Geri Dönüşümden Tasarıma
Geçen yıl 4 mevsim demiştik, bu yıl çok daha farklı bir çalışmayla yine moda müzesini renklendirdik.
MoMu 2026 projesi, kadınların hayatlarında iz bırakan erkeklere ait giysilerin yeniden yorumlanması üzerine kurguladık diyebilirim. Baba, eş, oğul, damat, amca, dayı ya da bir dosttan alınan giysiler; kadınların yaratıcılığı, el işçiliği ve geleneksel Türk motifleriyle yeni bir kimliğe dönüştürüldü. Sonra da bir defile ile kreasyonları tanıttık.
Projenin çıkış noktası, geçmiş ve günümüz kadınının toplum içindeki görünürlüğü üzerine bir sorgulamaya dayanıyor biraz da.
Müze salonlarında karşılaştığımız kadın portreleri, geçmişte kadının çoğu zaman yaşadığı mekânla bütünleşmiş bir figür olarak temsil edildiğini gösteriyordu. Günümüzde ise kadın kamusal alanda daha görünür olsa da, kendi kimliğini başkalarının dünyası içinde yeniden tanımlama zorunluluğuyla karşı karşıya kaldığını gösteriyor.
Bizim projemizde kadın, yeniden merkeze yerleştiriliyor diyebiliriz.
Erkeğe ait bir giysi, kadın tarafından dönüştürülerek yalnızca yeni bir kıyafete değil; kişisel hafızanın, kültürel mirasın ve kadın kimliğinin ifadesine dönüşmesini dikkate aldık. Böylece geçmişe ait bir parça, bu zamana ait bir tasarım dili içerisinde yeniden hayat buldu.
Benim tasarımımda bu dönüşümün içinde sahne sanatlarıyla özdeşleşen kırmızı bir ceket üzerinden gerçekleşti.
Birazda ilk adımların atıldığında ve yeni projenin gerçekleşmesinin ana fikri Brükselde doğdu.
Brüksel’in renkli isimlerinden Ali Bağseven’in bağışladığı kırmızı ceket, Ülkü Dursun için özel olarak yeniden tasarlandı. Siyah dantel, kadife ve kravat detaylarının birleşimiyle erkek giysisi, kadın bedeninde yeni bir forma kavuştu. Kendim için damadın gömleğinden bir elbise uyarladım. Kadınlardan iş tulumu, pardesü, üçlü takım gibi seçimler olmuştu. Kimi pazen ekledi, kimi tül, kimi de iğne oyası.
Çünkü bu çalışma aynı zamanda sürdürülebilirliğe de dikkat çekiyor. Kullanılmış bir giysinin yeniden değerlendirilmesiyle yalnızca fiziksel bir dönüşüm değil, giysinin taşıdığı hafızanın da korunmasını amaçladık.
Türk el sanatları, motifleri ve geleneksel dokular ise bu dönüşümün kültürel katmanını oluşturdu.
Sonuçta ortaya çıkan her tasarım, geçmişten gelen bir nesnenin yorumuydu. Her giysi bir anıyı taşıdı ve her kadın o anıya kendi kimliğini ekledi.
Bu proje, bir giysiyi yeniden tasarlamaktan çok daha fazlasını anlatıyor böylece.
Geçmişi koruyarak, kendi hikâyeni yaratmak ve kadını kendi merkezine yerleştirmeyi anlattı.
Mesele geçmişi değiştirmek değildi, ona yeni bir anlam kazandırmaktı...
Nerkiz Şahin
Geri Dönüşümden Tasarıma






















Yorum Yazın
Facebook Yorum