanlık açıkca bildirilmiştir. Bu mücadele aklı ve nefsi olan birisi topraktan diğeri ateşten yaratılmış iki tür arasındadır. Lakin yaratılıştaki ve Allah’ın (cc) nazarındaki üstünlük İnsana verilince İblis oyunbozanlık etmiş ve Rabbine asi olmuş bundan dolayı Rabbinin yücelttiği kulu insanı alçaltmaya söz vermiş ve bu planını gerçekleştirmek için Allah (cc) tan süre istemiş ve Allah (cc) kıyamet vaktine kadara İblise ömür ve süre tanımıştır. Tüm olabilecek fitnelere karşı Allah (cc) hz Ademi ve eşi Hz Havva’ yı uyarmış ve şeytanın vesveselerinden sakınmalarını istemiştir. Taha suresi 115 ila 128. Ayetleri arasında bu olay anlatılmış ve İblisin Hz Adem ve eşi Hz Havvayı algı operasyonu yaparak yasak  meyveyi sonsuzluk ve ölümsüzlük ağacı olarak tanıtması ve kandırması sonucu o meyveden tattırdığını bizlere bildirmiştir. Şeytanın algı operasyonları sonucunda Hz Adem aldığı emri unutarak yasak meyveye tenezzül etmiş lakin bu halinde bir isyan hasıl olmamıştır. Yani bilerek ve isteyerek Rabb’inin emrine isyan ederek büyük bir günaha girmemiştir.

Aksi bir durum peygamberlik sıfatlarına ters olacaktır. Değilse aç açıkta, çıplak ve korumasız kalacağı uyarısı kendisine yapıldığı halde bilerek isteyerek isyankar bir tavır takınmadığı aşikardır. İblis onları kandırabilmek için Cennetin kapısına yanaşıp yemin ederek bu ağacın ölümsüzlük meyvesi olduğu vesvesesini vermiştir. (araf  suresi 20,21)  ayetleri bu konuyu açıklamaktadır. Yasak meyveden tadar tatmaz avret yerlerinin görünüvermesi ve duydukları derin hüzün ve korku gözlerden kaçmaz. Bu derin üzüntü aslında bir tevbedir.Tevbe halinden sonra Allah (cc) Hz Ademi ve eşini yeryüzünün farklı yerlerine göndermiş ve onları çetin bir sınava tabi tutmuş dur. Uzun süren pişmanlık ve tevbelerden  sonra onların tevbesini kabul eden yüce yaratıcı  Hz Adem’i ilk peygamber olarak görevlendirmişdir. İşte bu andan sonra Dünyadaki çetin mücadele ete kemiğe bürünmüştür. Eğer Allah’ın gönderdiği kutsal kitaba ve peygamberlerine uyar şeytanın ayak izlerini takip etmez isek tekrar Cennete dönüş hakkını kazanabileceğiz. Aksi bir durum pek çetin Cehennem azabından başka bir şey değildir. İlahi emrin muhatabı olmak anca aklın varlığıyla mümkündür işte bu yüzden mevla aklı korumayı bize kati emirlerle bildirmiş, aklı örtecek herşeyi de yasak etmiştir. Unutarak işlenen günahlardan kulunu suçlamayan Allah (cc) bilerek ve isteyerek sarhoş olan kullarının sarhoşken yapacakları her türlü günahtan dolayı ise sorumlu tutmuştur. İnsan yaratılış gayesini ve yaratanını  anca akıl ve nakil yoluyla kavrayabilir.

Kaldı ki İblis kendine has teknikler geliştirerek Hz Adem ve Hz Havva annemizi akılları başlarındayken yemin ederek vesvesler vererek onların Allahtan aldıkları emri unutturmuştur. Eğer bizler aklımızı kullanmaz veya aklımızı örtecek maddelere tevessül edecek olursak Allah muhafaza ortaya çıkacak yıkım tahmin edilemeyecek boyutlarda olacaktır. Burada ve gelecek yazılarımızda akıl ve akılcılık yoluyla İslami Manevi Danışmanlık alanında Allah’ın bize nasip ettiği oranda sizlere bilgi vermeye çalışacağız. Tabi bunu yaparken tıp ilminden, antik çağ ve yeni çağ filozoflarından yer yer alıntılarda yapacağız ve tarih boyu akıl, evren, tanrı, şeytan algısı nasıl olmuş. Bu algılar tedavi edicimi olmuş yoksa ifsatmı daha öne çıkmış varsayımlarda bulunacağız. Fakat  tedavi edici olan tek kaynak İslam ana kaynağımız İslam olacaktır. İnsanlığın son yüzyılda sadece batı’lı ve batıl kaynaklardan yararlanıp İslamı göz ardı etmeleri sonucu tıp ilmi de tek başına çözüm noktasında etkili olamamışdır. Günümüz bilim adamları insanı salt kan, kemik ve sinir sistemi olarak ele almışlar ve bu tezlerini desteklemek için akla hayale gelemeyecek deneyler yaparak insanı tanımaya çalışmıştır. Fakat geldiğimiz noktada tek taraflı materyelist felsefe aracılığıyla insanı tam manasıyla tanımlayamayan Bilim bir öteki alanın varlığına yönelmek zorunda kalmaya başlamıştır. Lakin bu yöneliş vahyin nurundan uzak olduğu için başka bir çöküşe ve hatalar silsilesine sebep olabilecek niteliktedir.

İşte tamda burada İslami Ruhi Manevi Danışmanlık ve Rehberlik alanında çalışmaların yapılması kaçınılmaz olmuştur. Lakin bu yeni alan tam manasıyla tanınmadığı için yanlış anlaşılmaya da müsait bir durumdadır. Bilhassa İslam toplumunda psikiyatr desteği yeterli görülmeyip Allah’a sığınmayı tercih eden insanımız kendini küfre götürüp tamda iblisin arzuladığı tuzağa düşebilmektedir. Neredeyse her köşe başında peydahlanan cinci, üfürükçü modelleri Allah rızası için dua edebilecek gerçek alimlerinde yalanlanmasına sebep olmakta ve sorun kar topu etkisiyle büyümektedir. İşte tamda burada hem modern tıbbi yöntemler ve İslami koruma kalkanı olan Kuranla insanımızı mutmain edecek Manevi Rehberlere ihtiyaç kaçınılmaz olmuştur. Kaybedebilecek neslimiz ve vaktimiz kalmamıştır. Aklın ve Ruhun takıldığı yerde problemlerin temelinde yatan sebep ve sonuç ilişkilerinin Ruh göz ardı edilerek, tek ve görünen bedenden oluşan bir yaratıkmışız gibi sadece fiziksel sebepler aramak yeterli çözüm sunmamaktadır.

Bizim uzmanlık alanımız İslamın yardımıyla sosyal ve psikolojik problemlere bakış açısı sunarken nelerden kaçmamız gerektiği noktasında da fikir sahibi olmaya yardımcı olacaktır. Zira  toplumumuzda Cincilik olarak ta bilinen olgu kanayan bir yaradır ve bu dal bundan uzak bir alandır. Lakin cinlerin ve şeytanların vesveselerine karşı nasıl savunma yapabilaceğimizin cevabıda bu alanın olmazsa olmaz unsurudur. Bu İlmin gayesi olayların temelinde yatan sebepleri irdelemek ve sonuca etkilerini gördükten sonra Kur’an ve Sünnet ışığında ve modern tıptan faydalanarak tavsiyeler sunmaktır. Zira herşeyin bir sebebi vardır ve bu sebebe taalluk eden vesileler mevcuttur. Gelecek yazılarımızda madde bağımlılığı ve sarhoşluk veren maddelerin tehlikeleri. Modern tıpta uygulanan psikolojik yöntemler, Allah’ın (cc) akla verdiği önem ve aklın korunması gerekliliği gibi konuları ele almaya devam ederek sizlere yeni ufuklar açmaya çalışacağız.Tabi sizden gelecek olan sorularda yazılarımızın içeriği hakkında yön verebilir. Bu yüzden bizimle etkileşime geçmenizi ve soru veya önerilerinizi bizden esirgememenizi sizden rica ediyorum.

Yorum Yazın